ISBN13 978-975-342-396-0
13x19,5 cm, 170 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Önsöz, s. 7-9

Girne'deki 23 Nisan İlkokulu'na gidiyordum. Sanırım birinci sınıftaydım. Sınıfıma gitmek için okulun avlusundan geçtiğimde, avluda panolar gördüm. Panolarda topraktan çıkarılmış cesetlerin başında ağlayan insanların, beyinleri oyulmuş bebeklerin, yüzlerinde dehşet ifadesi, kucaklarında bebekleri can havliyle bir şeyden ya da birilerinden kaçmaya çalışan kadınların fotoğrafları vardı. Hayatımda korkuyla o gün tanıştım. Korkuyla, ötekiyle ve düşmanla. Okulda o fotoğrafları, 21 Aralık gününün anlamını bize nasıl açıkladılar tam olarak hatırlamıyorum. Ama o geceden itibaren geceleri Rumların bize saldırmasından, sonumun o fotoğraflardaki çocuklar gibi olmasından korkmaya başladım. 1974'ten sonra aileleri Güney'den Kuzey'e göç eden arkadaşlarım bazen okula, ailelerinin evlerinde buldukları "evin eski sahiplerine" ait fotoğraflar getirirdi. Fotoğraftaki Rumlar bizim için sınırın öteki tarafında yaşayan, nasıl yaratıklar olduklarını net olarak bilemediğimiz ama hayatta kötü olan her şeydi. Aradan yıllar geçti. 1980'li yılların başlarında ilkokulda olanlar bugün 30'lu yaşlarına merdiven dayadı. Kıbrıs'ta bir nesil daha Kıbrıs sorunuyla birlikte büyüdü.

Türkiye'de yaşayan sıradan birinin Kıbrıs'la ilgili bildikleri sınırlıdır: Bu "soydaşlarımız" değişik, sevimli, komik sayılabilecek bir aksanla konuşurlar; Kıbrıs ekonomisi tamamen Türkiye'den gönderilen paralarla döner; Kıbrıslılar iyi niyetli, tatlı insanlardır ama biraz tembeldirler; 1974 Barış Harekâtı'yla onları Rum zulmünden kurtarmalarına rağmen, nedense Türkiyelilerden pek hoşlanmazlar, vb. Kıbrıs, Türkiye için bir "namus davası" olmasına rağmen Türk medyasında Kıbrıs'la ilgili çıkan haberler sınırlıdır, siyasi tansiyonun yükseldiği belli dönemlerde adaya gazeteci akını olur, medyada yer alır. Ancak bu haberlerde Kıbrıslıların düşünceleri, duyguları yer almaz, alsa bile fazla ilgi çekmez. Kıbrıs uluslararası görüşmelerin, büyük zirvelerin, kapalı kapılar arkasında yapılan toplantıların konusudur. Kıbrıs'la ilgili her şey siyah ve beyazdır.

Kıbrıs'ta doğan her çocuk ise, doğduğu "yön"e göre bir Kıbrıs hikâyesiyle büyür. İki taraftaki resmi hikâyenin dışında farklı üçüncü bir hikâye duymak zordur. Kıbrıs'ta yaşayan iki toplum arasındaki iletişim yok gibidir, özellikle 1974 sonrası doğan ortalama bir Kıbrıslı için "öteki" toplumu tanımanın tek yolu eskiye dair anlatılanlar, okulda öğrendikleri, televizyonda gördükleri, gazetelerde okuduklarıdır. İşte bu çalışma Kıbrıs'ta kesin bölünmenin gerçekleştiği 1974 harekâtının hemen öncesinde ve sonrasında doğanların Kıbrıs sorununa, Türk ve Rum toplumuna bakış açılarını anlayabilmek amacıyla yapılmıştır. Değişik görüş ve sosyal gruplardan seçilen görüşmecilere aile geçmişleri, ateşkesle yaşanılan bir ülkede "düşman" imgesinin neler çağrıştırdığı, doğdukları topraklarda yaşanılan savaşın okulda nasıl aktarıldığı, yanı başlarında yaşayan Rum toplumunu hangi kanallardan takip ettikleri, Türkiye'nin onlar için ne ifade ettiği gibi 46 soru soruldu. 39 kişiyle görüşüldü, tekrarlardan kaçınmak için kitapta bu görüşmelerden 26'sına yer verildi. Görüşmeler Eylül-Aralık 2001 tarihleri arasında yapıldı. Kıbrıslı Türkler genelde rahat, konuşkan insanlar olsalar da, çoğunlukla köylerde pek çok genç konuşma talebimi reddetti. Özellikle memurlar kimliklerinin kesinlikle gizli kalacağını vurgulasam da "ne olur ne olmaz" diyerek konuşmak istemediler. Bazıları ise artık Kıbrıs sorununun K'sini bile duymak istemiyordu. Kuzey Kıbrıs'taki her bölgeden, her kesimden kişilerle görüşmeye çalıştım. Hem bazı görüşmecilerin, özellikle devlet memurlarının, işleriyle ilgili kaygılarını gidermek, hem de zaman zaman aile ya da kişisel sırlara girilmesi nedeniyle görüştüğüm kişilerin isimlerini gizli tutmayı tercih ettim. Uzun yıllar Kıbrıs'ta yaşamama, üniversiteye kadar tüm eğitimimi Kıbrıs'ta almama ve Kıbrıs'a şu anda yaşadığım Türkiye'den daha yakın olduğuma inanmama rağmen, zaman zaman görüşmecilerin sorularıma "temkinli" cevaplar verdiklerini, beni "seslerini kasede alan, İstanbul aksanıyla konuşan yabancı biri" olarak gördüklerini hissettim. Kuşkusuz kitapta yer alan 26 kişinin bir toplumu temsil ettiği söylenemez, ancak teker teker hikâyelerden yola çıkarak bir neslin profilinin ipuçlarına ulaşabileceğimizi düşünüyorum. Kıbrıs'ta yeni bir döneme girildiği söylenilen bugünlerde "eski dönemin" çocuklarının seslerine kulak verilmeli.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2019. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova