ISBN13 978-975-342-248-2
13x19,5 cm, 120 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Çürümenin Kitabı, 2000
Burukluk, 2011
Ezeli Mağlup, 2012
Var Olma Eğilimi, 2016
Doğmuş Olmanın Sakıncası Üstüne, 2017
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

2. Bölüm, "Rusya ve Özgürlük Virüsü", s. 25-26

Bazen bütün ülkelerin İsviçre'ye benzemesi gerektiğini düşünüyorum; onun gibi sıhhat, yavanlık, yasalara ve insana tapınma içinde gönül eğlendirmeleri ve çökmeleri gerektiğini... Öte yandan, düşünce ve fiiliyat takıntılarıyla uğraşmayan, hummalı ve açgözlü olan, yükseliş ve başarılarına karşı değerleri ayaklar altına alarak ötekileri ve kendilerini yiyip bitirmeye daima hazır, bilgeliğe –kendinden ve herşeyden bıkkın, küf koktuğuna adeta sevinen yaşlı halkların o yarasına– ayak direyen uluslar çekiyor beni sadece.

Aynı şekilde, her ne kadar tiranlardan tiksinsem bile, yine de tarihin dokusunu onların oluşturduğunu ve onlar olmadan bir imparatorluğun ne fikrinin ne de seyrinin kavranabileceğini farkediyorum. Müthiş derecede çekilmez ve ilham dolu bir hayvanîliktedirler; en uç noktalarına itilmiş insanı, onun alçaklıklarının ve meziyetlerinin en azgın halini çağrıştırırlar. İçlerinde en büyüleyici olanını zikretmek gerekirse, Korkunç İvan, psikolojinin dört bir yanını tüketir. Cinneti de siyaseti kadar karmaşık olmuştur; hükümdarlığını ve belirli bir dereceye kadar da ülkesini bir kâbus modeline, canlı ve bitmez tükenmez bir halüsinasyon örneğine, bir Moğolistan ve Bizans karışımına dönüştürmüş; bir hanla bir Bizans hükümdarının vasıf ve kusurlarını üst üste biriktirmiş; kan dökme düşkünlüğüyle vicdan azabı arasında kararsız kalmıştı. Sırıtmalarla renklenmiş ve taçlanmış bir neşelilikteydi, cinayet tutkusu vardı. Aslında hepimiz de, var olduğumuz sürece bu tutkuya sahibizdir: Ötekilere ya da kendimize karşı suikast tutkusuna. Yalnız, bu tutku bizim içimizde doyurulmamış halde kalır; öyle ki eserlerimiz, nasıl olurlarsa olsunlar, başkasını ya da kendimizi öldüremememize bağlıdırlar. Bunu her zaman kabullenemeyiz, sakatlıklarımızın içsel mekanizmasını seve seve bilmezden geliriz. Çarların ya da Roma imparatorlarının bende saplantı haline gelmeleri, bizde örtülü kalan o sakatlıkların onlarda çırılçıplak görünmesindendir. Bize kendimizi ifşa ederler, sırlarımızı cisimleştirir ve süslerler. İçlerinde, ister istemez muazzam bir yozlaşmaya yönelip yakınlarının üzerine çullanan, onlar tarafından sevilmekten de kaygı duydukları için yakınlarına azap çektirenler geliyor aklıma. Ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar, yine de mutsuzdular, zira ötekileri tir tir titretmeye doymuyorlardı. İçimizdeki kötü cinin, ideal durumun çevremizi boşaltmak olduğuna bizi ikna eden kötü cinin yansıması gibi değil midirler? Bir imparatorluk da böyle düşünceler ve böyle içgüdülerle oluşur: En değerli kusurlarımızın gizlendiği bilinç derinliklerimizin işbirliğiyle.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2019. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova