Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-761-6
13x19.5 cm, 96 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Bir Şey Oldu, 2006
Hiç Niyetim Yoktu, 2007
Küçükburun, 2015
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Gökhan Gençay, “Yazarın yazıyla imtihanı”, Halkbank Kültür Sanat, Mayıs 2010

Fatih Özgüven, Hep Yazmak İsteyenlerin Hikâyeleri’nde yazmanın, yazma isteğinin bünyede yarattığı gerginliğin bin bir türü hâlini tasvir ediyor, daha doğrusu malum hissiyatı yazı vasıtasıyla ete kemiğe büründürüyor. Yükte hafif, kıymette ağır hikâyeler toplamıyla Hep Yazmak İsteyenlerin Hikâyeleri, öncelikle hayatlarında yazma eylemine ve yazarlara ayrıcalıklı bir alan bahşedenler olmak üzere her çeşit okurun hissiyat âlemini zenginleştirecek değerli bir kitap.

Fatih Özgüven’i daha çok Radikal gazetesindeki haftalık sinema yazılarından hatırlar okur. Oradan çıkaramayanlar Bilgi Üniversitesi Sinema-Televizyon Bölümü’nde verdiği edebiyat ve sinema derslerinin ününü duymuştur mutlaka. Bu mecralardan da anımsamayanlar hemen evlerindeki kütüphanelerde yer alan Borges’ten Nabokov’a, Henry James’ten Virginia Woolf’a Türkçeye çevrilmiş edebiyat eserlerinin giriş sayfalarına bir baksın; oradaki künyelerde çevirmen olarak Fatih Özgüven’in imzasını görecekler. Edebiyata yaratım safhasından vâkıf bir çevirmen olarak, Paul Auster, Brett Easton Ellis, Özgüven’in akıcı, kılçıksız çevirisiyle yaşadığımız topraklardaki okuyucuya ulaştı, o dolayım üzerinden sevildi.

Esasında, Fatih Özgüven tüm bu çalışmalarının dışında kendini roman, deneme ve öyküleriyle de ifade eden yaratıcı bir yazar. 1990 yılında yayımlanan romanı Esrarengiz Bay Kartaloğlu, 2001 yılında yayımlanan denemeler derlemesi Yerüstünden Notlar, 2006’da basılan Bir Şey Oldu ve 2007’de yayımlanan Hiç Niyetim Yoktu hikâye kitaplarıyla kendi dilini oluşturmuş, edebi güzergâhını netleştirmiş bir isim Özgüven. Velhasıl, gazete yazılarından alışık olduğumuz, az sözcükle çok şey ifade edebilme yeteneğini ve yetkinliğini –ki çok az bulunur bir kabiliyete denk düşer– hikâyelerine de azami özenle taşıyabilmeyi beceren bir edebiyatçı kendisi.

Kalem erbaplığını, kurgusal olana hâkimiyetini detaylara özen gösteren bir dil emekçiliğiyle görünür kılan Fatih Özgüven, yeni hikâye kitabı Hep Yazmak İsteyenlerin Hikâyeleri ile bizatihi akıllarının bir köşesinde benliğini, derdini yazıyla dillendirme arzularını tutan insanların öykülerini anlatıyor. Kitapta yer alan on bir hikâyenin her biri yaşamın üzerlerinde bıraktığı tortuyu yazıya dökme kararı alan, ama bir türlü bu konuda somut adımlar atamayan karakterlerle dolu. Bu karakterlerden bazıları “Sel” adlı hikâyede olduğu gibi, “eriyen düşünceleri kızgın cam gibi beynine akarken” hayran olduğu yazarların eserlerine bakarak içten içe “Ben de böyle bir şey yazmak istiyorum.” diye kıvranırlar, ama sonunda çaresizlik içinde “Hiçbir zaman böyle bir şey yazamayacağım.” cümlesinin bağrında taşıdığı kasvetle oturdukları yerden kımıldanamazlar. Bazıları ise, “Yanlış Numara” öyküsünün, artık başkalarının yazılarının mühendisliğini yapmaktansa kendi yazısını, sesini bulmayı amaçlayan editör kahramanı gibi eve gittiği anda masaya oturup yazma planları kurarlar. Ama o hevesle beklenen yazmanın vakti bir türlü gelmez; çeşitli gündelik mazeretler, hatta “telefon sapığı” yazma eyleminin önüne geçer.

Yazmak denen eylem, yazının hakikaten sıkıntılı, meşakkatli bir sürecin sonucu insanın içinden fışkırmasına denk düşer zaten (Mecazı aşan bir fışkırma söz konusudur genellikle). Kendinizle girdiğiniz yoğun bir hesaplaşma sürecinin ardından mücadeleye girişilen boş sayfayı cümlelerle, kelimelerle doldurma çabasının yüksek tansiyonu hiçbir zaman eksik olmaz. Yani, bisiklete binme alışkanlığına denk bir yazma alışkanlığı, kolaylığı yoktur ne yazık ki. Ayrıca, her cümlenizin hatasını kollayıp kendinizi hırpaladığınızı, dolayısıyla metninizin düzeltisini, eleştirisini de ilk olarak bizzat kendinizin yaptığı hesaba katıldığında, herhangi bir metni kamuya açmanın, başkalarıyla paylaşmanın, gazeteye veya dergiye teslim etmenin cidden stresli bir mesaiyi öngereklilik olarak dayattığı anlaşılacaktır. Bunlara ek olarak, herhangi bir kısa metinden daha fazla yaratıcılık, yetenek ve emek yatırımı isteyen edebiyat alanında yazı üretmenin zorluklarını tahayyül etmek bile, eli az buçuk kalem tutanlar için, enselerden aşağıya soğuk terler damlatmaya yeter.

Dolayısıyla, yazıya dökme, yazma meselesini tema olarak hikâyelerin temeli hâline getirmek de zorlu bir uğraş. O içsel cebelleşmeyi sürekli yaşamak, kafanızdakini kâğıda bir türlü istediğiniz gibi, hayal ettiğiniz gibi aktaramamak, hep bir şeylerin eksik kaldığı hissiyatı... Veya “Yazacağım.” diye karar verdiğinizde bile kendi kararınızı kendiniz esnetmek, karar verdiğiniz tarihi ileri almak için türlü türlü bahaneler icat etmek suretiyle bilinçaltından yükselen geri vites girişimleri... Bir cümleden diğerine metnin içsel ritmini, dokusunu oluşturmak için çekilen sıkıntılar, kelimelerle girilen gölge boksu aşamaları... Kısacası yazma sıkıntısı ve yazıya oturma ritüelleri başlı başına üzerine yazılacak bir sürü ayrıntıyı barındırır içinde.

İşte Fatih Özgüven, Hep Yazmak İsteyenlerin Hikâyeleri’nde yazmanın, yazma isteğinin bünyede yarattığı gerginliğin bin bir türü hâlini tasvir ediyor, daha doğrusu malum hissiyatı yazı vasıtasıyla ete kemiğe büründürüyor. Hikâyelerin tümü ebat olarak kısa tutulmuş; öyle ki, cümlelerde bile ciddi bir ekonomik tasarrufa gitmiş Özgüven. Bu durum kitaptaki her cümlenin, her ifadenin ekstra disiplinle, ince elenip sık dokunarak üretildiğinin de göstergesi oluyor aslında; çok şey dillendirmeden çok şeyi duyumsatabilme becerisi takdire şayan. Özgüven, bir kez daha, incelikli diliyle kendi üslubunu inşa etmeye muvaffak olmuş bir yazarın içsel derinliğinin izdüşümlerini sunuyor okuyucuya.

Yükte hafif, kıymette ağır hikâyeler toplamıyla Hep Yazmak İsteyenlerin Hikâyeleri, öncelikle hayatlarında yazma eylemine ve yazarlara ayrıcalıklı bir alan bahşedenler olmak üzere her çeşit okurun hissiyat âlemini zenginleştirecek değerli bir kitap.

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.