ISBN13 978-975-342-568-1
13x19,5 cm, 286 s.
BASKISI YOK
BASILACAK
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
AYIN ARMAĞANI KİTABIAYIN ARMAĞANI KİTABI
Kullanılmış Biletler
1. Basım
Liste Fiyatı: 41.00 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Pedal Çeviren Kadınlar
Çeviri: Müfide Pekin
Yayıma Hazırlayan: Başak Ertür
Kapak Fotoğrafı: Konstantinos Manos
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Haziran 2006

Sevgili günlüğüm,

Dün okula müfettiş geldi. Sınıfa girer girmez hepimiz ayağa kalktık. Öğretmenimiz ona bizim iyi çocuklar olduğumuzu söyledi. Ama müfettiş'in yüzü çok asıktı. Sınıfın ortasında durup ellerini arkasına kavuşturdu ve gürleyen bir sesle sordu: "Kimsiniz siz, nesiniz?" Hiçbirimiz yerimizden kımıldayamadık. Donduk kaldık öyle. Bir daha sordu aynı soruyu. Hiç kimseden bir cevap çıkmadı. Çetin Bey'in kitap tutan eli titremeye başlamıştı. O zaman gitti Vasilis'e sordu: "Nesin sen?" Vasilis kıpkırmızı oldu. "Çocuk," dedi kekeleyerek. Sonra bana sordu. O zaman birden bir fikir geldi aklıma...

Türkiyeli Rum bir ailenin İstanbul'dan İmroz'a, 50'li yıllardan 70'li yıllara uzanan hikâyesi. Çoğu mensubu göç ederek aramızdan ayrılan bir cemaatin gündelik hallerini, muhabbetlerini, eğlencelerini, kaygılarını, oyunlarını, tabularını, özlemlerini anlatıyor Rea Stathopulu, yer yer on yaşlarında matrak bir kız çocuğunun günlüklerinden, yer yer yetişkinlerin dünyası içinden.

Uluslararası politikadaki en ufak bir çalkantının özel hayatlarda birebir karşılık bulduğu, siyasi süreçlerin insanın mahremiyetine karıştığı bir tarih ve coğrafya. Bir yandan da, o hayli tanıdık aile, komşu, mahalle dengelerinin kâh ıstıraplı kâh esprili incelikleri.

Kitabı Müfide Pekin Yunancadan çevirdi.

İÇİNDEKİLER
Hazırlık
Yaz
Kış
İlkbahar
Veda
OKUMA PARÇASI

Yaz, s. 23-37

Sevgili günlüğüm,

Çimdik

Bugün anneannem büfeden küçük bir peçete aldı, kafasına koydu, Samatya'ya babasını ziyaret etmeye gideceğini söyledi. Margarita'yla öldük gülmekten. Annem engel olmaya çalıştı, beni yardıma çağırdı. Anneannem kısa boylu, zayıf, bir deri bir kemik, ama bir kuvvetli, bir kuvvetli... Sinirdenmiş, öyle diyor annem. İnsan sinirlenince çok kuvvetli olurmuş.

Anneannem henüz sakinleşmişti ki bu sefer de büyükhalanın küçük çanının sesi duyuldu. Öbür odaya koştuk. Ama annem bizi dışarı çıkartıp kapıyı kapattı...

Margarita'yla tırabzandan aşağı kaymaya başladık. En sevdiğimiz oyun bu. Ayaklarımızı küt küt vura vura yukarı çıkıyoruz, tahta basamakların çıkardığı sese çıldırıyorum. Bütün ev sallanıyor, tırabzandan aşağı kayarken çığlıklar atıyoruz. Tabii kiracılarımız evdeyken yapmıyoruz bunu; neyse ki çalışıyorlar da bütün gün evde olmuyorlar.

Annem kucağında bir sürü kirli...

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Hande Öğüt, “Kadının değişmeyen yazgısı”, Radikal Kitap Eki, 28 Temmuz 2006

Khin May Lwin, “Durmadan Yokuş Yukarı” adlı belgeselde, sorunlu beş genç kadının Birleşik Devletler’de, 2 bin 500 mil uzunluğundaki Continental Divide boyunca bisikletle yaptıkları yolculuğun macerasını anlatır. Geçmişlerinin yaratabileceği duygusal tehlikelere rağmen, hem bireysel hem de grup olarak başarabileceklerini kanıtlamak için bisiklet turuna yazılan beş kadın, turu tamamlayabilirse ilk kez kendi belirledikleri bir hedefe ulaşmış olacaklardır. Geçmişin tüm acılarına ve şimdinin engellerine rağmen tur tamamlanır. Rea Stathopulo’nun Pedal Çeviren Kadınlar’ındaki geçmişi gizlerle dolu kadınların macerası da pek değişik değil, zorlu bir döngüyü tamamlama söz konusu olduğu için... Farklı kuşaklardaki altı kadının öyküsü bu, anı roman. Hem kadın hem Rum olarak ötekileştirilen, yurtlarından, arzularından edilen “üç kızkardeş”in gerçeklerle yüzleşme, kendil...

Devamını görmek için bkz.

Ayşe Çavdar, “Kız kardeşlik halleri”, Aktüel, Temmuz 2006

Kız kardeşler birbirlerine karmaşık duygularla bağlanırlar. Kıskançlığa sakınma, öfkeye koruma duygusu karışır. Ebeveynler onları birbirlerine emanet ederler. Anne yarısı olarak abla, ne tam bir abla ne de annedir. Ne arkadaştır ne rakip. Ne sırdaş olur ne yoldaş. Rea Stathopulu’nun Pedal Çeviren Kadınlar adını verdiği romanın tüm kahramanları böylesi ikilemler yaşayan kız kardeşler.

Hikâyenin birkaç katmanı var. Bunlardan ilki zorunlu göç ve sürgün halleri, aşama aşama yurtlarından sürülen insanlar. Üst düzey siyasetin, gündelik yaşamı her gün tokatlayan, ona kendince bir çeki düzen verip tasarımlarken paramparça eden ve aslında tüm meşruiyetini bu parçalanmadan alan üslubu bu kitabın ana konusu. Bu tarz-ı siyasetin adına milliyetçilik diyoruz. Dünyayı gerçekte var olmayan “rasyonel” sınırlarla parçalayıp, parçalanmışlığı bir kural haline getiren acımasız siyaset. Var...

Devamını görmek için bkz.

"2006'nın öne çıkan on kitabı", Bant, Sayı 28, Ocak 2007

Fahriye Abla'dan daha güzel komşu olur mu? Olur. Türkiyeli Rum bir aile, İstanbul, İmroz, bir günlük, yirmi yıl. (Siyasetin, mahremiyetin içine beton bir blok etkisiyle dalabileceğini gösteren, EN samimi kitap).

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova