Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-605-316-096-0
13x19.5 cm, 176 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Hayali Cemaatler, 1993
Üç Bayrak Altında, 2007
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Önsöz, s. 9-11

Bu kitap, 2003 dolaylarında başlayan ve İngilizce metni okuyanlara ilginç geleceğini umduğum epeyce sıradışı bir hikâyeye dayanıyor. Japonya’daki NTT Yayınevi’nin harikulade editörü Bayan Endo Chiho bir vesileyle –başta Hayali Cemaatler olmak üzere– kitaplarımın Japonca çevirilerini okumaya başlar. Okumaları sırasında bir şeyin farkına varır: Genç Japon öğrenciler, Anglosakson biliminsanlarının ne gibi toplumsal, siyasal, kültürel ve dönemsel bağlamlarda doğduğu, eğitim gördüğü ve olgunlaştığıyla ilgili çok az şey bilmektedir. Bayan Chiho bu bilgisizliği Batılı biliminsanlarıyla ilgili biyografi ve otobiyografi kitaplarının az oluşuna bağlar. Oysa “Batılı” siyasetçi, sanatçı, komutan ve işadamlarını konu alan bu tarz kitaplar çokça bulunmaktadır. Bu noktadan yola çıkarak kısa bir kitap yayımlamaya karar verir. Kitap, benim İrlanda ve Britanya’da aldığım eğitimi, ABD’de yaşadığım akademik tecrübeyi, ayrıca Endonezya, Siyam (Tayland) ve Filipinler’de gerçekleştirdiğim saha araştırmalarını konu alacak, en çok ilgi uyandıran kitaplarıma ve Batı’daki üniversitelere ilişkin yorumlara yer verecektir. Bayan Chiho Japonca bilmediğimi göz önünde bulundurur ve nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini düşünmeye başlar. Sonunda, basit bir İngilizceyle bir metin kaleme almam için ikna edilmem gerektiğine karar verir. İngilizceye hâkim, çeviri konusunda çalışmaya hazır, üstelik yakın arkadaşım olan seçkin bir Japon biliminsanına ulaşması ise kitap için dönüm noktası olur.

Kato Tsuyoshi (namı diğer Yoshi) 1967’de sosyoloji ve antropoloji okumak üzere Cornell Üniversitesi’ne gelmişti. Doktora çalışmamı (İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya’nın Cava’yı işgali ve peşi sıra gelen Endonezya Ulusal Devrimi üzerine) tamamlayıp oldukça genç bir siyaset bilimi hocası olduğum seneydi. Yoshi saha araştırması için Endonezya’daki Sumatra adasının batı kısmında karar kıldığında, danışmanlığını üstlenen üç kişiden biri oldum. Özellikle, sahip olduğu sevimli ve muzip mizah anlayışı sayesinde çok kısa sürede yakın arkadaş olduk. Akademik İngilizceyi ve Endonezya ulusal dilini çok çabuk öğrenen biriydi. Son derece özgün bir doktora tezi yazdıktan sonra Japonya’ya dönüp Tokyo’da Cizvitlere ait “uluslararası” üniversitede dersler verdi. Bir süre sonra Japonların Güneydoğu Asya bilimsel çalışmalarının merkezi olan Kyoto Üniversitesi’ne geçerek harika bir hoca oldu. Orada bulunduğu süre içinde sık sık görüşerek dostluğumuzu ilerlettik.

Yoshi, Bayan Endo’ya ait fikri genel anlamda iyi bulduğunu ve bu fikir doğrultusunda sistematik bir plan çıkardığını söyledi. Sonra, bu teklifi kabul etmem durumunda çok sevineceğini ifade etti. Japonya’da öğrenci ve hocaların birçoğunun İngilizce, Fransızca, Çince gibi dillerde yetersiz olmaları nedeniyle yurtdışındaki bilimsel faaliyetleri takip edemediklerinden söz etti. Dahası, akademisyenlerin öğrencilere karşı pederşahi bir tutum takındığını, bunun da gençleri gereksiz bir çekingenliğe ittiğini anlattı.

İlk tepkim, bu teklifi mahcubiyetle reddetmek oldu. Aslına bakılırsa, Batı’da bir akademisyenin hayatı pek ilginç bulunabilecek bir hayat değildir. Akademisyenler nesnellik, ciddiyet, resmiyet ve –hiç değilse resmiyette– kişisel olarak öne çıkmama gibi değerlere bağlı yaşarlar. Yoshi benim İrlanda, Britanya ve Amerika’da eğitim gördüğümü, dahası yaptığım saha araştırmalarının Endonezya, Siyam ve Filipinler’i kapsadığını vurgulayarak cevap verdi. Amerika’da ders vermiş olmakla birlikte, Amerikalı sosyal bilimcilerin birçoğundan tamamen farklı bir bakış açısına sahip olduğumu söyledi. Ona göre tüm bunlar Japon öğrencilerin yararlı karşılaştırmalar yapabilmelerini sağlayacak şeylerdi. Birlikte çalışacağımızı umuyordu. Bayan Endo ile birlikte belirledikleri çerçevede bir taslak metin yazmamı istedi. O ise yazdıklarımı çevirecekti. Bir aylığına yanıma gelecek, anlaşılması güç pasajlarla ilgili sorular soracak, muhtemel hataları düzeltecek, daha düzgün paragraflar önerecek, ayrıca Japonya’da verilen eğitimi anlatacaktı.

Sonunda razı oldum çünkü Yoshi en iyi arkadaşlarımdan biriydi, çok çalışmıştı ve bu planı hayata geçirebilecek yegâne Japon akademisyendi. “En azından, çıkacak kitabı hiç okumayacağım” diye düşünüp kendimi teselli ettim. Üstelik bu vesileyle Japon öğrencilerle uzaktan uzağa sohbet ediyor olacaktım. Kitap 2009’da gayet şık bir biçimde yayımlandı. Bayan Endo ve Yoshi mutluydu.

Kardeşim, kitabın İngilizce çevirisini de yayımlamamı başından beri ısrarla istemiş ama ben her seferinde bu isteği geri çevirmiştim. 2015 yılına geldiğimizde çeşitli nedenlerle fikrimi değiştirdim. En önemli nedenlerden biri önümüzdeki yıl seksen yaşına girecek olmamdı. Emekli olduğum 2009 yılından bu yana yaptığım çalışmalar zaten pek de “kariyerimle” alakalı sayılmazdı: Bunlar arasında Taylandlı muhteşem film yapımcıları üzerine bir çalışma, The Decay of Rural Hell in Siam (Siyam’da Taşra Cehenneminin Tükenişi), Filipin Devrimi’nde folklorün rolü, reklamların değişen anlamı ve benzer çalışmalar yanında, yaptığım çeşitli çeviriler ve Çinli-Endonezyalı usta bir gazeteci-tarihçiyi konu alan bir biyografi projesi bulunuyor. Bunlar Japonya’da eğitimle pek ilgili çalışmalar değil. Olsa olsa Amerika, Avrupa ve başka yerlerde üniversitenin çaptan düşüşüne bakılarak eğitimle ilgili sayılabilir. Dünya genelindeki içler acısı durumdan bahsetmiyorum bile.

“İngilizce” sorunlarına gelince, peşinen belirtmeliyim ki muhtemel tüm yanlışlık, yavanlık, unutkanlık, budalalık ve ara sıra karşılaşılabilecek kötü esprilerin sorumluluğu bana ait.

Konudan konuya geçen bu kitap sonuç itibariyle iki ana tema etrafında dönüyor. Bunlardan ilki, çevirinin bireyler ve toplumlar için taşıdığı önemdir. İkincisi ise kibirli taşra hamasetine saplanma tehlikesidir – yani, ciddi bir milliyetçiliğin daima enternasyonalizme bağlı olduğunu unutma tehlikesi.

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.