ISBN13 978-975-342-116-4
13x19,5 cm, 168 s.
Liste fiyatı: 21.50 TL
İndirimli fiyatı: 17.20 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
AYIN ARMAĞANI KİTABIAYIN ARMAĞANI KİTABI
Kullanılmış Biletler
1. Basım
Liste Fiyatı: 41.00 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Dağdakiler
Bagok'tan Gabar'a 26 Gün
Kapak Tasarımı: Semih Sökmen, Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Haziran 1996
8. Basım: Aralık 2018

31 Mart 1995 günü, o tarihte Fransa Basın Ajansı muhabirliği yapan gazeteci Kadri Gürsel ve Reuters için foto muhabirliği yapan arkadaşı Fatih Sarıbaş PKK'liler tarafından kaçırılmış ve 26 gün Bagok-Gabar bölgesinde dağlarda dolaştırıldıktan sonra bırakılmışlardı. Dağdakiler, bu kaçırılmanın ve dağlarda PKK'liler arasında geçen 26 günün hikâyesidir.

O zamandan bugüne, binlerce cana, benzersiz acılara, kitlesel göçlere sebep olan ve bugün de devam eden bir çatışmanın bir tarafında "dağa çıkmış" insanlar... Bütün bu yıllar boyunca medyada ya "terörist"tiler, ya "itirafçı", ya da "ölü ele geçirilmişlerdi". Dağdakiler'de anlatılan hikâye ise ailelerinden ayrılıp dağa çıkmış, dağlarda yaşayan, etten kemikten insanlara dair bir hikâye... Dağdakiler kim? Nasıl yaşıyorlar? Ne düşünüyorlar?

Kadri Gürsel'in Dağdakiler röportajı, ilk kez yayımlandığı 1996 yılında bu sorulara cevap arayan ilk röportajlardan biri olmuştu. Yazar, kitabın bu 6. Basımı için şunu söylüyor:

"Anlattığım insanlardan hiçbiri muhtemelen artık o dağlarda değil. 17 yıl geçti. Dağdakiler bir şekilde yerlerini kendilerinden sonra gelenlere bıraktı. 30 yıldır değişmeden süren de işte bu. Nesiller gelip geçiyor. Bu kitabı yazmama neden olan olayın başımızdan geçtiği yıl doğan Kürt çocuklarının bazılarının şimdi dağda olduğunu kolaylıkla tahmin edebiliriz. Bir yanıyla iç sızlatıcı bir şey ama şimdi okuduğumda kitabın hâlâ eskimediğini görüyorum. Çocuk denecek yaşta Kürtler bugün de bu kitapta anlatılan nedenlerden ötürü dağa çıkıyorlar."

OKUMA PARÇASI

İkinci bölüm, s. 15-28

31 Mart Cuma akşamı Cizre'yi geçmiş, tarihi İpek Yolu'nda Nusaybin'e doğru ilerliyorduk. Yol, Suriye sınırının hemen yanından geçiyordu. Kilometreler boyunca... Türk tarafında dikenli teller, sonra mayın tarlaları, sınır devriyesi yolu, gözetleme kuleleri ve ışıklar yine dikenli teller. Suriye tarafında gözle görülür bir önlem yoktu.

Silopi'den başlayarak Nusaybin'e kadar bu yol iyi korunuyordu. Veya biz böyle bir izlenim edinmiştik. Bölge, Habur'a yakınlığı dolayısıyla Çelik Harekâtı'nın lojistik merkezlerinden biriydi.

Harekâta komuta eden Kundakçı Paşa'nın karargâhı Silopi'deydi. Silopi sokakları asker kaynıyordu o günlerde. Çelik Harekâtı'na katılan birlikler bölgeye İpek Yolu'ndan geçerek intikal etmişlerdi. Bölgeyi Diyarbakır'a bağlayan bu yolun stratejik önemi büyüktü. Beş ila on kilometrede bir karakol veya askeri kontrol noktası vardı. İkide bir durup kimlik göstermek gerekiyordu. PKK'nın bu yolda eylem yapabileceğini pek aklımıza...

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Soli Özel, “Dağdakiler, Bagok'tan Gabar'a 26 Gün”, Görüş, Haziran 1996

Çocuklarını, kocalarını, kardeşlerini kaybedenlerin rasyonel olarak savaşın mantığına yaklaşmaları ya da onu sorgulamaları beklenemez. Dağdakiler'in hep zikrettikleri Vietnam savaşı sırasında ABD'de de o düzeydeki tartışma şiddetli kavgalara yol açardı. Ancak kimin öldüğünden çok, kimin niye savaştığı ve ne için ölündüğü herkesçe sorgulanırsa çözüm yollarının açılması mümkün olabilir. Gürsel'in kitabı bir siyasi analiz kitabı ya da çözüm peşinde bir yapıt değil. "Bu iş nereye varacak" sorusuna "cevap verme, nokta koyma iddiasında değil. 'Dağdakiler', sorunun cevabı üzerine kafa yoranlara düşünce gıdası sağlayabilmişse, amacına ulaşmış sayılır".

Ragıp Duran, “Kentli Bir Gazetecinin Dağlardaki Şahsi Gözlem ve Hissiyatı… Dağdakiler”, Demokrasi, 28 Haziran 1996

Biraz günlük, biraz belgesel, kimi zaman da makale-deneme-anı tadında bir kitap. Öncelikle bir sorun var: Bir gazeteci kendisini kaçıran insanlara karşı yansız ya da çok yanlı davranabilir mi? Hayır! Zaten basın etiğinde, deontoloji manifesto ve kurallarında "kaçırılan kişilerle röportaj", "kaçırılma durumunda geçilen haberler" diye altbaşlıklar vardır ve bu tür haber ve yazıların güvenirliği konusunda editörler haklı olarak kuşku duyar. Bu tür bilgiler okura aktarılırken, yazının yazıldığı koşulların mutlaka belirtilmesi gerekir. Gürsel de zaten bunu yapmış. Dolayısıyla, gazetesi tarafından görevlendirilip, özgür maddi ve manevi koşullarda bir PKK ya da "Bagok-Gabar" röportajı yapmakla, iradesi dışında bulunduğu bir ortamı betimlemek arasında hem mesleki olarak hem de içerik ve tarz olarak önemli farklar var. Röportajcı-röportajı yapılan kişi ilişkisi ile ...

Devamını görmek için bkz.
 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova