Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-963-4
13x19.5 cm, 240 s.
Liste fiyatı: 24,00 TL
İndirimli fiyatı: 19,20 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Ruşen Çakır diğer kitapları
Ayet ve Slogan, 1990
Vatan Millet Pragmatizm, 1991
Resmi Tarih Sivil Arayış, 1991
Sol Kemalizme Bakıyor, 1991
Ne Şeriat Ne Demokrasi, 1994
Direniş ve İtaat, 2000
Derin Hizbullah, 2001
Recep Tayyip Erdoğan, 2001
Nereye Gitti Bu Ülkücüler?, 2003
Türkiye’nin Kürt Sorunu, 2004
Ji Realîteya Kurd
Ber Bi
Realîteya
Kurdistan ve
Serencama Meseleya Kurd
, 2016
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
100 Soruda Erdoğan x Gülen Savaşı
Yayına Hazırlayan: Semih Sökmen
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Haziran 2014

On iki yıla varan AKP iktidarıyla dindarlar merkeze taşındılar. Demokrasiye inanan birçok insan bunun bir "normalleşme" ile sonuçlanmasını umut etti. Ancak hemen ardından AKP-Cemaat savaşının patlak vermesi ve bu savaşla ortaya çıkan hukuksuzluklar, asıl sorunun sistemin merkezinde kimin olduğunda değil, sistemin bizzat kendisinde olduğunu gösterdi. Cemaat-Hükümet savaşı, oyuna dokunmadan sadece oyuncuları değiştirerek Türkiye’nin önünün açılamayacağını net bir şekilde kanıtlamış oldu.

Erdoğan-Gülen savaşında taraflar kendilerinin haklı, diğerlerinin haksız olduğunda ısrarcı. Birbirlerine yönelttikleri eleştiri ve suçlamaların çoğu kulağa fazlasıyla inandırıcı, kendilerini savunmak için geliştirdikleri argümanlar ise bir o kadar inandırıcılıktan uzak geliyor.

Soru-cevap formundaki bu kitap, bir ittifaktan savaşa evrimleşmiş AKP-Cemaat ilişkilerinin çeşitli aşamalarına açıklık getirmeyi amaçlıyor. Demokratikleşme, şeffaflaşma ve hukuksallığa bir katkı olarak okunmasını arzu ederiz.

İÇİNDEKİLER
Giriş
2007 Cumhurbaşkanlığı Seçimi
AKP-Cemaat İttifakının Birlikte Yürüttüğü
Siyasi Davalar
12 Eylül 2010 Anayasa Referandumu
Mavi Marmara
MİT Krizi
Kürt Sorunu
Dershanelerin Kapatılması
17 Aralık Süreci
AKP-Cemaat Savaşına Muhalefetin Yaklaşımı
İslami Çevreler ve Abdullah Gül
Fethullah Gülen Cemaati ve AKP İktidarına Genel Bakış
30 Mart ve Sonrası…
Kaset Savaşının Hikâyesi
Sonuç Yerine:
Hep Birlikte Batıyoruz

Ekler
1.  "Gülen cemaati hiç direnmeden ve başkaldırmadan
 çok büyük başarılar elde etti."
 Berna Turam ile Söyleşi
2.  "Bana bu dünyada cehennem yaşatmak
 isteyeceklerini biliyorum."
 Hanefi Avcı ile Söyleşi
3.  "MİT krizi ikinci Uludere faciasıdır."
 Cevat Öneş ile Söyleşi
4.  "İslami kesim içinde Cumhuriyet tarihinin
 en büyük kavgası yaşanıyor."
 Ali Bayramoğlu ile Söyleşi
5.  Nedim Şener ve Ahmet Şık Kendi Öykülerini Anlatıyor
OKUMA PARÇASI

Giriş bölümünden, s. 11-13

Fethullah Gülen cemaati ile AKP Hükümeti arasındaki savaş 17 Aralık 2013’te yaşanan geniş çaplı rüşvet/yolsuzluk operasyonuyla alenileşti. Bu savaşın nedenlerini, 2014 yılı haziran ayının ortasına kadarki altı aylık süre içinde kat ettiği evreleri ve daha sonra nasıl gelişebileceğini merak edenlere yardımcı olmak amacıyla kaleme aldık bu kitabı. Alabildiğine dinamik, bütün yönleriyle aydınlanmamış ve büyük ölçüde psikolojik harp yöntemleriyle seyreden, hem devleti hem toplumu yakından ilgilendiren, ulusal sınırları aşıp küresel bir boyut kazanan ve bütün bunlara bağlı olarak, daha ne kadar devam edeceğinin, nasıl sonuçlanacağının kestirilmesi hayli zor olan bir savaş söz konusu.

Bir diğer zorluk, savaşan tarafların son derece güçlü olmaları ve her ikisinin de üçüncü şahıslara “ya bizdensin, ya onlardan” şeklinde dayatmada bulunması. Diğer bir deyişle, taraflara olabildiğince eşit mesafeden bakarak, olup biteni mümkün olduğu ölçüde objektif bir şekilde anlatmaya yönelik çabaların savaşan taraflarca tasvip edilmemesi, hatta boğulmaya çalışılması.

Kuşkusuz sıralamaya çalıştığım zorlukların her biri biz gazeteciler için aynı zamanda birer tahrik ve teşvik unsuru. Bu nedenle, 17 Aralık süreci başladıktan ve daha uzun bir süre sonuçlanmayacağı anlaşıldıktan hemen sonra bu kitap için kolları sıvadık. En çok kitabın zamanlaması konusunda tereddüt ettik. Önce, AKP Hükümeti’nin Cemaat’e karşı geniş çaplı bir operasyon başlatmasını beklemeye karar vermiştik. Fakat bir süre sonra “inlerine gireceğiz” sözlerinin pratiğe yansımasının epey zaman alacağı anlaşılınca 30 Mart 2014 yerel seçimlerini beklemeyi düşündük. Sonuçta haziran ayının ortalarına doğru kitaba noktayı koyduk.

İlkin, büyük çoğunluğu Vatan gazetesinde çıkmış olan konuyla ilgili yazılarımı, onları pekiştirecek bazı eklerle birlikte kronolojik olarak toplamayı düşündük. Ancak yazıların bazılarında güçlü öznel vurgular bulunması, bazı önemli temaların birçok yazıda tekrarlanması, yazıların çoğunda diğer yazılara referans verilmesi gibi nedenlerle bunun pek de iyi bir fikir olmadığına kani olduk. Nihayet kitabı soru-cevaplar üzerinden kaleme alma düşüncesiyle sorunumuzu çözmüş olduk.

Mavi Marmara olayı, MİT krizi ve dershane krizi gibi olaylarla hükümet ile Cemaat arasındaki ilişkilerin bozulmasının, bu iki gücün arasında bir “savaş”a yol açtığını ilk kez dile getirdiğimde her iki taraftan da “fitne” ve “nifak” çıkarmakla suçlanmıştım. Fakat 17 ve 25 Aralık yolsuzluk/rüşvet operasyonlarıyla birlikte bunun açık seçik bir savaş olduğu konusunda ortak bir kanaat oluştu. Bu nedenle kitabın adında “rekabet”, “çatışma” gibi yumuşak kavramlar yerine, hiç tereddüt etmeden “savaş”ı kullandık.

Yine kitabın adını belirlerken bu savaşın esas olarak kimlerin arasında olduğu konusunda aramızda epey tartıştık. Sonuçta bunun esas olarak Recep Tayyip Erdoğan ile Fethullah Gülen arasındaki bir savaş olduğuna hükmettik. Öncelikle gerek AKP, gerekse Cemaat büyük ölçüde liderler üzerinden yükseliyor. Hem Erdoğan’ın hem Gülen’in hareketlerini en ufak ayrıntısına kadar kontrol etmeye gayret ettiklerini, ne partide ne Cemaat’te lidere rağmen, hele lidere karşı var olabilmenin mümkün olmadığını biliyoruz.

Halbuki gerek iktidar partisi, gerekse Gülen cemaati bünyesinde bu savaştan fazlasıyla rahatsız olan, bunda aktif bir şekilde yer almamaya gayret gösteren çok kişi var. Ancak ne Erdoğan ne de Gülen bu türden özgürlük, hatta özerklik arayışlarına sıcak bakıyorlar. Zaten dershane krizi gibi ilk muharebelerde Erdoğan ve Gülen geri planda ve sessiz kalırken 17 ve 25 Aralık’tan sonra, önce Erdoğan, ardından Gülen bizzat savaşta yer alarak bunun esas olarak bir liderler savaşı olduğunu teyit etmiş oldular.

Hükümet bizi ısrarla “devlet içindeki devlet”e karşı mücadelesine destek olmaya, Cemaat de yolsuzluklara karşı yargının yanında durmaya çağırıyor. Yolsuzluk iddialarını ciddiye alacak kadar AKP’yi, “devlet içinde devlet” iddialarını ciddiye alacak kadar da Cemaat’i tanıdığımızı düşünüyoruz. Bu nedenle Cemaat kontrolündeki “devlet içindeki devlet” yapılanmasını tasfiye ettiği ölçüde hükümete, yolsuzlukla mücadele ettiği ölçüde yargıya (dolayısıyla Cemaat’e) destek olmanın bir sakıncası olmadığı kanısındayız. Diğer yandan, demokrasi ve şeffaflığı savunduğumuz için, şeffaflıktan uzak olan Cemaat’e, milli iradeden kastı çoğulcu demokrasi olmayan hükümete (dolayısıyla Erdoğan’a) kayıtsız şartsız destek vermeyi düşünmüyoruz.

Ve kitabımızı esas olarak bizler gibi, demokratikleşme ve şeffaflaşmaya katkıda bulunmadığı (ve bulunmayacağı) açık olan hükümet ile Cemaat arasındaki savaştan olabildiğince uzak durmaya ama aynı zamanda onu anlamaya çalışanların dikkatine sunuyoruz.

Ruşen Çakır

Haziran 2014, İstanbul

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.