Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-874-3
13.5x21.5 cm, 208 s.
Liste fiyatı: 22,00 TL
İndirimli fiyatı: 17,60 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Theodor W. Adorno diğer kitapları
Minima Moralia, 1998
Edebiyat Yazıları, 2004
Sahicilik Jargonu, 2012
Teori ve Pratik Üzerine, 2013
Negatif Diyalektik, 2016
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Ahlak Felsefesinin Sorunları
Özgün adı: Probleme der Moralphilosophie
Çeviri: Tuncay Birkan
Yayına Hazırlayan: Semih Sökmen
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Ekim 2012
2. Basım: Eylül 2015

Ahlak Felsefesinin Sorunları, Adorno'nun 1963 tarihinde Kant'ın ahlak felsefesinden hareketle verdiği on yedi dersi bir araya getiriyor. Adorno'nun sağlığında yayımladığı kitaplarının dışında, Almancada 90'lı yıllarda yayımlanmaya başlamış, ders notlarından, teyp kayıtlarından ve yazılarından oluşan geniş bir külliyatı vardır. Bu külliyatın ciltlerinden biri olan Ahlak Felsefesinin Sorunları, bir yandan Minima Moralia'nın yazarının "Bugün doğru hayat mümkün müdür?" sorusu etrafındaki araştırmasını, diğer yandan da, çok daha zor bir çalışması olan Negatif Diyalektik'teki belli başlı temaların çoğunun ilk kez ortaya konuluşunu temsil eder – derslerin önemi buradan gelir.

"Ahlak sorununu etiğe indirgemek bir tür el çabukluğu yaparak ahlak felsefesinin tayin edici sorununu, yani birey ile genel'in ilişkisini gözden kaybettirmek demektir. Bütün bunların iması şudur: Kendi ethos’umla, mizacımla uyumlu yaşamam ya da günümüzün şık mı şık tabiriyle kendimi gerçekleştirmem, doğru hayatı yaratmaya yetecektir. Bu da ideolojinin ve yanılsamanın daniskasıdır.

"Bu derslerde size pratik bir doğru hayat kılavuzuna benzer bir şey sunamayacağım. Özel olsun siyasi olsun –siyaset alanı ahlak alanıyla çok yakından bağlantılıdır zira– dolaysız sorunlarınıza dolaysız deva bulmak gibi birşey beklerseniz yanılmış olursunuz. Ahlak felsefesi teorik bir disiplindir ve bu haliyle de ahlaki hayatın yakıcı sorunlarından ayrı tutulmalıdır..." — T. W. Adorno.

İÇİNDEKİLER
Birinci Ders (7 Mayıs 1963)
Teorik bir disiplin olarak ahlak felsefesi • Pratik kavramı • Direniş ve "gerçekliğin sınanması" olarak teori; pratikçiliğe karşı • Naiflik ve düşünüm • Teori ile pratik arasındaki gerilim üzerine • Kendiliğindenlik ve direniş • İrrasyonel olan • Ahlak teriminden duyulan hoşnutsuzluk • Vicdan azabı olarak etik; etiğe karşı ahlaktan yana.

İkinci Ders (9 Mayıs 1963)
"Ahlak ve Huzursuzlukları" • Ethos ve kişilik sorunu • Etik doğal bir kategori değildir • Ahlak ve toplumsal kriz • Baskıcı karakterin sosyolojisi • Genel ve tikel • Ders planı • incelenecek metinler

Üçüncü Ders (14 Mayıs 1963)
Ad homines argümanlar • Ders: Eleştirel modeller • Kant'ta aklın ikili karakteri: teori ve pratik, epistemoloji ve metafizik • Özgürlük sorunu • Çatışkılar kuramı üzerine • Diyalektik • Kuşkuculuk ile "kuşkucu yöntem" arasındaki ayrım

Dördüncü Ders (16 Mayıs 1963)
Çatışkıların doğası • Nedensellik ve özgürlük; kendiliğindenlik • Üçüncü çatışkının tezi • Tezin kanıtlanması • Özgürlükten doğan bir nedensellik motifi • Antitez

Beşinci Ders (28 Mayıs 1963)
Nedensellik ilkesi ve çatışkıların zorunluluğu • Kant ve Hegel'de diyalektik • Prima philosophia sorunu: İlk neden • Nedensellik, yasa ve özgürlük • Nedensellik kavramının dışsal doğası • Veri olarak özgürlük • Özet: Özgürlükten doğan nedensellik

Altıncı Ders (30 Mayıs 1963)
Kant felsefesinin ikili karakteri; bir ve çok • Yine teori ve pratik • Yöntem Öğretisi üzerine: 1. Aklın doğası • 2. Spekülasyon • 3. Özgürlük ve doğa üzerindeki tahakküm • 4. Metafizik beklentilerin boşa çıkması • 5. Felsefi kayıtsızlığın reddi • 6. Tanrı fikri ve eleştirinin hakları • 7. Pratiğin önceliği

Yedinci Ders (18 Haziran 1963)
"Yöntem Öğretisi"nin teorisi ve pratiği • Pratik felsefede biçim ve içerik • Deneyimin dışlanması olarak pratik; akıl olarak özgürlük • Birincil olan nedir, ikincil olan nedir? Veri olarak ahlak yasası • Toplumsal çelişkiler çözülebilir mi? Burjuva iyimserliği • Ahlak yasası deneyimle öğrenilebilir mi?

Sekizinci Ders (20 Haziran 1963)
A priori bilgi ile deneyimden elde edilen bilgi arasında ayrım yapmanın güçlüğü • Zorunluluk ve evrensellik • Ampirik sakımdan verili ahlakın zorlayıcı karakteri • Psikanalizin itirazı • Mizaç etiği • Teleolojinin dönüşü; yaderklik unsuru

Dokuzuncu Ders (27 Haziran 1963)
Özgürlüğün yasaları • Tefsir ilkesi: "niyetin sönümlenmesi" • Doğanın ikili karakteri • Kant argümanı "kesip atıyor": yaderkliğe direniş ve yaderkliğin kabulü • Absürd unsuru • Ahlakın tarihsel diyalektiği; "ahlakın yaşlanması"

Onuncu Ders (2 Temmuz 1963)
Hoşgörülemeyecek özgürlük-yasa ikiciliği; Protestan geleneği • Tahakküme karşı tin ve doğa deneyimi • Metodolojik çıkma: düşünce tarihine karşı lafzi yorum • Kantçı etik par excellence ahlak felsefesidir • Biçimcilik, kılı kırk yarma

On Birinci Ders (4 Temmuz 1963)
Ahlakın akılda temellendirilmesi: "Gönül eğitimi"ne karşı • Prens Hamlet • Özdeşliksizlik unsuru; üçüncü bir tarafın zorlaması • Pratik olarak akıl • Kant etiğinin kısıtlı doğası; burjuva hesabı ve bürokratik erdem • Dolayımlanmamış iyinin müphemliği • Özerklik ve yaderklik

On İkinci Ders (9 Temmuz 1963)
Kendi kendini belirleme • Değer kültü gereksiz • özgürlük
ile yasa arasındaki dengesizlik • Biçimcilik ve toplumsal bağlam • Kant'ın ahlak felsefesiyle ilgili yazıları • Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi

On Üçüncü Ders (11 Temmuz 1963)
Fenomenoloji üzerine • İrade kavramı • Psikolojik veçhe; İyi irade, kötü irade • Ödev ve hürmet • Bastırma unsuru • Özgürlüğün ortadan kalkması • Sorumluluk ve mizaç etiği sorununa geçiş

On Dördüncü Ders (16 Temmuz 1963)
Genel felsefi tutum olarak içgüdünün bastırılması • Kendini koruma ve telafi • Feragatin fetişleştirilmesi • İnsanlık fikri: Bir hipotez • Amaçlar totalitarizmi • Kendinde amaç olarak akıl

On Beşinci Ders (18 Temmuz 1963)
Kant'ın mizaç etiği • İki cephede savaş: Ampirizme ve teolojiye karşı • Platon'la aradaki fark: Aklın idealizmi • İlk dönem burjuva pathosu ve Rousseauculuk • İçsellik ve Alman misère'i.

On Altıncı Ders (23 Temmuz 1963)
Ahlakın diyalektik unsuru • Ibsen'in Yaban Ördeği • Vicdan: "çok sert davranabiliyor" • Mevcut gerçekliğe bulaşma • Hegel'in ahlaka uyguladığı alıkoyarak aşma işleminin eleştirisi

On Yedinci Ders (25 Temmuz 1963)
Yanlış hayata direnmek • Kötülüğün maskeleri karşısında yanılabilirlik • Nietzsche'nin ahlak eleştirisi aleyhinde • Bireyciliğin krizi olarak ahlakın sınırları; eleştiriden siyasal bilince geçiş

Editörün Sonsözü
Editörün Notları
OKUMA PARÇASI

Editörün Sonsözü, Thomas Schröder, 173-175

Ahlak Felsefesinin Sorunları, teybe kaydedilmiş ve metinleri bütünüyle bugüne kalmış olan on beş dersin üçüncüsüdür. Metni yayımlanmış olan Sosyolojiye Giriş dersinin teypleri hariç bütün teypler kayıptır. Bu da derslerin yayım planı için kayda değer güçlükler yaratıyor ama bu tür güçlüklerin ahlak felsefesiyle ilgili bir ders için pek de uygunsuz kaçmadığı söylenebilir. Zira etiğin sorunları esasen konuşulan sözün sorunlarıdır, bu sözün hakikat iddialarının bünyesindeki risklerle ilgili sorunlardır. Öte yandan, bu ahlaki iddialar geçici, nihai olmayan ve açık uçlu bir düşünme tarzını gerektirir. Adorno, bu konuyu ilk defa ele aldığı 1956-57 Kış Sömestrinde Sokrates figürünü öznenin amblemi olarak görüyordu:

Bütün Batı felsefe geleneğinde Sokrates ahlak felsefesinin, etiğin asıl kurucusu olarak tanınmıştır. Ama Batı felsefesinin tarihinde yazı yazmamış tek kişi odur. Şüphesiz bu da ahlak konusunda benimsediği konumla bağlantılıdır… Sokrates'in felsefesinin ağırlıklı olarak pratik bir yönelimi vardı ve insan davranışlarına yönelikti […] Temelinde yatan fikir de şuydu: Yaşayan, konuşulan söz hitap ettiği özgül kişiye kendi adına cevap verebilirken, yazılı söz bütün insanlara aynı nazarla bakar, ayrım yapmaktan âcizdir, hiçbir soruya cevap veremez ve değişmeden kalır. (19 Aralık 1956 tarihli ders, Theodor W. Adorno Arşivi, Vo 1344)

Adorno kendisini bir "son" felsefenin sözcüsü olarak görmesiyle tutarlı biçimde, ahlak felsefesinin sonunu, sınırlarını vurgular. Ölümüne kadar planlamayı sürdürdüğü ahlak felsefesi kitabı (bkz. GS, Cilt 7, s. 537) hem nesnel hem de öznel nedenlerle yazılamamıştır. Muteber bir öğreti anlamında ahlakın artık mümkün olmadığı inancı aforizma kullanımı ile telafi edilemezdi (Minima Moralia'nın devamı olarak düşündüğü Graeculus'ta aforizma biçimini kullanmak gibi bir fikri vardı Adorno'nun). 1963 tarihli derslerde bütün etik sorununun sorunlu görülüp etik kavramının bütünüyle reddedilmesinin nedeni de budur. 1956-57 sömestrinde verdiği derslerde —nispeten tamamlanmış stenografik versiyonu günümüze ulaşan bu ders de yayımlanacaktır— Adorno esasen Sokrates, Platon ve Aristoteles'ten Kant ve Nietzsche'ye ahlaki fikirlerin tarihsel gelişimiyle ilgilenmişti. 1963 dersleri ise büyük ölçüde Kant'a dayalıydı ve daha çok etik sorunların çözümsüz doğası üzerinde odaklanıyordu.

Bu dersler esasen Negatif Diyalektik'teki özgürlük bölümüne bir hazırlık mahiyetindedir ve Horkheimer'in eleştirel teoride çok önemli bir yeri olan, 1933 tarihli "Materyalizm ve Ahlak" denemesinden (bkz. Max Horkheimer, Gesammelte Schriften, Cilt 3: Schriften 1931-1936, haz. Alfred Schmidt, Frankfurt a. M., 1988, s. 111 vd.) ve yine Horkheimer'in Aydınlanmanın Diyalektiği için yazdığı İkinci Ek'ten yola çıkar. Ayrıca Minima Moralia'nın bir devamı olarak da görülebilir ki Adorno' nun o eseri Horkheimer'e adamış olması da tesadüf değildir. Derslerin kısmen doğaçlama yapısı bütün düşüncelerin mantıksal sonucuna ulaşana kadar takip edilmediği anlamına gelir; her şey "doğru yorumlanmamakta"dır ve bir kanona dahil edilebilecek durumda değildir. Ama tam da bu Adorno'nun düşünme ve çalışma tarzının gelişimine dair, özellikle de metinlerin kendilerini konuşturtma ve onların karşısına toplumsal diyalektiklerini çıkarma iddiasına dair bir içgörü kazanmamızı sağlar. Nitekim bu derslerde, 1960'ların başlarından beri zemin kazanmakta olan fikir, yani felsefenin pratik bir sonucu olması gerektiği fikri çok ciddiye alınır. Ama Varoluşçuluğun moda isyanına teslim olmamak için bu derslerde "ekmek değil taş vermek" tercih edilir. Adorno'nun buradaki tavrı sonraları öğrenci hareketi karşısında da benimsediği ve "Marginalien zu Theorie und Praxis" ve "Resignation" yazılarına yansıyan tavırdır. Keza, yanlış hayata gösterilen zorunlu pratik direniş ile doğru hayata dair salt teorik bilgi arasındaki diyalektik de negatif kalır.

Bu dersin içeriği yeterince sorunlu değilmiş gibi metnin içinde bulunduğu talihsiz durumun yarattığı editöryel güçlükler sorunları daha da arttırır. İsimlerle alıntıların çoğunda bariz hatalar vardı ki bu da dinleme hataları ile konunun yanlış anlaşılmasının tatmin edicilikten uzak, en azından basılmaya uygun olmayan bir transkripsiyon yaratmış olabileceği yolunda —bazı örneklerde fena halde doğrulanan— endişeler yarattı. Yayımlanacağı öngörülmüş olsa, Adorno'nun kendisi ancak kapsamlı bir gözden geçirmeden sonra yayımlanmasına izin verirdi tabii ki. Adorno'nun kendi sözlerini koruma konusunda her türlü gayret gösterilmiş olsa da bu satırların yazarı olan editör bazı sözdizimsel değişiklikler yapmak, en çok da imlayı düzeltmek zorunda kaldı. Yine de hem derslerin sözlü karakterinin korunduğunu hem de genel sözdiziminin okur tarafından kavranılabilir hale gelmiş olduğu umuluyor. Ancak çok az sayıda istisnai durumda metne yeni veya farklı gelebilecek kelimeler eklendi. İçerikle ilgili olarak sorgulanmaya açık düzeltmelerde ve dinleme ve yazma hatalarının düzeltilmesinde, çok açık olmadıkları durumlarda, dipnotlarda açıklama verildi, yerlerine kondukları sözcükler de belirtildi. Bariz dil sürçmeleri, başlanıp devamı getirilmeyen cümleler ve anlama katkıda bulunmayan tekrarlar atlandı. Alıntılar, gerekli olduğunda özgün kaynağa bakılarak düzeltildi, Adorno'nun altını çizdiği satırlar italik dizildi. Adorno'nun alıntılarda kendi yaptığı değişiklikler köşeli parantezle belirtildi; atlamalar "[…]" ile belirtildi. Editör alıntıların kaynağını bulabilmek için her türlü çabayı gösterdi. Durum gereği, anıştırmalar yeniden kurulurken ve Adorno'nun kendi yazılarındaki paralel pasajlara atıfta bulunulurken, daha çok bu metnin önceki derslerle, Kant atıflarıyla ve sonradan Negatif Diyalektik'te geliştirilmiş halleriyle olan ilişkisi üzerinde odaklanıldı.

Nisan 1995

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Yücel Kayıran, "'Parçalanmayı' önceden görmek", Radikal Kitap, 23 Kasım 2012

Adorno’nun iki kitabı üzerinde duracağım. İlki Sosyolojik Açılımlar; ikincisi Ahlak Felsefesinin Sorunları. İlki, konferans metni, ikincisi ise ‘ders notları’. Her ikisi de, sadece Adorno’nun felsefesi bakımından değil, başka bağlamlar bakımından da önemli kitaplar. Ben özellikle bu ‘başka bağlamlar’ üzerinde duracağım.

Adorno’nun Horkeimer’le birlikte yazdığı Sosyolojik Açılımlar, editörün verdiği bilgiye göre, Almanya’da bile pek bilinmeyen, baskısı bulunmayan bir metin. 1956 yılında basılan kitabın Frankfurt Üniversitesi ile bazı kütüphanelerde örneği olmakla birlikte tekrar basımı yapılmamış, unutulmuş. Yayın haklarına bile çok zor ulaşılmış ve yayın hakkı doğrudan Frankfurt Sosyal Araştırmalar Enstitüsünden alınmış. Yani Horkeimer ve Adorno’nun bu unutulmuş ortak kitabı, 1956’dan sonra ilk defa Türkçede gün yüzüne çıkarılıyor. Kitabın çevirmenlerinden Adnan Gümüş, orijinal metni 1978 yılında, Mainz Üniversitesi’nde profesör olan Adorno’nun öğrencisi Falkenmayer’ın evini ziyaret ettiğinde almış. Çevirmenlerinin verdiği bilgiye göre, kitabın Almancadan yapılan tercümesi, birebir çeviri tekniği esas alınarak gerçekleştirilmiş. Çok zorunlu olmadıkça –birkaç istisna dışında– çok uzun cümleler bile bölünmemiş.

Horkeimer ve Adorno’nun bu ortak kitabı, onların, sosyolojinin içerdiği yarılmaya ilişkin düşüncelerinin, sosyolojinin bir bilim olma iddiasının, 20. yüzyılın son çeyreğinde yaşadığı krizde devre dışı kalmış olduğunu gösteriyor. Başka bir deyişle Horkeimer ile Adorno, sosyolojideki ‘parçalanmayı’ yarım yüzyıl önce görmüşler. İkili, kitaba yazdıkları kısa önsözde, dile getirdikleri şu ayrım bu bakımdan oldukça dikkat çekicidir. “Bu kitap öyle planlanmıştır ki, ilk önce bazı sosyolojik kavramlar seçilmekte ve tartışılmaktadır, daha sonra da, onların bazı maddi temellerine ve içerik bağlamlarına geçilmektedir. İnşaanın iki parçalılığı, kuramsal düşünceyle görgül çözümlemenin birçokkez birbirini işaret ettiği ama söz konusu ‘entegrasyon’ söylemiyle asla bir araya getirilemediği, şu anki sosyolojinin kendşi yapısındaki yarılmayı işaret etmektedir.” Adorno’ya göre, pozitivizmin çocuğu olan sosyoloji, bilimsel bir duruma gelmek arayışı yüzünden toplum öğretisinden uzak düşmüştür. Oysa “sosyoloji, felsefenin gözü önünde duran ne varsa, yerine getirmeli ve gerçekleştirmeliydi.”

Kitabın alt bölümleri şöyle: “Sosyoloji”, “toplum”, “birey”, “grup”, “kitle”, “kültür ve uygarlaşma”, “sanat ve müzik sosyolojisi”, “sosyoloji ve görgül sosyal araştırma”, “aile”, “kömün çalışmaları”, “önyargı” ve “ideoloji.” Burada dikkat çekici olan, “birey” ile “ideoloji” meselesinin de sosyolojinin konusu içinde ele alınmış olmasıdır. Nitekim kitabın kuşkusuz en önemli tezi, bireyi sosyolojinin bir konusu olarak ele alması ile ideolojiyi tinle ilişkilendirmesinde ortaya çıkmaktadır.

Sosyolojik Açılımlar, Horkheimer ile Adorno’nun sosyoloji ve yöntem konusundaki en sistematik metni kabul edilmekte.

‘Size bir tavsiye’

Ahlak Felsefesinin Sorunları, Adorno’nun, 7 Mayıs 1963-25 Temmuz 1963 tarihleri arasında verdiği on yedi ders notu toplamından oluşuyor. Dersler, Immanuel Kant’ın ahlak felsefesi hakkında. Dersleri yayına hazırlayan Thomas Schröder’in verdiği bilgiye göre, Adorno’nun bu ders notları, ders esnasında teybe kaydedilmiş ders notlarından oluşmaktadır. Kitap, gerek alıntıların, özgün kaynağa bakılarak düzeltilmesi gibi, gerekse Adorno’nun derste sözünü ettiği kimi referansların dipnotta açıklanması gibi editör çalışmasını da içeriyor.

Schröder’in belirttiğine göre, Ahlak Felsefesinin Sorunları, Adorno’nun, Minima Moralia’sı ile Negatif Diyalektik kitabı arasında stratejik bir öneme sahip. Kitap, problemi bakımından ilkinin bir devamı gibi, ikincisinin ise, oradaki belli başlı temaların ilk defa ortaya çıktığı yer olması bakımından önceli.

“Ders notları” derken kastedilen, metnin didaktik bir niteliğe sahip olması değil; Adorno, daha 14 mayıs 1963 tarihli üçüncü derste böyle bir yöntem izlemeyeceğini belirtir ve öğrencilerine şu öneride bulunur: “...size bir tavsiyede bulunacaksam, bu da bu derslere böyle beklentilerle, daha doğrusu felsefi çalışmalarınızı sürdürürken başka yerlerden edinebileceğiniz türden herhangi bir sabit beklentiyle gelmemeniz olacaktır.”

Schröder’in ifadesiyle söylemek gerekir ise, dersle kitap çalışması arasındaki temel fark, derslerin, doğaçlamaya dayalı yapısı gereği, dile getirilen düşüncenin mantıksal sonucuna ulaşana kadar takip edilememesinde ortaya çıkar. ‘Ders’ler, kanona dâhil edilemez. Ahlak Felsefesinin Sorunları, oldukça sıkı bir metindir ve Adorno’nun gerek kendi düşüncesinin gelişimi bakımından ve gerekçe Ahlak Felsefesine karşı aldığı felsefi tavrın neliği bakımından önemlidir. Daha önemli ayrım, tarihsel bağlamdan kopuk pedagojik niyetle yapılmış dersler olmamasında ortaya çıkar. Derslerin 1963 yılında yapıldığını gözden kaçırmayalım. Adorno, hem Nazilerin iktidara gelişinin felsefi temelleriyle hem de Stalinizmle hesaplaşmaktadır. Adorno, derslerin problematiğini, Nazilerin iktidara gelişlerinin öncesinde ortaya çıkan iki felsefi anlayışla, varoluşçuluk ve Scheler’in etik anlayışı ile stalinist diyalektik materyalizm anlayışıyla hesaplaşarak ortaya koyar. Ona göre, Marksizm’deki teori-pratik birliği düşüncesinde, stalinist diyalektik materyalizm, teorik düşünmeyi tümüyle ortadan kardırmakla pratikçiliğin irrasyonalizmine dönüşmüştür.

Adorno için, ahlak felsefesinin sorunlarının kendisi bir sorundur. Bunun nedeni, “ahlaki sorunların, ahlaki davranış normlarının topluluk hayatında apacık ve sorgusuz sualsiz kabul edilen şeyler olmaktan çıktıkları zaman ortaya çıkmış” olmasıdır. Ona göre, Hegel’in “Minerva’nın baykuşu günbatınca ortaya çıkar” sözü en çok ahlak felsefesi için geçerlidir. Scheler de, etiğin, ahlaki çözülmenin sonrasında ortaya çıktığını savunur. Ahlaki çözülme anında, “Minerva’nın baykuşu” ortada görünmemektedir.

Adorno’ya göre, varoluşçuluk da bu sorunsalı üretir. Varoluşçuluğa göre, doğru hayat ve doğru eylem, kişinin nasılsa öyle davranması sonucunda ortaya çıkar. Ama burada da, bireyin yani tekilin çıkar ve mutluluk talepleriyle bütün insanlık için, yani genel için bağlayıcı olan nesnel normlarla nasıl bağdaştırılacağı sorunu göz ardı edilmektedir.

Bütün bunların Kant’la alakası ne? Adorno’ya göre, bütün bu inançların kökenini Kant’ta bulmam mümkündür. Adorna işte bu nedenle, Ahlak Felsefesinin Sorunları’nda Kant’la hesaplaşmaktadır. Nasıl mı? Bunu, sanırım ‘okur’un okuması gerekiyor.

Devamını görmek için bkz.

Ercan Dalkılıç, "Ahlak felsefesinin sonu", Star Kitap Eki, 14 Şubat 2013

Theodor W. Adorno, ünlü başyapıtı Minima Moralia’da “Bugün doğru hayat mümkün müdür?” sorusunun cevabını enine boyuna irdelemek suretiyle kendince bir ‘doğru yaşam öğretisi’ ortaya koymuştu. Ahlak Felsefesinin Sorunları’ysa, Minima Moralia’nın devamı sayılabilecek bir yapıt. Adorno’nun 7 Mayıs 1963 – 25 Temmuz 1963 tarihleri arasında verdiği on yedi dersin teyp kayıtlarından oluşan bu metin, adından da apaçık anlaşılabileceği üzere Kant’ın ahlak felsefesini merkezine alıyor.

Adorno, hemen birinci derste ahlak felsefesinin pratik eylemle doğrudan bir bağı olduğunu belirtiyor ve başta Kant’ın Pratik Aklın Eleştirisi eseri olmak üzere felsefeyi alt bölümlere ayırma girişimlerinde ahlak felsefesinin pratik felsefe olarak tanımlandığının altını çiziyor.

Bu çok yerinde bir tanımlama, çünkü Kant’a kulak verecek olursak; pratik akıl, teorik akıla göre çok net bir biçimde öncelikli. II. Dünya Savaşı’nda Nazizmin yaptıkları karşısında bütün dünya salt bir izleyici olmaktan bir adım öteye gidemedi. Herkes yaşananların çok üzücü olduğunu söyledi durdu. Fakat kimse nasıl harekete geçileceğini kestiremiyordu. Tam bu noktada işte ahlak felsefesinin, dolayısıyla pratik felsefenin önemi apaçık bir şekilde ortaya çıkmıştı.

Bugün hâlâ savaşlar, zulümler sürüyorsa ‘bir şey yapma ihtiyacı’ varlığını tüm gücüyle koruyordur. Dolayısıyla ahlak felsefesi (pratik felsefe) de hâlâ felsefe içinde öneminden bir şey kaybetmemiş demektir. Adorno’nun öznenin amblemi olarak gördüğü, ahlak felsefesinin, etiğin asıl kurucusu Sokrates’in Batı felsefesi tarihinde yazı yazmamış tek kişi olmasının nedeni de tamamen pratiklik ile ilintiliydi. Onun felsefesi insan davranışlarına yönelik bir pratiklik içeriyordu. Adorno’ya göre Sokrates’in felsefesinin temelinde yatan fikir de şuydu: Yaşayan, konuşulan söz hitap ettiği özgül kişiye kendi adına cevap verebilirken, yazılı söz bütün insanlara aynı nazarda bakar, ayrım yapmadan acizdir, hiçbir soruya cevap veremez ve değişmeden kalır.

Adorno’nun, Ahlak Felsefesinin Sorunları’nın kapsadığı dersleri anlatırken bu Sokratesçi felsefi yönelimi baz aldığını söylemek mümkün. Oldukça akıcı olan metinler, yaşayan bir üsluba sahip. Adorno, bu akış içinde de genişleyen referans skalası felsefeden Ibsen’in oyunlarına, oradan da Buddenbrooklar Ailesi’nin çöküşüne değin uzanıyor. Bu geniş tabanlı referanslar dizisi, Ahlak Felsefesinin Sorunları’nı yalnızca felsefe çalışanlarının/ilgililerinin hakim olabileceği bir eser olmaktan çıkarmış, her türden okuyucunun bir şeyler bulabileceği bir kaynağa dönüştürmüş. Adorno’nun bu kolay anlaşılma özelliği, felsefenin pratik bir sonucu olması gerektiği fikrini de net bir şekilde destekliyor aslında. Yanlış hayata karşı gösterilen zorunlu pratik direniş ile doğru hayata dair teorik bilgi arasındaki diyalektiğin işlemesinin de yolu açılıyor böylece.

Minima Moralia’nın devamı niteliğinin yanında Negatif Diyalektik’teki özgürlük bölümüne hazırlık mahiyetinde olan Ahlak Felsefesinin Sorunları, etik sorunsalının çözümsüz doğası üzerine kurulu hayli derinlikli bir çalışma sonuçta.

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.