Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-605-316-028-1
13x19.5 cm, 464 s.
Liste fiyatı: 40,00 TL
İndirimli fiyatı: 32,00 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Siyaset Olarak Hayat
Sıradan İnsanlar Ortadoğu'yu Nasıl Değiştiriyor?
Çeviri: Özgür Gökmen
Yayına Hazırlayan: Özge Çelik
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Şubat 2016

Müslüman Ortadoğu dendiğinde insanların aklına çoğu zaman camiler, minareler, çarşaflı kadınlar, despotik rejimler, cihatçılar ve çöller gelir. Bu imgeler Ortadoğu’daki toplumsal ve siyasi değişimin kendisini ve bu değişimin pek çok veçheye büründüğü gerçeğini perdeliyor. Siyaset Olarak Hayat’ta Asef Bayat’ın yapmak istediği tam da bu: Otoriter yönetimlerin, dini makamların ve ekonomiye yön veren seçkinlerin gölgesi altında, sıradan insanların gündelik hayat pratikleriyle nasıl anlamlı bir değişim yaratabildiğini gözler önüne sermek.

Son yıllarda Ortadoğu’nun dört bir yanında milyonlarca insan, taleplerini duyuracakları yeni toplumsal mekânlar keşfediyor veya yaratıyorlar. Tezgâhını işlek bir caddeye kuran seyyar satıcı, parkları işgal edenler, kamusal alanda blucinleriyle arzı endam eden Müslüman gençlik, sokaklarda yürüyüş düzenleyen protestocular, “erkek işi” sayılan işlerde çalışarak belli bir kariyer sahibi olmaya çabalayan eğitimli kadınlar – bu insanların hepsi yaşamın her alanında devlet kontrolüne itiraz ediyor, gündelik faaliyetleri yoluyla yerleşik kamu düzenine üstü kapalı meydan okuyorlar. Bu “gayri-hareketler” protesto değil ama pratik ve doğrudan gündelik eylem yoluyla siyasi tepki gösteriyorlar.

Ortadoğu’da karmaşıklığı gözden kaçırılmış toplumsal süreçlere yeni bir pencere açan Siyaset Olarak Hayat, toplumsal hareketlerin anlamı ve toplumsal değişimin dinamikleri hakkındaki küresel tartışmalarda eksik kalan Ortadoğulu bir bakış açısı sunuyor.

İÇİNDEKİLER
Türkçe Basıma Önsöz
Önsöz
Teşekkür

1  Var Olma Sanatı

Birinci Kısım
Toplumsal Gayri-Hareketler
2  Sıradan Olanın Sessiz Tecavüzü
3  Yoksullar ve Bitmez Tükenmez Yaşam Fırsatları Arayışı
4  Gündelik Hayatta Feminizm
5  Gençliği Yeniden Talep Etmek
6  Eğlence Siyaseti

İkinci Kısım
Sokak Siyaseti ve Siyasal Sokak
7  Muharebe Meydanı Tahran
8  Devrim Sokakları
9  Radikal İslamın Kentsel Ekolojisi Var mı?
10 Gündelik Kozmopolitlik
11 "Arap Sokağı"

Üçüncü Kısım
Devrimler
12  İslami  Devrimlerin Bir Geleceği Var mı?
13  Arap Baharı
14  Yeşil Ayaklanma
15  Post-İslamcı Demokrasinin Gelişi

Makale Künyeleri
Dizin
OKUMA PARÇASI

Türkçe Basıma Önsöz, s. 11-13

Siyaset Olarak Hayat alışılmamış bir kitap. Belirli bir zaman aralığında başlayıp bitirdiğim diğer projelerimden farklı bir biçimde Siyaset Olarak Hayat, yıllar içinde evrildi ve evrilmeye devam ediyor. Bu itibarla eğlence siyasetinden devrimlere, çağdaş Ortadoğu’da toplumsal ve siyasal hayatın çeşitli veçheleri hakkında on beş yılı aşan bir çalışmanın ve düşünmenin ürünü. Temel kavramlarının tümü –“gayri-hareketler”, “var olma sanatı”, “siyasal sokak”, hatta “post-İslamcılık” bile– ben merkezi bir sorunla uğraşmaya çalışırken adım adım gelişti: Ortadoğu’da madun gruplar (yoksullar, marjinalleştirilmiş kadınlar, gençlik ve diğerleri) zorlu siyasal, iktisadi ve normatif koşullar karşısında yaşam fırsatlarını geliştirmeyi nasıl başarıyorlar; mücadeleleri hangi biçimleri alıyor ve devletle, ekonomiyle ve daha geniş toplumsal hareketlerle nasıl bağlantı kuruyorlar? Buradan hareketle, bu geçmiş yıllarda bölgede ve ötesinde farklı ülkelere seyahat ettikçe, yeni durumlarla yüz yüze geldikçe ve yeni sorularla karşılaştıkça, savlarımı bilemeye ve ifadelerimi ayrıntılandırmaya gayret ettim.

Bu kitap şüphesiz Türkiye’den içgörüler edindi; ve Türkiye’nin bir yandan Ortadoğulu emsalleriyle çok fazla şey paylaşırken, öte yandan başta daha derin seçim demokrasisi deneyimi olmak üzere önemli ölçüde farklılaştığını düşünerek, bu kitaptaki fikirlerin Türkiye toplumu için de bazı geçerlilikler taşıyacağını umarım. “Gayrihareketler”in, daha önce İran ve devrim öncesi Mısır’a bakarak hükmettiğim gibi, sadece demokratiklikten uzak ortamların ürünü olmadığını –doğrudan gözlemin yanı sıra entelektüel ve aktivist meslektaşlarla tartışmalar yoluyla– ilk kez Türkiye’de fark ettim. Bu ülkede de bazı benzer süreçler gözleyebiliyordum. Sıradan insanların devletlerin, iktisadi seçkinlerin ya da manevi otoritelerin tepkisiz kaldığını gördüklerinde, talepleri için bastırmak üzere muhakkak açık ve örgütlü toplumsal hareketlere başvurmadıklarını fark ettim. Ayrıca sürdürülebilir hareketler örgütlemek maharet, enerji ve çok fazla kaynak gerektirir; bunlar aktivistleri stratejilerini gözden geçirmeye iten şeylerdir. Fakat seçim demokrasisinin, özellikle neoliberal ekonomilerin pençesindeyse, çoğu kez halkın taleplerini umursamaması ve bunlara ket vurması, dolayısıyla yurttaşları siyasette devlet kurumlarının dışında hak aramaya, yani sokak siyasetine mecbur etmesi de bunun kadar önemlidir. Gayri-hareketler, öyleyse, seçim demokrasilerinde de ortaya çıkabilir.

Aslına bakılırsa AKP hükümetken bile Kemalist seküler kurumlar karşısında muhalefette gibi davranırken, seçmenlerinin çoğu kamusal alanda manevi taleplerini normalleştirmek için “gayri-hareketler”e başvurdu – örneğin sokaklarda, üniversitelerde ya da halk plajlarında başörtülü kadınların görünürlüğünü yaygınlaştırırken. Ve AKP iktidarını sağlamlaştırınca ve rakipsiz önderi gittikçe otoriter tavırlar takınınca, kamusal alanlarda oruç tutmamak ya da içki içmek gibi seküler/liberal davranışları yeniden ortaya koyarak böylesi kültürel kodlara meydan okumaya çalışan seküler-liberal seçmenlerin “gayri-hareketleri” oldu. Gezi vakasının AKP’nin post-İslamcı dindarlığına, milliyetçi yönetimine ve uzlaşmaz neoliberal arayışlarına karşı yıllar içinde gelişmiş olan farklı “gayri-hareketler”in yanı sıra örgütlü grupların doruk noktasını somutlaştırdığı dahi ileri sürülebilir. Gezi dünyanın geri kalan kısmındaki benzer dağarcıklardan ilham alarak çok tabanlı ve mekânsal bir boyuta büründü.

Bu kitabın 8. Bölüm’ünde Ortadoğu’daki mekânsal siyaset üzerine bir tartışmada ve Gezi olaylarından çok önce, Taksim’in neden aynen Tahrir ya da Tahran’daki İnkılâp Meydanı gibi bu türden bir sokak siyasetine yatkın olduğunu araştırmaya çalışmıştım. Fakat herkesin kabul edeceği üzere Gezi vakası çok daha karmaşık ve mekânsal boyutunu fazlasıyla aşıyor. Gezi’nin Arap türü ayaklanmalardan ziyade “İşgal Hareketi”nin duruşunu benimsemiş olması, bizi Türkiye’deki yönetimin doğası ve onun liberal olmayan seçim demokrasisi hakkında ciddiyetle düşünmeye itiyor. Madunların – marjinalleştirilmişlerin, yoksulların, işçi sınıfının, Kürtlerin, birçok mültecinin ve diğerlerinin– mücadelelerinin, böylesi bir politika ve onun neoliberal işbirlikçilerinin yönetimi altında nasıl gelişeceği çok önemli bir sorudur. Fakat bunlar Türkiye’nin kendi ehil biliminsanlarına bıraktığım sorular. Ben bu kitabın sadece böylesi önemli sorularla uğraşmak için birtakım mütevazı ipuçları, birkaç analitik araç ve bakış açısı sunmasını umuyorum.

Yıllar boyunca, diğer Ortadoğu ülkelerine kıyasla Türkiye’deki bilimsel uğraşı seviyesine hayran kaldım. Benim gözlemime göre Türkiye’deki kitap çevirisi miktarı bölgenin diğer ülkelerindekini aşıyor. Bu okumaya ve uğraşmaya yönelik kamusal ilgiyle, yayıncıların şevkiyle ve her şeyden önce yabancı dildeki metinleri Türkçede erişilebilir kılacak yetkin çevirmenlerin varlığıyla ilgili olmalı. Bu kitap, metin hakkındaki derin kavrayışı tiziz çeviri yöntemiyle ele ele giden, Türkiye’de tanıdığım en zeki düşünürlerden biri olan Özgür Gökmen tarafından çevrildiği için özellikle şanslıyım. Hem Özgür’e hem de Metis Yayınları’na Siyaset Olarak Hayat’ı Türkiyeli okurlara kazandırdıkları için müteşekkirim.

Asef Bayat

Champaign, Illinois

18 Temmuz 2015

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Arsen Kocaoğlu, "Ortadoğu sokağında siyaset", Agos Gazetesi, 3 Mayıs 2016

"Siyaset Olarak Hayat alışılmamış bir kitap…", diye belirtiyor Asef Bayat. Gerçekten de okumaya başlar başlamaz önsözünden itibaren genel paradigmaların çok dışında kalan bir çalışma ile karşı karşıya kaldığınızı anlıyorsunuz. Çalışma karşımıza Ortadoğu’da toplumsal ve siyasal hayatın çeşitli veçheleri hakkında on beş yılı aşan emeğin ve düşünmenin ürünü olarak çıkıyor.

‘Gayri hareketler’, ‘var olma sanatı’, ‘siyasal sokak’, ‘post İslamcılık’ gibi kavramlar çerçevesinde şekillenen eser, Ortadoğu’da yoksulların, marjinalleştirilmiş grupların, kadınların, gençlerin yani hem ötekileştirilenlerin hem de sıradan olanların gündelik hayat pratikleriyle düzeni nasıl şekillendirdiklerini bu bağlamda mücadele biçimlerini, devletle, ekonomiyle ve toplumsal hareketlerle ilişkilerini inceleyerek sistem-fail çatışması içerisinde sıradan insanların failliğini ön plana çıkarıyor.

Gündelik hayata dair

Seçkin siyaseti bir yana madun grupların iradesine dayanan sarsıcı bir anlatı... Kitap hakim anlatıyı tersine çevirerek, dikta rejimlerinin yarattığı toplumsal grupları, siyaseten marjinalleştirilmişlerin ve madun grupların polis devletlerinin komutlarına karşı edilgen bir halde bulunmadıklarına dikkat çekerek gündelik hayatın; mahalleler, işyerleri, sokaklar gibi özel alanlarla birlikte bir mücadele biçimi olarak nasıl ortaya çıktığını gözler önüne seriyor.

Türkiye ve Endonezya

Bayat, var olma sanatı üzerinden toplumsal-gayri hareketleri odak noktasına getirirken; Ortadoğu’da otoriter yönetimlerin örgütlü aktivizme karşı gösterdiği şiddetli tepki karşısında toplumsal ve siyasal hareketlerin nasıl ayakta kalacağının cevaplarını arıyor ve bunu yaparken de mücadeleci/toplumsal hareketleri anlamlı değişimi üretecek temel araçlar olarak ele alıyor. Üstelik toplumsal ‘gayri hareketlerin’ sadece Ortadoğu’daki otoriter yönetimler karşısında nasıl bir duruş sergileyeceğini sorunsallaştırılmakla kalınmıyor; aynı zamanda Türkiye ve Endonezya gibi seçim demokrasisinin görüldüğü devletlerde de ekonomik yoksunluğun, toplumsal cinsiyet dengesizliğinin, bireysel hakların ihlali karşısında madunların ne yapacakları sorgulanıyor.

Çalışmanın asıl ruh ve odağı ‘var olma sanatı’na dayanıyor ve bizlere failliğin hikâyesi anlatılıyor. Asef Bayat’ın çalışması, Ortadoğu’daki toplumsal hareketleri ve hakim sosyal teoriyi eleştirel ve yapıcı bir biçimde ele alıyor.

Gezi vakâsı

Asef Bayat’ın dikkat çektiği ve Türkiye’deki toplumsal hareketleri yakından ilgilendiren diğer bir nokta; seçim demokrasilerinde de ortaya çıkabilecek olan ‘gayri hareketler’ oluyor.

“Gezi vakâsının AKP’nin post-islamcı dindarlığına,milliyetçi yönetimine ve uzlaşmaz neoliberal arayışlarına karşı yıllar içinde gelişmiş olan farklı ‘gayri hareketler’in yanı sıra örgütlü grupların doruk noktasını somutlaştırdığı dahi ileri sürülebilir. Gezi dünyanın geri kalan kısmındaki benzer dağarcıklardan ilham alarak çok tabanlı ve mekânsal bir boyuta büründü.”

Bayat, Gezi’nin diğer bir özelliğine de dikkat çekerek; hareketin ‘işgal hareketi’nin duruşunu benimsemiş olmasının Türkiye’deki yönetimin doğası ve onun liberal olmayan seçim demokrasisi hakkında ciddiyetle düşünülmesi gereken ayrı bir mesele olduğunu belirtiyor.

Hakim paradigmanın aksine

Bayat çalışmasının metedolojik yönüne dair önemli bir vurguda bulunarak; devrim sonrası araştırmaların yaygın pratiğinden kurtulduğunu, yani tarihi geriye doğru okutan süreci sonuca, devrimi öncül anlatıların sonuca ulaşacak şekilde ele almadığını, bu alanda yapılan çalışmaların genel olarak yakalandığı tuzağa düşmediğini iddia ediyor. Nitekim metedolojik olarak ele aldığı özgün yaklaşım ile hakim paradigmanın aksine failliğin gerçekliğini anlatan son derece sarsıcı bir çalışma ortaya çıkıyor.

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.