Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-478-3
13x19.5 cm, 192 s.
Liste fiyatı: 20,00 TL
İndirimli fiyatı: 16,00 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Kendilik ve Nesne Dünyası
Özgün adı: The Self and the Object World
Çeviri: Selim Yazgan
Yayına Hazırlayan: Hayrullah Doğan
Yayın Yönetmeni: Saffet Murat Tura
Kapak Tasarımı: Yetkin Başarır
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Eylül 2004
2. Basım: Ekim 2015

Kendilik temsillerini psikanaliz kuramına sokan ilk kuramcılardan olan Edith Jacobson, eğitimciliği ve süpervizörlüğünün yanı sıra, klinik çalışmalardaki başarısıyla da tanındı. Karl Abraham'ın nesne ilişkileri üzerine yazdıklarının ve Heinz Hartmann ve Ernst Kris'le tartışmalarının kuramı üzerinde büyük etkisi oldu.

Psikopatoloji açısından oldukça gerilemeli vakalarla çalışan Jacobson, Freud'un birincil narsisizm ve mazoşizm kavramlarını tartışarak, yaşamın başında libido ve saldırganlık olarak ayrışmamış tek bir ruhsal enerji olduğunu, yaşanan deneyimlere bağlı olarak bu iki temel dürtünün ayrımlaştığını öne sürmüştür. Jacobson'a göre özellikle gerilemeli vakaların dinamiği, erken duygusal deneyimlere bağlı olarak tutarlı bir kendilik ve nesne dünyasının oluşmamasında aranmalıdır.

Ötekini Dinlemek dizisinde daha önce yer verdiğimiz Otto Kernberg'i de etkilemiş olan Jacobson'un bu klasikleşmiş yapıtı kimlikle ilgili psikanaliz literatürünü tartışmaya açıyor; kimlik oluşumu ve kendilik saygısının nihai şeklini aldığı çocukluk dönemindeki üstben oluşumunu ve ergenlik dönemindeki karmaşık gelişim süreçlerini ayrıntılı olarak inceleyerek çocuk ve ergen psikanalizine önemli bir katkıda bulunuyor.

İÇİNDEKİLER
Sunuş, Saffet Murat Tura
Giriş

I Çocuksu, Oidipus Öncesi ve Oidipal Dönemler
1 Narsisizm, Mazoşizm, Kendilik ve Kendilik Temsilleri Kavramları
2 Kimlik Sorununa İlişkin Son Dönem Literatürünün Gözden Geçirilmesi
3 Kendilik ve Nesne İmgeleri Arasındaki Birleşmeler ve İlk Özdeşleşme Tipleri
4 Çocuğun Kendi Kimliğini Keşfi ve Nesne İlişkileri ile Seçici Özdeşleşmelere
     Doğru Gelişimi
5 Çocuğun Cinsel Kimliğini Bulması ve Benin Yapılanması

II Üstben Oluşumu ve Gizlilik Dönemi
6 Üstben Gelişiminin Başlangıç Aşamaları
7 Sevgi Nesnelerinin İdealleştirilmesi, Ben İdeali Oluşumu ve Üstben
     Özdeşleşmelerinin Gelişimi
8 Farklı Üstben Bileşenlerinin Örgütlenip Bütünleşerek Pekiştirilmiş İşlevsel Bir
     Sistem Oluşturması
9 Gizillik Dönemindeki Çocukta Gelişim Trendleri ve Suçluluğun Utanma ve
     "Aşağılık" Çatışmalarıyla İlişkileri

III Erinlik ve Ergenlik Dönemi
10 Erinlikte Değişimler ve Bu Değişimlerin Kimlik Deneyimi ve Karşı Cinsle İlişkiler
     Üzerindeki Etkisi
11 Ergenin İçgüdüsel ve Coşkusal Çatışmaları ve Ruhsal Yapılarının Yeniden
     Şekillenmesi ve Gelişimi
12 Normal ve Başarısız Ergenlik Çatışması Çözümünün Ergenlik Sonrası Kimlik
     Oluşumu Üzerindeki Etkisi ve Sonraki Kişilik Gelişimi

Kaynakça
OKUMA PARÇASI

Sunuş, s. 7-8

Psikanalitik literatür incelendiğinde iki tip kaynakla karşılaşılır. Bu kaynaklardan biri daha çok deneyime yakın simgesel-kültüralist bir çerçevede yer alırken diğeri teorik-natüralist bir görünüm sunar. Psikanaliz bu kaynaklardan ne birini ne ötekini elden çıkarmaya eğilimli gibi durmamaktadır.

Psikanalizin insani deneyimden hareket ettiği açık bir veridir. Bu çerçevede psikanaliz, analiz edilenin şahsi deneyimini esas alarak söyleminin ardındaki güdülenmelerin gizli bilinçdışı anlamını yorumlamaya çalışır ve bilindiği gibi yorum çalışması analitik sürecin temelini oluşturur. Bununla beraber Freud'dan beri psikanaliz bilinçdışı simgesel faaliyetin yorumlanmasıyla yetinmemiş daha teorik bir ikinci dile de; metapsikolojiye de ihtiyaç duymuştur. Bu ikinci düzeyde insanın ruhsal süreçleri natüralist bir şekilde ele alınır.

Sayıca az olmakla beraber kimi psikanalistler gerek literatürdeki gerek analitik düşüncedeki bu ikilikte epistemolojik bir sorun görmüşler ve psikanalizin teorik-natüralist söylemini terk etmesi gerektiği fikrini savunmuşlar, ancak yeterince etkili olamamışlardır. Acaba psikanaliz sürecinde gözlenenler yazılı metinlere dönüştürülürken aynı zamanda daha soyut, teorik-natüralist bir dile başvurma gereği nereden doğmaktadır?

Psikanalizin teorik-natüralist bir söyleme de ihtiyaç duymasının biri klinik, diğeri meta-klinik iki nedeni olduğunu düşünebiliriz. İlk planda bilinçdışı simgesel komplekslerin, analiz edilenin özelinde klinik olarak nasıl bir genel yapılanma; yani şahsiyet çerçevesinde devreye girdiğinin ayırt edilmesi gerekir. Bilinçdışı güdülenmelerin benzer simgesel ifadelerini farklı psikopatoloji düzeyindeki vakalarda gözleyebiliriz. Ancak bunları ayırt eden özellik şahsiyetlerinin genel yapılanmaları çerçevesinde anlaşılabilir. İşte Jacobson'ın Kendilik ve Nesne Dünyası bu tipte klinik bir kaygıdan hareket eden ve psikanalizin teorik-natüralist yönüne ağırlık veren en temel çalışmalardan biridir. Bu çalışma izleyen psikanalitik çalışmaları, bilhassa Kernberg'inkileri derinden etkilemiştir.

Psikanalizin soyut, teorik-natüralist bir söyleme başvurmasının meta-klinik sebebini diğer disiplinlerle, bilhassa biyolojik disiplinlerlerle ilişkiyi korumak şeklinde ifade edebiliriz. Bu sayede psikanaliz "yorum"dan daha sağlam temelleri olan disiplinlerle çelişmediğini gösterebilme şansına erişmektedir. Gerçekten de psikanalizin biyoloji ile çeliştiğini gösteren en küçük bir delil bile yoktur. Jacobson'ın çalışması, kendisi ön plana almamış olsa dahi, bu bakımdan da önemsenmiştir.

Psikopatoloji bakımından oldukça gerilemeli vakalarla çalışmış olan Jacobson, Freud'un birincil narsisizm ve mazoşizm kavramlarını tartışmak suretiyle yaşamın başında libido ve saldırganlık şeklinde ayrımlaşmamış tek bir ruhsal enerji olduğunu ve bu iki temel dürtünün "iyi" ve "kötü" deneyimlere bağlı olarak sonradan ayrımlaştığını düşünmüştür. Bu yaklaşımda duygusal deneyimlere, dolayısıyla çevreyle (anneyle) etkileşimlere özel bir değer verilmektedir. Jacobson bilhassa gerilemeli vkaların dinamiğini bu erken duygusal deneyimlere bağlı olarak ele alır. Yazara göre bu dinamiğin esasını erken duygusal deneyimlere bağlı olarak tutarlı bir kendilik ve nesne dünyasının oluşmamasında aramamız gerekir. Erken duygusal deneyimlerden kalkarak içselleştirilen nesne ilişkilerinin bu tutarsızlığı şahsın gelecekteki nesne ilişkilerini ileri derecede tutarsız bir şekilde algılayıp yorumlamasına yol açacaktır.

Jacobson'ın bu yaklaşımı dizimizde bazı eserlerine yer verdiğimiz büyük ustalardan Kernberg'i geniş ölçüde etkilemiş olmakla beraber aralarında ciddi farklar vardır. Kernberg doğuştan gelen belirleyicilere Jacobson'a oranla çok daha büyük bir önem verir ve nesne dünyasının oluşmasında Jacobson'a koşut bir şekilde erken duygusal deneyimleri temel almakla beraber, bu deneyimlerin "iyi" veya "kötü" olarak algılanıp içselleştirilmesini doğuştan gelen içgüdüsel eğilimlere bağlar. Ancak aralarındaki kökten farklara rağmen Kernberg, Jacobson'ın çalışmalarına büyük önem vermiş ve kendi yaklaşımının temellerinden biri olarak kabul etmiştir.

Böylece teorik psikanalize önemli ölçüde katkıda bulunmuş yeni bir kitapla Ötekini Dinlemek dizimizi sürdürüyoruz.

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.