13X19,5 cm, 248 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Recep Tayyip Erdoğan, 2001
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Sunuş, s. 7-9

Cumhuriyet dönemi siyasal İslami hareketin ilk lideri olarak bilinen Necmettin Erbakan'ın kurduğu üç parti (MNP, MSP, RP) laiklik karşıtı eylemler, Anayasal düzeni yıkma ve din devleti kurma gibi iddialarla kapatıldı. Tarih sahnesinde din motifli siyaset yapmasıyla tanınan Erbakan'ın 30 yılı aşkın siyasi süreci bir anlamda ümmet doktrini üzerine gelişmişti. Erbakan'ı sağcı partilerden, özellikle de milliyetçi kesimden ayıran en önemli özellik, etnik kökenlerin hepsine ümmet şuuruyla bakmasıydı. Nitekim parti yönetiminde Kürt, Arap, Balkan göçmeni, Çerkez ve Gürcülere de yer verdi; bunlar arasındaki dengeyi iyi kurdu. Erbakan'ın, dolayısıyla da başını çektiği siyasi hareketin bu anlayışı, ulus-devlet modelini reddettiği için Cumhuriyet rejimiyle de belli anlamlarda çelişkiye düştü. Erbakan'a, aktif siyasete girdiği günden itibaren "çekince" konulmasında bu anlayışın rolü önemlidir.

Her ne kadar Erbakan genel yaklaşım olarak ırkçılığı reddetse de hareketinin tabanı için aynı şeyleri söylemek pek kolay değildir. 1960'ların başında sağcılık revaçtaydı. Komünizme karşı mücadele esastı ve bu da ister istemez milliyetçilik blokunun içinde yer almayı, üstü kapalı da olsa "Türk-İslam" sentezini benimsemiş olmayı beraberinde getiriyordu. Zaten MSP, bu oyları bölüşmede özellikle İç Anadolu bölgesinde MHP ile ciddi bir rekabet içindeydi. MSP oylarının 1977 seçimlerinde kolayca MHP'ye kaymış ve buna bağlı olarak milletvekili sayısının yarı yarıya düşmüş olması tabanlar arasındaki kaymanın ve iç içe geçmişliğin bir işaretiydi. 1980 öncesinde her iki partinin gençleri sık sık karşı karşıya gelmiş, aralarında birçok çatışma yaşanmıştı.

RP'nin ise, 1991 yılına kadar MSP geleneğini takip ettiğini görüyoruz. Fakat bu tarihte MHP ile yapılan seçim ittifakı RP'nin reel olarak "milliyetçi-muhafazakâr" çizgiye yeniden ve aniden dönüşü anlamını taşır. Öyle ki RP'li Kürtler tarafından "Türkçü" olmakla itham edilen bazı parti yöneticileri gittikleri her yerde MHP'nin kullandığı kavramları sahiplenerek bu gelişmeye ayak uydurduklarını gösterirler.

1991'de MHP ve IDP ile yapılan ittifak öncesi partinin şeyhülislamı olarak kabul edilen Lütfü Doğan, bu gelişmenin Kürtlerde rahatsızlığa yol açacağını belirten partililere şu yorumu yapmıştı: "Kürt kelimesini kullanmak fıkhen caizdir, ama maslahat bakımından uygun değildir."

RP'nin kapatılmasıyla birlikte hakkında beş yıl siyaset yasağı getirilen Erbakan, yasağın üçüncü yılında hiç tahmin etmediği bir konudan dolayı yargılandı ve mahkûm edildi. Kürtçülük ve bölücülük suçundan hem hapis hem de ömür boyu siyaset yasağına mahkûm edilen Erbakan, Ecevit hükümeti tarafından çıkartılan af ile cezaevine girmekten kurtuldu.

Erbakan'ın 1994'te Zazaların yoğun olarak yaşadığı Bingöl'de yaptığı konuşma ile yıllardır parti teşkilatlarında ve çay sohbetlerinde Cumhuriyet dönemine ilişkin yapılan yorumlar arasında pek fark yoktu. Erbakan şöyle konuşmuştu:

"Ülkenin evlatları asırlar boyu mektebe başlarken besmeleyle başladığı halde siz geldiniz, bu besmeleyi kaldırdınız. Ne koydunuz yerine? 'Türküm, doğruyum, çalışkanım.' Ee... Sen bunu söyleyince öbür taraftan da Kürt kökenli bir Müslüman evladı 'Ya, öyle mi? Ben de Kürdüm, daha doğruyum, daha çalışkanım' deme hakkını kazandı."

Erbakan bu sözleriyle ulus-devlet modeli ile kurulan Cumhuriyet'e karşı net bir tavır almıştı. O söz konusu modelin ırkçılık ve dinsizlik özelliklerini içerdiğini ima ediyordu.

Böylelikle Erbakan'ın 1969 yılında bir düğünde Kürtler ile başlayan partileşme geleneği 30 yıl sonra aynı kader çizgisinde buluşmuş oldu. Erbakan, siyasi yaşamının en ağır cezasını Kürtler için aldı. O İslamcı bir liderdi, ama Kürtçülük propagandası yapmaktan mahkûm edildi.

Bu çalışma, Erbakan'ın ve partilerinin Kürt politikalarını, gelişen olaylara karşı yorumlarını ve iktidar dönemlerinde konuyla ilgili icraatlarını ele alıyor. Siyasal İslami hareketin Kürt sorununa ve şiddet olaylarına karşı farklı tutum ve bakış açılarını yansıtıyor. Bu kitap yorum yapmak yerine olayları, şahit ve belgeleriyle ortaya koyma amacını taşıyor...

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova