ISBN13 978-975-342-358-8
13x19,5 cm, 224 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Ateş Altında Gazetecilik, 2005
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Hakan Gülseven, “Direnişin Ortadoğu'daki 'ev'i”, Radikal Kitap Eki, 10 Mayıs 2002

Lisede, sınıfta yan yana oturduğumuz ve haliyle türlü haylazlıklara ortak imza attığımız, durumu iyi idare etmesinden ve herkesçe sevilmesinden dolayı her dönem sınıf başkanı seçtiğimiz Alber'le, o yıllarda Filistin sorununu konuştuğumuzu hatırlıyorum. Alber, belli ki evlerinde sıkça konuşulan bu konu hakkında bir fikir sahibiydi. 80'li yıllardaki liseli duyarlılığının da etkisiyle, belki de 'ezen taraf'a mensup olduğu için sıkıntılı bir biçimde, "Filistinlilere yazık oluyor" demişti, "Oysa barış içinde yaşamak mümkün olmalı..."

Ellerinde 'Revivo go home!' (Revivo evine dön) yazan pankartlarıyla yürüyen türbanlı kadınların görüntülerini izlediğimde, aklıma tanıdığım ilk Musevi olan Alber geldi nedense. 'Go home' desen, gidecek 'home'u neresi olabilirdi ki? Sahi, Fenerbahçenin yıldız futbolcusu Hayim Revivo'nun gerçekte evi neresiydi? O pankartı taşıyanların yürüttüğü mantığa göre, en azından İsrail olmamalıydı. O halde neresi?

Peki yüzyıllardır yaşadıkları yurtlarından, evlerinden sürülen, bir zamanların getto ve temerküz kampı sakini bir halk tarafından, yeni getto ve temerküz kamplarına doldurulan Filistinliler? Onların, geleceği ne olacak? Belli ki, her Musevi benim lisedeki candan sıra arkadaşım Alber gibi değil!..

Bugün Filistin'de yaşanan katliam görüntüleri arasında, Ortadoğu'nun bu en çetrefilli sorunlarından birini düşünürken ister istemez doğru kerterizler arıyor insan. Ve Filistin sorununun onyıllardır bize ne kadar yakın, ama bir yandan da ne kadar uzak olduğuna şaşırıyor. Öyle ya, ortalama Türkiye vatandaşı, İsrail mezalimine karşı tam bir nefret ve Filistinlilerle tam bir dayanışma hissi duyarken, aslında televizyonlara yansıyan dehşet görüntüleri ve tanka taşla direnen Filistinli çocuklar dışında, sorunun kökenleri ve orada tam olarak neler yaşandığı konusunda çok da fikir sahibi değil. Kaldı ki, fikir sahibi olmak isteyenler için, son döneme kadar Türkçede yeterli kaynak bulunamıyordu.

Yıllardır en kritik çatışma bölgelerinde muhabirlik yapan Mete Çubukçu, Bizim Filistin kitabında, işte o ortalama Türkiye vatandaşının haklı bir içgüdüyle sahiplendiği 'Filistin davası'nı farklı boyutlarıyla anlatıyor. Kitap, Filistin'de yaşananları anlayabilmek için bir başlangıç kitabı niteliğinde; hem sorunun gelişimini tarihsel süreç içinde ele alıyor, belgelere, kronolojilere, demografik bilgilere, harita, mektup ve belgelere yer veriyor, hem de bugün yaşananları canlı bir tanıklıkla okura ulaştırıyor. Üstelik, Türkiye'deki pedagojik ihtiyaçları da dikkate alarak...

Mete Çubukçu, televizyon ekranlarından haberleri nasıl yalın, anlaşılır ve mütevazı bir tarzla aktarıyorsa, kitabı da aynı üslupla kaleme almış. Elbette bu kez daha ayrıntılı, daha çarpıcı ve en önemlisi anti - semitizme kapılmadan, ama bir taraf olduğunu açıkça ortaya koyarak... Çubukçu, sokak sokak bildiği toprakların ruh halini kitap sayfalarına yansıtırken, Filistinlilerin 'temerküz kampları'ndaki dehşet verici görüntülerinin ve çocuk ölümlerinin sızısını da, İsrail gaz bombalarının insanın genzini nasıl yaktığını da aynı canlı tanıklıkla anlatıyor:

"Göz yaşartıcı gaz bombaları, gözler bir yana nefes almayı bile imkansız kılıyor, dünyanın sonu gelmiş gibi bir duygu yaratıyordu; tek kaçış yolu bir süre nefes almamaktı. Ama o gazın ortasında nefessiz kalıp ardından nefes almaya kalkmak, bu silahı yaratanların da düşündüğü sinsi bir tuzaktı. Çünkü en çok ihtiyacınız olan şeye, oksijene tam kavuştum derken, gazı ciğerlerinizin daha derinlerinde hissediyordunuz. İşte böyle panik anları İsrailli keskin nişancıların 'av anı' oluyordu..."

Tanıklıklar Çubukçu'nun gördükleriyle sınırlı değil. İsrailli bir 'keskin nişancı'nın, "Bize 12 yaş üzeri çocuklara ateş açma izni verildi" dediği söyleşi de bir gazeteden aktarılıyor kitaba.

Öte yandan, kitapta bizzat Çubukçu'nun gerçekleştirdiği çok önemli söyleşilere de yer veriliyor. Bunlardan biri, 16 yaşındaki Musa Ziyada ile yapılmış bir söyleşi. Ziyada, Hamas tarafından intihar bombacısı olarak yetiştirilmiş, harekete geçmeden birkaç gün önce Filistin güvenlik güçlerince yakalanmış. Bir süre hapiste tutulduktan sonra serbest kalan bu eylemci, Çubukçu'ya, "Çok mutluydum. İslam adına şehit olacak ve Siyonistleri öldürecektim" diyor ve 'direkten dönmüş' bir intihar bombacısının yaşadıklarını anlatıyor. Çubukçu ayrıca, Yaser Arafat, Benyamin Netanyahu ve görüşmenin hiç de kolay olmadığı Hamas'ın kurucusu ve dini lideri Şeyh Ahmet Yasin'le yaptığı söyleşileri Bizim Filistin'in sayfalarına taşıyarak önemli bir gazetecilik başarısına imza atıyor.

Bizim Filistini kaleme alırken, asla sıradan bir izlenimciliğe kapılmamış Mete Çubukçu. Kitabın pek çok yerinde derinlemesine analizler yer alıyor. Bu analizler arasında, örneğin Gazze Şeridi'ndeki halkın, sınırın kapatılmasına bağlı olarak değişen sınıfsal zemininden, İntifada'nın 'halk komiteleri'nce örülen altyapısına, İsrail işgalinin niteliği ve uluslararası hukukun nasıl çiğnendiğine kadar pek çok nokta bulunuyor.

Ve kitap, Filistin'de yaşanan gerçekleri, Çubukçu'nun bir insan olarak yaşadığı duygularla harmanlanıyor. 'Bizim Filistin'e 'bizim' olma niteliğini de aslında o duygular kazandırıyor:

"Çünkü onlar ezilenler, Ortadoğu'daki ayak oyunlarının kurbanları, bilinçli olarak parçalanan toprakların sahipleri; yani yeni dünya düzeninin yoksulları, dünyanın varoşlarında yaşayanlar... Beyaz dünyanın, beyaz insanlarının dikte etmeye çalıştıkları beyaz ideolojilere uzaklar. Dünyada hala yoksullar, ezilenler, haksızlığa uğrayanlar var. Ve dünyada hala hiçbir hesap yapmadan güçsüzden yana olanlar... Bazılarının bilemediği de bu."

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2019. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova