ISBN13 978-975-342-205-5
13x19,5 cm, 256 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Kendiliğin Çözümlenmesi, 1998
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Yavuz Erten, "Sunuş", s. 9-11

Heinz Kohut, insanlığın en büyük düşünsel oluşumlarından biri olan psikanalitik öğretinin yüzyıllık serüveninin en can alıcı aktörlerinden biri...

Bu yüzyıl psikanalizi nereden nereye getirdi? 1896'dan Freud'un 1939'daki ölümüne kadar geçen süre de dahil olmak üzere, psikanalitik öğreti, sürekli bir evrim içerisinde oldu. Medeniyet tarihinde pek az öğretinin böyle bir dinamizm ve değişme cesareti gösterdiğine tanık oluruz. Psikanalizi geçirdiği ölümcül krizlerin ardından, bugün yine önder psikiyatrik ve psikoterapötik kuram yapan özellik de budur. Kendiliğin Yeniden Yapılanması bu evrimin en güzel örneklerinden biri. Seksenli yıllarda yaşama gözlerini yuman Kohut, gençliğini ve erken orta yaşlarını Freud'un klasik psikanaliziyle yaşadı. Geç orta yaşlar ve yaşlılıkta, Freud-sonrası oluşumlar olan ben (ego) psikolojisi ve nesne ilişkileri ekollerini gördü, onlarla halleşti. Yaşlılığın bilgelik, umutsuz hastalık ve ölümle buluşması ise, onu kendi kuramını yaratmaya itti. Yaşamı boyunca bünyesinde bütün yakıcılığıyla yaşadığı; izlerini acılar, umutlar, hayalkırıklıkları, yanılgılar ve gururlar olarak harmanladığı psikanalizi –eski bir sevgiliyi tam da vedalaşma anı ve mekânında, yeni ve tüm çıplaklığıyla görme huzur, kabul ve yalınlığında– yeniden tanımladı. Bu öyle bir tanımlamaydı ki, aynı zamanda diğeri'ni (psikanalizi), o andan itibaren, artık eskisi gibi olamayacağı bir ilişkisel belaya da bulaştırdı.

Kohut kuramı psikanalitik düşüncenin bir yüzyıla yakın deneyiminin ürünü olarak Freud metapsikolojisine getirilen yeni bir bakış açısı, –zaman zaman da– büyük bir eleştiridir.

Seksenli ve doksanlı yıllarda Kohut'un geliştirdiği kuramsal oluşumun "Kendilik Psikolojisi" adı altında ekolleştiğini görürüz. Diğer üç ekol olan, Freud'un dürtü/savunma modeli; Anna Freud, Hartmann ve Rapaport'un "Ben Psikolojisi" ve özellikle Otto Kernberg'in yazdıklarıyla etkisi iyice artan ve genişleyen "Nesne İlişkileri" öğretisi, kendi aralarında birbirlerini dışlamadan tamamlama gibi bir özelliğe sahiptirler. Oysa, Kendilik Psikolojisi, getirdiği devrimci yeniliklerle, üç ekolün bakış açılarını ya farklı bakış açılarıyla yorumlar, ya da bütünsel olarak eleştirir ve yok sayar. Kohut'un özellikle Kendiliğin Yeniden Yapılanması ile açtığı çığır bütün ABD'de Stolorow, Atwood, Brandchaft, Lachman, Lichtenberg gibi isimler tarafından radikal bir çizgiye çekilmektedir. Kohut, Freud'un kuramını toptan reddetme noktasına hiçbir zaman gelmemiştir, hatta uyumlu bir "birlikte yaşama" için düşünsel manevralar bile yapmıştır, oysa yukarıda isimleri belirtilen takipçiler, teknik olarak klasik psikanalizi ve kuramsal olarak Freud metapsikolojisini külliyen reddetme yolundadırlar.

Yeni ekolün bu özelliği, psikanalitik öğretinin içindeki geleneksel ve muhafazakâr çevreler için korkutucu ve rahatsız edicidir. Özellikle Kıta Avrupası'nda hâlâ varlığını ve üstünlüğünü sürdüren bu çevreler, psikanalizin ABD'de Kohut ve takipçileri tarafından saptırıldığı ve soysuzlaştırıldığını, buna kendi topraklarında izin vermeyeceklerini iddia etmektedirler (Stern, 1996, Kişisel İletişim).

Peki, nedir Kohut'un yarattığı devrim? Bu değişimin kuramsal ve teknik ifadeleri nelerdir?

Bu soruların yanıtlarını bir önsöz yazısında vermeye çalışmak haddini aşmaktır diye düşünüyorum. Düşünsenize, New York Filarmoni konserinin başlamasına beş-on dakika kala, önünüzdeki sıradan bir adam size doğru dönüyor ve ıslığıyla, sıralara vuran parmaklarıyla birazdan ne çalınacağını canlandırmaya çalışıyor. Kibarlıktan söylemeseniz bile, içinizden "Kes be adam!" cümlesi geçer. Ben bu cümleyi kendime söylüyorum ve haddimi biliyorum, ancak bir tek şeyi ifade etmeye kendimi mecbur hissediyorum.

Kohutçu öğretiyi farklı ve üstün yapan Kohut'un şu özelliğidir: Kuramsal uyanışını anlatırken dile getirdiği gibi, Kohut psikanalistler arasında hastanın her zaman haklı olduğunu duyan ilk kişidir. Kohut'tan sonra, hastanın her söylediğini, yaptığını, aktarım, direnme ve dışavurum diye değerlendirip, kendisine, "Ben bu ilişkide ne yapıyorum? Ben bu etkileri nasıl uyandırıyorum?" sorularını sormayan yüzleri maskeli analistler bile, kendi öznelliklerine, hasta ile aralarındaki ilişkinin gerçeklerine dönüp onları araştırmak zorunda kalmışlardır.

Bu eser süreci ve sonucuyla "psikanalizin yeniden yapılanması" dır.

Bu eşsiz eseri dilimize kazandıran Oğuz Cebeci ve böyle bir diziyi toplumun her kesimi yoğun gereksinim içindeyken Kohut'u da dahil ederek oluşturan ve yayımlayan Metis Yayınları ve Dr. Saffet Murat Tura, büyük bir hizmet gerçekleştirmişlerdir.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2019. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova