ISBN13 978-975-342-205-5
13x19,5 cm, 256 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Kendiliğin Çözümlenmesi, 1998
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Ata Devrim, "Psikanalizin yeniden yapılanması", Virgül, Şubat 2007

Kendiliğin Yeniden Yapılanması, Kohut’un bundan önceki yapıtı Kendiliğin Çözümlenmesi’nde betimlenen narsisistik kişilik bozukluklarına özgü analiz araçlarının genel psikopatoloji kümesine uygulanıp uygulanamayacağı üzerine ilham verici bir sorgulamadır. Kohut’a göre, zamanın değiştirdiği görüngüler arasında psikopatolojiler de vardır. Kadının da iş hayatına girmesi ve çalışma saatlerinin özel hayata ayrılan süreyi kısaltacak denli uzaması gibi sosyoekonomik değişimler, analitik ortama artık bir zamanların ebeveynlerince aşırı uyarılmış nevrotik bireyleri yerine, yetersiz uyarım nedeniyle kendilikleri yeterince yapılanmamış karakter patolojileri sergileyen bireyleri çıkarmaktadır. Zamanın yeni ürünü olan kişilik bozuklukları karşısında Freudyen psikanalizin geleneksel araçları yeterli değildir. Freudyen psikanalizin, geçmişte, ruhsal bozukluklara yanıt verebilmesi, söz konusu bozukluklara sahip olan kişilerde görece bütünleşmiş bir kendilik yapısının varlığından ötürüdür.

Nevrozlarda dürtülerin denetim biçimi birincil sorun olarak ortaya çıkarken, kişilik bozukluklarında birincil sorun dürtü denetimi yetersizliğidir. Diğer bir deyişle, psikonevrotik savunmaların yerini dürtülerin dolaysız salınışları almıştır. Yine de ana sorun değişmeden kalmaktadır: Dürtülerin salınış biçimleri. Kendilik psikolojisini rehber edinmiş terapi bunu düzenlemeyi hedeflemektedir. Terapötik sürece yönelik eleştiri, içgüdüsel bir ortaklık olarak dürtüler üzerinde, kendi ortaklığını sağlamak için dürtülerin salınışında eşbiçimlilik şartını öne süren kültüre hizmet etmek olarak ortaya konabilir. Ama bu biraz acelecilik olacaktır. Analitik ortamda amaç, dürtü salınışlarının tek biçimliliğini onları değişik yüceltme biçimlerine uyarlamak yoluyla bireylere kimlik kazandırmaktır. Nevrotikler, patolojik biçimlerde de olsa, bir kimliği var etme ve sürdürme çabası içerisindeyken, karakter patolojilerinde sorun, kendisini kronik boşluk hisleriyle belli eden, bir kimlikten yoksun olma durumudur. Fairbairn, şizoid kişilikler açısından, fanatikliğin kimlik yoksunluğuyla ilgili olduğunu belirtir ve savaş nevrozlarını incelediği metinlerinde, şizoidlerin sevmedikleri halde askerlik hayatına bağımlı hale geldiklerini söyler.

Tekbiçimlilikten söz açmışken Kohut’un, psikanalizin çekirdeği olan Oidipus kompleksine ilişkin görüşlerine de değinmek gerekiyor. İnsanlar, kendilikleri sayesinde farklı olabildiklerine göre, analitik ortamda da o ünlü oral-anal-Oidipal-latans-ergenlik şeklinde belirlenen psikodinamik gelişim aşamalarına yönelik tepkileri farklı olacaktır. İşte bu bağlamda, Kohut’a göre kendiliklerinin yetersizliğinden ötürü ego zayıflığından yakınan kimseler, psikoterapi sürecinde Oidipal aşama yeniden üretildiğinde ya da kurgulandığında histerikler gibi bunu hoşnutsuzlukla değil, heyecanla karşılarlar. Geçmişte egolarının güçsüzlüğünden ötürü, Oidipal rekabete bile girememiş olmalarından ötürü, şimdi, terapi sürecinin egolarına yaptığı katkıdan ötürü, Oidipal rekabete girebileceklerdir.

Ebeveynin eşduyumsuz yanıtları, yetersiz bir kendilik yapısının kuruluşuna neden olunca, David Cooper’ın belirttiği gibi, bireylerin yeni ebeveynleri psikoterapistler olur. Kohut’un yaklaşımı da gerçekte, dürtülerden bağımsız değildir. En azından onların tinsel dünyada kendilerini uzun vadeli çıkarlar adına duyurdukları doyumsuzluklarda, arkaik taleplerin giderilmesi sorunu önem kazanmıştır. Bu nedenle Kohut’un analizi, hastanın doyumuna hizmet etmekle eleştirilmiştir. Bu tip bir eleştiri, insan doğasına yönelik yabancılığın itirafından öte bir şey değildir. İnsanlar, ancak bir biçimde doyum bulduklarında gerginliklerinden kurtulabilirler. Bunun yüceltme ile ya da onsuz gerçekleşmesi hiçbir şeyi değiştirmez. Doyuma ulaşmadan, doyum nesnesinden vazgeçmek de bir patolojidir. Üstelik Kohut’un analizi, arkaik doyum taleplerini güncele uyarlayarak üst-biçimsel olarak doyurmayı hedefler. Arkaik taleplerin, arkaik biçimlerde doyurulması söz konusu değildir.

Kohut kitabının sonunda Sokratik bir tavırla "kendilik"in özünü tarif edemeyeceğini itiraf eder. Bu itiraf, insan doğasına karşı duyulan saygının bir belirtisi olarak yorumlanabilir. Burada son olarak, Kendiliğin Yeniden Yapılanması’nın ikinci basımının yapılmasının, psikanaliz açısından sevindirici bir gelişme olduğunu da dile getirelim.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2019. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova