ISBN13 978-975-342-239-0
13x19.5 cm, 88 s.
Liste fiyatı: 15.00 TL
İndirimli fiyatı: 12.00 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Marguerite Yourcenar diğer kitapları
Ateşler, 1997
Düş Parası, 2015
AYIN ARMAĞAN KİTABIAYIN ARMAĞAN KİTABI
Bebek Töreni
1. Basım
Liste Fiyatı: 16.50 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Alexis ya da Beyhude Mücadelenin Kitabı
Özgün adı: Alexis ou le Traite du Vain Combat
Çeviri: Sosi Dolanoğlu
Yayına Hazırlayan: İ. Kaya Şahin
Kapak Resmi: Egon Schiele
Kitabın Baskıları:
1. Basım: 1999
3. Basım: 2016

İnsanın sırf toplum tarafından kabul edilmediği için cinsel yöneliminden vazgeçmesi mümkün mü? 1929'da basılan ve "toplum ahlakı o günden bu yana pek az değiştiği için" güncelliğini koruyan bu ilk romanında Marguerite Yourcenar, eşcinsellik sözünü tek kez bile anmadan, cinsel kimliğini inkâr etmekten vazgeçmeye karar veren bir adamın karısına yazdığı veda mektubu üzerinden kendisiyle mücadelesini anlatıyor.

"Bu mektup bir açıklama. Bir savunma halini almasını istemem. Onaylanmayı dileyecek kadar çılgın değilim; kabul görmeyi bile talep etmiyorum: bu çok büyük bir talep. Sadece anlaşılmayı arzu ediyorum...

"Hayat, Monique, olası bütün tanımlardan daha karmaşıktır; basite indirgenmiş her imge, kaba olma riskini taşır her zaman. Şairlerin kesin terimlerden kaçınmasını onayladığımı da sanmayın, onlar sadece düşlerini bilirler; şairlerin düşlerinde hakikat payı çoktur, fakat hayat bu düşlerden ibaret değildir. Hayat şiirden daha fazla bir şeydir; fizyolojiden daha fazla bir şeydir, o kadar uzun zaman inandığım ahlaktan da. Hayat bunların hepsidir ve çok daha fazlasıdır: hayat, hayattır. Tek servetimiz ve tek lanetimiz. ...

"Kelimeleri o kadar çok kişi kullanıyor ki Monique, artık kimseye uygun düşmüyorlar; bilimsel bir terim bir hayatı nasıl açıklayabilir? Bir olayı bile açıklamaz; ona işaret eder. Hep aynı şekilde işaret eder, halbuki farklı hayatlarda birbirine tıpatıp benzeyen iki olay yoktur, aynı hayatın içinde bile yoktur. ..."

OKUMA PARÇASI

Önsöz, s. 5-6

Alexis ya da Beyhude Mücadelenin Kitabı, 1929'da çıktı; o güne kadar yasak damgası vurulmuş bir konunun yüzyıllardan beri ilk defa edebiyatta ve toplum ahlakında tam olarak yazılı ifadesini bulduğu bir dönemle çağdaştır. Yayımlanışından bu yana yaklaşık otuz beş yıl geçti: bu süre boyunca, fikirler, toplumsal âdetler, kamuoyunun tepkisi değişime uğradı, ancak sanıldığından daha azdır bu değişiklik; yazarın görüşlerinden bazısı değişti, ya da değişebilirdi. Dolayısıyla, bu uzun aradan sonra Alexis'i yeniden açtığımda az çok endişeliydim: bu metinde bazı ufak tefek düzeltmeler yapmam gerekeceğini, değişmiş bir dünyaya ilişkin durum saptaması yapacağımı sanıyordum.

Bununla birlikte, iyice düşündüğümde bu değişiklikler bana lüzumsuz, hatta zararlı göründü; birkaç üslup dikkatsizliği hariç, bu küçük kitap olduğu gibi bırakıldı, bunun da görünüşte birbirine karşıt iki sebebi var: biri, artık haritalardan silinmiş bir ülke, bir zaman, bir çevreye sıkı sıkıya bağlı, çok eski bir orta Avrupa ve Fransız atmosferinin sinmiş olduğu bir iç dökmenin çok özel karakteri – kitabın sesini değiştirmeden bu atmosferde herhangi bir değişiklik yapılması imkânsız olurdu. İkincisi ise aksine, hâlâ uyandırdığı tepkilere bakılacak olursa, bu anlatının bir tür güncellik hatta bazı kişiler için bir tür yararlılık taşır göründüğü gerçeği.

Eskiden kanunen ve ahlaken yasak olarak kabul edilen bu konu günümüzde edebiyatta fazlasıyla işlenmekle hatta istismar edilmekle, böylece de bir tür hak kazanmakla birlikte, öyle görünüyor ki Alexis'in özel sorunu bugün eskiden olduğundan daha az kaygı verici ya da daha az gizli değildir; ayrıca bu konuda bazı çok sınırlı çevrelerde hüküm süren ve hakiki özgürlükten çok farklı olan göreli kolaylığın da kamuoyunun bütününde bir yanlış anlama ya da bir önyargı daha yaratmaktan başka bir şey yaptığı söylenemez. Alexis ve Monique'in dramının hâlâ yaşandığını ve cinsel gerçekliklerin dünyasına yasaklarla ket vurulduğu müddetçe kuşkusuz yaşanmaya devam edeceğini anlamak için etrafımıza dikkatlice bakmamız yeter; bu yasakların belki de en tehlikelileri dilin koyduğu yasaklardır; ne var ki dilin, insanların çoğunun fazla sıkıntı çekmeden bertaraf ettiği ya da etrafından dolaştığı engellerine, vesveseli kafalar ve saf yürekler neredeyse kaçınılmaz olarak takılıyor. Ne denirse densin, toplum ahlakı, bu romanın temel öğesinin çok eskimiş olamayacağı kadar az değişti.

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Gökçe Bilgin, "Bir İtiraf ya da Aklı ve Teni Uzlaştırma", oggito.com, 13 Mayıs 2018

Not: Birçok noktalama noksanlığı, ideal olmayan kelime seçimi ve bazı bazı iç döküme dönecek yerler, bütün bunlar, anlatılan kitaba yakın olma çabası güdülerek yapılmış birkaç taklit. Aslında bundan fazlası!

Evet dostum, başlıyorum.

“Bu mektup bir açıklama. Bir savunma halini almasını istemem. Onaylanmayı dileyecek kadar çılgın değilim; kabul görmeyi bile talep etmiyorum: bu çok büyük bir talep. Sadece anlaşılmayı arzu ediyorum.” 1

Yazılacak her kelime, bir itirafa yaraşır olsun. Sonra perdenin kenarından içeriye süzülen ışık ve dünden beri geçmeyen baş ağrısı, onlar vardı. Hepsi nasılsa bir araya geldiler. Masanın üzerinde duran kitap bununla ilgili olabilir mi? Yazmak, ilgisi olanların yan yana getirilmesiyle yapılıyor olsaydı bu mühendislik uğraşı sayılacak beceriye, bir kaç sözlük ve öğrenilmişler yetebilirdi.

Ama dostum (sana böyle sesleneceğim) kelimeler, bunları herkes kullanıyor. Oysaki yaşam öyle midir? Bir ânı bile öbürüne benzemez ve insan kendini anlatırsa benzerler içindeki benzemeyen bu görülebilir.

Bunu ifade etmek için önerilecek özel bir tür yoksa da mektup yazar gibi yazılmış olanlar, bu kullanılmış yöntemlerdendir. (Kafka, Babaya Mektup)

Mektupları bilirsiniz!

İnsan duygularını harekete geçiren anlam arayışına düşünceyi alet etmekten çekinmeyen iç dökümlerdir.

Kitap, 1903 Brüksel doğumlu, üye sayısı 40’la sınırlı olan Fransız Akademisi’ne seçilen ilk kadın üyenin… Marguerite Yourcenar’a ait.

İlk basımı 1999 yılında, ikinci basımı Nisan 2014’de yapılan kitabın ilk baskısı 1929 yılında Fransızca, Au Sans Pareil yayınları tarafından yapılmış. Bu rakamların hikmetine birazdan değineceğim.

Yani 1929’a… İlk basım tarihine dikkat edilecek olursa yazılmış olanları cesur buldum.

Bu arada neden cesur dediğimi açıkça ifade etmekten sakınarak, görünür olanın dostum anlaşılır olmayı olumsuz etkileyeceğini düşünüyorum.

“Bir şey ne kadar önemliyse, o kadar saklanmak istenir.” 2

Yazarın anlatımındaki iç içe geçmiş örtük açıklar ve sadelik, hikâyenin kahramanı Alexis’in karısı Monique’ya içinde bulunduğu belirsizlikleri ve baskıları, açık bir “müstehcen” dil kullanmadan, ölçülü kalarak anlatmış. Bu gizliliğin nedeni yayımlanmış olduğu tarihle ilgili olabilir. Eğer kabaca bakacak olursak bu yargıya varabiliriz. Ama ayrıntılara zaman ayırırsak durumun içteki kabulünün dışarıya aktarılabilecek olgunluğa ulaşmamış olduğunu görürüz. Sonraları bunun için, “beyhude uğraş” diyecek olması, kanıtlar nitelikte.

Elbet bu mektubun bir eşe yazılmış olması bu da örtük anlatımı gerektirmiş olabilir.

Eğer müstehcenlik bir şeye dosdoğru bakmaksa, bu kitap buna sahip değil.

Belki müstehcenlik çabuk yıpranan bir yöntemdir. Ve sahiden dozunu her seferinde daha çok artırmak gerekebilir. Çünkü bu tür sarsılmaya alışmış okur, sürekli fazlasını bekler. Dosdoğru bir anlatımın sahici şeyleri ifade ederken imalar kadar zarar vereceğini düşünmüş olmalı. (Evet bunu bir yerlerde söylemişti.)

Kitabın ismi dostum, Alexis Ya da beyhude mücadelenin kitabı. Bu uzunluk bir kitap ismi için az rastlanır durumlardan.

Yourcenar, Rilke’nin şiirlerini sevmiş. Bu güzel bir karşılaşmaydı. Kitabın içine sinmiş olan şiirsel anlatım çekici unsurlardan. Yani benim için. (Evet sahiden etkileniyorum.)

Bir mektup için çok, kitap için az olacak sayfa sayısı (bu gereksiz bir ayrıntı oldu) ne anlatıyor? Zevki ve ıstırabı bir arada yaşayan bir adamın, müzikle olan yakınlığı, yoksulluk, evlilik, düşünceler, duygular her şeye uzanıyor. Sonunda bir bedenin istekleri, bu farkına varma süreci, epeyce acı barındırabilir.

“Belki de hazzı bize bu kadar korkunç kılan, bir vücudumuz olduğunu bize öğretmesidir.” 3

Hem insan çekip gidecekse bir evden, bir yataktan, yerince acı duyması ve gittiği yerde de kendini acıtacak bir şeyler bulması gerekir. Bu gerekliliğin en açık şekilde ifadesi , bu da özlenmeyi istemek kadar utanç vericidir .

Oysa anlaşılmayı istemek bu değerlidir dostum. Çünkü bağışlanmayı istemek suça, anlaşılmayı istemek olana açıklık kazandırır.

* 1,2,3 : Alexis ya da Beyhude Mücadelenin Kitabı

Devamını görmek için bkz.
 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2018. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova