Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-855-2
13x19.5 cm, 224 s.
Liste fiyatı: 22,50 TL
İndirimli fiyatı: 18,00 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Yanılıyorsunuz Einstein!
Newton, Einstein, Heisenberg ve Feynman Kuantum Fiziğini Tartışıyor
Özgün adı: Sie irren, Einstein!
Newton, Einstein, Heisenberg und Feynman diskutieren die Quantenphysik
Çeviri: Ogün Duman
Yayına Hazırlayan: Özde Duygu Gürkan
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Nisan 2012
2. Basım: Haziran 2014

Tüm zamanların en önemli fizikçilerinden dördü bir araya gelip kuantum fiziği hakkında konuşsaydı ortaya nasıl bir sohbet çıkardı? Hiç şüphesiz ilginç bir sohbet. Aydınlatıcı. Kışkırtıcı. Hatta eğlenceli.

Alman fizikçi Harald Fritzsch'in Newton, Einstein, Heisenberg ve Feynman'ı bir araya getirdiği Yanılıyorsunuz Einstein! bu sıfatların hepsine sahip. Adrian Haller adlı (kurmaca) bir fizik profesörünün bir tren yolculuğu sırasında uyuyakalmasıyla rüyalar âleminde buluşan bu büyük fizikçilerin sohbeti, kuantum kuramının doğuşunu, gelişimini ve bugünkü durumunu yalın ve akıcı bir dille anlatıyor. Sohbet esnasında fizikçilerin birbirlerine takılmaları ve tatlı kaprisleri de cabası. Sözgelimi Einstein ısrarla "İhtiyar"ın evrenle zar atmayacağını, evrenin bir kumarhane olmadığını söyleyerek kuantum kuramına ilişkin hoşnutsuzluğunu dile getirirken, diğerleri onu kuantum kuramına kötü babalık etmekle, kuramın doğumuna katkıda bulunduktan sonra onu ortada bırakmakla suçluyor. Fizikçiler kendi aralarında konuşadursun, biz okurlar da bu sohbete kulak misafiri olarak modern fiziğin en zorlu konularını daha iyi kavrama imkânına kavuşuyoruz.

İÇİNDEKİLER
Önsöz
Fizikçilerin Yaşamöyküsü

1 Berlin'e Varış
2 Kuantum Kuramının Başlangıcı
3 Kuantum Fiziğinde Atomlar
4 Dalga ve Parçacık
5 Kuantum Fiziğinde Titreşimler
6 Hidrojen Atomu
7 Yeni Bir Kuantum Sayısı: Spin
8 Kuvvetler ve Parçacıklar
9 Periyodik Cetvel ve Moleküller
10 Kuantum Kuramı ve Uzay ile Zamanın Göreliliğ
11 Elektronlar ve Fotonlar
12 Kuantumlar ve Renkli Kuarklar
13 Salınan Nötrinolar
14 Kütlenin Sırrı
15 Doğa Sabitleri - Doğabilimlerinin Sırrı

Son
Bibliyografya
Dizin
OKUMA PARÇASI

Önsöz’den, s. 9-18.

Kuantum fiziği kuarkların, atom çekirdeklerinin, atom ve moleküllerin bilimidir ve bize lazeri, transistörü, tünel mikroskobunu, cep telefonunu ve mikroelektroniği kazandırmıştır. Tüm dünyadaki gayrisafi hasılanın üçten birinden büyük kısmı, kuantum fiziğinin getirilerine dayanır. Evrenbilimciler evrenin oluşumunu araştırmak, astrofizikçiler yıldızların dinamiğini tarif etmek için ondan faydalanır. Temel parçacık fiziğinin kaidesini teşkil eden kuantum fiziği, evreni bir arada tutan temel kuvvetleri araştırır.

1963 yılında Leipzig Üniversitesi'nde fizik eğitimi almaya başladım. Üçüncü sömestre geldiğimde hocamızın, Lew D. Landau ve Yevgeni M. Lifschitz'in harikulade ders kitabına dayanarak klasik mekanik konusunda hazırladığı sunumu dinledim. Klasik mekanik sayesinde, ilkesel olarak da olsa her şeyi başarıyla hesaplayıp öngörmek mümkündü. Klasik mekaniğin denklemleri oldukça basittir ve fiziksel bir sistemin geleceğini kati olarak belirleyebilir. Adı geçen denklemler, en küçük etkiyi veren Hamilton ilkesiyle elde edilebilir. İlke, bir sistemin zaman içindeki değişiminin, mümkün olan tüm gelişmeleri gözlemlemek ve bunları birer etkiyle tanımlamakla tespit edilebileceğini öne sürer. Doğadaki gelişmeler genellikle en küçük etkilerle tezahür eder.

Hemen ertesi yıl ilk kuantum mekaniği dersimi aldığımda yaşadığım şaşkınlığı tahmin etmek zor değil. Zira burada olayların aslında o kadar da net olmadığını öğrendim. Ansızın kati durumlar değil, sadece olasılıklar söz konusuydu. Olasılıkları kesin biçimde hesaplamak mümkün olsa da, belli bir olayın ortaya çıkma belirsizliği halen geçerliydi – pek tatmin edici bir durum olmadığı aşikâr. En küçük etki ilkesi kuantum fiziğinde geçerli değildi. Fiziğin bu biçimiyle sorunlar yaşadım.

Birkaç yıl sonra ABD Pasadena'da, kısa adı Caltech olan California Teknoloji Enstitüsü'nde çalışmaya başladım ve burada meslektaşım Richard P. Feynman'ı yakından tanıma fırsatını yakaladım. Feynman'ın kuantum fiziğine büyük katkıları olmuştu ve sık sık bana, kuantum mekaniğini kendisi de dahil aslında kimsenin anlamadığını anlatırdı. Her ne kadar bu ifadeyi büyük oranda şaşırtma amacıyla kullanmış olsa da, ilgimi uyandırmayı başarmıştı. Daha derinlemesine anlaşılması gereken bir alanla karşı karşıya olduğumu anladım ve kuantum fiziğinin temel ilkelerini daha derinlemesine irdelemeye başladım.

Kuantum mekaniğinin kati ifadelerde bulunamayıp sadece olasılıklardan söz edebilmesi, dünyamızdaki kararlılığın kuantum fiziğinin tam da bu özelliğine dayanması kadar hayranlık uyandırıcıydı. Anlaşılan olasılık ile kararlılık bir bütündü. Her şey kati olarak belirlenmişse, kararlılık olamazdı. Bu durumun yarattığı hayranlığı tek hissedenlerin fizikçiler olduğunu düşünmüyorum. Bu kitapla kuantum fiziğinin bende uyandırdığı hayranlığı okurlarımla paylaşmayı denemek niyetindeyim.

Fizik tarihi boyunca doğa hakkındaki anlayışımızı derinleştiren bir dizi önemli adım atıldı. Isaac Newton bir taşın yere düşüşüyle gezegenlerin güneşin etrafındaki dönüşünün aynı ilkeyle, kütleçekimle açıklanabileceğini keşfetti.

Michael Faraday ve James Clerk Maxwell, elektriksel, manyetik ve optik fenomenlerin aynı fenomenin, yani elektromanyetik alanın tezahürü olduklarını buldu. Albert Einstein'ın özel görelilik kuramı, zaman ile uzayın bir birlik oluşturduğunu açığa çıkardı. Genel görelilik kuramıysa bu düşünceyi, kütleyi de kapsayacak şekilde genişletti. Zaman ve uzayın eğri olduğu, kütleçekiminin de aslında gerçek bir kuvvet değil, sadece bu eğriliğin bir sonucu olduğu anlaşıldı. Kütleçekim kuvvetinin bu şekilde tersten tanımlanması halen fizikçilerin başına dert olmakta, zira kütleçekim kuvvetinin kuantumlanması (nicemlenmesi) henüz başarılamadı.

Kuantum mekaniği, yukarıda sayılan önemli adımlardan biri, hatta belki de en önemlisidir. 20. yüzyılda doğabilimleri alanında elde edilmiş kazanımların kuşkusuz en başarılısıdır. Fizik alanında, klasik fiziğin modelleriyle açıklanamayacak, örneğin atom, molekül ve atom çekirdeklerinin büyüklükleri, kararlılıkları ve bunların oluşturduğu kimyasal bağlar gibi çok sayıda fenomen vardır. Kuantum fiziği yardımıyla bu fenomenleri anlamak, sıklıkla da hesaplayabilmek mümkün olmuştur.

Kuantum fiziği 20. yüzyılın başında Max Planck tarafından kuruldu ve izleyen yirmi yıl boyunca temel ilkeleri tam olarak anlaşılmadan varlığını sürdürdü. Başlarında Werner Heisenberg, Wolfgang Pauli ve Erwin Schrödinger'in bulunduğu son derece yetenekli genç fizikçilerden oluşan küçük bir topluluk yirmili yılların ortalarında, Max Planck, Niels Bohr ve Arnold Sommerfeld'in fikirlerine dayanarak üç yıl gibi kısa bir süre içerisinde kuantum süreçleri ve atomlar hakkında yeni bir öğreti oluşturdu. 1928 yılında Werner Heisenberg 27, Wolfgang Pauli 28, Paul Dirac 26 ve Erwin Schrödinger 36 yaşlarındaydı.

Bu kitapta kuantum fiziğinin tüm yönlerini kapsamlı biçimde ele almak elbette mümkün değil, ama en azından bu alandaki temel sorunsalları dile getirmeye çalışacağım. Fizik öğrencileri kuantum fiziğini öğrenirken, başta diferansiyel denklemleri ve fonksiyon analizlerini kullanır. Daha geniş bir okur kitlesine yönelik olması arzulanmış bu kitapta bunu yapmak imkân dahilinde değil. Bu sebeple tanım ve tasvirlerde fazla ayrıntıya girmeyeceğim, ancak kuantum mekaniğini okurlara, temel ilkeleri anlaşılacak şekilde aktarabilmeyi umuyorum. Sanırım matematiğe fazla girmeden bunu yapabilirim. Bu yüzden matematik formüllerinden sadece kaçınılmaz olduğunda faydalanacağım. Sorun yaşayan okurlar herhangi bir şeyi kaçırma endişesi yaşamadan formülleri atlayabilir.

...

Kuantum mekaniği birçok insana sadece fizikçilerin anladığı bir gizil bilim gibi gelir. Aslında bu görüş doğru değil. Kuantum mekaniği ve fiziğinin temel ilkelerini herkes kavrayabilir. Bilim ve tekniğin her şeyi belirlediği günümüzde, kuantum fiziği son derece önemli bir konuma sahip ve bu nedenle geniş kitlelerce anlaşılması ve kabullenilmesi gerekmekte. Araştırmacıların yanı sıra akademisyenler de bu bilginin aktarılmasından sorumludur.

Doğabilimlerinin kurucuları sahip oldukları bilgileri geniş kitlelere ulaştıracak kitaplar yazmaktan çekinmemiştir. Örneğin Galileo Galilei, üç kişi arasındaki tartışmaları konu alan ünlü Diyalog başta olmak üzere, genel okur kitlesi için çok sayıda kitap kaleme almıştır. Nitekim ben de bu kitabı benzer biçimde yazdım. Kitap Albert Einstein, Richard P. Feynman, Werner Heisenberg, Isaac Newton ve Bernli çağdaş fizikçi Adrian Haller arasındaki kurmaca tartışmayı tasvir ediyor. Adı geçen fizikçilerin ikisi, Feynman ile Heisenberg son derece önemli kuantum fizikçileriydi. Onlarla şahsen tanışma şansım oldu. Heisenberg doktora çalışmamı yürüttüğüm Münih'teki Max Planck Enstitüsü'nün yöneticisiydi. Feynman'laysa yollarımız Caltech'te kesişti. Yeniden Avrupa'ya döndüğümde beni sık sık Cenevre ve Münih'te ziyaret etti.

Newton'ın kuantumlardan pek anlamadığı aşikâr. Ne var ki diğerleriyle yürüttüğü tartışmanın ardından kuantum fiziğinin ateşli bir savunucusu olacak. Einstein her zamanki kuşkuculuğundan yine vazgeçmeyecek ve itirazlarını her daim hazır tutacak. Feynman ile Heisenberg ise, tıpkı Haller gibi modern kuantum kuramını temsil edecek. İlk sayfalarda konuya Newton kadar uzak olan okur bu tartışmalarda birçok şey öğrenecek ve ümit ediyorum ki, kitabın sonunda tıpkı Newton gibi, kuantum fiziği taraftarı olacaktır. Aralarındaki sohbeti aktarırken Albert Einstein'ın "Önemli olan her şeyi mümkün olduğunca kolay kılmalı, ama daha kolay değil" sözünü kendime düstur edindim.

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Ayca Yılmaz, "Bu rüyanın tabiri yok", Radikal Kitap Eki, 3 Ağustos 2012

Rüyanızda Isaac Newton, Albert Einstein, Richard P. Feynman ve Werner Heisenberg’i derin koltuklara gömülmüş, birbirleriyle hararetli bir tartışmaya girişmiş vaziyette görseydiniz ne yapardınız? Tamam, kabul ediyorum, fizik âlemine fazla aşina değilseniz, şu hayatta gördüğünüz en acayip rüyayı görmüş olurdunuz ve konuyu metafizik alemine havale edebilirdiniz. Ne var ki, lisede fizik derslerine formül ezberlemekten öte bir ilgi duyup ardından kuantum fiziğine bir parça bulaşmışsanız, hiç kuşkusuz en unutulmaz rüyalarınız arasına girerdi bu... (Üniversite sınavlarında “sıfır çekme” miktarına bakarsak, evet, fizikle ilgili vatandaş sayısı pek de iç açıcı olmasa gerek...)

Kaderin acı cilvesine bakın ki, bir kilisenin yıkılmasını protesto edip 1968 senesinde Demokratik Almanya’dan kaçan ve Batı’ya sığınan fizikçi Harald Fritzsch, kiliseyle ilgili tutumu Batı’ya kaçmak için bir bahane miydi bilinmez ama Newton, Einstein, Feynman ve Heisenberg’i bir rüyada buluşturmuş. Yanılıyorsunuz Einstein!, Adrian Haller adındaki hayali bir fizik profesörünün rüyasında bir araya gelen tüm zamanların bu dört en önemli fizikçisinin muhabbeti olarak kurgulanmış ve kuantum fiziğine dair tartışmalar anlaşılabilir bir dille aktarılmış. Aslında sadece tartışma değil, kuantum fiziğinin tarihçesinden tutun da, kuantumun madde algısının temellerine kadar pek çok bilgilendirici bölüm var. Ayrıca, hayali kahramanımızı da katarsak, beş fizikçinin arasında geçen konuşmalar, onları tanımamız açısından da hayli veri sağlıyor...

Kuantum parası!

Bir dönem Cenevre’deki CERN’de de görev yapan Fizik Profesörü Harald Fritzsch, kitaba yazdığı “Önsöz”e şöyle başlıyor:

“Kuantum fiziği kuarkların, atom çekirdeklerinin, atom ve moleküllerin bilimidir ve bize lazeri, transistörü, tünel mikroskobunu, cep telefonunu ve mikroelektroniği kazandırmıştır. Tüm dünyadaki gayrisafi hasılanın üçte birinden büyük kısmı, kuantum fiziğinin getirilerine dayanır. Evrenbilimciler evrenin oluşumunu araştırmak, astrofizikçiler yıldızların dinamiğini tarif etmek için ondan faydalanır. Temel parçacık fiziğinin kaidesini teşkil eden kuantum fiziği, evreni bir arada tutan temel kuvvetleri araştırır.”

Görüldüğü üzere, fizikçiler bilimle uğraşırken, bilime ışık yılları kadar uzak patronların başında bulunduğu şirketler, her gelişmeyi nakde çevirebilmekte hayli başarılıymış. Gayrisafi hasılanın üçte biri, kuantum parası!

Aslında tüm insanlığın kaderini, teknolojinin kim tarafından geliştirildiği değil, kimin elinde bulunduğu belirliyor. Bilim insanı atomu parçalıyor, birileri de gidiyor, bomba yapıp birilerinin tepesine bırakıyor!.. Yani, teknoloji üzerinden milyarlarca doların teknoloji şirketlerinin merkezi olan ülkelere akıyor olması ve bu durumun bağımlı, “gelişmekte olan” ülkelerin yaşam standartlarını aşağı çekmesi, son derece teknolojik silahlarla garanti altına alınıyor...

Umalım ki, insanlık bir gün bilimi doğa ve başka türler ile uyumlu yaşamak için kullanmayı akıl edebilsin... Peki, ezberci eğitim, bütün vakti alan iş ve geri kalan vakte el koyan televizyon, internet gibi “engeller” nedeniyle bilimle arası iyice açılmış olan ortalama insan, biraz çabalasa kuantum fiziğini anlayabilir mi? Harald Fritzsch bu konuda iyimser:

“Kuantum mekaniği birçok insana sadece fizikçilerin anladığı bir gizil bilim gibi gelir. Aslında bu görüş doğru değil. Kuantum mekaniği ve fiziğinin temel ilkelerini herkes kavrayabilir. Bilim ve tekniğin her şeyi belirlediği günümüzde, kuantum fiziği son derece önemli bir konuma sahip ve bu nedenle geniş kitlelerce anlaşılması ve kabullenilmesi gerekmekte. Araştırmacıların yanı sıra akademisyenler de bu bilginin aktarılmasından sorumludur.”

Akademisyenlerin aslında daha pek çok sorumluluğu var ama bizim memleketimizde bu sorumluluklardan söz etmek bile artık saçma bir hal aldı. Üniversitelerin bile acayip bir kadrolaşma arenası haline geldiği, rektör atamalarının birer komediye dönüştüğü, koca koca üniversitelerin “evrim karşıtı” konferanslar düzenlediği hatırlanacak olursa, kuantumun üniversitelerden ziyade kahve köşelerinde tartışılmasını beklemek daha mantıklı olacaktır...

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.