Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
metis söyleşiler
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
Bu yazıyı bir arkadaşınıza
göndermek için

Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
 Aron Aji:
"Çeviride edebi ustalık"
Murat Uyurkulak, Milliyet Sanat, Aralık 2004
Aron Aji ile ABD’deki edebiyat ortamını, Doğu-Batı edebiyatları arasındaki ilişkileri ve yeni projelerini konuştuk....

Bilge Karasu'nun 'Batı'nın 'Doğu'dan' genellikle beklediği "tipik şarklı" bir edebiyat olmadığı açık. Göçmüş Kediler Bahçesi'nin sizin tarafınızdan yapılan Ulusal Çeviri Ödülü’nü kazanmasını nasıl yorumluyorsunuz? Bu, Bilge Karasu'nun 'Batılı' bir yazar gibi okunmuş olmasından mı kaynaklanıyor, yoksa Türkiye, genelde de Doğu edebiyatına bakışta bir değişim anlamına mı geliyor? Eğer böyle bir değişim varsa, 11 Eylül'ün ve Doğu ülkelerine yönelik son dönemdeki savaşların bir etkisi söz konusu mu?

Batılı/Şarklı tiplemelerinin ne kadar kısır ve yanıltıcı olduğunu biz yıllardır biliyoruz; 11 Eylül ve ertesindeki savaşlar belki de bu önyargıların bir o kadar da ezici ve yıkıcı olabileceğini gösteriyor. Bu durum Batı’da, özellikle aydınlar arasında daha iyi biliniyor bugün. Edebiyat alışverişinin de canlılık kazandığı söylenebilir. Fakat Batı dış dünyaya hala yeterince açık değil. Çevirdiğim iki Karasu eserini de bekledikleri kadar egzotik bulmayıp geri çeviren yayınevleri oldu. Aynı zamanda da, o eserlerin özgün olduğuna, edebi değerlerine inanan, Batı’nın şarklı klişelerine karşı koyan niteliklerini görebilen yayıncılar da çıktı. Bir yazar, “tipik şarklı” değilse, onun otomatikman Batılı olarak görüldüğünü de varsaymamalı. Karasu’nun eserlerinde çok önemli sentezler var. Örneğin, Türk dilinin şiirselliğine bağlı olduğu kadar, Batı ‘genre’larıyla deneysel, dinamik oyunlar oynayan bir yazar; Onun kozmopolitliğini batılılık olarak görmek, Türk kültürünün kendi içinde oluşturduğu sentezleri, kozmopolit boyutları göz ardı etmek olur. Sonuçta, gerçek edebiyat eserinin kendini doğru algılayacak okurları bulacağına inanmamız gerek.

Türkiye'den yıllardır uzaktasınız, buna rağmen buradaki edebiyatı nasıl takip edebiliyorsunuz? ABD'de üretilen edebiyatla bir karşılaştırma yapabilir misiniz? Yanı sıra ABD'de yayıncılığın tam anlamıyla bir endüstri olduğunu biliyoruz. Türkiye'de de böyle bir süreç yaşanıyor. Bu noktadan da bir yorum yapabilir misiniz?

Türk edebiyatını yeterince takip edemiyorum, bu yüzden karşılaştırma yapmaktan çekiniyorum. Yayıncılığın endüstrileşmesine gelince, evet, maalesef olumsuz etkileri var. ABD’de her yıl 160 bin kitap yayınlanıyor. Bunların arasında edebi denilebilecek 5 bin kadar kitap ve bunların arasında da ufacık bir grup yabancı dilden çevrilmiş edebiyat eserleri... Bunca kitabı kimin okuduğu merak edilecek bir soru. Fakat okunmaya değer kimi kitapların bu kalabalık içinde, reklam kampanyalarının kargaşası içinde kaybolup gitmesi çok gerçek bir olasılık. Gitgide azalan özerk yayınevleri devlerin yürüttüğü bu düzen içerisinde değerli, kalıcı edebiyat eserlerini bulma çabasında. Bu konuda çok şansım oldu. Çevirdiğim Troya’da Ölüm Vardı, City Lights yayınevince, Göçmüş Kediler Bahçesi New Directions tarafından yayınlandı. Bu iki yayınevi, kitaplarını baskıda tutarak, uzun vade satışlarına dayanarak çalışıyor. Geleceğe edebiyat yatırımı yani.

Sizi Bilge Karasu çevirmeye yönelten ne oldu? Türkçe yazan en çetin yazarlardan biri olarak nitelendirilen Karasu'nun yapıtlarının İngilizce'de aynı etkiyi yaratabildiğini düşünüyor musunuz? ABD'li okur tarafından nasıl alımlandığını düşünüyorsunuz?

Basit gelecek, ama Karasu’nun kitaplarına tutuldum. O ‘çetin’ dediğiniz dil kullanımına özellikle. Çeviri yapmaya beni iten en önemli sebep, tekrar anadilimde düşünebilmek, duyabilmek arzusu. Doğal olarak ilgimi çeken yazarlar dile, dilin şiirselliğine çok düşkün olanlar. Elif Şafak, Murathan Mungan, Latife Tekin ve herkesten önce, tabii ki Bilge Karasu. Onun bir cümlesinde haftalarca kendimi kaybettiğim olur. Bu çok güzel bir kayboluş. Alın mesela, çevirmekte olduğum Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı’ndan iki sözcüklük bir girdap kuyusu: “Yaklaşmanın uzaklaştırıcılığı...” Bu nasıl çevrilebilir? Dokuz değişik versiyonum var, hala kararsızım. Türkçe ve İngilizce sentaksının bağdaşmazlığı da var. Romans dilleri arasında çevirmeye benzemiyor. Anlam yakalayayım derken müziği kaybetmek, Türkçe’de şiir gibi, su gibi akan satırları benzer akıcılıkla aktarmak hem çok zorlu hem de çok doyurucu bir uğraş. Başarıp başaramadığımın değerlendirmesi okurların.

Bundan sonrası için çevirmeyi düşündüğünüz veya çevirmekte olduğunuz yapıtlar var mı?

Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı’nı çeviriyorum. O da bitip yayınlanırsa Karasu’nun en önemli dört eseri İngilizce’de mevcut olacak. Çeviriye başladığımda bana ilk önerilen Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı idi. Hazırlanmak dokuz yıl tuttu. Umarım başarırım bu sefer.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.