ISBN13 978-975-342-358-8
13x19,5 cm, 224 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Ateş Altında Gazetecilik, 2005
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Yaser Arafat’la Söyleşi, "Direniyoruz", s. 182-183

Filistin lideri Yaser Arafat'la hapsedildiği Ramallah'taki karargâhında görüştük. Arafat'ın karargâhı hemen her gece İsrail helikopterleri tarafından bombalanıyordu. Bu yüzden karargâhta karartma uygulanıyordu. 73 yaşına ve yılların yorgunluğuna rağmen dinç görünüyordu. Görüşmemizden iki gün sonra Ramallah, İsrail ordusu tarafından işgal edildi. Bu, İsrail ordusunun, Lübnan'ı işgalinden sonra gerçekleştirdiği en büyük harekâttı. Arafat, intifada ve Şaron'un politikalarını değerlendirdi.

• Uzun yıllar Beyrut'ta, Tunus'ta benzer koşullarda yaşadınız. Karargâhlarınız kuşatıldı, bombalandı. Ramallah'taki hayatınız nasıl?

Her zamanki gibi. Önemli olan benim değil Filistin halkının neler yaşadığı, neyle karşılaştığı? Bu askeri bir saldırıdır. İsrail F-16'lar, Apache'ler, her türlü silahla saldırıyor. International Action Center adlı Amerikan kuruluşu, İsrail askerlerinin uranyumlu mermi kullandığını bile saptadı. Birleşmiş Milletler'in kurduğu mülteci kampları, toplama kamplarına dönüştürüldü. İsrail büyük bir suç işliyor. Buradakilerin mülteci kampı olduğuna kim inanır?

• Bu bir savaş mı? Yoksa, ezeli düşmanınız Ariel Şaron sizden intikam mı almak istiyor?

Şaron'un kendisi bunun bir savaş olduğunu söylüyor. İntifadanın başlangıcından bu yana üç askeri planı hayata geçirdiler. Hell Plan, Rolling Hell Plan, üçüncüsü de herhalde Coloured Hell Plan olacak. Kendisi Beyrut'ta, Tunus'ta beni çok kez öldürmeyi denedi, istedi.

• İki yıl önce her şey farklıydı. Barış süreci belli bir aşamaya gelmişti. Ne değişti? Planlanmış bir hareket miydi?

Evet, planlıydı. Camp David'den sonra Ehud Barak iki yıl daha başbakanlığa devam etti. Ama anlaşmayı kabullenemediler. Ve devreye Şaron sokuldu. Çünkü aralarında gizli bir anlaşma vardı. Barak, Şaron'un Harem ül Şerif'e gideceğini biliyordu. Ben Barak'ın evine gittim. Nebil Abu Rudeyna, Abu Mazen, Saat Erakat benimle birlikteydi. Barak'ın yetkili isimleri de onun yanındaydı. Ona "Lütfen Şaron'un Harem ül Şerif'e gitmesine izin vermeyin. Niçin oraya gitmek için ısrar ediyor?" dedim. Çünkü Şaron, Netanyahu'nun, Begin'in ikinci adamıyken, 1973'te İsrail ordusunun "kahraman" komutanıyken, Harem ül Şerif'e girmedi. Unutmayın, zamanında Moşe Dayan bile "Harem ül Şerif'e girmeyin," diye emir vermişti. Ama dinlemediler. O da girdi. İşte gelinen nokta. Artık askeri planlar devrede.

• Hâlâ Oslo barış sürecinden söz edilebilir mi?

Şaron, Oslo'nun öldüğünü ilan etti. Kendi partisinden Netanyahu ile bile, zor da olsa anlaşmıştık. Wye River Anlaşması'na İsrail delegasyonundan karşı çıkan tek isim oydu. Clinton onu ikna etmişti.

• Barış sürecine karşı olan kim, İsrail halkı mı, Şaron mu?

İsrail halkı barışı onaylamıştı. Rabin dönemini hatırlayın. Ama İsrail'in fanatikleri benim partnerimi öldürdü. Her şeye rağmen görüşmeler devam etti, ABD'de, Mısır'da, burada. Ancak artık bu iş askeri bir saldırıya dönüştü ve Filistin halkını ezmeyi amaçlıyor.

• İntifada devam edecek mi?

Bu saldırı karşısında insanlarımız sessiz mi kalacak? Filistinliler direniyor. Biz dünyada işgal altındaki tek halkız. Bu, kabul edilebilir mi? Burası kutsal topraklar, hem Hıristiyanlar, hem Müslümanlar için. Biz Yahudilerin kutsal yerlerine bile saygı gösteriyoruz. İki devletli çözüme bile yanaşmıyorlar. Israrla insanlarımızı öldürüyorlar, kanton gibi yaşıyoruz artık. Şehirlerimiz işgal ediliyor, kontrol noktalarında insanlarımız aşağılanıyor; ilaç, yakıt, gıda sokulmasına izin vermiyor. Altyapı tamamen tahrip oldu. İntifadanın başlangıcından bu yana İsrail'in el koyduğu vergi gelirlerimiz hariç 7.5 milyar dolarlık zarar var. Gazze'nin yüzde 66'sı, Batı Şeria'nın yüzde 40'ı fakirlik sınırının altında yaşıyor. Görevlilere bile para ödeyemiyoruz. Ne yapabiliriz ki? Direniyoruz. Bu durumun değişmesi için Şaron üzerinde çok güçlü ve hızlı bir uluslararası baskının oluşması lazım. Tabii ki masaya dönmek için de. Çünkü bu durum devam edecek olursa, sadece Ortadoğu değil dünya için tehlikeli gelişmelere gebe olacaktır.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2019. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova