Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-417-2
13x19.5 cm, 277 s.
BASKISI YOK
BASILACAK
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Cenk Özbay diğer kitapları
Neoliberalizm ve Mahremiyet, 2011
Yeni İstanbul Çalışmaları, 2014
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Eşcinsel Kadınlar
Yirmi Dört Tanıklık
Kapak Fotoğrafı: Paola Agosti
Grafik Tasarım: Semih Sökmen, Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Haziran 2003

– 14 yaşından beri kendimi lezbiyen olarak tanımlıyorum.

– Dışarıda olsam bugün anne olmayı isterim açıkçası, ama Türkiye'de bununla nasıl başa çıkabilirim bilmiyorum.

– Kendimi bildim bileli kadınlardan hoşlandım. Hiçbir zaman erkeklere ilgi göstermedim.

– Orta ikide uzaktan âşık olduğum bir kız vardı, okuldan kaçardım onu görmek için.

– Lezbiyenler tam anlamıyla değil ama çoğunlukla erkeksidir.

– Farklı ölçülerde de olsa, ben her insanda hem kadınca hem erkekçe bir yan olduğuna inanıyorum.

– Erkeklerle ilişkide hiçbir zaman tam olarak olmayan birşeyler var, duygularla ilgili birşeyler...

– Bazı arkadaşlarım biliyor, ama ikimiz de ailelerimize açılmadık.

– Barlar bizi pek açmıyor, sonuçta barlarda maalesef tükettikçe varsınız.

– Bütün kadınların uğradığı ayrımcılığa zaten maruz kalıyoruz, bunun üzerine bir de eşcinselliğimizden dolayı birçok ayrımcılığa daha maruz kalıyoruz. Bu yüzden bence lezbiyenler özellikle feminist olmalı...

Cenk Özbay ve Serdar Soydan'ın röportajları Türkiyeli eşcinsel kadınların cinsel ilgiler, aile ve büyüme ortamı, erkekler, arkadaşlık, dostluk ve sevgililik, kadınlık durumu, iş ve eğlence, ayrımcılık, feminizm ve kimlik konularında kendi deneyimlerini özgürce ifade etmelerine olanak sağlayan bir çalışma.

İÇİNDEKİLER
Teşekkür
Önsöz, Serdar Soydan
Giriş: Cinsel Kimlikleri Yeniden Düşünmek, Cenk Özbay

İrem: İçimde Kelebekler Uçuşuyordu
Derya: "İki Üç Ay Kadın Yüzü Görmediğim Oluyor"
Defne: "Öpüşmekten Nefessiz Kalıyorduk"
Demet + Ayça: "Çok Şanslıyız, Birbirimizi Bulduk"
Yeşim: "Lezbiyen Olarak Bildiğim Tek Ben Varım"
Nur: "Nur Kız Değildi..."
Müge: "Lezbiyen Beraberlik Artık Mucize Değil"
Nurhayat: "Belki de Hep İçimdeydi"
Filiz: Sappho-Bilitis-Filiz
Anne: "Burada Yaşlı Lezbiyen Yok"
E + D: "Görücü Usulü Sevgiliyiz"
Anıl: "Caddede Herkes Heteroseksüel Değil"
Zeynep: "Lezbiyenliğimi Bir Etiket Olarak Taşımak İstemiyorum"
Gia: "Dış Görünüş O Kadar Önemli Değil"
Bahar: "Gökkuşağının Altından Geçmeye Çalışıyordum"
Deniz: "Lezbiyen Ortam Gerçek Gibi Değil"
Elif: "Peri Kızları Gibiyiz"
Femidom: "Klişeleri Alaşağı Ediyorum"
Ebru: "Her Şey Gerçekten Çok İyiydi"
Guernica: "Utanç Bitti!"
Ayşe: "Erkekler de Bizimle Birlikte Feminist Oldu"
Esra: "Keşke Bütün Lezbiyenler Senin Gibi Olsa"
OKUMA PARÇASI

Serdar Soydan, Önsöz, s. 9-13

İki erkek olarak, böyle bir projeye girişirken, bugüne kadar araştırılmamış, düşünülmemiş, yazılmamış ve –çoğu gerçekle alakası olmayan duyumlar dışında– bilinmeyen, bu "kapalı" ve "karanlık" konuda, bir ilk eser meydana getirmenin zorlu olacağının bilincindeydik. Bu zorluluğa, kadın olarak ataerkil sistem tarafından, eşcinsel olarak heteroseksizm ve homofobi tarafından dışlanan, baskı altına alınan, hatta yok sayılan eşcinsel kadınların, kendileri hakkındaki bir kitabı iki erkeğin hazırlamasına –doğal olarak– önyargılı olabilecekleri ve bu sebeple projeden uzak durmayı tercih edebilecekleri gerçeği de eklenince, her şey iyice içinde çıkılmaz bir hale geliyordu. Bu açıdan, eşcinsel kadınların projeye güvenmelerini, ciddiyetimizden ve samimiyetimizden emin olmalarını sağlamak için, öncelikle üç aylık bir süre boyunca, konu hakkında okuyarak, bakışımızı ve tanımlamalarımızı netleştirdik.

İlk olarak, 28-31 Ekim 2002 tarihleri arasında İstanbul'da düzenlenen 9. Eşcinsel Buluşması (Güztanbul) kapsamında yapılan, yalnızca kadınların katılımına açık bir toplantıda, toplantıya katılan 40'a yakın eşcinsel kadına projemizi sunduk.

Uzun tartışmalar ve daha sonra bire bir görüşmeler sonucunda, hepsi olmasa bile, görüştüğümüz kadınların birçoğu projeye dahil olmaya karar verdi. Bu andan itibaren, kendini projeye dahil hisseden, hatta bu projeyi en az bizim kadar sahiplenen bu kadınlarla oldukça sıcak, yapıcı ve geliştirici bir iletişim kurma olanağı bulduk.

Röportaj diyaloga dayanan bir şey. Ama konuları ve bir nebze de olsa soruları önceden belirlemenin işimizi kolaylaştıracağını, daha iyi bir sonuç elde etmemizde bize yardımcı olacağını düşünerek, yetmişe yakın soru çıkardık. Bu soruları, Yeşim Başaran ile son haline getirdik. (Bu süreçte oldukça çetin tartışmalar yaşandı. Mesela, Yeşim, "İlk aşık olduğunuz kadını hatırlıyor musunuz?" sorusunun, bir insanın, kendini cinsel yönelim açısından tanımlaması için, aşık olması ya da bir beraberlik yaşamasının gerekmediği göz önünde bulundurulduğunda, yönlendirici, hatta yanlış olabileceği için, çıkarılmasını istemişti. Dediklerinde haklı olmakla beraber, bu sorunun çıkarılmasının, birçok kadının deneyiminin de es geçilmesi demek olacağını düşünerek kalmasına karar verdik.) Böylece, röportaj yaparken genellikle sırasına bağlı kalmadığımız, hatta bazen birçoğunu sormadığımız, atmış beş soruluk bir metnimiz oldu. Soruları hazırlarken ve sorarken dikkat ettiğimiz nokta, karşımızdaki insanı şartlamadan, yönlendirmeden, kısıtlamadan ya da incitmeden bir şeyleri sormaktı öncelikle.

Röportajları yaparken ve kitabı oluştururken şöyle bir yol izledik;

Röportajları bire bir yapmaya özen gösterdik. (Röportajları, İstanbul'da ve iki kere gittiğimiz Ankara'da yaptık.) Yaptığımız röportajları kısa zamanda deşifre edip, elden ya da e-posta yoluyla röportaj yaptığımız insanlara ulaştırdık. (İnsan konuşmanın akışı sırasında kronolojik hatalar yapabiliyor ya da çok özele girebiliyor; bu açıdan röportajların sonradan bir daha okunması ve düzeltilecek yerler varsa düzeltilmesi iyi oluyor.)

Okunan ve düzeltilen röportajlar, elimize ulaştıktan sonra, röportajı verenin de onayı ile, proje içindeki ya da dışındaki eşcinsel kadınların istedikleri takdirde okuyabilecekleri hale geliyordu. "Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz," demişler. Röportaj sırasında soracağımız sorular hakkında endişe duyan kadınların, bize güvenmeleri ve yanlı/yanlış bir iş yapmadığımıza inanmaları açısından en etkili yol bu oldu sanırım. (Mesela iki paragraf yukarıda da değindiğim uzun tartışmaların ve bazı kadınların projeden uzak durmalarının en önemli sebeplerinden biri, bizim, röportajlar sırasında, cinsellik konusuna fazlaca eğileceğimiz önyargısına sahip olmalarıydı. Bu önyargılarından ancak yaptığımız ilk röportajları okuduktan sonra kurtulabildi birçoğu.)

Proje arkadaşım Cenk'le –farklı disiplinlerde eğitim almamız sebebiyle– farklı düşünen insanlar olmamız, bazen aramızda gerginliklerin oluşmasına sebep olmadı değil, ama genel olarak baktığımda, bu farklılık projemizi zenginleştirdi sanırım.

Yaklaşık altı aylık bir süre sonunda, bütünselliğe ulaşmış, projenin oluşum ve gelişim aşamalarında yansıtmaya çalıştığımız tüm düşünce, deneyim ve yaşamları –tabii ki görmediğimiz/göremediğimiz, bilmediğimiz/bilemediğimiz daha fazlasını– bünyesinde barındıran bir kitap vardı elimizde. Bu kitabı sizlerle paylaşmaktan dolayı kıvanç duyuyoruz. Elbette tek bir kitapla, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde, kadın eşcinselliği adına yaşanan her şeyi anlatabilmek, tüm deneyimlere ve insanlara ulaşabilmek mümkün değil. Ayrıca olanca iyi niyetli ve titiz çalışmamıza rağmen, eksik ya da hatalarımız olmuş olabilir. Ama bu alanda bir ilk çalışmanın ortaya konulmuş olmasının önemi de göz ardı edilemez sanırım. Ya da en azından edilmemesi gerektiğini düşünmekteyim.

Kitapta kullanılan bazı sözcükleri ve tercümesi pek mümkün görünmeyen İngilizce tabirleri burada açıklamak zorundayız. En tartışmalı konu "gey" ile ilgili. Dünyanın diğer pek çok yerinde olduğu gibi Türkiye'de de erkek eşcinseller kendilerini "gey" sözcüğüyle tanımlıyorlar. Bu kavramın Türkçe'de ilk kullanımları İngilizce'de yazıldığı gibi "gay" ve İngilizce'de okunduğu gibi "gey" şeklinde oldu. Bu çarpıklığı fark eden ve "lesbian" gibi bu sözcüğü de Türkçeleştirmek isteyen aktivist gruplar 90'lı yılların ortalarından beri kavramı Türkçe' de okunduğu gibi "gey" diye yazıyorlar. En son, çok saygın bir eşcinsel tarih kitabı olan Hidden From History'nin (Tarihten Gizlenenler) çevirisinde de sözcük "gey" diye yazıldı. Biz de bu çalışmada bu kullanımı tercih ettik.

"Queer"in ise tam Türkçesi yok. En yakın sözcük de tercih edilemeyecek kadar argo. Sosyolog Pınar Selek Maskeler adlı kitabında sözcüğü dilimize çevirmeden "queer" diye bırakmış, biz de bu yolu seçtik. Aradaki ironi kaybolsa da, "queer" ile kastedilenin "eşcinsel" olduğu söylenebilir. "Butch" ve "dyke" erkeksi lezbiyenlere, "femme" ise kadınsı lezbiyenlere takılan genel isimler. "Straight" heteroseksüel, "straight acting" heteroseksüel gibi davranan/görünen, "out" açık, eşcinsel olduğu bilinen, "versatile" hem etkin hem edilgin konumda cinsel ilişki kurabilen, "rent-boy" para karşılığı erkeklerle beraber olan genç erkek, "rent-girl" de para karşılığı kadınlarla beraber olan genç kız anlamına geliyor.

Bugün –bu yazıyı yazmak için– geriye dönüp, şu an elinizde tuttuğunuz bu kitabın "varoluş" sürecini an be an hatırlarken, bir yandan da, bu projenin, projedeki kadınların ve bu kitabı oluşturan deneyimlerinin, yaşamlarının, mücadelelerinin kişisel bilinçlenmem ve gelişmemde ne kadar büyük bir rol oynadığını fark ediyorum...

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Ayşe A. Duru, “Yoğun ihtiyaç üzerine”, Radikal Kitap Eki, 11 Temmuz 2003

Türkiye'de lezbiyenlerin ve biseksüel kadınların uzun yıllardır yaşattıkları beklenti nihayet meyva verdi ve bazı marjinal romanların sayfa aralarından, belirsiz imalardan, telaffuz edilemeyen kelimelerden sonra ilk kez açık bir lezbiyen kitap yayımlandı. Eşcinsel Kadınlar'da toplam yirmi iki röportajda (iki tane de çift var) lezbiyenler ilk defa aracılandırılmadan, renk malzemesi haline getirilmeden, zorla hayatlarına erkekler katılmadan konuşma ve kendi seslerini duyurma imkanı buluyorlar. Demek ki bunu yaşamak için 2003 yılına dek beklememiz gerekiyordu.

Kitapta hayatı aktarılan kadınlar büyük çeşitlilik gösteriyor ve hemen her röportajda, 'ayrıksı' olmayan, lezbiyenlerin yaşam pratiklerini tüm çıplaklığı ile, en acı ve sevimli yönleriyle birlikte sunmaya çalışan bir gayret görülüyor. Böylelikle Türkiye'de lezbiyen ve biseksüel kadın olmanın neleri beraberinde getirebileceğini kavrıyoruz.

Ben iki noktayı daha vurgulama taraftarıyım. İlki biseksüel kadınlar. Kitabın başlığı özellikle 'Lezbiyenler' olmadığı için kendilerine bu kitapta yer bulabilmişler ve bugüne kadar Türkiye'de hiç konuşulmamış bu cinsel kimliği ilk kez dillendirebilmişler. (Bu, geçen yıl çıkan erkek eşcinseller kitabının da büyük eksikliği idi.) Bu anlamda Anıl ve Ebru'nun röportajları 'bir insan hem kızlardan hem erkeklerden nasıl hoşlanır?' sorusuyla ilgilenenler için mücevher değerinde.

İkinci nokta da lezbiyen beraberlik yaşayan iki çift ile beraberce yapılan söyleşiler. Sevgililerini anlatan tek kadınlar da var, ama bir arada olmanın yarattığı ruhu bu iki röportajda duyumsamamak ve lezbiyen deneyime farklı gözle bakmamak mümkün değil.

Kitabın iki genç yazarından Cenk Özbay bir sosyoloji öğrencisi ve mülakatların tümünü okuduğunuzda onun bazı kaygılarının izlerini sorularda görebiliyorsunuz. Serdar Soydan ise açık bir eşcinsel aktivist, Lambda ve Legato'lu. Katılımcı bulmak da onun büyük faydaları olduğu beli oluyor. Soydan, samimi ve kısa önsözüyle, Özbay da gay ve lezbiyen çalışmalarını toplumsal cinsiyet sosyolojisine oturtma konusundaki pek çok tartışmayı etraflıca ele aldığı makalesiyle kitabın açılışını yapıp sonra geri çekiliyorlar. Kadınlar konuşsun diye.

Türkiye'de lezbiyen ve biseksüel kadınların kendi seslerini duyurmalarına fırsat veren bu ilk kitap umarız ki çok okunur, çok konuşulur ve yeni tartışmaları tetikler. Sosyal bilimci akademisyenlerin, öğrencilerin, feministlerin, ve elbette gay, lezbiyen ve biseksüellerin mutlaka okumaları gereken bir çaba. Tebrikler.

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.