ISBN13 978-975-342-613-8
13x19,5 cm, 84 s.
KAMPANYADA
Liste fiyatı: 15.00 TL
İndirimli fiyatı: 7.00 TL
İndirim oranı: %53.33
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
AYIN ARMAĞANI KİTABIAYIN ARMAĞANI KİTABI
Kullanılmış Biletler
1. Basım
Liste Fiyatı: 41.00 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Mesire Yerleri
Paramparça Bir Roman
Özgün adı: Picnic Grounds
A Novel in Fragments
Çeviri: Deniz Canefe
Yayıma Hazırlayan: Başak Ertür
Kapak Fotoğrafı: Jean Mohr
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Haziran 2007

İsrailli yazar Oz Shelach'ın fragmanlardan oluşan metni, inkâr üzerine kurulmuş bir toplumdan insan manzaraları sunuyor. Shelach küçük, tuhaf, sarsıcı hikâyelerini keskin bir farkındalıkla, farkındalığın bedeli olarak kaybedilen saflığın özlemiyle, adaletsizliğin zorunlu kıldığı türden bir mizahla ve her şeye rağmen şefkatle anlatıyor. Biz çok bağlandık bu kısacık kitaba, sizin de seveceğinizi umuyoruz.

"Her ilkbahar, kimi zamanlar daha ocak ayından, badem ağaçları pembe beyaz çiçeklerini açtığında, bütün İsrail'de ağaçların doğum günü kutlanır. Beyaz gömlekler giymiş binlerce kız ve oğlan ve yabancı ülkelerden gelen bağışçılar yeni fidanlar dikip ormanı genişletmek için önceden belirlenmiş bir yerde toplanırlar. Fakat bizim sınıftan bir çocuk bu törenlerin faşist ve canice olduğunu söylerdi. Çam ağaçlarının ekşi iğneler büyütüp bunları çevreye saçtığını, böylece başka bitkileri, yaban çiçeklerini, çalıları ve daha küçük yerel ağaçları yok ettiklerini söylüyordu. Belli ki evinde duyduğu sözleri yineler, eskiden ormanlık olmayan arazinin ormanlaştırılmasıyla tuğlaların ve bağların çam ağaçları arasında ve altında ortadan kaybolduğunu, taş taraçaların izlerinin giderek yittiğini, dolayısıyla ormanlaştırmanın "varoluşumuzun büyük yalanı" dediği şeyin bir parçası olduğunu söylerdi. Bu çocukla arkadaşlık ederdik ama Tu Bişvat töreninde anne babalarımızın bizim için güzelce paketlediği o güne özel geleneksel yiyecekleri, kurutulmuş incirleri, hurmaları, fındık fıstıkları onunla paylaşmazdık."

OKUMA PARÇASI

HANZALA, s. 10-11.

Sina'da, kumsalda, yaşlı bir Bedevi garsonla dost olduk. O bütün gün gölgede oturup isteklerimizi yerine getirmek için beklerken biz kumsalda yatıyor, solgun gökyüzünü seyrediyor ve yalnızca berrak mavi sularda serinlemek için ayağa kalkıyorduk. Onu bizimle birlikte oturmaya ve bize hazırladığı Türk kahvesinden içmeye davet ettiğimizde dağlardaki afyon tarlalarından otantik öyküler anlatacağını umuyorduk, bizim İsrailliler olarak kaçmak için güneye kadar geldiğimiz tarihten öyküler beklemiyorduk. Bedevi garson Bedevi değilmiş meğer. Başlangıçta öğretmenmiş, yirmi iki yaşındayken bir gecede işini ve Celile'deki köyü Sasa'yı bırakmış, kuzeye yönelmiş, sonra kuzeydoğu ve kuzeybatı arasında zikzaklar çizerek birkaç ay boyunca Lübnan'daki Ayn El Helve mülteci kampına ulaşana kadar yol almış. Turistlerden öğrenilmiş bir İngilizce ile, kendi köyünün tarlalarında, artık bizim ülkemiz olan yerde çalışmak için nasıl sınırdan kaçak giriş yaptığını, buraların ay...

Devamını görmek için bkz.

PİŞMANLIK, s. 21-22.

Liseden tanıdığımız, neşeli (yandaki anaokulundan çocuklarla oynardı) ve haylaz bir genç olarak hatırladığımız krep büfesi işletmecisi arkadaşımız bize, Çalışma Bakanlığı'nın sunduğu eğitimden geçip aşçı olmayı planladığını söyledi. Sokak büfesinden dışarı bakan yüzünü görünce şaşırmıştık, birileriyle konuşmaya ne kadar hevesli olduğunu anlayınca yıllardır görüşmediğimiz halde durup onunla konuşmaya karar verdik. Kreplerinin çıtır çıtır, tam olması gerektiği gibi olduğuna güvenebileceğimizi söyledi, ayrıca besbelli büyük duygusal yatırım yaptığı çorbasından da içmemizi önerdi. Çorba tam bir fiyasko olmasına karşın güzel olduğunu söyledik, sonra yeniden çok güzel olduğunu söyledik, ardından bizi görmezden geliyormuş gibi görünen lise arkadaşımıza değil de, daha çok birbirimize, görünüşe bakılırsa bu büfede bizimle konuşacak hiç kimse olmadığını söyledik. Sonunda cam vitrinin arkasındaki kesme tahtasından gözlerini kaldırdığında evet, dedi, oradaydı, h...

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Bülent Usta, “Asıl tehlike içimizde!”, Birgün, 13 Haziran 2007

Kadıköy-Eminönü vapurunda, İsrailli yazar Oz Shelach'ın Mesire Yerleri adlı romanını okuyor, bir yandan da roman hakkında defterime kısa kısa notlar alıyordum. Yanıma 40 yaşlarında bir adam oturdu. Yanıma oturanların yazdıklarımı dikizlemesinden hep rahatsız olmuşumdur.

Hatta yine böyle bir vapur yolculuğum sırasında, yanıma şık giyimli, elli yaşlarında bir adam oturmuştu. Büyük bir ilgiyle defterime yazdıklarımı okuyordu, rahatsızlık verdiğini düşünmeyerek. Böyle durumlarda yazımı daha bir kargacık burgacık hale getiririm, okunması zorlaşsın diye. Ama bu defa, farklı bir yöntem denemek istedim ve defterime, yazdıklarımı dikizleyen adamı yazmaya koyuldum. Önce fark etmemişti ne yaptığımı, ama satırlar ilerledikçe yüzünün şekli değişmeye, o kendine güveni yüksek ifadesinin yerini şaşkınlık ve korku dolu bir ifade almıştı. Adam, o kadar şaşırmıştı ki, önce ne yapacağ...

Devamını görmek için bkz.

Zeynep Aksoy, “Paramparça bir roman”, Gazeteport, 23 Temmuz 2007

Oz Shelach, 1969 doğumlu İsrailli bir gazeteci ve çevirmen. Metis’ten çıkan Mesire Yerleri kısacık bir kitap, 78 sayfa. Alt başlığı “Paramparça bir roman” olmasına rağmen türüne karar vermek çok da kolay değil. En fazla iki sayfalık birbirini tamamlamayan metinlerden oluşuyor. Son derece basit bir dille, kısa cümlelerle, kendi kendine konuşur ya da bir günlüğe not düşer gibi yazılmış, günlük hayatta karşılaşılan insanların öyküleri, yazarın ülkesi İsrail’le ilgili gözlemleri, çocukluğundan hatırladıklarına dair anektodlar. Bazıları öykü tadında, bazıları kısa makale ya da fikir yazısı. Bu kısa metinleri birleştiren, her satırında üzeri örtülü ya da açıktan açığa İsrail devletinin sıkı eleştirisinin olması. Shelach, bir uçak yolculuğunda yanında oturan kadının, müdavimi olduğu bardaki barmenin, tatil yerindeki garsonun, kendi okul gezilerinin öykülerinde Filistin topr...

Devamını görmek için bkz.

M. Görkem Doğan, "'Türk Sorunu' Nedir?", Mesele Dergisi, Ağustos 2007

"Yaşadıklarımızın yirminci yüzyılda 'hâlâ' olabilmesi karşısında duyulan şaşkınlık, felsefe anlamında bir şaşkınlık değildir. Bu şaşkınlık, kendisine kaynaklık eden tarih anlayışının savunulamayacağı bilinmediği sürece, hiçbir bilme sürecinin başlangıcını oluşturamaz." -Walter Benjamin

1948 baharında Kudüs yakınlarındaki bir Filistin köyü olan Deir Yasin, daha sonra İsrail başbakanı olacak olan Menahem Begin liderliğindeki milisler tarafından kuşatma altına alındı ve köy halkından aralarında yaşlıların, çocukların ve kadınların çoğunlukta olduğu yaklaşık 250 kişi öldürüldü. Henüz İsrail devleti resmen kurulmamıştı ve Deir Yasin Katliamı olarak anılacak olan bu olay, Filistin tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olacaktı. Buradan bakıldığında Batı Kudüs doğumlu gazeteci ve yazar Oz Shelach'ın kısa öykülerden oluşan küçücük romanı Mesire Yerleri'nin Deir Yasin köyünde geçen ...

Devamını görmek için bkz.
 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova