ISBN13 978-975-342-536-0
13x19,5 cm, 328 s.
Liste fiyatı: 43.00 TL
İndirimli fiyatı: 34.40 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
AYIN ARMAĞANI KİTABIAYIN ARMAĞANI KİTABI
Doyma Noktası
7. Basım
Liste Fiyatı: 18.50 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Şansın Terbiye Edilişi
Özgün adı: The Taming of Chance
Çeviri: Mehmet Moralı
Yayıma Hazırlayan: Bülent Doğan
Kapak Resmi: Giuseppe Maria Crespi
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Ekim 2005
2. Basım: Temmuz 2020

Terbiye edilerek evcilleştirilen şey şans, talih, kader ya da kısmet dediğimiz şeydir bu kitapta: Devletin ihtiyaç duyduğu bilgiler olarak istatistiğin doğuşu, basılı sayıların çığ gibi büyümesi, istatistiğe dayalı yasa fikrinin çıkışı ve yaygınlaşması, istatistiğin sosyal ve beşeri bilimlere sıçrayışı... Tarihsel olarak Batı'dan çıkıp yayılmış bir gelişmeden söz ediyoruz: Dünyanın tekinsizliğinin, hesaba gelmezliğinin olasılık hesabı yoluyla dizginlenmesinden.

Ian Hacking'in yapıtı, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında bilim tarihinde ortaya çıkan iki temel değişimi anlamamızı mümkün kılar: İlki, bir olgu hakkındaki istatistiksel sayılara nasıl olup da kendi başlarına açıklayıcı bir statü verildiğidir. İkincisi ise aynı dönemde insan doğası fikrinin yerini istatistiksel yasalara tabi olan bir "normal insan" modelinin almasıdır. Bu iki dönüşümün sonucu olarak "şans" dediğimiz şey, yaşadığımız dünyanın daha az kaprisli görünmesini sağlamış, kaostan düzen çıkartan bu gelişme büyük bir bilimsel meşruiyet kazanmıştır. Hacking bu dönüşümlerin dünyayı algılayış biçimimiz üzerinde büyük etkisi olan yeni bir bilimsel akıl yürütme tarzına yol açtığını öne sürer. Dünyayı, insanı ve toplumu kavrayışımızdaki belirlenemezlik düzeyi arttıkça, hayatımızdaki denetim ve müdahale beklentimiz artacak, özgürlük beklentimiz ise azalacaktır.

Ayrıntılı bir bilim tarihi araştırmasıyla felsefi derinliği ustalıkla bir araya getiren Şansın Terbiye Edilişi, birçok eleştirmen tarafından inceleme kitapları alanında yirminci yüzyılın öndegelen yapıtları arasında sayılmıştır. Kitap bu başarısını, felsefe, matematik, fiziksel ve sosyal bilimler ile sosyal kurumların gelişimi arasındaki ilişkilere, bildiklerimizi sarsan, yeniden anlam vermemizi sağlayan bakma biçimine borçlu.

İÇİNDEKİLER
Teşekkür

1 Sav
Belirlenimcilik (determinism) on dokuzuncu yüzyılda aşınmaya uğramış ve özerk şans yasalarına yer açılmıştı. İnsan doğası fikrinin yerini, dağılım yasalarına göre normal insan modeli almıştı. Bu iki dönüşüm paraleldi ve birbirini destekliyordu. Şans dünyayı daha az kaprisli görünür hale getirmişti: Meşruydu, çünkü kaostan bir düzen çıkartmıştı. Dünya ve insanlara dair düşüncemizdeki belirlenemezcilik (indeterminism) ne kadar artarsa, beklenen denetim düzeyi de o kadar yüksek oluyordu.
Bu olaylar, Napolyon döneminin sonunda basılı sayısal verilerin çığ gibi büyümesiyle başladı. İnsanların birçok davranışının, özellikle de suç ve intihar gibi yanlış davranışların hesabı tutuluyordu. Elde edilen rakamlar yıldan yıla şaşırtıcı bir düzenlilikle yineleniyordu. Toplumun istatistiksel yasaları resmi sapma çizelgelerinden fışkırıyormuş gibiydi. Ortalamalar ve yayılımlar hakkındaki veriler, normal insan fikrini geliştiriyor ve yeni toplumsal mühendislik türlerine, istenmeyen sınıfları değiştirmek için yeni yöntemlere yol açıyordu.
On dokuzuncu yüzyılın ilk yıllarında, istatistiksel yasaların altta yatan belirlenimci olaylara indirgenebileceği düşünülüyordu, ama bu yasaların görünen üstünlüğü yavaşça ve düzensizce belirlenimciliğin altını oydu. İstatistiksel yasalar giderek kendi başlarına yasalar olarak görülmeye başladı ve etkileri de doğal fenomenlere yayıldı. Doğal ve toplumsal süreçler hakkında bilgi edinmeyi amaçlayan yeni teknolojilerin ürünü olan yeni tür bir "nesnel bilgi" ortaya çıktı. Bu türden bilgi için kanıt olarak kabul edilecek yeni kıstaslar belirdi. Böylece doğrulanabilen istatistiksel yasalar olayların gidişatını yalnızca betimlemekte değil, açıklamakta ve anlamakta da kullanılabilecekti. Şans, temeldeki doğal ve toplumsal süreçlerin malzemesi haline gelmesi anlamında terbiye edildi.

2 Zorunluluk Öğretisi
1800 yılında, "şans" bir anlamı olmayan alelade bir sözcüktü – ya da ayaktakımına ait, kaderi, hatta yasadışılığı anlatan bir mevhumdu; bu yüzden de aydın insanların düşüncelerinden çıkartılıp atılmalıydı. Her olayın, en azından fenomenal dünyada, önceki bir koşullar dizisine bağlı olması gerekiyordu. Kendi alanlarındaki evrensel yasaları reddeden yaşamsal tıp öğrencileri bile, tikel ve bireysel zorunlu nedensellik silsilelerine bağlı kalıyor ve temel şansa yüz vermiyorlardı.

3 Aleni Amatörler, Gizli Bürokratlar
On sekizinci yüzyıl memurları, vergilendirme, askere alma ve devletin gücünü belirleme amacıyla istatistiksel veri topluyordu. Bilgileri devlete özeldi. Amatörler ve akademisyenlerin de, geniş çapta yayımlanan ama hiçbir zaman sistemli bir şekilde toplanmayan sayısal olgularla giderek daha fazla işi oluyordu. Örnek olarak Prusya kullanıldı.

4 Büro
Napolyon sonrasındaki barış sırasında, Avrupa devletleri her türlü yaşam tarzı ve yönetim hakkında istatistik toplayıp yayımlayacak daireler kurdular. Bu bilgiyi toplayıp yaymak üzere yeni kurumlar oluşturdular. Bütün bunlar, 1820-1840 arasında basılı sayısal verilerin çığ gibi büyümesini mümkün kıldı. Prusya örneği devam ediyor.

5 Aklın Tatlı Despotizmi
Ama sayılar yeterli değildi. İstatistiksel yasa fikrini geliştiren de Prusyalılar değildi. Bu fikir Batı'da, en başta da Fransa ve İngiltere'de geliştirildi. Devrim öncesi Fransa'da akılcı bir ahlaki bilim geleneği vardı. Daha sonraları, basılı sayıların çığ gibi büyümesi bunu ampirik bir ahlaki bilime dönüştürdü, ama aydınlanmış yasa ve düzenleme görüşünü olduğu gibi bıraktı. Akılcı yeğlemenin kuramcısı Condorcet ve onun yerini alıp istatistiksel düşünceyi geliştiren bürokratlar örneği.

6 Hastalığın Miktarı
1815 öncesinde, insanlar hakkındaki istatistiksel genellemeler büyük ölçüde doğumlar, ölümler ve evliliklerle kısıtlıydı. Britanya parlamenterlerince sürdürülen bir soruşturma, yeni bir "biyolojik" yasa kategorisinin, yani istatistiksel hastalık yasalarının nasıl ve ne zaman oluştuğunu gösterir. 1825'te oluşturulan bir komite.

7 Bilimin Ambarı
Daha genel anlamda, dünya sayısal hale geliyordu. 1832'de Babbage'ın, bir Doğa ve Sanat Sabitleri derlemesi yapma önerisi bu olgunun hoş bir örneğidir. Babbage'ın sözleri, yeni ve kapsamlı bir sayı türü olan sabitlerin dünyanın tanınması ve çekilip çevrilmesinde kullanılmasıyla ilgiliydi.

8 İntihar Bir Tür Deliliktir
Basılı sayıların çığ gibi büyümesi, özellikle de Fransa'da, normdan sapanların sayılarının çizelgelere dökülmesiyle kendini gösterdi. 1815'te bir tartışma vardı: Kim intihara daha fazla eğilimlidir, Parisliler mi, Londralılar mı? Buna o zaman karar verilemedi; on yıl sonra ise artık bu yapılabilirdi, çünkü veri toplayıp yayımlamak için yeni kurumlar oluşturulmuştu.
İntihar istatistikte hep ortaya atılan bir konudur. Tıbbi emperyalizm vakalarından birinde şöyle bir zımni kıyaslama söz konusuydu: Delilik doktorlar tarafından tedavi edilmeliydi, intihar da bir tür delilikti, demek ki intihar istatistikleri de diğer tıbbi istatistikler gibi ele alınmalıydı. Bunun sonucunda, tıbbi nedensellik kuramları intihara uyarlandı. Bunlar daha sonra tüm sapma istatistiklerine uygulandı.

9 Yasama Felsefesinin Deneysel Temeli
1820'lere gelindiğinde resmi çizelgeler belli bir bölgedeki intiharların sayısını ve türünü gösterebiliyordu. Bu verilerin kaydı, suçlar ve sefiller hakkındaki benzer bilgilerle birlikte, Condorcet'in akılcı ahlaki bilimine bir ardıl sağlamak üzere tutuluyordu. Yeni ampirik ahlak bilimi, insanın kötü davranışlarının istatistiksel yasalarını ele alacaktı.

10 Güvenilirlik, Ayrıntı, Denetim ve Değerden Yoksun Olgular
Tedavi oranlarının etkililiğine kanıt olarak tıbbi istatistiklerin kullanılması yolundaki ilk girişimler: Broussais'nin yeni fizyolojik tıbbının safra taşı tedavisindeki yeni bir yöntemin titiz çözümlemesi yoluyla oluşturduğu zıtlık üzerine tartışma.

11 Hangi Çoğunlukla?
Condorcet ve Laplace en etkili jüri sisteminin tasarlanması sorununa önsel çözümler bulmaya çalıştılar. Ampirik veriden yoksundular. Verileri, Fransa adalet bakanlığının yeni suç istatistikleri sağladı. Poisson jürilere istatistiksel yaklaşımına bu yeni bilgiyi de dahil etti.

12 Büyük Sayılar Yasası
1835'teki istatistiksel hukuk çalışmaları sırasında Poisson, "büyük sayılar yasası" ifadesini ortaya attı ve önemli bir sınırlayıcı teoremi ispatladı. Böylece, olasılık matematiğini toplumsal konulara uygulayabilmek için yeni bir gerekçe sağlamış oldu. Aynı zamanda da toplumsal konularda nasıl istatistiksel istikrar olabileceğini açıkladı.

13 Alayın Göğüs Kafesi
1844'te, Quetelet yazı-turadaki göreli sıklıkların sınırlayıcı durumunun (binom yasası, aynı zamanda da astronomi ölçümlerindeki hata yasası), insan öznitelikleri ve davranışının ampirik dağılımına uyan bir eğri (çan eğrisi) verdiğini öne sürdü. Böylece, insanlar hakkındaki yeni istatistiksel yasaların tam biçimini ortaya çıkartmış gibi duruyordu. Tıbbi modelin de dahil olduğu nedensellik mevhumları, istatistiksel yasaları belirlenimciliğe uydurmak üzere yeniden düzenlenmeye başladı.

14 Toplum Suçları Hazırlar
İstatistiksel kadercilikte bir sorun çıktı. Her yıl belli bir bölgede şu kadar insanın kendisini öldüreceği bir yasaysa, anlaşılan halk intihardan kaçınma özgürlüğüne sahip değildi. İlk bakışta boş gibi görünen bu tartışma, toplumsal denetimin olanakları ve ahlaki sorumluluk açısından sonuçları konusundaki bilincin artışını yansıtır.

15 Gökbilimsel Toplum Anlayışı
İstatistiksel kadercilik, özellikle intihar örneği ile Buckle'ın ünlü İngiltere' de Uygarlığın Tarihi eserinin ardından, Almanya'da ele alındı. Bunu izleyen tartışma, yeni bir yasa türü olan istatistik yasası hakkındaki atomcu ve bütüncü anlayışlar arasındaki temel farklılıkları ortaya koyar. Bu farklılıklar Batılı özgürlükçü ve Doğulu kolektivist toplum görüşleri arasındaki tezatı yansıtır.

16 Mineralojik Toplum Anlayışı
Ortalamalar yerine, hayli farklı bir tarzda da niceliksel olunabilir. Ütopyacı gelenekselci Le Play, bir tek ailenin bütçesini bir sınıfın yaşam tarzını göstermek için kullandı ve tamamıyla farklı bir toplumsal bilim önerdi. Bu, Prusya istatistik bürosunun müdürünün ev bütçesini kullanma tarzıyla bir tezat oluşturur. Söz konusu olan, nesnel bilgi olarak neyin sayılacağı fikriydi.

17 En Eski Asalet
İstatistiğe karşı tepkinin en iyi örnekleri Vaudeville, Comte, Dostoyevski ve Nietzsche tarafından verilmiştir. İnsan kaprisine bir yer bulmak, ya da eski saf şans fikrini kurtarmak isteyenler bile şans, şansın yasaları ve faydaları konusunda kararsızdı.

18 Cassirer'in Tezi
Cassirer yirminci yüzyıl belirlenimcilik fikrinin çok yeni olduğunu, 1870'lerde ortaya çıktığını öne sürdü. Nitekim kuantum mekaniği eski nedensellik anlayışını reddetmez, yalnızca yeni bir tanesiyle çelişki halindedir. Cassirer'in önermesinde bulunan, zorunluluk fikrindeki radikal bir tutarsızlıklar dizisinin 1850 ile 1880 arasında yüzeye çıktığı iddiası doğrudur. "Belirlenimcilik" sözcüğünün 1780'lerdeki başlangıcı ve 1860'lardaki yeni kullanımının bir izahı.

19 Normal Durum
"Normal" sözcüğü hem tarif hem de değerlendirme amacıyla kullanılmıştı, ama "sıradan" ya da "tipik" karşılığında kullanılması ancak on dokuzuncu yüzyılda başlamıştır. Bu ilk kez, Broussais tarafından temsil edilen fizyoloji bağlamında olmuş, daha sonra da Comte tarafından siyasal gündemin parçasına dönüştürülmüştür. Normallik, Aydınlanma'nın merkezi örgütleyici kavram olarak insan doğası fikrini yerinden etmiş, ama iki rol geliştirmiştir. Bu rollerden birisi Quetelet-Durkheim'ın doğru ve iyi olarak normal anlayışıdır. Diğeri de Galton'cu, normali vasat ve geliştirilmeye muhtaç olarak gören mevhumdur. Her iki rolde de, normal fikri nesnellik ve tarafsızlığın damgası olarak, "olan" ve "olması gereken" arasında tarafsız bir köprü olarak takdim edilir.

20 Kozmik Kuvvetler Kadar Gerçek
Durkheim'ın sayısal sosyolojisi tıp, istatistik ve intiharın kavramsal matrisi içinde biçimlenmiştir. Normal ve patolojik fikri fizyolojiden sosyal bilimlere uyarlanmıştır. Cezai antropoloji üzerine tartışmalar sırasında Durkheim, suç ve intiharın normal olduğuna karar verdi. Normalden sapmalar, toplumsal hastalık göstergesidir. Bireylerden bağımsız bir gerçekliğe sahip olan toplumsal yasa ve kuvvetlerce yönetilirler. Durkheim, Quetelet'nin yeni gerçeklik türleri yaratma işini sürdürdü.

21 İstatistik Yasasının Özerkliği
Quetelet'nin çan şeklindeki eğrisi, İngiltere'de Normal yasası olarak adlandırıldı. Geniş bir fenomen yelpazesi için gerçek ya da yaklaşık gerçek olarak alındı ve ilk bakışta düzensiz görünen şeylerin içinde düzenliliğin nasıl ortaya çıktığını göstermek için kullanıldı. Galton, Quetelet'nin istatistiksel istikrarın kökenleri anlatısını yeniden düşündü. Bunun sonucunda istatistiksel çıkarsama tekniklerinde kaydedilen ilerlemeler, olasılık yasalarının altta yatan belirlenimci yapıdan bağımsız bir hale nasıl geldiğini gösterir. Zorunluluk öğretisi terk edilmemişti, ama fenomenleri yalnızca öngörmekle kalmayıp aynı zamanda da açıklayan istatistiğin gücünün yanında önemsizleşmişti.

22 Prusya İstatistiğinden Bir Kesit
Her ne kadar istatistik olası insan yönetimi türlerinin altında yatan normallik gibi bazı düzenleyici kavramların doğmasına neden olduysa da, istatistiğin daha az soyut uygulamalarının da olduğunu anımsamak gerekir. Bunlar iktidarın icra edilişinde doğrudan ve görünür unsurlardı. 1880 Berlin'inde Antisemitismusstreit sırasındaki Yahudi istatistikleri buna bir örnektir.

23 Bir Şans Evreni
Şansın mantığı tüm bu değişmeler sırasında sabit kalamazdı. C.S.Peirce zorunluluk öğretisini tümden reddetti. Tümevarımcı düşüncenin mantığını istatistiksel istikrara dayandırdı. Deneylerin tasarımına yapay rasgeleleştirmeleri soktu. Tüm istatistiksel çıkarsamalarda rekabet halinde olan iki mantıktan birini geliştirdi. Pragmatik gerçeklik anlayışı hakikati uzun vadede ne bulduğumuz sorusu haline getirdi. Mutlak şansa ve doğa yasalarının en iyi koşullarda yaklaşık olduğu ve rasgele süreçlerde evrildiği bir evrene inandı. Şans artık yasasızlığın özü değildi, tüm doğa yasalarının ve tüm akılcı tümevarımcı çıkarsamaların merkezinde yer alıyordu. Peirce'in radikal belirlenemezciliği, dünyanın ve dünya hakkında bildiklerimizin olasılıklaştırılmasının bir sonucu olarak görüldüğünde daha az çarpıcı bir hale gelir. Bir sav nedeniyle değil, olasılık ve istatistiğin yaşamın her yanına nüfuz etmeye başlaması nedeniyle bir şans evreninde yaşadığımız sonucuna vardı.

Notlar
OKUMA PARÇASI

1. Sav, s. 13-25.

Yirminci yüzyıl fiziğinin en belirleyici kavramsal olayı, dünyanın deterministik –belirlenimci– olmadığının keşfidir. Uzun süre metafiziğin kalesi olan nedensellik devrilmiş, ya da hiç olmazsa sarsılmıştı: Geçmiş gelecekte ne olacağını tam olarak belirleyemez. Bu olayın öncesinde dönüşüm daha kademeli bir biçimde gerçekleşiyordu. 19. yüzyılda, dünyanın düzenli olabileceği, ama gene de doğanın evrensel yasalarına tabi olmayabileceğini anlama imkânı doğdu. Şans için bir yer açılmıştı.

Belirlenimcilikteki bu aşınma, kimsede ani değişikliklere neden olmadı. Çok az insan olan bitenin farkına vardı. Daha kapsamlı başka bir şey vardı ve herkes de bunu öğrendi: İnsanların ve alışkanlıklarının sayımının yapılması. Toplum istatistiksel bir hale geldi. Doğa yasalarına benzeyen, ama insanlarla ilgili yeni bir yasa türü ortaya çıktı. Olasılık terimleriyle ifade edilen bu yeni yasalar, beraberlerinde normallik ve normdan sapma yananlamlarını getirdiler. Aydınlan...

Devamını görmek için bkz.
 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova