ISBN13 978-975-342-742-5
13x19,5 cm, 272 s.
Liste fiyatı: 32.50 TL
İndirimli fiyatı: 26.00 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Levent Yılmaz diğer kitapları
Sonülke, 1999
Afrika, 2009
AYIN ARMAĞANI KİTABIAYIN ARMAĞANI KİTABI
Kullanılmış Biletler
1. Basım
Liste Fiyatı: 41.00 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Modern Zamanın Tarihi
Batı'da Yeni'nin Değer Haline Gelişi
Özgün adı: Le temps moderne
Variations sur les Anciens et les contemporains
Çeviri: M. Emin Özcan
Yayıma Hazırlayan: Semih Sökmen
Kapak Resmi: Nicolas Poussin
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Ocak 2010
2. Basım: Şubat 2016

1687 yılının Ocak ayında, Fransız Akademisi'nde, sonradan "Eskilerle Modernler Kavgası" diye anılacak büyük bir tartışma koptu. Bu, aslında zaman olgusu ve kavramının algılanışına dair radikal bir dönüşümdü: Tanrılar yavaş yavaş dünyayı terkediyor, insanlar ise tarihi hem yapmaya hem de yeni bir bakışla yazmaya başlıyordu. Bu kavga, kimilerinin dediği gibi Avrupa bilincinin geçirdiği büyük buhranın bir göstergesiydi. Böylece "Eski"nin hızla daha da eskidiği, "Yeni"nin ise sadece yeni oluşuyla bir değer haline geldiği bir zamana girilecekti.

Levent Yılmaz bize işte Batı tarihindeki bu eşiği, bu kırılmayı küçük, incelikli fırça darbeleriyle resmediyor: Batılı toplumlar Tarih'e ilk adımlarını nasıl attılar? Tarih'e - yani geçmişle araya mesafe koymaya, şimdinin doluluğu duygusuna ve geleceği planlama, düzenleme faaliyetine? Nasıl oldu da Batılı toplumlar, olan biten herşeyin bir alınyazısı, geleceğin aslında geçmişin bir yansıması, tarihin ise tekerrürden ibaret olduğu, gelenek ve atasözlerinin en hakiki mürşit olduğu düşüncesinden kopabildiler? Kısacası Batı nasıl Modern oldu, Batılılaştı?

Modernler tartışması bizce bugün Avrupa-dışı dünyanın büyük bir bölümünde ama kuşkusuz en hararetli biçimler altında Türkiye'de sürüyor. Levent Yılmaz'ın Türkçe tarih yazımındaki genel epistemolojik takipçilik, aktarmacılık ya da özcülük gibi eğilimlere düşmeksizin, bizatihi Batı'yı inceleme nesnesi haline getirebilen bir güven ve yeteneğe sahip olan bu kitabının, genellikle "Aydınlanma'nın etkileri" diye şematikleştirilmiş ezbere tarihsel bir içerik kattığını, ete kemiğe büründürdüğünü düşünüyoruz.

İÇİNDEKİLER
1. Türkçe Baskıya Önsöz, Teşekkür vb.
0. Evvel zaman içinde...
1. 27 Ocak 1687, Pazartesi: "Eskilere saygım var, ama diz çökmem önlerinde"
2. "Paris'te bir süredir âlimler ile meşhurlar arasında bir kavgadır sürmekte"
3. Ne istiyor bu Perrault?
4. "Kimi kitaplar vardır yolculuklara benzer"
5. Devlerin omuzları ve sıçrama tahtası
6. Güneşin altında yenilik
7. Eleştirel mesafe: Nereye gitti bu develer?
8. Tarihyazım sorunu olarak Kavga
9. Rönesans tarihyazımı
10. Dante ve gökler
11. Monarşi ya da her insan topluluğunun nihai amacı
12. Roma vardı ve var olacaktır
13. Otoriteye dair, I
14. Petrarca: Bir erdemden diğerine
15. Bivium pythagoricum
16. "Sen hastasın, Franciscus"
17. Birkaç ünlü adama dair
18. "Historia magistra vitae"
19. Taklide dair, I
20. Roma'dır aslında Floransa
21. Taklide dair, II
22. Akademiler, I
23. Yavaş yavaş acele et: Aldo Manuzio ve Erasmus
24. Kavga'ya doğru yolculuk
25. Edebiyat Cumhuriyeti'ne güncel bakışlar
26. Akademiler, II
27. Zaman, o büyük heykeltıraş
28. Ebediyete yönelen zaman
29. "Yenilikten tiksindim"
30. Montaigne ya da mutluluk arayışı
31. Yeniliğe karşı Bossuet ve Fénelon
32. Tanrı bir sinemacı mı?
33. Nova, Ke-sing midir?
34. Eskiliğin ve yeniliğin sınırları
35. Antik gemi yolculuğu
36. Siyamlılar ile Çinliler arasında Aziz Augustinus
37. Türkler, kayıp on kavim ve Fransız köylüleri
38. Otoriteye dair, II
39. Dünyanın çocukluğu
40. "Krallarımız yıldızlarımızdır..."
41. Deha, dâhi, cin
42. Eleştiri: Hakikat'ten ayrıştırılan Antikçağ
43. Çeviri ve kamu
44. Şiir, o da mı hayatın mürşidi?
45. Âdetler, ya da yine erdem hakkında
46. Mit meselesi
47. Tarihsel hakikat mite yuvalanırsa...
48. Sonuç niyetine...
Notlar
Dizin
OKUMA PARÇASI

Evvel zaman içinde..., s. 15-21.

Voltaire diyordu ki, önümüzde zamanaşımına uğramayacak bir dava dosyası var; bu dava hiç kapanmayacak, savcılar zaman zaman tozlu raflardan çekip alacaklar bu dosyayı, iddianameyi yeniden, yeniden yazacaklar. Bu dava bizi hep meşgul edecek. İyi de, nedir bu? Hangi davadır, ne dosyasıdır?

Bu dosya, Voltaire'in hayatının büyük kısmını geçirdiği 18. yüzyılın başında, önce Fransa'yı, ardından da tüm Avrupa'yı sarsmış, sallamış olan Eskiler ve Modernler Kavgası başlıklı dosya. Gerçi o zamandan bu zamana dosya elden ele geçti, rafa kalktı, raftan indi, başka masalara kondu, sonra tekrar unutuldu, tekrar hatırlandı, unutuldu, hatırlandı... Kafka'nınkine benzeyen bu dava bir ara kapanır gibi olduysa da, tozlu rafları seven tarihçiler büyük bir hevesle bu dosyanın üstüne atladılar. Kimi tarihçiler çığlık çığlığa: "Ah işte ihmal edilmiş, unutulmuş bir dosya, çıkarayım bunu, bulayım yeni deliller, yeni öğeler, kesin yargılar, ve belki, niye olm...

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Yankı Enki, "Eskiler ve modernler kavgaya tutuşunca", Sabah Kitap Eki, 17 Şubat 2010

Modern zamanın 'son kullanma tarihi' var mıdır? Yoksa bizim için önemli olan, modern zamanın 'üretim tarihi' midir? Modern zamanın tarihi dendiğinde, insanın zihninde hemen detaylı bir resim oluşabileceği gibi, o resmin sadece çerçevesi de oluşabilir. Kimisi için çok net olan bu resim bir başkası için bozbulanık olabilir. Kimisi için modern, zaman ve tarih sözcükleri ayrı ayrı birer soruna da dönüşebilir...

Levent Yılmaz'ın kalın ve detaylı bir akademik çalışmadan ince ve keyifli bir kitaba dönüştürdüğü Modern Zamanın Tarihi, asıl niyetini alt başlığında sergiliyor: "Batı'da Yeni'nin Değer Haline Gelişi." Kitabın başlığı ve alt başlığındaki sözcükler yeterince davetkâr oldukları gibi, halihazırda kafamızda bulunan sorular yüzünden entelektüel anlamda tehditkâr da olabilirler.

"Niye tarih yazıyoruz?" İşte bütün mesele bu Yılmaz'a göre. 'Şimdi' ...

Devamını görmek için bkz.

Dedem Nur Güngören, “Modern zamanlar”, Radikal Kitap Eki, 16 Nisan 2010

Bugün artık dünyanın neredeyse tamamında çoktan kabullenilen varlığından, ne olduğundan şüphe duyulmayan kavramların başında ‘modern olmak’ geliyor. Özellikle bizim ulusal tarih anlatımız, Batılılaşmayla bir referans noktası olarak ilgilendiği için ,bizim bugün hepten kuşkulanmadığımız bir kavram modernlik. Lakin bir tarihi var. Dahası o tarihin tam da bizim bildiğimiz şekliyle yazılmasına sebep olan bir tarihi, daha doğrusu bir zamansallık anlayışı var. Hatta tam da bu zamansallık anlayışı değiştiği ve değişen şey ‘eski’ ve ‘yeni’ gibi iki tanımlayı doğurduğu için bir tarihi, neredeyse bir miladı var. Hatta bugün bizim rahatlıkla içini doldurduğumuz bu ismin de kaynağı bu değişen zamansallık anlayışının ürünü: “Modern (...) yakın tarihli ya da güncel olan şeye atıfta bulunur.”

Levent Yılmaz’ın hayli hacimli ve 2002 yılında Paris, EHESS’te savunduğu doktora tezi, önce Fransızca ‘da Gallimard Yay...

Devamını görmek için bkz.

Anna Maria Aslanoğlu, “Modernin tarihi, ‘yeni’den”, Agos Kitap/Kirk, Nisan 2010

Çocukluk yıllarınızı, Paul Valéry’yi dedeniz, Albert Camus’yü ise babanızın askerlik arkadaşı zannederek geçirirseniz ne olur? Herhalde, genç yaşta felsefeye, edebiyata merak salarsınız; Avrupa kültür tarihinin derinliklerine dalmanız da şaşırtıcı olmaz. Bu arada, Avrupa’nın kavramlar ve sorgulamalar dünyasının baş tetikleyicisi olan ‘modern’in köklerini aramaya başlayabilir, bunun için modernitenin düşünürlerine yönelebilirsiniz. Tabii, modern, hep yeni olanla özdeş kılındığından, geçmişi anlamak için, eski nin yeni tarafından nasıl yaratıldığını sorgulamanız da gerekebilir. Çünkü Valéry’nin “Eski Yunan, Modern zamanların en güzel icadıdır!” sözü, döner durur zihninizde...

“Delilikten” yayınevi kuran, Paris’te ve İstanbul’da üniversitelerde dersler veren, şiirler yazan, söyleşiler yapan Levent Yılmaz, belli ki böyle bir süreçten geçmiş. Fransa'da, 2002'de, bu uzun sürecin bir meyvesi ol...

Devamını görmek için bkz.

Selim Salih, “Modern zaman nasıl ortaya çıktı?”, Kitap Zamanı, 5 Nisan 2010

Levent Yılmaz doktora tezi olan Modern Zamanın Tarihi’nde eski-modern kavgasının nasıl ortaya çıktığını, Avrupa'nın farklı köşelerindeki modernlerin ve yapıtlarının izini sürerek anlatıyor.

Beş yaşında tahta çıkmış ve Fransa'yı “Güneş Kral” sıfatıyla 72 yıl yönetmiş XIV. Louise'nin (1638-1715) himayesinde kurulan Fransız akademisi, kralın geçirdiği ameliyat sonrası tamamen iyileşmesinden duyduğu sevinci “kamuya açık biçimde paylaşmak” için, 27 Ocak 1687 tarihinde özel bir oturum düzenler. Louvre Sarayı’nın şapelinde düzenlenen oturumun sonunda başvezir Colbert'in (1619-83) imar işlerinden sorumlu yardımcısı (meşhur “Kırmızı Başlıklı Kız” masalının yazarı) Charles Perrault'nun (1628-1703) “Büyük Louis'nin Asrı” başlıklı şiiri okunur. Sonuç Boileau (1636-1711) ve Racine (1639-1699) gibi klasikçilere göre tam bir skandaldır. Yine Perreault'nun aktardığına...

Devamını görmek için bkz.
 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova