Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-556-8
13x19.5 cm, 126 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Hiç Niyetim Yoktu, 2007
Hep Yazmak İsteyenlerin Hikâyeleri, 2010
Küçükburun, 2015
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Ahmet Ergenç, “Soğukkanlı endişe halleri”, Milliyet Sanat Dergisi, Mart 2006

“İnce bir dolaysız gerçeklik cilası, doğal ve yapay maddelerin üzerini kaplar; her kim şimdide kalmak istiyorsa, lütfen onun gergin cilasını çatlatmasın. Aksi halde deneyimsiz mucize yaratıcısı, artık suyun üzerinde yürüyemeyip, boş boş bakan balıklar arasında dimdik dibi boylarken bulur kendini. Hem de anında.”

Nabokov’un “Saydam Şeyler”de sözünü ettiği bu “gergin cila” üzerinde dolaşan, çok aşağılara nüfuz etmeden seyreden bazı soğuk anlatılar var. Bu cilayı keskin hamlelerle çatlatmayan sadece bunun üzerinde dolaşıp, bunun gerginliğini, her an çatlayabilecek olduğunu hissettiren anlatılar. Bu gibi durumlarda insan bir teşhir operasyonundansa, anlık zoomlarla o ince hatta yaklaşıp geri çekilen, bir çatlama olasılığını ve bu çatlağın altından çıkabilecek şeyleri tahayyül etmeyi ya da çatlaktan aşağı düşüp, dibi boylamayı okura bırakan bir kamerayla karşı karşıya olduğunu hissediyor. Başka bir evrene uzanan bir boyut kapısı açılmadığında, ama bu kapının bir şekilde eşiğinde dolaşıldığında hissedilen o gerginlik, her şeyi tuzla buz eden, saldırgan epifani anlarının yarattığından daha sahih bir etkiye yol açabiliyor bazen.

Fatih Özgüven’in –evet, bildiğimiz Fatih Özgüven: Bret Easton Ellis’ten, Raymond Chandler’a, Nabokov’dan Borges’e, Jim Thompson’dan Paul Auster’a, Kundera’dan Jonathan Ames’e kadar sayısız isimden yaptığı müthiş çeviriler ve keyifli, hakiki sinema yazılarıyla hem sinema hem de edebiyat çevresinde iyi tanınan Fatih Özgüven– heyecan verici bir hamleyle yayınladığı hikâye kitabı Bir Şey Oldu çoğunlukla bu ince hat üzerinde dolaşan hikâyelerden oluşuyor. Gündelik görüntüler üzerinde akan, bir yerlerde bir tuhaflık olduğunu hissettiren ama bunu çok deşmeden yoluna devam eden soğukkanlı bir anlatıcının soğukkanlı hikâyeleri; bu toparlayıcı tanım, hikâyelerin hepsi için olmasa da çoğu için geçerli olabilir. Hakikaten de çok büyük, aleni kırılma anları yaşanmıyor bu hikâyelerde ama alttan alta kendini hissettiren bir gerilim söz konusu.

Başlığının naifliğine yakın duruyor

Bir Şey Oldu’nun alt başlığı: Endişe Hikâyeleri. Açıkçası, çok etkileyici ve insanın kafasını beklenti bulutlarıyla dolduran bir alt başlık. Endişe kelimesi bütün ağırlığıyla kitabın üzerinde asılı duruyor. Fakat kitapta böyle bir “ağırlık” söz konusu değil. Bir Şey Oldu başlığının naifliğine daha yakın duran bir kitap olduğu söylenebilir. Özgüven, küçük çaplı endişeleri minimal bir üslupla kayda geçiriyor. Ve genellikle hikâyeler havada asılı bir görüntü gibi sona eriyor. Bir an için kameranın çevrildiği ve sonra terk edilen bir kesit. Görüntüler yaratıp geri çekilen, görüntünün okurun kafasında kendiliğinden, ağır ağır yankılanmasına izin veren bir sükunet ve kelimenin iyi anlamıyla, soğukluk var hikâyelerin çoğunda. Bu durum da hikâyelerin okur okumaz çarpıcı bir etki bırakmasındansa, daha sonra, belki de ertesi gün etkilerini belli etmesine neden oluyor. Son cümlesini okuduğumda pek bir şey hissetmediğim ama ertesi gün kafamda dalgalandığını hissettiğim hikâyeler oldu. Kafka’nın "Şato"sunu okuduktan sonra da benzer bir durumda olduğumu hatırlıyorum. Buradaki hikâyelerin Kafkaesk olduğunu söylemiyorum ama Kafka’yla İngiliz “X kuşağı” yazarı Hanif Kureishi’nin karışımına yakın durdukları söylenebilir.

Hakikaten de mevzuat itibariyle Kureishi hikâyelerini, yarattığı etki bakımından Kafka’nın “Yargı” adlı hikâyesini hatırlatan bir hikâye var kitapta: “Gürol’un Annesi.” Bu belki de Bir Şey Oldu’daki en az göze çarpan hikâye fakat sonundaki sinsi kırılma noktası bu hikâyenin insanın aklına yapışıp kalmasına yetiyor. Cidden çok soğukkanlı bir ustalık söz konusu. Olup biten şeye dair ayrıntılı bir döküme girişilmiyor, gerçeğin üzerini kaplayan o ince cilayı alenen çatlatan bir darbe hissedilmiyor. Bu, görüntünün yüzeyinden akıp giden kamera hissini Özgüven diğer endişe hallerinin izini sürerken de yaratıyor. “Akıllı Şey”de görüntüye giren akıllı bir şey, girdiği andaki sakin, olağan tavrıyla görüntüden çıkıp gidiyor: Arkasında sönük, soğuk bir hayalet görüntü bırakarak. İnsanın aklında ani, beceriksiz bir ölüm sahnesinin soğuk uğultusunu bırakan “Büyük Yeşillik” ise aradaki buğulu, sürreal kaymaları soğuk bir darbeyle sona erdiriyor.

Sürrealizmin hafif dokunuşları

Reklamcıların kategorize ettiği haliyle sosyoekonomik sınıfları (A, B, B + vs.) hedef alan bir seri katilin hikâyesini suç edebiyatının klişeriyle oynayarak aktaran “Boğaziçi Cinayetleri” ise yine estetik kamuflajdan uzak, soğuk bir ölüm sahnesiyle sona eriyor. “Arkadaki Hayal”, “Öteki Adres”, “Doğum” ve “Asansördeki” ise gündelik hayattaki ufak tefek endişe hallerini birer kesit gibi aktarıyor. Çok derinlere nüfuz etmeyen ama bunun bir eksiklik değil, tercih olduğunu hissettiren kesik kesik görüntüler. Kitaptaki son ve en üzücü hikâye olan “Bir Şey Oldu” ise sürrealizmin hafif dokunuşlarla sayfaya döküldüğü, etrafının yıldız tozuyla kaplı olduğu hissini yaratan bir masal gibi. Bahçede beliren kanatlı saydam bir başın yarattığı titreşimi usulca aktaran, hem havada uçuşan hem de insanın içine oturan tuhaf bir masal. Bu yazıyı, Özgüven’in dilindeki sakin ustalığın bir göstergesi olarak, bu masaldan bir alıntıyla bitirmek istiyorum: “O zamana kadarki bütün öğle güneşleri, kahkahalar, sebepsiz yere ölen küçük hayvanların kapanan gözleri, kesintisiz bir süzülüş esnasında bir an havada kalma hissi, tam olarak ne olduğunu bilmese de tam olmadığını bildiği her şey birden yerli yerine oturdu.”

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.