ISBN13 978-605-316-169-1
13x19,5 cm, 312 s.
Liste fiyatı: 36.00 TL
İndirimli fiyatı: 28.80 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
AYIN ARMAĞAN KİTABIAYIN ARMAĞAN KİTABI
İnsan Olmak
18. Basım
Liste Fiyatı: 25.00 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Milletin Mimarisi
Yeni İslamcı Ulus İnşasının Kent ve Mekân Siyaseti
Çeviri: Şahika Tokel
Yayına Hazırlayan: Özge Çelik
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Eylül 2019

İslam-siyaset ilişkisinin önemli bir veçhesini oluşturan “yapılı çevre” tartışmalı bir konu olagelmiştir. İlk kez 19. yüzyılın başlarında şarkiyat incelemeleriyle karşımıza çıkan “homojen” İslam kenti imgesi, Edward Said’in çığır açıcı Şarkiyatçılık’ının ardından sorgulanmaya başladı. İslam dünyasındaki kentlerin çeşitliliğini dikkate alan çalışmalarla birlikte geleneksel-modern karşıtlığına dayanan hâkim görüş büyük ölçüde terk edildi. İslam ile yapılı çevre arasındaki ilişki, ilkinin görünürlüğünün ve siyasi nüfuzunun önemli ölçüde arttığı günümüz dünyasında ise başka bir araştırma sorusunu gündeme getiriyor: Bugün İslamdan ziyade İslamcılığın yapılı çevrenin biçimlendirilmesinde nasıl bir rol oynadığı (keza yapılı çevrenin de İslamcılığı nasıl şekillendirdiği) üstüne düşünmemiz gerekiyor.

Milletin Mimarisi bu noktadan hareketle Türkiye’nin son yirmi yıldaki dönüşümünü analiz ediyor. AKP iktidarının bir (yeniden) ulus inşası projesi olarak ele alınması gerektiğini öne süren Batuman, bu çerçevede ne tip mekânsal stratejilere başvurulduğuna ve hangi kentsel biçimlerin üretildiğine odaklanıyor; yapılı çevrenin toplumsalın kurucu unsurlarından biri olduğu öncülünden hareketle, siyasetin mekânsal inşasını ortaya koymaya girişiyor. Kentte yerleşik olan ve mekânsal biçim ve ölçeklerle tanımlanan talep, çelişki ve mücadeleleri anlamak için, mekânsal ile toplumsal arasındaki etkileşimleri dikkatle analiz ediyor.

Son derece güncel bir kitap: Batuman, bir siyasal rejimin kentsel ve mimari biçimlerle nasıl yeniden şekillendiğini süreç devam ederken betimlemek gibi zorlu bir girişimi başarıyla gerçekleştiriyor.

İÇİNDEKİLER
Önsöz
Giriş
Yeni İslamcılık(lar): Terminoloji Üstüne Bazı Notlar
Türkiye’de Siyasal İslamın Kısa Tarihi
Kitabın Yapısı

1 Cami Mimarisinin Siyasal Niteliği:
İslam ile Ulusu Uzlaştırmak

Ulusal Sembol Olarak Cami: Tarihi Siyasallaştırmak
Mimari Taklit Politikaları
İlk Yüzleşme: Kocatepe Camisi
Soğuk Savaş’ın Zirvesi ve Sonu
Yeni Bir Biçim Arayışı
Çoğulculuğun Sınırları
Nostaljinin Ötesinde Taklit: İdeolojik Simulakrum
Gündelik Hayatın İslamileştirilmesi
Eri(t)me Potası Olarak Cami

2 Yeni İslamcı İskân: Konut ve Öznellik İnşası

Türkiye’de Konutun Siyasal İktisadı
Varoşun Kentsel Ekolojisi
İslamcı Bir Banliyö İnşa Etmek: Başakşehir
İslamcı Banliyöde Sınıf Ayrımı
Gecekonduların Tasfiyesi: ve Geriye Kalan
Bir Minare Tarlası: Kuzey Ankara Kent Girişi Projesi
Yeniden İskânın Sonuçları
Mülkiyet 124, Ölçek 125, İşletme Yoluyla Denetim 127, Dindarlığı
Yaymak 129, TOKİ’yi Bağlamsallaştırmak

İslamcı Yerleşim ve Huzursuzlukları

3 Yeni İslamcılığın Kentsel Devriminden
Kentselin Devrimine: Kamusal Mekân
ve Direniş Mimarileri

Yeni İslamcılık Karşıtı Muhalefeti Haritalamak
Milliyetçi Muhalefet 149, Sekülarist Muhalefet 150,
Çevreci Muhalefet 152, Kentsel Mega Projelere Muhalefet
153, Emek Hareketi 155, Kentsel Dönüşüme Muhalefet

Cumhuriyetçi Kamusal Mekânın Çözümlemesi
Kızılay Meydanı ve Tekel Kampı
Taksim Meydanı, Yeni İslamcılık
ve Banal Siyasallaştırma
(Kamusal) Mekân Üretimi Olarak İşgal
Karşılaşmalara İmkân Sağlayan Bir Boşluk Olarak
Kamusal Mekân 178, Siyasal Kampın Biyopolitikası 180,
Direniş Mimarisi 185

İşgalin Ötesi
Gezi’nin Artçı Etkileri 193, Gezi’nin Ardından Milleti
Örgütlemek

4 Ulusalın İnşası: Milletin Kamusal Mimarisi

Canlandırmacılık Üstüne Çeşitlemeler:
Ulusal Mimariyi Yeniden İcat Etmek
Osmanlı-Selçuklu Üslubunun Alımlanması
Post-Ulusal Neoklasisizm

Milletin Evi
Cumhuriyet Ankarası’nın Siyasal Topografyasını Yeniden
Biçimlendirmek 232, Vaziyet Planı: Kamusal Mekânı
Yeniden Tanımlamak 237, Yerleşkenin Mimarisi:
Osmanlı-Selçuklu Üslubuna Yeni Bir Sentez 243, Planlar:
İktidar İnşasının Mekânsal Pratikleri 249, Kamu Mimarisi
Üstünden Mücadele: Ritüele Karşı Direniş 252

Sonsöz
Kaynakça
Dizin
 
OKUMA PARÇASI

Önsöz, s. 11-14

Ankara'ya ilk kez 1993’ün sonlarında, mimarlık öğrenimime başlamak üzere geldim. Bundan sadece birkaç ay sonra, büyükşehir belediyesi ilk defa İslamcı bir yönetime geçti. Dolayısıyla kentte bundan sonra gerçekleşen tedrici dönüşümleri ilk elden gözlemleme ve deneyimleme imkânım oldu. Bir yandan, bizlere mimarlık fakültesinde ne kadar kıymetli olduğu öğretilen cumhuriyet başkentinin yapılı çevresine yönelik yıkıcı müdahaleleri gözlemliyordum. Bir yandan da kent merkezinde öğrenci yaşantısının önemli bir boyutunu oluşturan boş zaman faaliyetlerine evsahipliği yapan mekânların azalışını deneyimliyordum. Belediyenin politikalarından ne kadar rahatsızlık duyduğumu, bu konu üstüne sık sık düşündüğümü hatırlıyorum: Bu müdahaleler ne ölçüde belediye yönetiminin İslamcı karakterinin neticesiydi?

Ankara’ya, başka yerlerde geçirdiğim yılların ardından 2009’da tekrar geldim. Aradan geçen yıllar boyunca yapılan tüm seçimleri kazandığından, hâlâ aynı belediye başkanı görevdeydi (ve bu durum, elinizdeki kitabın orijinal baskısının yayınevine teslim edildiği tarihte de –Eylül 2017– hâlâ geçerliydi). Bense artık kentsel araştırmalar yapan, mimari ve kentsel tasarım dersleri veren bir öğretim üyesiydim. Ankara’ya döner dönmez, öğrenciliğimden beri bilfiil içinde olduğum (daha sonra doktora çalışmama da konu olan) Mimarlar Odası’nda aktif görev üstlendim. Mimarlar Odası, tarihi boyunca (Boğaziçi Köprüsü gibi) mega projelere karşı mücadele etmiş, 1970’lerde gecekondu hareketleriyle işbirliği yapmıştı, yani kent politikalarında hep etkili bir aktör olmuştu.

Bu kitaba dair ilk fikirler Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu üyesi olduğum dönemde gelişmeye başladı. Bir taraftan, Oda ile ilişkisi öncelikle mesleki olan mimarlarla sürekli irtibat halindeydim. Onlar aracılığıyla İslami ağların inşaat sektöründe yayılışını, bu ağların ticari ilişkiler üstündeki etkisinin giderek artışını gözlemliyordum. Diğer taraftan da belediyenin kentsel dönüşüm projelerinin tehdidi altındaki yaşam alanlarını savunmak için mücadele eden ve bu mücadelelerinde Oda’nın yardımına başvuran yerel örgütlenmeleri tanıyor, çaresizlik içinde hukuki bilgi edinmeye çalışan bireylerle görüşüyordum.

Bu dönemde bana en çarpıcı gelense, İslamcı yerel yönetimlerin kentsel müdahalelerine karşı giderek büyüyen yerel örgütlenmelerin varlığına rağmen, aktivist mimarların sürdürdükleri siyasal muhalefeti laiklik savunusuna odaklamak konusundaki ısrarıydı. Kentsel dönüşüm kavramıyla tarif edilen yıkıcı sürecin İslamcılıkla doğrudan ilgisi yoktu, bu durum devlet eliyle mekân üretiminin (çoğu zaman mutenalaştırma niteliği taşıyan) muhtelif ölçeklerdeki uygulamalarından başka bir şey değildi. Mimarlar ise –şaşırtıcı biçimde– İslami nitelikli sosyal ve kültürel yapılara karşı orta sınıf horgörülerini aşamıyor, bu da İslamcıların fiilen sürdürdüğü kentsel politikaların kavranışını daha da zorlaştırıyordu. Dolayısıyla benim için asıl mesele, İslamcı siyaset ile yapılı çevre arasındaki ilişkiyi özgün karmaşıklığı içinde kavrayabilmekti. Bu ilişkinin hem siyasal iktisatla (kentsel mekânın üretimi) hem de kültür politikalarıyla (İslam/cılık) bağlantılı olduğu, ikisinden birine indirgenemeyeceği kanaatindeydim. Bu bakış açısı doğrultusunda, tekil örnekleri analiz ettiğim makalelerle başlayan araştırma izleği sonunda bu kitaba dönüştü. [1]

Bütün bu süreç boyunca arkadaş ve meslektaşlarımla sürdürdüğüm fikir alışverişlerinden çok faydalandım. Bölüm taslaklarını okuyup yorumlama nezaketini gösterdikleri için Kaan Ağartan, Elvan Altan, Utku Balaban, Ali Ekber Doğan, Feyzan Erkip, Neşe Gürallar, Berin Gür, Abidin Kusno ve Barış Ünlü’ye çok teşekkür ederim. Güven Arif Sargın ODTÜ’de öğrencilik yıllarımdan itibaren bana hep destek oldu, ayrıca değerli yorumlarıyla kitaba katkı yaptı. Ayşe Çavdar doktora tezini paylaşıp önerilerde bulunma inceliğini, Neşe Gürallar ve Esin Boyacıoğlu yayımlanmamış çalışmalarını paylaşma nezaketini gösterdiler. Gülse Eraydın’a malzemelerin toplanması ve görsellerin bir bölümünün hazırlanmasındaki yardımından ötürü teşekkür ederim. Fotoğraflarını benimle paylaştıkları için Mehmet Özer, Çetin Gürer, Yücel Demirer, Konca Şaher, Moira Bernardoni, Beyza Onur ve Defne Batuman’a teşekkür ederim. Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin, vaktiyle kimileriyle beraber de çalıştığım yönetim kurulu üyelerine ve tüm personeline, dostlukları ve araştırmamdaki yardımlarından ötürü çok şey borçluyum; özellikle de ne zaman ihtiyacım olsa yardımını esirgemeyen Tezcan Karakuş Candan’a.

Architext dizisi editörleri Tony King ve Tom Markus’a –keza kitap üstüne değerlendirmelerde bulunan üç hakeme– çok teşekkür ederim; çalışmanın başlarından itibaren getirdikleri ferasetli eleştiriler kitabın çerçevesinin biçimlenmesinde çok faydalı oldu. Tony King’e, SUNY Binghamton’daki doktora çalışmam sırasında ve sonrasında adeta bir danışman gibi verdiği destek için de ayrıca teşekkür ederim.

Bilkent Üniversitesi bir öğretim elemanı için ideal bir yer; ama bunun yanı sıra, bu kitabı yazmak için de huzurlu bir liman oldu bana. Bu sözlerim pek çok okura abes gelebilir, fakat üniversitenin öğretim üyelerine sağladığı ortam, araştırmacıların entelektüel kapasitelerine ciddi ölçüde zarar veren Türkiye’nin bugünkü kargaşası içinde çok kıymetliydi. “Üniversite” olma niteliğini canla başla koruyan bir kurumda olduğum için zaman zaman suçluluk duyduğumu itiraf etmeliyim. Son olarak sabrı ve sevgisiyle daima en büyük desteği veren Dilvin’e ve bu süreç boyunca bana esin kaynağı olan, ebeveynliğin “tam zamanlı bir keyif” olduğunu öğreten Defne’ye şükran borçluyum.

Bülent Batuman

Ankara, Eylül 2017

Notlar
[1] Kitabın bazı bölümleri daha önce çeşitli kaynaklarda yayımlandı: Neo-Osmanlı camilerde mimari taklitle ilgili tartışma için bkz. “Architectural Mimicry and Politics of Mosque Building: Negotiating Islam and Nation in Turkey”, The Journal of Architecture 21 (2016): 321-47. Kuzey Ankara Projesi ile ilgili bölümün bazı kısımları için bkz. “Minarets without Mosques: Limits to the Urban Politics of Neoliberal Islamism”, Urban Studies, 50 (2013): 1095-111. Başakşehir ve Kuzey Ankara projelerinin kıyaslandığı daha eski bir versiyon 2016’da SAH Konferansı’nda sunuldu ve şurada yayımlanacak: “Neoliberal Islamism and the Cultural Politics of Housing in Turkey”, Social Housing in the Middle East: Architecture, Urban Development and Transnational Modernity içinde, Kıvanç Kılınç ve Mohammad Gharipour (haz.), Indiana University Press, 2019. 3. Bölüm’ün çeşitli kısımları için bkz. “The Political Encampment and the Architecture of Public Space: TEKEL Resistance in Ankara”, International Journal of Islamic Architecture 2/1 (2013): 77-100; ve “Everywhere is Taksim: The Politics of Public Space from Nation-building to Neoliberal Islamism and Beyond”, Journal of Urban History 41/5 (2015): 881-907. Metne dön.

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Yağız Alp Tangün, "Yeni Türkiye’de politikanın mekânsal kullanım kılavuzu", K24, 24 Ekim 2019

Mekân, içinde yaşayıp üstünde dolaşıyor olmamıza karşın gündelik hayata sinmiş siyaset bağlantısını çoğu zaman kaçırdığımız önemli bir başlangıç noktası aslında. Geriye çekilip biraz daha gözlerimizi kısıp mekân ve siyaset arasındaki güçlü ilişkiyi netleştirmek üzere bir yandan toplumsal yaşamın nasıl düzenlendiğini hayal etmeye başlayabiliriz. Toplu konutlar, hastaneler, sokaklar, adliye sarayları, camiler, havaalanları, meydanlar salt teknik çizimlerin uygulamaları değildir; özellikle kamusal mekânlar tarihe ve kültürel değerlere referanslı çeşitli sembollerle kuşatılan temsil kapasitesi yüksek mekânlardır.

Mekânın hem büyüleyici gücü hem de toplumsal düzenlemeyi ve denetimi sağlayan işlevi pekâlâ onu inşa eden siyasetin mekânsallığıyla birlikte düşünülebilir. Bülent Batuman’ın, Şahika Tokel çevirisiyle Metis Yayınları’ndan çıkan Milletin Mimarisi isimli çalışması Türkiye’de siyaset konuşurken son yirmi yılda başat rolü bulunmasına rağmen ihmal edilen kent ve mekân politikalarına bir mimarın gözünden hem de siyaset ve tarihin mekânsallığını işaret eden bir yaklaşımla ele alıyor.

"Mimarinin gücü adına"

Geçtiğimiz yüzyılda ulus-devletlerin kuruluş aşamalarında da görüldüğü gibi, bazı kritik dönemlerde mimari bir kültürü inşa etmek üzere kurucu iktidarları her daim cezbetmiştir. Bu bakımdan mimarinin modern siyasal hayatın metodundaki yerinin, tıpkı yüz yıl önce Erken Cumhuriyet döneminde olduğu gibi günümüz Türkiyesi için hâlâ geçerli olduğuna ilişkin bir yorum yapmak mümkün fakat Bülent Batuman cumhuriyetin kuruluşuna yer yer değinse de araştırmasında 1945 sonrası siyasal islamcı dalganın gelişimini baz alıyor ve Türkiye’de seküler “ulus”tan milletin mimarisine ya da alt başlıkta geçen yeni islamcı ulus inşasının kent ve mekân siyasetine odaklanıyor.

Yazarın da dikkat çektiği üzere Türkiye’de siyasal İslam hakkında hatırı sayılır bir literatür oluşmasına rağmen İslamcı politika ve yapılı çevre arasındaki ilişkiyi irdeleyen, AKP’nin ekonomi ve kültür politikalarında kentsel mekânın rolünü inceleyen çalışmaların pek az olması aslında hâlâ içinden geçilen inşa sürecinin bilgisini üretmeye olan mesafeyi de gösteriyor. Milletin Mimarisi bu mesafeyi tanımlamak ve politik yorum kapasitemize dair kimi alışkanlıkları gözden geçirmek için geniş bir kapsam sunuyor.

Kitabı oluşturan dört bölüme, dört tema eşlik ediyor: cami mimarisi, konut/iskân, kamusal mekân ve kamusal mimari. Her bölümde analiz edilen mekânın ilgili fotoğraflarına yer verilmiş. Kitapta temalar ve fotoğraflar arasında sağlanan bütünlük sayesinde okuma deneyiminin derinliği teknik ve teorik tartışmalarla sınırlı kalmıyor, gündelik hayatımızda kamuyla etkileşimimizi belirleyen mekânları yeniden anlamlandırmamızı mümkün kılıyor.

Toplumsal denetimin mimari sembolleri ve mekânları

1945 ile başlayan Soğuk Savaş yıllarının ardından tüm dünyada anti-komünist mücadeleyle birlikte palazlanan siyasal İslamcılık, SSCB’nin yıkılmasının ardından yeni ulus-devletlerin kurulmasıyla İslam kimliğini ulusal kimliğin harcına dahil etme girişimlerinde bulunurken buna paralel biçimde camilerin birer ulusal sembol olarak kullanılması dikkat çekiyor. Batuman’ın cami mimarisi üzerinden ele aldığı Endonezya, Malezya, SSCB sonrası ortaya çıkan devletlerdeki örnekleriyle Türkiye’nin son yirmi yılı arasında kurduğu bağlantılar, 16. yüzyıl Osmanlı camisinin mimari-politik analizi ve 15 Temmuz’da okunan sela ile bir seferberlik ânının nasıl örgütlendiğini de hatırlatarak aslında caminin devlete ait bir temsil yüklü imge arz ettiğini ve mekânsal araç olarak İslamcı ulus kimliğinin yaratımında mekânsal bir araç işlevinin yüklendiğini ayrıntılı biçimde inceliyor.

Camiler İslam referansını doğrudan temsil eden mekânlar olsa da Batuman orta sınıf yaratan bir kurucu iktidar için konut üretiminin kent politikasında ne denli önemli bir yeri olduğunu Başakşehir ve Kuzey Ankara Kent Girişi örnekleriyle ortaya koyuyor. Yazar bu örnekleri siyasal İslamcı geleneğin iskân faaliyeti ve yeni ulusal kimlik oluşturma tasarımı arasındaki ilişkinin altını çizerek, Refah Partisi’nden AKP’ye kadar süregelen gecekondu ve kentsel dönüşüm politikalarıyla şekillenmiş tarihsellik içerisinde anlatarak konut üretiminin toplumsal sonuçlarını tahlil ediyor.

Egemenler her ne kadar mekân üstünde düzenleme ve denetleme kudretine sahip olsalar da bir yandan onlara güç kazandıran siyaset diğer yandan onlara güç kaybettirecek olan muhalif siyaseti de üretegelmiştir. Kitapta bu mücadelenin, Türkiye’de kent ve mekân siyaseti bağlamındaki örneklerinden birini de Gezi Parkı’nda gelişen protestolarla başlayan kamusal mekânın kullanımı incelemesi oluşturuyor. Gezi Parkı protestolarındaki mekân kullanımıyla 15 Temmuz’daki kullanımın karşılaştırması ise siyaseti önceleyen mekânsallığı değerlendirmek için oldukça ufuk açıcı. Batuman, siyasal İslamcılığın kentleşmeden devşirdiği siyasal gücün karşısına Gezi Direnişi’nin çıkmasını ve muhalefetin de kentselleşmesini, siyaset ve mekân gündemi içine başka bir boyutuyla ekliyor.

Siyasal İslamcı kent siyasalarının ufku gitgide kamusal mimari aracılığıyla toplumsal olana nizam verilmesi uygulamalarına genişleyince, yeni ulus inşasının nasıl konumlandırılacağına ilişkin bir altlık ortaya çıkmış oluyor. Kitapta yer alan kapsamlı analizlerden bir diğeri de devleti ve rejimi temsil eden sembollerin güncellenmesine dair başkent Ankara’nın ve özellikle Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesi’nin kurulan yeni ulusal kimlik bakımından yorumlanması hakkında. Ancak Batuman’ın burada egemen nazarında değer biçilen yeni sembolleri tiye alan muhalif siyaset performansının örneklerini de çalışmasına dahil etmesi, hem gözardı edilen önemli bir ayrıntıyı hatırlatıyor hem de siyaseti önceleyen mekânsallık üzerine daha fazla eğilmenin geleceğin politik tasavvurunda gündemi meşgul edecek bir tutum olacağı sinyalini veriyor.

Milletin Mimarisi tüketildiği düşünülen konuları, ihmal edilen boyutlarıyla tekrar ele almaya üşenmeyip kent ve mekân kaidesine oturtarak eleştirel bakan, üstelik bunu politik düşünme alışkanlıklarını tersyüz ederek yapan güncel bir araştırma.

Devamını görmek için bkz.
 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2019. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova