Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-492-9
13x19.5 cm, 120 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Torunlar, 2009
Utanç Duyuyorum!, 2013
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Arman Tayran, "Onun adı Heranuş'tu...", Picus Dergisi, Şubat 2005

Sorulacak çok soru vardı. Cevap, belki de anneannenin her acı hatırayı anlatıp bitirirken tekrarladığı şu cümlede gizliydi: “O günler gitsin, bir daha geri gelmesin...”

Anadolu, asırlar boyu farklı kültürlerin bir arada yaşadığı bir uygarlıklar beşiği olmuştur. Bugün Anadolu coğrafyasından silinmiş birçok medeniyetin çocukları olan biz Anadolu halkları, ardımızda duran trajik tabloya bakmaktan ürperdiğimiz için hâlâ suskun, sevgiden yoksun, aynı bahçenin küs çocukları olarak yan yana, iç içe, tabulaşmış bir kederi sürdürmeye devam etmekteyiz.

11 Şubat 2000’de Agos gazetesinde yayınlanan bir ilan, “Torunu Fethiye Çetin” imzasını taşıyordu. “Onun adı Heranuş’tu,” cümlesiyle başlayan ilanda Seher ninesinin Palu’da Heranuş Gadaryan olarak başlayan yaşam hikâyesine değinen avukat Fethiye Çetin, yıllar önce kaybettiği Ermeni akrabalarına seslenerek, yitirilmek üzere olan kardeşlik umudunu yeniden yeşertmeye çalışıyor, çok sevgili ninesinin ölümünü en azından kaybolmakta olan bir kardeşliği yeniden bulabilmenin umuduyla anlamlandırmak istiyordu.

İlanın ardından Seher ninenin hiç tanımadığı, Amerika’da doğmuş kızkardeşi Margaret’e ulaşıldı. Fethiye Hanım bu gerçek yaşam öyküsünü kitaba dönüştürdü. Bu kez amacı, tabulaşmış bir 1915 trajedisinin kapısını aralayarak, kaybolmak üzere olan akrabalarını bulmuş olmanın sevincini kitlelerle paylaşmaktı. Sevgi, barış ve kardeşlik adına..

Çetin, Anneannem’de şu sözlerle sesleniyor okurlarına: “Gece Emrah aradı. ‘Anneannemi kaybettik.’ Öldüğünü biliyorum. Bütün bunlar, rüya gibi geliyor bana. O tabutta anneannemin öylesine hareketsiz ve çaresiz yatabileceğine inanamıyorum. Bir de bizim, olan biteni böylesine çaresiz izlememize... Cami avlusunda öyle çaresiz bekleşir, sarılıp ağlaşırken erkek kalabalığından biri yanımıza gelip sordu: ‘Seher Teyze’nin annesiyle babasının adı nedir?’ Sessizlik ve karşılıklı bakışmalar dikkat çekecek kadar uzadı. Zehra Teyzem, ‘Babasının adı Hüseyin, annesinin adı Esma,’ dedi. Soruyu soran adam musalla taşına doğru yönelmişken yüreğimden kopan şu sözler, kendiliğinden ağzımdan döküldü: ‘Ama bu doğru değil! Onun annesinin adı Esma değil, İsguhi. Babası da Hüseyin değil, Hovhannes!’ Adamın ne dediğimi anlamaya çalışan bakışları üzerimde odaklandı. Teyzelerim ağlamaya başladılar. Ben de gözyaşlarımı engelleyemedim. İtirazımı tekrarlamak ağlamaları arttıracak diye sustum, ama ikiyüzlülüğümü o ortamda da sürdürmenin utancıyla başımı öne eğdim, için için ağladım.

Annesinin adı Esma, babasının adı Hüseyin olmadığı gibi kendi adı da Seher değil, Heranuş’tu onun. Ben bunu çok geç öğrenmiştim.”

İstanbul Barosu Azınlık Hakları Çalışma Grubu sözcülüğünü de yapan avukat Fethiye Çetin, anneannesinin akrabaları Gadaryanlara onun ölümünden sonra ulaşabildi. Konuşacak çok şey, sorulacak çok soru vardı. Bu soruların cevabı belki de anneannenin her acı hatırayı anlatıp bitirirken tekrarladığı şu cümlede gizliydi: “O günler gitsin, bir daha geri gelmesin...”

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.