ISBN13 978-975-342-303-8
13x19,5 cm, 256 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Müge İplikçi, “Yeni ve modern olma yolunda...”, Radikal Kitap Eki, 8 Haziran 2001

İran'da Modern Olmak'ı okuduktan sonra bizim buralarda modern olmanın birbirine ne kadar da çok benzediğini görmek mümkün. "Artık yarışmaya yer vermeyen etkinlik yoktur," görüşü, bunun sonucunda gelen maddi ödüller biraz farklı olsa da, aynı imayı barındırıyor içinde sanki: "Kurallara uymak için kuralları bilmek gerekir". (Kemal Derviş'in yeni oluşum için Fatih Terim'in işlevsel politikasına gönderme yaptığını burada anmakta yarar var.) Bu kurallarla birlikte, aslında bir tiyatro oyununu andıran, ama nedense gerçekmiş gibi duran şaşaalı bir yarışma sahnesi için yanıp yakılan bir kitle görürüz. Sonrasında araba, elektrikli aletler, takılar, vs. Hatta Mekke ve Suriye'ye bedava hac, dahası Kıbrıs'ta tatil.

Kurallara uymanın bir diğer koşulu da sporda gösterir kendini. Hakikaten, sağlam kafa sağlam vücutta bulunur ve bu işlevsel söz, içine Uzak Doğu sporları, vücut geliştirme, yüzme, binicilik ama esas olarak futbolu alan, peşisıra bunun tüketici sektörünü de katıp bir sürü çelişkinin yaşandığı yeni bir alana hükmetmeye başlar.

Eskinin civanmert, yani gücünü, disiplinini, ahlâk anlayışını kendi iç dinamiğinden alan bireyin, aklın kamusal kullanıma açılması sonucunda yeni bir birey haline gelmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Tahran'ın en gözde kitapçılarında ve hatta üniversitelerin önünde bile peynir ekmek gibi satılan kitapların başını şu liste çeker: Yaşasın Ben, Düşünceni Değiştir, Yaşamın Değişecek, Kendimize Nasıl Güvenebiliriz, Başarısızlıklar Nasıl Başarıya Dönüştürülür, Nasıl Bir Rehber Gibi Yürünür, Güçlüler Nasıl Düşünür...

Fariba Adelkhah bu durumu, Anthony Giddens'ın 'yaşam politikası' ya da Michel Foucault'nun 'biyopolitik' dediği olgunun kanıtı olarak düşünmektedir. Bu kitapların ve bunlara duyulan talebin özünde kendi üzerine düşünme biçiminin belirleyiciliği hissedilir.

Öte yandan aynı durumun farklı bir rasyonelleşmeye açıldığını da gözlemleyebiliriz. Artık "çok sayıda eylem alanı vardır" ve sabit bir hayat kalmamıştır. Bu, özellikle kadın ve gençleri içine alan yeni bir siyasal mücadele anlamına da gelmektedir. Ailede başlayan, giderek toplumun katmanlarına nüfuz eden bir mücadele... 1997 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde "geldi, kanatları açın, perdeleri aralayın" sloganlarıyla toplumdaki yeni öznelliği, barındırdığı tüm potansiyeliyle kendine çekmeyi başaran Muhammed Hatemi, bu değişimin aracısı olduğu kadar önemli bir kanıtı haline de gelmiştir.

Artık İran'da, geçmiş medeniyetler, yerel kültür ve İslami ilkeler gibi kaynaklardan çok yepyeni kaynaklara –üstelik yerli olmayan kaynaklara açılan bir kültürde hem kendi öznelliğinin farkına varmayıp hem de bunu devreye sokabilen –üstelik eleştirel anlamda devreye sokabilen o üslup ana mayayı oluşturmaktadır. Adelkhah'ya göre, yeni rekabetçilik anlayışıyla mahallelere, cinsiyetlere, din ve devlet kurumlarına el atmaya meyletmiş böylesi bir farklılaşmanın eyleme dönüşmesidir söz konusu olan.

Bu açıdan bakıldığında Cumhurbaşkanı Hatemi'nin "Yasaklar bile mevzuata uydurulmalıdır," sözünün işlevselliği bir kez daha ortaya çıkar. Bu mevzuatın içinden, bugün yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminden ikinci ve –mevzuat gereği son kez Hatemi'nin çıkması umuduyla...

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova