ISBN13 978-605-316-115-8
13x19,5 cm, 256 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Irk, Tarih ve Kültür, 1985
Modern Dünyanın Sorunları Karşısında Antropoloji, 2012
Hepimiz Yamyamız, 2014
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Gizem Yiğit, "Çok uzak fazla yakın", Agos Kirk, 19 Şubat 2018

Modern Avrupa’nın kendini diğer uluslar ve kültürlerden tecrit ederek yücelttiği uygarlık söylemine ilişkin şüphelerini dile getiren bir etnolog ve antropolog. Lisans eğitimimin ilk yılında ‘Sosyal Antropoloji’ dersi için yaptığım Claude Lévi-Strauss okumaları neticesinde kendisinin tüm çalışmalarının ve fikri yolculuğunun gayesini bu şekilde tanımlamış ve yine hafızama da bu şekilde kodlamıştım. Tabii kendisiyle tanışmamız her ne kadar formal yollardan başlamış olsa da tanıştıktan sonraki gelişme kısmı kendisinin Brezilya ve Bangladeş’te yaptığı saha çalışmalarına ilgi duymam, onun araştırma metodlarını ve çalışmalarında yakaladığı bağlamları dönemindeki isimlere kıyasla oldukça sıradışı bulmamla ilerledi.

Lévi-Strauss aynı zamanda dilbilimci Ferdinand de Saussure’ün dilbilim çalışmalarının antropoloji disiplinine bir nevi uyarlamasını yaparak mit, hediye alıp verme, inanç şekilleri, akrabalık ilişkileri gibi kültüre ait özelliklerden elde ettiği sonuçları toplumların çözümlenmesinde ve analizinde kullanmıştır. Bu bağlamdaki araştırmalarını da ‘L'analyse structurale en linguistique et en anthropologie’ (Dilbilim ve Antropolojide Yapısal Çözümleme) adlı tartışma yaratan makalesiyle nihayetlendirmiştir. Kronolojik akışı reddeden bir yapısalcılık anlayışını kullanıp bu reddedişini kültürel motiflere bir biçimde adapte ederek antropoloji alanında eşzamanlılığı savunur. Bu eşzamanlılık ile de farklı zamanlarda ortaya çıkmış kültürel olguların aynı anda var olabileceği dile getirilebileceğinden uygarlıklar arasındaki ‘ilkel-gelişmiş’, ‘barbar-uygar’ ayrımları aşılacak ve ‘ilkel’ olarak nitelendirilen bu toplumlar, Batı'nın uzak geçmişini değil, daha evrensel bir hali yani insanlık durumunun ortak paydasını bize gösterebilecekti. Lévi-Strauss’un “Bu açıdan bakıldığında istisna oluşturanlar, aslında Batı ve Doğu'daki gelişmiş uygarlıklardır” söylemiyle de tam bu duruma açıklık getirir.

Fikriyattan külliyata

Tüm bu düşüncelerini kitaplaştırma yoluna giden Lévi-Strauss’un Türkçede birçok kitabı bulunuyor ve dört yıl aradan sonra Strauss’un yeni bir eseri daha Haldun Bayrı’nın çevirmenliği ve Savaş Kılıç’ın editörlüğü sayesinde Türkçe’ye kazandırıldı. Uzaktan Yakından, yazar Didier Eribon’un 1980’lerde Lévi-Strauss ile iki yıl sürmüş olan ve belirli aralıklarla bir araya gelerek devam ettirdiği diyaloğun ürünü olan bu kitap aslında bir nehir söyleşi niteliği taşımakta. Eserde önce Lévi-Strauss’un yaşamı ve hem kişisel tarihinde hem de akademideki yaşantısı, tanıklıkları hakkında konuşuyorlar: Brezilya’da Yerli kabileleri üzerine yaptığı saha araştırması, İkinci Dünya Savaşı başında askere alınması, Soykırım’dan kurtulması, yapısalcılığın kuruluşundaki konumu. Bu söyleşilerde evrensel birtakım ‘doğrulara’ eleştirel bir perspektiften yaklaşımı tüm derinliğiyle görmenin yanı sıra 20. Yüzyılın getirdiği hakikatlerin bir entelektüel tarafından alaşağı edilişini göreceksiniz. Bir nevi sosyal bilimlerin dönüşümünün tarihini ele alan bu eser Claude Lévi-Strauss’un kendi ağzından kitaplarını ve düşüncelerini biyografik bir içerikle sunuyor okuruna. Bu kadar sosyal bilim ve kuramlar demişken akıllarda didaktik temelli bir anlatım tasarımı oluşmasını da istemem. Okurun sevdiği bir yazarla iç konuşmalar minvalinde akıcı ve samimi ilerleyen bir anlatımı olduğu kesin, kuramsallığının yanı sıra. Ayrıca Lévi-Strauss’un belki de tüm düşünce hayatını özetlediğini düşündüğüm şu cevabı kitabı okumayı tamamladıktan sonra da oldukça zihnimi meşgul etti.

“İlkel denen halkların düşüncesiyle bizimki arasında bir uçurum olmadığını göstermek istiyordum. Bizim kendi toplumlarımızda, sağduyuyu örseleyen tuhaf inanışlar ya da görenekler kayda geçirildiğinde, arkaik düşünce biçimlerinin kalıntısı ya da ayakta kalması gibi açıklanıyordu. Bana ise, bu düşünce biçimleri aksine içimizde her zaman mevcut, canlı geliyordu. Sık sık onları serbest bırakırız. Bilimden yana olduğunu ilan eden düşünce biçimleriyle beraber var olurlar, birbirleriyle çağdaştırlar.”

Son olarak kitap hakkında söyleyeceğim şey ise bu nehir söyleşinin ‘yalnızca bir kuramı değil kuramın ardındaki tüm bileşenleri ve yaşanmışlıkları hatta ve hatta kuramın hayatla birleştiği noktayı gösterdiği’ olacaktır. Lévi-Strauss okumalarından sonra dilerseniz ara ara açıp faydalanabileceğiniz ya da baştan sona tekrar tekrar okumanıza değecek bu ‘Lévi-Strauss okuma kılavuzu’nu felsefe, sosyoloji ya da antropolojiyle ilgilenenlere tavsiye ediyorum.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2019. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova