Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
metis söyleşiler
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
Bu yazıyı bir arkadaşınıza
göndermek için

Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
 Fügen Yıldırım:
"Yasaklı Kadınlar"
Beril Yalçın, Digitürk Dergisi, Ağustos 2002
Yıllardır sorunlarıyla baş başa bırakılan seks işçiliği, farklı bir yüzüyle kitap sayfalarına konu oldu. Toplumun görmezden gelerek "sakladığı" ve "yasakladığı" bu kadınların bilinmeyen "özel"leri, gazeteci Fügen Yıldırım'ın yıllar süren çalışmasının bir ürünü.

Kitabı yazmaya ne zaman karar verdeniz?

Daha önce Kim dergisinde çalışırken seks işçileriyle ilgili bir dosya hazırlamıştım. '94 yılıydı sanırım, 15-20 kadınla söyleşi yaptım. Konu bir derginin sayfalarına sığacak gibi değildi. Ben de bir kitap yazmaya karar verdim, ama gazete, televizyon derken, zaman ayıramadım. En son çalıştığım işten istifa eder etmez kitaba başladım. İki yıl kadar sürdü. En önemlisi, kadınlara ulaşmak ve onları benimle konuşmaya ikna etmekti.

Onlara nasıl ulaştınız?

Rahat olacakları bir ortamda tanışmamız gerekiyordu. Genelevde veya sokakta kendilerini baskıda hissedeceklerinden onlarla kontrole götürüldükleri ve "Cancan" dedikleri Zührevi Hastalıklar Hastanesi'nde konuştum. Gazeteci olmam onlar için ürkütücüydü, çünkü medya onlar hakkında hiç olumlu bir şey yapmıyor. Hem illegal çalışanlarla hem de genelevde çalışanlarla konuştum. Genelevde çalışanlar daha yaşlıydı. Yaşadıkları benzer olabilir, ama genelevde çalışanlar, durumu kabullenmiş olmanın verdiği kararlılık içindelerdi.

Genelev onlar için bir güvence mi?

Evet, gençken sokakta her türlü tehlikeye açıklar. Onları pazarlayanlara böyle kanalize oluyorlar. Müşteri bulmak ve güvenliklerini sağlamak için birilerine ihtiyaç duyuyorlar. Kazandıkları paranın büyük bir kısmını da onlara yediriyorlar. En yoğun şiddeti de bu insanlardan görüyorlar. Bunu yaşayıp pes etmiş ve belli bir yaşa gelmiş kadınlar geneleve başvuruyorlar. Yasal prosedürde geneleve girme yaşı 21, ama İstanbul'da geneleve girmek de zor, kapasite yetmiyor. Küçük kentlere gidiliyor, oradan nakil yoluyla İstanbul'a geliniyor.

Hepsi de çocuklarına çok düşkünler.

Çocuklarına, ailelerine... Seks işçileri ile ilgili sivil toplum kuruluşlarının temel hedeflerinden biri, onların çocuklarının desteklenmesidir. Seks işçisinin çalışma koşulları çok ağır. Çoğunun çocuğu; annelerinin evdeki sevgilileri, onları pazarlayanlar tarafından tacize uğruyor. Bir tanesinin kızı ilkokulu bitirmiş, evde, sokaklar tehlikeli, başına bir şey gelir diye okutmuyor annesi. Kızını böyle koruyabileceğini sanıyor.

Yabancı bir seks işçisiyle de konuşmuşsunuz.

Evet, bu sektör bütün dünyada bir ticaret malzemesi olmuş ve büyük paralar kazandırıyor. Bu sektör, bu kadınların veya erkeklerin sırtından kendini yeniden üretiyor. Yoksulluğa paralel olarak seks işçilerinin sayısı da giderek artıyor.

Bu güçlü sektörle savaşmak mümkün mü?

Sistemi doğru değerlendirip çözümlemek üzere yaklaşmak lazım. Kadınlara önyargıyla bakarak bu işin hallolabileceğini düşünmüyorum. Bu mesleği seçenlere alternatif sunmak lazım. İnsanlar yaşayabilecekleri parayı başka alanlardan kazanabileceklerine inanabilseler, bu işi seçmezler. Yaşlandıktan sonra ağlayarak gidiyorlar işe. Yaşlanmak da çok farklı ölçülerde, kadınlar 29 yaşına kadar revaçtalar. Sosyal güvenceleri, düzenli bir gelirleri yok, sürekli sömüren bir mekanizmanın içinde oldukları için birikimleri de yok. Çok bilinçli ve eğitimli de değiller zaten, toplum imkânlarından en az pay alan insanlar. Bu mekanizmanın kırılmasına niyet etmek lazım. Bunun için de sistemli değişiklikler gerek. Belki kısa vadede esas çözüm, kadınların kendi aralarında dayanışıp, en azından çalışanlar olarak insan haklarından, sosyal haklardan, iş güvenliğinden yeterince yararlanmak üzere mücadele etmeleri.

İşi şu yaşta bırakacağım diyen var mıydı?

Vardı, sigorta süresi dolduğu anda bırakacağını söyleyen vardı. Genelevde çalışanlar için bir borçlandırma mekanizması var. Borç giderek büyüyor, tefeciler devreye giriyor, tehditler başlıyor. 42-43 yaşına gelmiş kadın, aç kalmaya razıyım dese de oradan çıkamaz, çünkü etrafında tefeciler var. Bir kadın da kocası tarafından Konya genelevine satılmış, orada dört yıl hapis hayatı yaşamış. İstanbul genelevinde çalışanlar, evlerinde yaşayıp iş için geneleve gidip gelebiliyorlar. İstanbul dışındaki genelevlerde bu hak yok. Kadınlar genelevde yaşamak zorundalar. Sadece sağlık kontrolüne gidiyorlar. Eşit hak ve özgürlükler anlamında yasada değişiklik, çalışma koşullarında değişiklik, sağlık politikasında değişiklik gerekiyor. İnsanlar iş bulabilseler, bu işe başvurmazlar. Deneseler de vazgeçebilirler. Yine de tercih edenler varsa onlar da çok azınlıkta kalır. Onlara da bizim diyebileceğimiz bir şey yok. O zaman onlara sadece, çalışan insanlara sağlanan kolaylıkların ve hakların eşit olarak sağlanması gerekir.
Okuyabileceğiniz diğer Fügen Yıldırım söyleşileri
▪ "Karaköy’de fahişelik taksi plakası kadar değerli"
Yeşim Çobankent, Hürriyet Pazar, 4 Ağustos 2002
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.