Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-667-1
13x19.5 cm, 216 s.
SARI ETİKET
ÖZEL İNDİRİMLİ
Liste fiyatı: 22,00 TL
İndirimli fiyatı: 8,00 TL
İndirim oranı: %63,64
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Erik Orsenna diğer kitapları
Kâğıt Yolunda, 2013
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Pamuk Ülkelerine Yolculuk
Küreselleşme Üstüne Küçük Elkitabı
Özgün adı: Voyage aux pays du coton
Petit précis de mondialisation
Çeviri: Sosi Dolanoğlu
Yayına Hazırlayan: Tuncay Birkan
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kapak Deseni: Marty Ittner
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Nisan 2008

“Bu hikâye çok eski çağlarda başlar. Yoldan geçen biri, dallarının ucunda beyaz yumaklar olan bir ağaççık fark eder. Elini uzattığını tahmin edebiliriz. İnsan türü pamuğun yumuşaklığıyla tanışır böylece... Yıllardır içimde bir şey, tarımdan yola çıkıp biyokimyadan geçerek tekstil sanayiine varan, kıtaları birbirine bağlayan pamuk yollarını izlersem, gezegenimi daha iyi anlayacağımı söylüyordu bana. Beklediğimden de ötesini buldum. Dünün ve bugünün küreselleşmelerini anlamak için, bir kumaş parçasını incelemek en iyi yol.”

Günümüzün sanal vurgulu dünyasında, hammaddeler, elle tutulur olan şeyler, günlük emeğin teri, şaşaalı adlarla sunulan uluslararası antlaşmaların ardında yatan hesaplar, pazarlıklar hep gözlerden ırak kalıyor. Oysa dünyada olup bitenleri anlamanın tek yolu belki bu ayrıntılara yeniden yaklaşmak, yakından bakmak. Pamuk Ülkelerine Yolculuk, pamuk üreticilerinin, sanayicilerinin, lobicilerinin, tüccarlarının peşinden Mali'den ABD'ye, Fransa'dan Çin'e, Brezilya'dan Mısır'a, Özbekistan'a dünyanın dört bir yanına seyahat ederken şirket küreselleşmesinin gizli yüzünü, uluslararası platformlarda dikkate alınmayan hayati ayrıntıları bir masal diliyle anlatıyor bize, "Küreselleşme Üstüne Küçük Elkitabı" altbaşlığının hakkını vererek.

OKUMA PARÇASI

Giriş, s. 13-17.

Hammaddeler yeryüzünün bize armağanlarıdır. Saklı veya görünür armağanları. Günün birinde tükenecek olan fosil armağanlar, madeni armağanlar... Ya da, güneşin ve insan faaliyetlerinin her yıl yenilediği bitkisel armağanlar. Hammaddeler konuşan armağanlardır. Yeter ki dinleyelim. Kulağımıza çeşit çeşit hikâye fısıldarlar: Bir varmış bir yokmuş, der petrol; bir varmış bir yokmuş, der buğday. Her hammadde, mitolojisiyle, diliyle, savaşlarıyla, şehirleriyle, iyisi, kötüsü ve renk renk sakinleriyle bir evrendir. Ve her hammadde, kendini anlatırken, kendince gezegeni de anlatır.

Bu hikâye çok eski çağlarda başlar.

Yoldan geçen biri, dallarının ucunda beyaz yumaklar olan bir ağaççık fark eder. Elini uzattığını tahmin edebiliriz. İnsan türü pamuğun yumuşaklığıyla tanışır böylece.

Büyük İskender'in orduları M.Ö. 326'da İndus'u geçtiklerinde, hiç görmedikleri kadar ince ve hafif giysiler içindeki halklarla karşılaşırlar. Askerler hayretler içinde kalır, sorup soruşturur, tohumlar toplarlar. Yunanistan'a döndüklerinde, tohumları ekerler. Sonuçlar hayal kırıklığı yaratmış olmalıdır. Denemekten vazgeçerler. Batı, "yün ağacı"nı unutur.

Hindistan'a daha yakın olan Araplar, Hint kumaşlarını ithal ederler. Derken Mısır'da, Cezayir'de, İspanya'nın güneyine kadar pamuk yetiştirmeye başlarlar. Nicedir, beyaz yumağa bir isim vermişlerdir: el-kutun.

Yüzyıllar boyunca birbirine yabancı iki dünya bir arada var olur. Kuzeyde, yün veya keten giyen Hıristiyanlar. Güneyde ve doğuya doğru, pamuk giyen Müslümanlar.

Haçlı Seferleri, sayısız karşılıklı katliamın yanı sıra alışverişe de imkân sağlayacaktır. Çok geçmeden, Venedik, ticaretini geliştirecektir. Pamuk kullanımı, Avrupa'da yavaş yavaş gelişmeye başlar.

Bu sırada, Okyanus'un öbür yanında, Amerika da kendi ağaççıklarını yetiştirir. Peru'da, M.Ö. bin yılı aşkın bir zamandan kalma pamuklu kumaş parçacıkları bulunmuştur. Cortés'in İspanyolları Meksika'da karaya çıktıklarında, vaktiyle Büyük İskender'in Yunanlarının yaşadığına benzer bir hayranlıkla kendilerinden geçerler: Yerel kıyafetlerin esneklik ve yumuşaklık bakımından eşi benzeri görülmemiştir.

On sekizinci yüzyıl.

Avrupa'yı pamuklu tutkusu sarar. Hindistan'dan ithalat yetmez olur. İplik eğirme ve dokuma makineleri icat eden İngiltere, nöbeti devralmaya karar verir. Ona hammadde lazımdır. Sömürgesi Amerika, ona bu hammaddeyi sağlayacaktır. 37. paralelin güneyinde yer alan bütün bölgelerde (Carolina'lar, Georgia, Florida, Alabama, Mississippi, Fransa tarafından satılan Louisiana, Meksika'dan koparılan Teksas, Oklahoma, Arkansas, Arizona, California) pamuk ekimi yapılır. Hasat için kol gücüne ihtiyaç vardır. İlk küreselleşme örgütlenir. Afrika, felaketi pahasına, oyuna girer. Sanayileşme ve kölelik el ele ilerler. Manchester ve yöresi fabrikalarla dolarken, Liverpool, bir süreliğine, siyah köle ticaretinin merkezi haline gelir.

Yüz yıl geçer. Amerika Birleşik Devletleri bağımsızlıklarını kazanmış olmakla birlikte, eski anavatana pamuk sağlamayı sürdürür. Fakat, çok geçmeden, soylu bir ahlaki kaygı federal yetkililerin kafasını kurcalar. Güney eyaletlerinde köleliği yasaklamak isterler. Güneyliler buna yanaşmaz ve ayrılmaya karar verir. Bilindiği gibi, bunu bir savaş izler. Britanya dokuma tezgâhlarını kim besleyecektir? Londra, iki sömürgesine, Mısır ile Hindistan'a başvurur. Bundan bir müddet sonra, Hindistan, üretimini Japonya'ya da sunacaktır; dokumacıları artık uyanmış olan Japonya'ya.

Aynı esnada, bu arada gelişmiş olan Fransız tekstil sektörü, Afrika'daki imparatorluğunda üretim yapmaya başlar.

Brezilya treni kaçırmak istemez. Ekim yapar. Toprakları en iyiler arasında olmamakla birlikte, kahve sayesinde ekonomisi şahlanan São Paulo bölgesinde.

Kısacası, 19. yüzyılın sonundan itibaren, gezegen pamuk fidanları ve fabrikalarla kaplanmıştır ve bu fabrikaların ihtiyaçlarını da bu fidanlar karşılamaktadır.

Pamuk çok az su ister (yetmiş beş santimetre yağmur veya sulama); ancak, çiçek açması için yüksek ısıya ve özellikle de ışığa ihtiyaç duyar. Günümüzde 37. kuzey paraleli ile 32. güney paraleli arasındaki, otuz beş milyon hektarlık alana, doksanı aşkın ülkede ekilidir. Fakat bu ülkelerden dördü (Çin, Amerika Birleşik Devletleri, Hindistan ve Pakistan) dünya üretiminin yüzde yetmişini elinde tutar. Ardından Brezilya (güçlü bir gelişme halinde), Batı Afrika, Özbekistan ve Türkiye gelir.

Gezegenimizin bir ucundan diğerine, pamuk'tan söz edilir. Fakat her yerde aynı bitki mi söz konusudur?

Pamuk fidanı Malvales takımından, Malvaceae (ebegümecigiller) familyasından, Hibisceae alt bölümünden, Gossypium cinsinden bir ağaççıktır. Onlarca türü yetiştirilir.

"Hint pamuğu" denen Gossypium herbaceum ve arboreum'dan, kalın ve kısa lifler elde edilir.

"Mısır pamuğu"nun uzun ve ince lifleri Gossypium barbadense'den elde edilir.

Gossypium hirsutum ikisi arası lifler verir ve dünya üretiminin yüzde doksan beşi bu türden elde edilir.

Pamuğa ilgi duyanlar sadece insanlar değildir. Böcekler pamuğa bayılır. Ürünlere zarar veren bu obur yağmacılardan kurtulmak için, dev şirketlerin finanse ettiği araştırmalara girişilmiştir. Günümüzde, gezegen üzerinde ekilmiş olan pamuk fidanlarının üçte birinden fazlası genetik olarak değiştirilmiştir. Çevrecilerin itirazlarına rağmen, bu oran yıldan yıla artmaktadır.

Pamuk, bitkibilimin domuzudur, her kısmı işe yarar. Dolayısıyla, her şeyi kullanılır.

Öncelikle, en değerli kısmı alınır: lifleri. Bunlar tohumların etrafındaki uzun beyaz ipliklerdir. Makineler bu iplikleri tohumlardan ayıracaktır. Pamuk lifleri yumuşak, esnek, fakat sağlamdır. Suya ve rutubete dayanıklıdır. Terlememizden rahatsız olmaz. Bin defa yıkanmayı, binbir defa ütülenmeyi söylenmeden kabullenir. Hiçbir şey onun kadar iyi boya tutmaz ve boyayı korumaz... Bu niteliklerin uzun listesi, hayvani olsun, bitkisel olsun, rakip doğal maddelerin gözünü korkutmuştur. Yün ve ketenin artık hükmü kalmamıştır. Sentetik lif tekstil piyasasına hâkimse de (yüzde altmış), pamuk direnir (yüzde kırk).

Ve böylece pamuk insan türünü giydirir.

Bununla da kalmaz. Tıbbi sargı bezleri yapmaya yarar, ayrıca özel kâğıtlar (mesela banknotlar), fotoğraf filmleri, mum fitilleri... Daima işe yarama kaygısı güden lifleri, kozmetik ürünlerin (laka, saç bakımı...), diş macunlarının, donmuş kremaların... bileşimine girer. Bazı bolonez sosların, bazı Alman sosislerinin tadını tuhaf bulsak da, içlerinde pamuk olduğu kimin aklına gelir?

Tohumları da az cömert sayılmaz; protein bakımından zengin olup, haberimiz olmadan sofrada kullandığımız yağı büyük ölçüde temin eder. Pazarlamacılar, "pamuk yağı" ibaresinin potansiyel müşteriyi tiksindirmesinden korkup, daha belirsiz ve genel bir isim koyarlar: "bitkisel yağ".

Hayvanlar da pamukla beslenir: Tohumlardan ve kozalardan elde edilen küspeleri yerler.

Gerisi sabun, gübre, patlayıcı (gliserin), asalak mantar ilacı, böcek ilacı, sentetik kauçuk imalatında kullanılır. Petrokimya sanayii bu bitkisel artıklara bayılır: Arıtma denen o esrarengiz mutfağa katar bunları, bu işlem sonucundaysa en akla gelmeyecek maddeler, mesela plastik maddeler çıkar ortaya.

Bu işlemlerden huzursuz olanlar için, biz yine tabiat anamıza ve basit şeylerin verdiği huzura dönelim. Hasadın ardından, pamuk fidanının sapları ve yaprakları hayvanların yatması için döşenen ot haline gelecektir. Yahut da köylüler, daha iyi yakıt bulamadıklarından bunları yakacaktır.

Bunca insanın, bütün kıtalarda yüz milyonlarca kadınla erkeğin, pamukla uğraşmasının sebebi bu işte.

Nice zamandır bu büyük seyahate çıkmak isteyişimin sebebi de bu. Yıllardır içimde bir şey, tarımdan yola çıkıp biyokimyadan geçerek tekstil sanayiine, Kutiala'dan (Mali) yola çıkıp Lubbock (Teksas), Cuiabá (Mato Grosso), İskenderiye, Taşkent ve Vologne Vadisi'nden (Fransa, Vosges bölgesi) geçerek Datang'a (Çin) kadar uzanan pamuk yollarını izlersem, gezegenimi daha iyi anlayacağımı söylüyordu bana.

Uzun araştırmamın sonuçları beklediğimin de ötesindeydi.

Dünün ve bugünün küreselleşmelerini anlamak için, bir kumaş parçasını incelemek en iyi yol. İpliklerden, bağlardan ve mekiğin gelgitlerinden oluştuğu için kuşkusuz.

1620'ye doğru, Yeni İspanya'nın başkenti Mexico'da, terzilerin öfkesinin bir türlü dinmediğini biliyor muydunuz? Büyük bir Çinli topluluk oraya gelip yerleşmiş ve giysileri ucuza veriyormuş, bu da rekabeti fena halde baltalıyormuş. (Bkz. Serge Gruzinski'nin güzelim kitabı, Les Quatre Parties du monde. Histoire d'une mondialisation, La Martinière, 2004.)

Şayet yumuşaklık hakkında, yani yumuşaklığın görünmeyen sert arka planı hakkında daha çok şey bilmek isterseniz, yola düşün, "yün ağacı"na yaklaşın. Ve kulak verin.

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.