ISBN13 978-975-342-054-9
13x19,5 cm, 160 s.
Liste fiyatı: 23.00 TL
İndirimli fiyatı: 18.40 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Charles Bukowski diğer kitapları
Kasabanın En Güzel Kızı, 1992
Büyük Zen Düğünü, 1993
Ekmek Arası, 1995
AYIN ARMAĞANI KİTABIAYIN ARMAĞANI KİTABI
Son Akşam Yemeği
1. Basım
Liste Fiyatı: 19.50 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Factotum
Özgün adı: Factotum
Çeviri: Avi Pardo
Yayın Yönetmeni: Müge Gürsoy Sökmen
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Mart 1994
11. Basım: Nisan 2020

Zengin olmayı düşleyen yoksul ve despot bir babanın cehenneme çevirdiği ergenlik döneminden sonra iki yıl Los Angeles Üniversitesi'nde gazetecilik bölümüne devam eden Charles Bukowski (Henry Chinaski) kararını verir. Babası gibi biri zengin olmak istediğine göre, o tersini isteyecektir. Aylaklığı. Ancak erken yaşta saptadığı bir hedefi vardır. Yazar olmak.

Mukavva bavulunu alıp yola düştüğünde yirmi iki yaşındadır. Ucuz pansiyon odalarında sefaletle boğuşup yazmaya çalışırken kendine gerçek bir dost edinmiştir. Alkol.

Bar Kelebeği filminde beş günlük bir kesitini senaryolaştırdığı bu dönem yaklaşık on yıl sürer. Eyalet eyalet dolaşıp, pansiyon kirası ve içki giderlerini karşılamak için sayısız ikinci, hatta üçüncü sınıf işlere girip çıkar. Bukowski roman, öykü ve şiirlerinde sık sık özlemle söz ettiği bu dönemi anlatırken mizahının ve onu çağdaş Amerikan edebiyatının önde gelen yazarlarından biri yapan eşsiz yalınlığının doruğundadır.

OKUMA PARÇASI

Açılış Bölümü, s. 7-17

1

Sabahın beşinde New Orleans'a vardığımda yağmur yağıyordu. Bir süre otobüs terminalinde oturdum ama insanlar canımı sıkmaya başlayınca bavulumu alıp dışarı çıktım ve yağmurda yürümeye başladım. Kiralık bir oda bulabileceğim yoksul semtlerin ne tarafta olduklarını bilmiyordum.

Mukavva bir bavulum vardı, dökülüyordu. Bir zamanlar siyahtı ama siyah kaplama yer yer soyulunca altından sarı mukavva çıkmıştı ortaya. Siyah ayakkabı boyasıyla oraları kapatmaya çalışmıştım. Yürürken boya akmaya başlamış, bavulumu sersem gibi bir elimden diğerine geçirirken pantolonumun iki paçasını da lekelemiştim.

Yeni bir şehir daha; bu kez şansım yaver giderdi belki.

Yağmur kesildi ve güneş açtı. Telaşsız yürüyordum.

"Hey, zavallı beyaz pislik!"

Bavulumu yere bıraktım. Verandanın basamaklarında bacak bacak üstüne atmış melez bir kadın oturuyordu. İyi parçaydı.

"Merhaba beyaz pislik!"

Cevap vermedim. Öylece dur...

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Ayda Su, “Serserinin yaşamı”, Cumhuriyet Kitap, 24 Mayıs 2001

Bir yazar çıkar ortaya, o güne dek yazılan kalıplaşmış edebiyata tepki duyarak yazmaya başlar. Bu sanat tarihinin bilinen öyküsüdür, çoğu akım kendinden önceki sanatçılara tepki duyarak başlar, edebiyatta da yenilik arayan yazar, dilin tüm olanaklarını keşfetme arayışına girer.

Elbette yenilik peşindeki yazarın en büyük zorluğu statüko yayınlarla para kazanmaya alışmış yayınevleri tarafından kabul edilmektir, güçlü yayıncılardan önce, şansını yeraltı ve amatör dergilerde dener. Bazen, şanslıysa, edebiyat çevresi taze bir nefes alarak onu kabul eder; diğer zamanlarda da senelerce bıkmadan eser üretmesi ve yılmaması gerekir. Charles Bukowski'nin yazarlık yaşamı bu senaryonun iyi örneğidir. İlk dönemlerinde sanat çevrelerinin tanımak istemediği Walt Whitman ve Allen Ginsberg -şimdi bu isimler Amerikan edebiyatının önde gelen şairlerinden sayılır- gibi tamamen dışlanmıştır.

Birinci Dünya Savaşı'nda Batı A...

Devamını görmek için bkz.

Murat Özer, “ ‘Kazanmak’ ve ‘kaybetmek’ yok!”, Radikal Kitap Eki, 27 Mayıs 2011

Amerikan edebiyatının ‘sokak adamı’ Charles Bukowski, 1940’lardan 1990’lara kadar uzanan yazarlık hayatında bir an olsun bu ‘kimlik’ten uzaklaşmadı. Sokağı anlatırken hiçbir zaman ‘mesafeli’ olmadı, çünkü hayatı boyunca sokağın kokusuyla yaşadı. Toplumun tükürdüğü dünyayı anlattı hep, kendisinin de bir ferdi olmaktan ‘gurur’ duyduğu. ‘Yüksek’ edebiyatla ‘çöp’ arasında kurduğu dengeyse onu ‘yegâne’ kıldı, bir kalıba sokulamaz hale getirdi.

Bukowski’nin ‘alter ego’su (diğer romanlarında da o var) Henry Chinaski’yi başkarakter olarak önümüze koyan 1975 tarihli romanı Factotum ise, yazarın ‘pulp’ edebiyatı sınırları içinde değerlendirilirken, bir yandan da ‘otobiyografik roman’ kıvamına yaklaşan çalışması. Bukowski’nin altı romanının ikincisi olan kitap, belki şiirleri ve öyküleri kadar ‘dört başı mamur’ bir eser d...

Devamını görmek için bkz.
 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova