www.metiskitap
www.metisbooks
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
    
KİTABI / YAZARI BUL
 
  
 
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-588-9
13.5x21.5 cm, 224 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 
Eksik Şiir
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Aralık 2006
3. Basım: Ekim 2012

Sezen Aksu'nun 1975-2006 arasında yazdığı dört yüzün üzerinde şarkı sözünden seçtiğimiz 197'si yer alıyor kitapta. Bazılarını çok iyi hatırlayacaksınız – kendi kendinize mırıldandığınız, hiçbir zaman unutamadığınız şarkılar... Ama muhtemelen bilmediklerinizle, duymadıklarınızla da karşılaşacaksınız.

Türkiye'de art arda 3-4 kuşağın hatıralarında yer etmiş Sezen şarkılarını böyle bir kitap bütünlüğü içinde, bu kez "okunacak" bir şey olarak sunarken, sanatçının şarkı sözlerinin taşıdığı şiirselliği okurla paylaşmak, kendi müziklerine kavuşmazdan önce, kâğıt üstüne ilk geldikleri halleriyle okutmak istedik.

Eksik Şiir, aşk ve sevgi, tutkularımız, vazgeçişlerimiz ve hep yeniden umutlanışımız üzerine bir kitap. İnsan olmakla ne kadar kırılgan olduğumuzu, ama her şeye rağmen yaralarımızı sarıp ayakta durabilecek güce sahip olduğumuzu kanıtlıyor.

ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Ayşe Kulin, “Biz sende tutuklu kaldık”, Radikal Kitap Eki, 15 Aralık 2006

Koparıp bir gül takmıştınız o gün

Göğsüme gizli bahçenizden, pembe

Demiştiniz, "Ne füsunkâr durdu pembe gül

Sütten daha ak teninizde."

Ben o gün yandım işte

Çok zaman oldu, siz evliydiniz

Ben kaldım hâlâ,

O yüreğimin vurgun yediği terk edilişte.

Şimdi elinizi vicdanınıza koyup söyleyin bana okurlar, müzikten ayrı düştüğü için sözlerinin eksildiğini düşünen Sezen Aksu, Eksik Şiir adını verdiyse kitabına, en azından bu yukarıdaki dizelere haksızlık etmiş olmuyor mu?

Bu satırların, her iyi şiir gibi, kendi öz bir iç müziği yok mu?

Bu satırların ve bu kitabın içindeki daha nice şarkı sözünün?

Alın işte bir tane daha:

Başka sularda inan seyrim yok

Sana soyundum, varsa yoksa sen

Bir sözün ile ihtiyar olur,

Bahtiyar olur, bu ben.

Okudukça anlıyorum ki Sezen Aksu, en güzel aşk şarkılarının söz yazarıdır.

Üstelik, yazdığı 200'ü aşkın şarkının kimine şiir değeri katmayı, çoğunu da belleklere kazımayı başarmış bir şarkı-sözü yazarı.

Sızlıyor sol yanım

Besteciliğine ve yorumculuğuna hiç girmiyorum. O apayrı bir konu. Sezen'in o alanda, laf üretmenin çoktan aşıldığı bir yerde durduğu malum. İlla da bir şey söylenecekse, o alandaki eleştiriyi müzik insanları getirsin. Ben haddimi bilen ve ancak sözlerle, satırlarla uğraşan biri olarak, yazımı önümdeki kitabın içeriği ile sınırlamalıyım.

Teker teker okuyorum sayfaları ve kulağıma, içime yer etmiş melodiler geliyor. İkinci Bahar'ı, Lale Devri'ni, İstanbul'u okurken örneğin, mırıldanmaya, şarkı söylemeye başlıyorum, önce hafiften sonra avaz avaz. Hepsi Senin mi? ile Şımarık'ı, söylerken şarkı yetmiyor, hızımı alamayıp, ayağa fırlıyor, ellerim havada bir güzel kıvırtıyorum da. Sonra tekrar çöküyorum masaya, sakinleşip okumaya devam ediyorum.

Her bir şarkıda, bu memlekette yaşamakta olan birilerini ya kalbinden vurmuş, ya saçlarından yakalamış Sezen. Aşktan, ayrılıktan içi yananlardan tutun, yavrusundan ayrı düşmüş analara, evde kalmış kızlara, köy düğünlerine ve yaşadığı, büyüdüğü şehirlere kadar, bizim ve bizden olan ne varsa, acısı, sevinci, hasretiyle ve tüm samimiyetiyle girmiş satırlarına.

Ve işte bu yüzden de başka şarkılara benzemiyor onunkiler, alıp götürüyorlar insanı ve yakasını bırakmıyorlar artık, yaşadıkça.

Ben ki birkaç yıl önce, gönlümü ve adını verdiğim Kardelen projesine desteğinden ve inanılmaz katkısından dolayı, bir ortak paydada buluştuğumuza inanmıştım Sezen Aksu'yla, meğer o ortak paydanın yanı sıra, başka neler de neler varmış aramızda, bilmeden paylaştığımız. Aşağıdaki satırlar kuşlarını yuvadan uçuran anaların yürek tellerini tırmalamaz mı? Az mı sızladı benim de sol yanım, oğullarım evden gittikte.

Olmadı akşam yemeğe yetiş bari

Yolunu gözlüyor Perihan hanım

Bu ayrı ev işine alışamadım

Sızlıyor ince ince sol yanım.

Bu satırları ise, bana hiç duyurmadan yüreğimden çalıp, benden önce o yazmış.

Hayat Sana Teşekkür Ederim

Acılarım oldu herkes gibi elbet

Herkese kısmet olmayan sevinçlerim

Unutulmayı da göze aldım, evet

Hayat sana teşekkür ederim!

Ben de sana Sezen Aksu, kulağıma, gözüme, gönlüme kattıkların için teşekkür ederim.

Devamını görmek için bkz.

Tuna Kiremitçi, “Sezen sana teşekkür ederim”, Radikal Kitap Eki, 15 Aralık 2006

Oyuncak bebekleri sevmediğin için... Sevseydin, her yürekte bir şarkın olmazdı şimdi. Hiçbir oyuncak bebek sana şarkılarını emzirirken aldığın zevki vermezdi. Evcilikte zaten huzur bulamazdın. Minnacık bir kadın görünsen de aslında ela gözlü bir devsin çünkü.

Sana teşekkür ederim Sezen; alkışı sevdiğin için. Beslendiğin alkışları ruhumuzu besleyen şarkılara dönüştürdüğün için. Türkçenin en güzel ifadelerinin bıçak sırtlarında yeşerdiğini bilip hasat uğruna ayaklarını kanatmayı göze aldığın için.

Eski Yunan'daki bağbozumu şenliklerinde inadına dans eden kadınların, Akdenizli dişi şairlerin geleneğine böylece kendi rengini kattığın için.

Teşekkür ederim sana; tehlikeli sularda dolaşırken yelkenine sevgilerini üfleyen kadınları ve erkekleri sevdin. Erkekleri biraz daha fazla sevdiğini belli etmekte hiçbir sakınca görmedin. Sonuçta iki cins tarafından da delice sevilmek gibi, bu topraklarda çok nadir rastlanan bir konuma eriştin. Bunun mümkün olduğunu gösterdin bize.

Ne zaman geçici bir emniyete ulaşsan, her şair gibi özgürlüğü seçtin. Turgut Uyar'ın yenilik amacıyla kendi şiirini her fırsatta riske etmesi gibi, sen de ustalığını riske etmekten kaçınmadın. Hem de sokağa çıkmanın bile başlı başına risk olduğu bir ülkede.

Sevişirken de savaşırken de

Başkaldıranları sevdiğin için de sana teşekkür ederim: Cesaretin bazen en iyi yol arkadaşı olduğunu bu korkular ülkesinde bazen sayende anladık. Gazi Mahallesi'nde dövülen delikanlı da, asker yolu gözleyen anne de, yavuklusu dağa çıkmış genç kız da en dertli anında yanında şarkılarını buldu.

Yani sevişirken de dinledik seni, savaşırken de...

"Hakiki bir sanat eseri ideolojilerden oluşan zırhımızı delip geçer ve doğuştan gelen, bilinçle ilgisi olmayan o en gerçek yanımıza dokunur. Dünya görüşlerimiz farklı da olsa, bu sayede aramızda bir yürek dayanışması doğar" diyen Joseph Conrad'ı haklı çıkardın.

Kim bilir daha neler neler için teşekkür borçluyum sana.

Herkes gibi acılar çekip bu acılara aslanlar gibi sahip çıktığın için mi? Ağlamanın güzelliğini bile bile sevdiğine 'sen ağlama' diyebildiğin için mi?

Yoksa hüzünlü bir kış günü, yaralarımızı sarmak için gittiğimiz şehirdeki 'Merhamet' heykelinin önünde, kulaklıkla dinlediğimiz şarkında bize ne kadar küçük ve önemsiz olduğumuzu hatırlattın diye mi?

"Küçüğüm, daha çok küçüğüm. Bu yüzden bütün hatalarım..."

Galiba herkese kısmet olmayan sevinçlerini paylaşarak yaşadığın için de teşekkür etmem lazım sana. Bir de ısrarla donuklaştırılmaya çalışılan bir toplumda neşenin ve eğlenmenin önemini unutmadığın, icabında bu yolda 'hafife alınmayı' bile göğüslediğin için.

Ayrıca, unutulmayı takmadığın ve tam da bu yüzden hiç unutulmadığın için teşekkürlerden bir buket sana Sezen. Ajda Pekkan için yazmış olsan da aslında hep senin sesini taşıyan sözlerle; 'çelişkiden ve onaylanmayan ilişkiden' hiç korkmadığın için.

Bir teşekkür buketi de bütün bunların mümkün olduğunu bize yaşayarak göstermene.... Çoğu siyaset adamının ya da 'ciddi' aydının üretemediği kadar pozitif değeri kız başına ürettin çünkü.

En çok da müzik olmadan okumanın şarkı sözlerine biraz haksızlık olduğunu en iyi bilen olmana rağmen Eksik Şiir kitabını yayımladığın için müteşekkirim sana. Türkçenin köklü şiir geleneğinden beslenen bir büyük ozanın hangi yollardan geçtiğini görmek, özellikle kendini ifade etme konusunda zaman zaman sıkıntı çeken bir toplumun işine yarayacak bence.

Birer teşekkür de hayata ve Metis'e tabii; biri seni, öbürü de kitabı bize bağışladıkları için.

Devamını görmek için bkz.

Ahmet Cemal, “Bir Sezen Aksu Kitabı...”, Cumhuriyet, 21 Aralık 2006

Yıllar önce, Sezen Aksu için ilk kaleme aldığım yazının başlığı, yanılmıyorsam eğer, "Bir Sezen Aksu Şarkısı"ydı.

Bu kez ise, "Bir Sezen Aksu Kitabı"; çünkü elimizde pek de alışılmadık bir kitap var. Sezen Aksu'nun "Sezen" diye imzaladığı önsözün her satırından yansıyan alçakgönüllülüğe rağmen, pek çok şeyler anlatan, pek çok şeyler düşündüren bir kitap.

Metis Yayınları'nın Müge Gürsoy Sökmen'in yönetmenliğini yaptığı Metis Edebiyat dizisinde, kapağından sayfa düzenine ve ciltlenişine kadar nefis bir baskıyla çıkan kitabın adı Eksik Şiir. Kitap, Sezen Aksu'nun 1975-2006 yılları arasındaki şarkı sözlerini kapsıyor.

Aksu, önsözüne şöyle başlamış: "Bu kitap yakınlarımın, çoklukla da şarkılarımdaki sözlerle daha fazla ilişki kuranların, uzun yıllardır süregelen ısrarları sonucu oluştu. İlle de olmalı mıdır sorusu çok kurcaladı beynimi açıkçası. Epey bir süre çekimser kaldım. Düz düşününce zaten vardılar, ortadaydılar; müziğini çekip aldığınızda şiire ne kadar yakın durursa dursun eksik kalan o sözler bir araya toplandığında bir bütünlük oluşturabilir miydi?"

Alıntının sonunda yer alan soru, kanımca bu kitabı değerlendirme bağlamında en önemli odak ve çıkış noktası niteliğinde: "...müziğini çekip aldığınızda şiire ne kadar yakın durursa dursun eksik kalan o sözler bir araya toplandığında bir bütünlük oluşturabilir miydi?" Bu, Sezen Aksu'nun kendini sorgularcasına ortaya attığı, ama bizlerin, yani o sözlerin okurları ve Aksu'nun yıllardır dinleyicisi olan bizlerin yanıtlaması gereken bir soru. Üstelik "bir bütünlük oluşturabilir miydi" sorusuna bizim eklememiz gereken daha bazı sorularla birlikte: Şarkı sözlerinden oluşma bu derlemeyi hangi bakış açısından değerlendirmeliyiz? O sözlere sadece yitip gitmesinler diye bir araya getirilmiş parçalar gözüyle mi bakmalıyız? Yoksa onları, sıralı bir okumayla, bir sanatçının yaşamıyla çok bilinçli hesaplaşmasının, sanat yaşamını içinde yaşadığı toplumun türlü yörüngelerine oturtma, o yörüngelerin, aşamaların, türlü çalkantıların yorumlayıcısı kılma çabasının yansımaları olarak mı değerlendirmemiz gerekir?

İkinci şık söz konusu ise, daha doğrusu, bu kitaplaşmış şarkı sözleri bizi ?neredeyse kaçınılmaz olarak? böyle bir değerlendirmeye götürüyorsa, o zaman karşımızda şarkılarıyla dinleyicilerini sadece biraz sonra uçup gidiverecek duygulanımlara salmakla yetinmeyen, fakat ?kişisel ya da toplumsal, hiç önemli değil!? hesaplaşmalara, kendine yönelik eleştirel bakışlara da iten bir politik sanatçı var demektir. Tıpkı "Yüz Yüzeyim" deki gibi: "Yüz yüzeyim artık kendimle ben / Aynı takımda değiliz sevgilim / Ben uyamam bundan böyle sana / Sahici duyguların peşindeyim .../ Kaybetme ümidini, korumaya al / Ya ölmeli ya kalmalı, denemelisin / Ya ileriye gidersin, ya yerinde sayarsın / Ya yarına yetişebilirsin / Anlaşarak zincire vurulmuşuz / Başkalarına göre önemimiz / Ah büyüdük dünya zamanıyla / Oysa hâlâ ana rahmindeyiz."

Hep politik, yani belli bir duruşu olan bir sanatçı kimliğiyle yolunu sürdürdü Sezen Aksu. O duruş, kimi zaman sanki uzaktan seyredilen, ama aslında hepimizin içinde olan bir çocuk simgesinden yansıdı ? "Bir çocuk gördüm uzaklarda / Biraz çocuk, biraz adam, biraz hiçti / Ellerinde yaşlı zaman demetleri / Daha önce denenmemiş yeni bir yol seçti / Bir çocuk sevdim uzaklarda / Bir elinde yarın, öbür elinde dün / Erken ihtiyarlamaktan sanki biraz üzgün / Dünyanın haline gülüp geçti." – kimi zaman da bir duanın söylemiyle sonraki bütün kuşaklara yönelik bir uyarı olabildi: "Ne para, ne pul, ne iktidar, ne de güç / Bu değil gerçek, bu değil gerçek / Bu kavga bir hayırsız düş / Uyanır neslim, uyanır elbet / Bugün dua ettim hepimiz için / Yüce tanrı insanı affetsin."

Özellikle seksenli yıllardan bu yana, politikliği, yaşamdan ve insandan yana belirgin tavır alma eğilimi hızla erozyona uğrayan bir sanat ortamında Sezen Aksu, hep kendine özgü, sapasağlam ve insandan yana çıkan bir ahlakın temsilcisi olarak kaldı. Bu nedenle onun şarkı sözleri, insanı daha insanca bir dünyaya götürmeyi temel amaç edinmiş bir müziğin olmazsa olmaz notaları sayılmak gerekir.

Devamını görmek için bkz.

Engin Turgut, “Aşk şarkılarının iflah olmaz şairi”, Cumhuriyet Kitap Eki, 18 Ocak 2007

Yıllardır bu anı beklemiştim. Sezen Aksu şarkı sözlerinin ve şiirlerinin bir kitapta toplanması beni çok mutlu edecekti. Yıllar önce bir edebiyat dergisinde şair ve reklâmcı arasındaki farkı anlatan bir yazımda Sezen Aksu'dan söz ediyor ve şöyle diyordum: "Bence dişi Cohen'e, Sezen Aksu'ya da sormak lazım bu soruyu? Şair kimdir? Şarkı sözü yazarı ne mene bir şeydir? Her yazılanın 'şiir' olmadığı, olamayacağı gibi her 'şiir' yazanın da 'şair' olmadığını düşünüyorum. Allah kahretsin, yine mi yanıldım? Yirmi sekiz yıldır şiirle arkadaşlık etmişim, bilmem kaç bin yıllık İstanbul kokulu bir annem ve babam vardır benim. Ben şiirle sevgili olmak, aşk yaşamak istememiştim ki. Şiirin çilesini de, iyiliğini de, kahrını da çekmiş, şiiri ve iyi şairleri unutmayan, hatırlayan birisi olarak söylemeye çalışıyorum. Ben bir gün Sezen Aksu'nun şiir kitabının çıkacağına inanıyorum. Keşke bir yayıncı olsaydım, gözümü kırpmadan basardım o özel, kendine ayırdığı şiir dosyasını."... Evet aynen böyle yazmışım yazımın bir yerinde. İşte şair dileği ve sezgisi bu kadar olur sanırım. Her kalbin içine girip yuva yapmak, herkesin harcı olmasa gerek! Minik Serçe diyorlarmış sana, ne kocaman bir yalan. Sen şiirin ve müziğin zirve katında oturan sıcacık bir hayatsın! Akdenizli bir Türkçeyle hayatımızı anlamlandıran, süsleyen, yaralarımızı şarkılarıyla saran, şarkı sözleriyle, şiirleriyle içimizi ısıtan bir dil olmuştur Sezen Aksu! Bu dil müzikle şiirin ruhumuzdaki baş döndürücü bir gönül dansıdır. Bence ilk kez çıkan, ilk şiir kitabının adı "Eksik Şiir" değil, bence "Fazla Şiir" olmalıydı. Bilirim ki onun şarkıları da, şarkı sözleri de tastamam şiirdir. Çünkü Sezen Aksu aslında şarkı söyleyen bir şairdir. Yıllardır yazdıklarını şiir niyetine okudum, şarkılarını ilaçtır diye kalbime sürdüm. Bu ülkede ne yazık ki birçok insan şiir yazdığını sanıyor. Onların yazdıkları şarkı sözü bile sayılmaz. Şarkı sözü yazanlarınsa kendini şair ilan ettiği bu ülkede ben Sezen Aksu'ya hep farklı baktım. 'Kent Ozanı" bildim onu. Biz kendi hüznümüzü ve sevincimizi adeta onda bulduk. Onunla yaşadık, onunla üzüldük. 'Eksik' kalan, yarım bırakılmış aşklarımızı onun şarkılarıyla tamamladık. Ruhumuzdaki bitmeyen isyanı onun şarkılarıyla yatıştırdık. Kimse içimizden Sezen Aksu müziğini ve şiirini alamaz ve kopartamaz. Kitabına "Eksik Şiir" demesinin anlamı var burada. Yazdıklarının tam anlamıyla 'şiir' olmadığını düşündüğü için böyle koymuş olabilir adını. Çünkü o şiire, kendisine, dinleyicilerine ve hayata o kadar saygılı ve sevgi dolu bakıyor ki. O, aşkın ve bizim topraklarımızın insana ilişkin tarihini anlatıyor, söylüyor ve yazıyor. Anadolu uygarlığının en zarif ve en buğulu seslerinden biridir. Ortalama bir beğeni ve aklın üzerinde yaşıyor duygularını. Duygularını vicdanla ve aşkla terbiye etmiş ve aşkın bütün hallerine dokunmaktan asla çekinmemiştir.

Dünya sanatçısı

Çünkü Sezen Aksu kitap okuyan, hayatı okuyan, insan ruhunu okuyan, gözlem yapan, düşünen, sorgulayan, hem coşkulu hem kederli bir dünya sanatçısıdır. Bir yanında modern bir sancı, bir yanında mistik bir çile taşıyor. Hem burada yaşıyor hem değil. "Kıyamet günündesin dünya" demesi boşuna mı sanıyorsunuz? Onun şiirleri Anadolu ve Akdeniz duyarlılığı taşıyor. Sezen Aksu'yla hiç tanışmadım ama onun şarkı ve şiirleriyle tanışmam benim şair ve yazarlık tarihimle çakışıyor. Yani o herkesin olduğu gibi, benim de, dünyanın da, hayatın da alnını karışlayacak kadar, göğün bulutlarına sığmayacak kadar bir şiir ve şarkı ustasıdır! O, hayatta bulup ama bir türlü sarılamadığımız, tam kucaklaşacakken ruhumuzdan ansızın kayan bir yıldız kamaşmasıdır. İddia ediyorum evet o başka bir planette yaşıyor ve hepimizi seyrediyor. Aslında seyretmekten sıkıldığı için sinema da yapabilir, izlemekten yorulduğu için evet sinema da yapabilir ama yavuz bir kadın o! Daldan dala konan bir kuş, yani serçe olmak yerine, dünyanın kendisi olmak çabası zordur ve kahrın ta kendisidir. Sezen Aksu hiçbir kitaba sığmaz! Onu anlatmak, onun filmini çekmek zordur. Yaşarken onun tiyatrosunu, filmini, şiirini yazın. Çünkü burada kendisi hayat olmuş kocaman bir değerden söz ediyoruz. Elli yaşında şiirin diline düşmüş bir şair olarak söylüyorum bunu. Sevgili Pakize Barışta'nın şu tespitine katılmamak mümkün mü? Ne kadar da doğru ve soylu dile getirmiş: "Anadolu'nun müziğin ve şiirin yurdu olduğunu biliyoruz. Müziğin sistematik yapısını oluşturan majör gamın Frigya, minör gamın ise Lydia uygarlığı çıkışlı olduğu; şiirin ise İzmirli Homeros tarafından bir anlatım dili olarak İyonya uygarlığı içinde gerçekleştiği bir gerçek. Anadolu'nun yaşanmış ve yaşanmakta olan ses ve söz zenginliği içinde Sezen Aksu'nun da özel bir yeri var bana göre. Bu anlamda Aksu'nun tevazu göstererek 'eksik şiir' diye tanımladığı şarkı sözlerini farklı değerlendirmek gerekir aslında" Bunun üzerine ne söyleyebilirsiniz ki. Alıntıladığı şu şarkı sözü ki bana göre üzümün sapına kadar fazla şiir ve derinlerdedir. "Birileri erken yol alır/ Acı çeker bu yüzden birileri/ Biri tüketir mutlaka, biri yanar/ Ne kitabı var, ne defteri/ Bülbülün kafesi gibi/ Ölümün adresi gibi/ Hani, dil yaresi gibi/ Aşk acıtır/ Bir vapur düdüğü öter/ Bir veda dansına başlar mendiller/ Denize dökülür yüzler/ Aşk acıtır". Şimdi soruyorum: Hangimiz bunu becerdik, hem muhteşem bir sesiniz olacak hem derinizin içine girecek hem böyle az sözle çok şey söyleyeceksin hem de insanın kalbine hınzırca girip onu kendine hapsedeceksin! Abarttığımı sanıyorsanız yanılırsınız, bence bu kent ozanımız sadece şarkı söylemiyor, şiir yazmıyor, bizim yerimize de duygulandığı için çok acı çekiyor. Sezen Aksu, şair arkadaşım Celal Gözütok'un yıllar önce yazdığı dizesi gibi: "Acı benden çok çekti" ağırlığındadır ve bu dizeyi de bugüne kadar kimse kuramamıştır. Minik Serçe diyorlarmış sana, ne kocaman bir yalan. Gözlerindeki şiirin ışığı dünyanın kalbine sığmıyor. Güneşine ve yağmuruna sığınmak ne güzel şey!

Duygular kasırgası

Çünkü sen eskimeyen, hep yeni kalan duygular kasırgasısın! Ne güzel demişsin: "Yürüyorum düş bahçelerinde/ Gördüm düşümden büyük bahçe yok"... Pakize Barışta bakın ne diyor ve bence Sezen Aksu'nun hayatını şu beş kelimede özetliyor: "Sezen Aksu bir şarkı şairi". Sanki 'eksik' söylemiş. Sanki acele etmiş. Sanki bir derginin istediği kadar yer vermişler de ona, o da zarif atak yapmış. Atak kim? Panik kim? Pan, flütünü üflediği zaman, içimize belki anlamsız bir korku saplanabilir ama "Neyzen", yani aşkın o kutsal nefesi ve Kudsi Ergüner mutlaka kalır! Sezen Aksu ruhuma şarkılarıyla ve şiirleriyle nefes veren bir sanatçı olmasaydı, inanın böyle bir yazıya kalkışamazdım. Bir dönem sınıf arkadaşım da olan sevgili Uğur Yücel'e gönderme yapar mıydım? Çünkü Sezen Aksu'nun portresini çizdiğim bilinir. Ben ki bir gün sadece sevdiğim sanatçı ve dostlarımın portrelerinden oluşan bir sergi açacağım. Bu da bilinir. "Şarkılar Söylemek Lazım" tavrı çok önemlidir. Sezen Aksu, şiirinden sığ ve yüzeysel sözleri kovacak kadar, yüzünü edebiyata çevirir. Bilge bir tavrın içine girer. Yapabileceği kadar yapar bunu. Bir yanı dünyevi, öbür yanından, yüzünden ebedi ve edebi geçmişler akar ki; sürekli sıkıntının ve yaralanmanın daha uzağına gidemeyenler bu şairin şarkılarından bir sayfiye hayat çıkaramazlar kendilerine! Siz böyle bir samimiyet gördünüz mü? Yirmili yaşlarındaydım henüz. Sevgili Duygu Asena bana 'neden böyle hep kıpır kıpırsın ve yerinde duramıyorsun' derdi. Çünkü o günlerde aldığım kasetlerden biri "Geri Dön" yani "Sen Ağlama" bakar mısınız? Bu kadın hayatımıza sızmış. Bu kadın bir emperyalist gibi adeta duygularımızı emiyor. Evet, bu dev kadın Sezen Aksu duygu emperyalisti, şimdi de bir şiir kitabı çıkarmış.

Haylaz bir mizah…

Sözüm şu: Eskiden sana burun kıvıranlar hemen rotayı başka yöne çevirebilirler. Gerek yok buna. Türk Edebiyatı arşivle doludur ve adamı üzmemek için yüzüne vurmazlar. Benim gözümde on sekiz yaşından beri o sadece dişi bir Cohen değil; yeryüzü şairisin sen Sezen Aksu! Birileri hayatında hiçbir acı, sıkıntı, dert görmediği, yaşamadığı halde 'beste' yapmaya ve şiir yazmaya kalkıştılar. Aptalca şarkı sözleri yazdılar. Rezil rüsva olmuşlar mıdır bilemem ama şairim, Nur Saka'nın dediği gibi "aşkrevan" içinde kalmışlardır belki de. Sahi "Arka Sokaklarda" neler oluyor biliyor musunuz? Yabancılaşma oluyor. Sahte hayatlar oluyor. Sezen Aksu için tanıdığımız, tanımadığımız kimler ne yazılar yazdılar ve yazacaklar belki de, ama şunu unutmasınlar ki: Sezen Aksu denilen bu yeryüzü şairinin hayatında Herman Hesse gizlidir sanki. Ingeborg Bachmann gizlidir. Sanki bir yanı Tezer Özlü, sanki bir yanı Oğuz Atay olsa da "ben anlamam" diyor ya; orası işte. Sezen Aksu şiirleri ve şarkıları gecikmiş hayatları kovalıyor. Aslında incinmiş, ya da inceltilmiş bir İstanbul sıkıntısı, umududur! Bazen de haylaz bir mizah tadındadır şiirleri ve şarkıları..."Acılarım oldu herkes gibi elbet/ Herkese kısmet olmayan sevinçlerim/ Unutulmayı da göze aldım, evet/ Hayat sana teşekkür ederim!"

Sezen Aksu'nun 1975-2006 arasında yazdığı 400'ün üzerindeki şarkı sözünden seçilen 197'si Eksik Şiir kitabını Metis Yayınları yayımlamış. Ben kendi adıma yayınevini kutluyorum. Bakın Sezen Aksu kitabının önsözüne şunları yazmış, ne kadar da samimi dile getirmiş: "Bu kitap yakınlarımın, çoklukla da şarkılarımdaki sözlerle daha fazla ilişki kuranların, uzun yıllardır süregelen ısrarları sonucu oluştu. İlle de olmalı mıdır sorusu çok kurcaladı beynimi açıkçası. Epey bir süre çekimser kaldım. Karmakarışık his ve düşüncenin içinde olduğum günlerden birinde, bir cümle beni netleştirdi. Yıldırım'la (Türker) sohbet ediyorduk; 'Borcun var' dedi. Hafifleyiverdim. Seyreden de seyredilen de kendi tarafından bakar doğal olarak, görecelidir ama gerçek tektir. Ve herkes gerçek olanı sezer, vicdanla sezer. Borcum var, fark ettim ki ben bir tek bundan eminmişim zaten kayıtsız şartsız. Bu kitabın oluşması için direncimin kırılma noktası bu cümledir".

Yalnızlık senfonisi

Sezen Aksu sadece kendi şarkılarını söylüyor. Kendi şiirini yazıyor. Kemal Burkay'ın "Gülümse" adlı şiiri ancak bu kadar güzel bestelenebilirdi. Hissettiklerini sadece kalbiyle yazan ve söyleyen gerçek bir yaratıcı o. Duygularının zekâsı fazla derinlikli. Sevgili arkadaşım Uğur Yücel'in Sezen Aksu için de bir film yapma hazırlığında olduğunu biliyorum. Filmin de adı olan "Yalnızlık Senfonisi" Sezen Aksu'ya ne kadar da yakışıyor. İçinden sürekli değişimler rüzgârı geçiyor bu doyumsuz şarkılar şairinin! Mülkiyet kavramını hayatından çoktan çıkarmış, aşk denilen o evrensel duyguyu iliklerine kadar yaşayıp, aşktan şarap ve parfüm yapacak kadar kendisi, aşkın ta kendisi olmuştur. Aşkın biricik sevgilisi de odur! Aşkın kendisi bir gurursa, şarkıların ve yazdıklarının gurusu da gururu da, Sezen Aksu'nun yoldan ve baştan çıkmış, iflah olmaz biricik kalbidir. Çünkü kalbinin içinde yaşıyor Sezen Aksu! "Düş Bahçeleri"nde dolaşırken kalbi hep Ege'de kalmıştır. Ve "Bu hayat dediğin hediyenin el kitabı yok" demişliği de vardır. Ya şu güzelim "LA'L" şarkısının dizelerine ne demeli: "Bir bulut olsam, yüklenip yağsam/ Dökülsem damla damla toprağıma/ Bir deli nehir, bir asi rüzgâr olup/ Kavuşsam üzüm bağlarına". Bence Sezen Aksu'nun içindeki o küçük kız çocuğu asla büyümemeli. Çünkü esas rüyaları ve düşleri o küçük kız çocuğu görüyordur. Minik Serçe diyorlarmış sana, ne kocaman bir yalan. Sen tutkudan yapılmış, anılar bahçesi olmuş, eşsiz bir müzik ve şiir meleği taşıyorsun o öpülesi alnında ve ruhunda. Ve bu kedi kadın şair, içindeki parsla dans edecek kadar, hayatı bir hatıra bilecek kadar, tanrı katından bize yeni sözler getiren, hiç solmayacak pastel bir resmin hayata gülümseyen bakışıdır. Yaşını çoktan unutmuş, yaşsız bir kalbi var. Üzerine aşktan başka koku sürmüyor ve "aşktan başka bir şeye inanmaması" onu hep sahici kılıyor. Hem "acının yüzölçümü yeryüzünden çokmuş aslında" diyorsun ya; merak etme biz de sende "tutuklu kalmış", "kendi semalarına" kapaklanan hüzün çocuklarıyız. Ne kadar da haklısın: "Zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor". Ve Alican Turgut'un dediği gibi: "Sezen Aksu için ne yazarsak yazalım, ne söylersek söyleyelim, kesinlikle hep bir şeyler yarım, yetim ve 'eksik' kalıyor, kalacaktır". Ve son sözü sevgili Sezen Aksu'ya bırakıp, sade bir törenle sadece kalple söylenmiş şarkıların ve aşkın yurduna gitmeli. Oradan sağ çıkmasak da olur!"Sen ne olur çocukluğumu saklaTek kalan bu elimde avucumda"...

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax: 212 2454519 e-posta: bilgi@metiskitap.com
copyright © metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.