Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-605-316-069-4
16x24 cm, 64 s.
Liste fiyatı: 15,00 TL
İndirimli fiyatı: 12,00 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Yan Marchand diğer kitapları
Diyojen: Köpek Adam, 2012
Martin Heidegger’in Böceği, 2012
Epikür’ün Kahkahası, 2013
Sokrates Karanlıktan Çıkıyor, 2014
Epiktetos'un Başkaldırısı, 2016
Başkan Sokrates!, 2017
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Heraklitos'un Gizemleri
Özgün adı: Les mystères d'Héraclite
Çeviri: Nesrin Demiryontan
Resimler: Donatien Mary
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Kasım 2016
2. Basım: Nisan 2017

Son derece zeki birtakım adamlar imkânsız şeyler vadetmektedir : Savaşsız barış, unutulmaz şan şöhret, ölümsüz hayat. Belki yakında kışsız yaz ve gecesiz gündüz müjdesi de verecekler. Peki ben, Heraklitos, yularından çekilip istenen yere götürülecek bir eşek miyim?

Küçük Filozoflar Dizisi, 9 - 14 yaş çocukları için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz. Heraklitos'un Gizemleri dizinin yirmi ikinci kitabı.

OKUMA PARÇASI

ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Emek Erez, "Çocukların kendini bulma yolculuğu", Gazete Duvar, 26 Oca 2017

Çocuk kitapları denilince aklıma ilk gelen serilerden birisi Metis’in “Küçük Filozoflar” dizisi. Bu diziyi sevmemin sebeplerinden birisi her ne kadar çocukların anlayabileceği dil ve üslûpla kurgulanmış felsefi hikâyeler olsa da okunduğunda büyüklere de çok şey söyleyebilecek nitelikte olmaları ve konu edilen felsefeciye dair birer giriş kitabı özelliği taşımaları.

Felsefecilerin düşüncelerini, çocuklara anlatmanın yolunu bulmuş bir seriden söz ediyoruz ki bu seri; Lao Tzu’dan, Paul Ricoeur’e, Marx’tan, Kierkegaard’a, Diyojen’den, Arendt’e kadar çok çeşitli bir yelpazeye sahip.

Küçük Filozof''ların son kitabı Heraklitos’un Gizemleri. Yan Marchand tarafından yazılan, Donation Mary tarafından resimlenen kitap, Nesrin Demiryontan tarafından Türkçeye kazandırılmış. Metin, Heraklitos felsefesinin temel noktalarını, çocukların anlayabileceği şekilde, hikâye içerisine yerleştirerek anlatmış.

Kitapta Heraklitos

Efesli Heraklitos daha küçükken sorgulayan bir çocuk olarak çıkıyor kitapta karşımıza. Olaylara bakışı, özellikle babası ile ilişkisi üzerinden anlatılmış. Yaşamı babası gibi yorumlamadığı daha kitabın başlarında ortaya çıkıyor. Babası, Artemis tapınağının çıkışında Pers müneccimlerini görünce; “Bu yabancılar sonunda bizi de kendileri gibi barbar yapacak. Onlara neden hoşgörü gösteriyoruz anlamıyorum” diyor.

Heraklitos alaycı bir dille; “Onlara karşı verdiğimiz savaşı kaybettiğimiz ve şimdi efendimiz oldukları için olmasın” derken, babası tarafından; “tebrikler oğlum bu ne vatanseverlik!” cevabıyla azarlanıyor. Kitabın ilerleyen bölümlerinde kendisinden müneccimlere saldırması istendiğinde de reddediyor Heraklitos. Çünkü ona göre; kendi rahipleri ile Persler arasında bir ayrım yok, onlara saldırırsa rahiplere de saldırması gerek.

"Kimse aynı suda iki kez yıkanamaz"

Kitabın, Heraklitos felsefesinin temel noktalarını çocukların anlayabileceği şekilde, bir anlatı sunduğundan bahsetmiştik. Herakleitos’a göre, her şey bir akış hâlindedir ve bu sürekli değişimi getirir. Kitapta filozof’un bu görüşü şöyle karşımıza çıkıyor;

“Mutlu olmalıymışım…

Nehrin akışı dikkatimi çekiyor.

Bu nehir… Bu yaşlı nehir… Akıyor… Her şey akıyor.

Kimse aynı suda iki kez yıkanmaz. Yani hem aynı yıkanıyorsun hem de yıkanmıyorsun.

Çünkü su akıyor, her şey akıyor.”

Heraklitos’un öğretisi devamlı bir “oluş” fikri sunuyor, nehir akar aktığı için değişir ve aynı kalmaz çünkü akıp giden su artık başka bir nehre dönüşmüştür. Bu “oluş” içerisinde hiçbir şey aynı kalmaz bu nedenle de evren devamlı olarak bir “oluş” içerisindedir.

Gördüğümüz herhangi bir şeyi, bir daha aynı gördüğümüzü sanmamız bir yanılsamadır. Bu anlamda kitap onun felsefesini öykü içerisine yerleştirerek ve buna görselleri de ekleyerek çocukların Heraklitos’un felsefesini rahatlıkla anlayabilecekleri bir dil ortaya çıkarmış.

"Karşıtların Birliği ve Savaşı"

Heraklitos felsefesinin bir diğer öğretisi “karşıtların birliği ve savaşı”dır. Bu anlayışa göre, eğer bir “oluş”tan söz edeceksek onun zorunlu koşulu karşıtların savaşıdır. Bu savaş olmasaydı hiçbir “oluş”tan söz edemezdik. Bu nedenle evren bu karşıtlıkların savaşının meydana getirdiği uyumdur.

“Heraklitos’un Gizemleri”nde küçük Heraklitos’un söylediği gibi;

“Onlara yanan her şeyin aynı zamanda söndüğünü, her çıkışın bir inişi olduğunu söylemeliyim: Zenginliğin iflası mümkün kıldığını ve savaşla barışın bir olduğunu; ölen kocaya gelince, onun ölümünden binlerce yaşam fışkırdığını. Doğada karşıtların bir arada bulunmadığı bir yer olamaz. Sadece güneşin, hazzın, ölümsüzlüğün, barışın ve bolluğun hüküm sürdüğü bir yer… bunun hiçbir anlamı yok. Hiç üşümüş olmasan sıcaktan bunaldığını nasıl fark edersin, savaşın sıkıntılarını hiç yaşamamış olsan, barışın farkını nasıl anlayabilirsin…”

Görüldüğü gibi Heraklitos zıtların birliğinin ve savaşının “oluş” için gerekliliğine inanıyor. Bir şeyin varolması zıttına ve onların biraradalığına bağlı, başka türlü evrende bir “oluş” en azından onun düşüncesi açısından mümkün görünmüyor.

Boyun Eğmezsen Kendin Olabilirsin

Heraklitos sevdiği Nepias ile evlenmek, ölümsüzlük gücüne sahip olmak için Eleusis adı verilen yere gönderiliyor. O burada tanrıça Demeter ile de yüzleşiyor ve dönüşte inançsız birisi hâline geliyor. Felsefesini ve düşüncelerini insanlara, babasına ve evlenmek istediği kadına anlatmaya çalışıyor. Ancak başaramıyor.

Ondan kral olması, meclisi yönetmesi isteniyor. Oysa Heraklitos eğer bunlara boyun eğerse biliyor ki kendisi olamayacak. O, ona sunulan, iktidar, para, köle ne varsa hepsini reddederek kendi olabilmenin yolculuğuna çıkıyor. Çünkü ona göre; eğer boyun eğersek, her şeye sahip olacağız ama kendimiz olamayacağız, karşı çıkarsak her şeyi kaybedeceğiz ama kendimiz olacağız.”

Bu kararından sonra Heraklitos dinsiz olduğu için mahkûm ediliyor, babası tarafından reddediliyor, her şeyini kaybediyor ancak biliyor ki “pek az şeye sahip” ama “en azından hepsi ona ait.”

Heraklitos’un Gizemleri çocuklara sadece Heraklitos’un felsefesini öğretmiyor aynı zamanda sorgulamayı, yabancı olanın kötü olmayabileceğini, insanın iktidar ve para arzusundan daha erdemli şeylerin peşinden gidebileceğini gösteriyor. En önemlisi de reddetmenin önemini, insanın kendisi olabilmek için mücadele etmesinin gerekliliğini hatırlatıyor. Bu anlamda Küçük Filozoflar serisinin bu kitabı da sadece çocuklara değil, büyüklere de pek çok mesaj veriyor.

Devamını görmek için bkz.

Mehmet Erkurt, "İki hayattan hangisi daha güzel?", İyi Kitap, Mart 2017

“Eskiden o kadar önemli biri olduğunu zanneden ben, sonuçta kimim ki? Koca yangında bir kıvılcım. Bunu daha önce fark etmemiş olmam ne büyük aptallık.”

Heraklitos’un bu serzenişi, insanlığın sonu gelmez aldanışı aynı zamanda. Evet, insan, kendisini koca evrende bir toz parçasına benzeten “eski” iktidara karşı değerini, en azından düşünce tarihinde bir kırılma yaratacak şekilde ortaya koydu. Ama ne zaman iktidara tırmandı, koca yangında tek bir kıvılcım olduğunu unutmakla kalmadı, kendi kıvılcımını çakma hırsıyla ortalığı yangın yerine çevirdi. Uzun bir süre daha çevirecek gibi.

Dinamik bir düşünce sistemini temel alan Heraklitos için de varlığın özü ateş. Yanan, dönüşüp dönüştüren ve sönen ateşi taşıyan varlık akıp değişirken, karşıtlar arasında bitmeyen bir savaş süregelir. Doğanın olaylarını da toplumun oluşumunu da bu karşıtların savaşına bağlar Heraklitos. Ancak büyük bir fark vardır toplum ve doğa arasında: “Doğa da böyledir (...) Sonunda ölüm yaşama el koyar. Ama doğanın oyununda öfkeye yer yoktur. Adaletsizliğe yer yoktur.”

Fransa’da yirmi yedi kitaba ulaşan “Küçük Filozoflar (Les Petits Platons)” dizisinin, Türkiye’deki yirmi ikinci kitabı Heraklitos'un Gizemleri, dizinin şu âna kadar altı kitabını yazmış felsefe doktoru Yan Marchand’ın kaleminden çıkmış. Nesrin Demiryontan’ın Türkçesinden okuduğumuz kitap, genç sanatçı Donatien Mary’nin rüyayla gerçek arasında dinamik geçişler yaratan desenleriyle canlanıyor.

Sonsuzluk yanılsaması

İnsanın “iktidar” hali, onun en güvenilmez, en istikrarsız, yıkıcılığa en meyyal hali. Çünkü insan bu iktidarı bir kez elde etti mi bırakmamak için elinden geleni yapıyor. Kaba kuvvetle sağlayacağı sürekliliğe güvenemeyeceği için de yolu bir şekilde kitleleri (ve hatta kendini) iknadan geçiyor. Yalan, başvurduğu en etkili silah. Çünkü kendisinin ve icraatının yegâne doğru olduğuna insanları inandırmak ve bir “sonsuzluk” yanılsaması yaratmak zorunda. En sağlam strateji de sönmeyen bir alevden, inancın gücünden beslenmek. Sırtını Tanrı’ya ya da tanrılara verip, kendi iktidarını benimsetmek.

Önce ne mi yapıyoruz? “Ağızlarına insan sözleri kondurmak için tanrılarımıza insan biçimleri veriyoruz.” Sonra, “doğayı kendi hazları[nın] daracık penceresinden” gören insanı yönetmek için, bu hazların ve ona eşlik eden özlemlerin, arzuların üzerine oynuyoruz. Nabza göre şerbet veriyor, halkın o anki durumuna göre kötürüm argümanlar üretiyor, geçici dostluk ve düşmanlık senaryoları yaratıyoruz. Bunları akla oturtamadığımız için de kendimizi bir yıkılmazlık, eşsizlik ve sonsuzluk yalanı içine yerleştiriyor, öyle pazarlıyoruz.

Heraklitos’un düşüncesinin iktidar için tehlikesi tam da bu noktada gösteriyor kendini. Çünkü ona göre hiçbir şey kalıcı değil. Hatta bu geçicilik, bazen onu görebilene acı bile veriyor.

Zorlu uyanış

Heraklitos, kendisine çizilen kaderi yaşayacak bir gençti. Nüfuz sahibi bir ailenin kızına âşıktı ve şansına, olası evlilikleri, iktidara oynayan her iki ailenin de menfaatineydi. Ama genç Heraklitos, Tanrıça Demeter’in ona “ölümsüzlük” bahşedeceği Eleusis’te hiç ummadığı bir uyanış yaşadı. Belki de kitabın anlatımındaki en büyük sorun, bu uyanış sürecinin kendisinde yatıyor.

Heraklitos’un, “geçiciliği” kavradığı aydınlanış sürecindeki aşamalar epey karmaşık ve hızlı. Dizinin genelinde, düşünsel ve mantıksal geçişlerin temposu zaten yüksek. Heraklitos’un zihinsel uyarıcı etkisi altında gördüğü halüsinasyonlar da eklenince, mantıktaki dönüşümün takibi hepten zorlaşıyor. Uyanıştan sonraki düşüncelerine vakıf olsak da o uyanışa neden olan süreci deneyimlemekten uzağız.

Farkında olmanın laneti

Benim neslimin fantastik edebiyatseverleri “Ejderha Mızrağı” serisine aşinadır. Adı anıldığında, gözlerden sessiz bir parıltının geçmesine neden olan başkarakter Raistlin Majere’ye hak görülen bir lanet vardır: Raistlin her şeyi zamana bağlı bir dönüşüm içinde görür. İnsana ya da yiyeceğe bakarken, o ânın güzelliğine ya da hazzına odaklanamaz. Önceyi ve sonrayı aynı anda görür. Olmamışlığı ve geçkinliği… Çürümeyi ve yok oluşu… Özdeki sıradanlığı ve zamana bağlı geçiciliği görme “laneti”, kuşkusuz, Raistlin’e Heraklitos’tan miras.

“Doğa karşıtlar arasında hiç durmayan bir hareket ama biz doğayı çıkarlarımız doğrultusunda dondursun diye Demeter’e yakarıyoruz,” diyor Heraklitos. Karşıtlıklar savaşıyor onun gözleri önünde. Dünyadaki herkesin, kendi düşüncesinin kesin doğruluğuna ve bu doğruluğun ebediyetine inandığını görüyor. Hekimler kendi yöntemlerine, müzisyenler kendi notalarına, zanaatkârlar kendi işçiliklerine, siyasiler de dile getirdikleri görüşlere sıkı sıkıya bağlılar. İki zıt görüş ya da uygulama birbiriyle çatıştı mı ortak bir zemin arayışına gidilmediğini görüyor Heraklitos. Verimli bir çatışma değil, diğerini ezip iktidarını kurmaya çalışanların kavgası bu. Kimse de ancak zıttıyla bir arada var olabileceğinin farkında değil. Herkes, inat ettiği doğrunun hapsinde. Ve Heraklitos kaçıyor. Çünkü bu toplum, onun için işkence. Kaçıyor, izliyor ve yazıyor.

“Eğer boyun eğersek, her şeye sahip olacağız ama kendimiz olamayacağız, karşı çıkarsak her şeyi kaybedeceğiz ama kendimiz olacağız. İşte benim kaderim,” diyor sonunda. Olmak ve sahip olmak arasındaki gelgitte kaybeden kimdir? Sahip olamayan mı? Yoksa sadece olamayan mı? Bu soruyu her okur kendi içinde cevaplamalı. Cevabı ararken de çevresine, siyasilere ve medyaya bakması, ona epey fikir verecektir. Baktığı yerde gördükleri kafasını karıştırırsa, Heraklitos’un şu sorusundan da destek alabilir: “… insan kime saygı duyar? Kurbanlık koyun gibi tek söz etmeden sürüklenene mi, yoksa akıntıya karşı yüzene mi? Sonları aynı olsa da, bu iki hayattan hangisi daha güzel?”

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.