ISBN13 978-975-342-336-6
13x19,5 cm, 376 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Hatırlıyorum, 2003
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

"Askere Gitmeden Adımı Değiştirdim", s. 95-99

(36, Musevi, erkek, serbest ticaret, üniversite)

• Hangi etnik/dini kökendensiniz? Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Ben Yahudiyim. Hem Musevi, hem Yahudiyim. Önce Musevi, sonra Yahudiyim. Yahudilik ilk tektanrılı dine inananlardan gelir. Yani Yahuda'ya inananlardan gelir. Bütün Yahudiler sonradan Musevi olmuşlardır. Yani Musa'nın takipçileri olmuştur. Şu an için bir farkı yok. Yahudi olup da Musa'ya inanmayan ya da Musa'yı takip etmeyen biri olduğunu sanmıyorum. Özellikle Türkiye'de hiçbir farkı yok.

• Dilini konuşabiliyor musunuz? Nerede öğrendiniz?

Biraz Ladino, yani bizlerin konuştuğu İspanyolca'yı konuşabiliyorum. Evde öğrendim. Okumam ama, uğraşmak gerekiyor. Çok derin bir bilgim yok. Biri okursa daha kolay anlarım. Okumasını öğrenmedim. Sırf konuşmayı öğrendim.

• Musevilerin Türkiye'deki nüfusunu biliyor musunuz?

Türkiye'de yaklaşık 25-26 bin kişiden bahsediliyor.

• "Farklı" olduğunuzu ne zaman ve nasıl anladınız? Ne hissettiniz? Ailenizin açıklaması nasıl oldu?

Küçük çocukken. Pek anormal gelmedi bana. Mahallede başka aileler de vardı. Belki o çevrede olunca insana normal geliyor. Bir de ben ev çocuğu değildim. Sokakta büyüdüm. Dolayısıyla öyle nazlı filan değilim. İlkokulda devlet okuluna gittim. Hem Müslüman arkadaşlarım vardı hem Yahudi arkadaşlarım vardı. Ailem dinimizin bu olduğunu filan söyledi. Farklı olduğumuzu filan söylemedi. Ama bu bahsettiğim olay 30 yıl önceydi.

• Adınız Musevi adı mı? Müslümanların çoğunlukta olduğu bir toplulukta kullandığınız Süleyman, Ahmet gibi bir takma adınız var mı?

Soyadım şu an için uyuşuyor. Ancak adımı 18 yaşından hemen sonra değiştirdim ve bir Türk adı seçtim. Bunu askerlik için yaptım. O zamanlar çok farklılıklar yaşandığını duymuştum. Çünkü seni soyadınla değil de adınla çağırırlar. O zaman öyle bir çözüm gelmişti aklıma ve adımı değiştirmiştim. Takma adım yok.

• Adınızı söylediğinizde "Anlamadım" yanıtını duyuyor musunuz? Duyuyorsanız, o anda ne hissediyorsunuz?

Adım değil de soyadımı söylediğimde anlamadım sözünü duyuyorum. Değişik bir soyadım olduğu için. Bizde de çok fazla bulunmaz. Çok fazla duyulmadığı için ve uzun olduğu için insanlardan "anlamadım" yanıtını duyuyorum. Bazı insanlar bir kerede soyadımı yazabiliyor. Bazı insanlar zorlanıyor ya da anlamıyor. İlk harfi hariç, ses uyumuna da uygun. Bir de melodik bir soyadım var. Ama farklı bir soyadı olunca insanlar hemen kapmıyor. Çok enteresan, bazı yerlerde hiç şaşırmadan yazabiliyorlar. Kodluyorum. Olmazsa alıp kendim yazıyorum. Birçok insan "İtalyan mısın, Fransız mısın?" diyebiliyor. Ama beni çok fazla etkilemiyor.

• Hangi okulda okudunuz? Neden bu okulu tercih ettiniz?

Hep devlet okullarında okudum, çünkü onları kazanmıştım.

• Ne iş yapıyorsunuz? Düşlediğiniz meslek mi?

Serbest ticaret yapıyorum. Düşlediğim bir meslekti. Ama şimdi yaptığım iş düşlediğim işlerden değil.

• Devlet memuru olmayı düşündünüz mü?

Hiçbir zaman düşünmedim.

• Neden?

Bana uygun değildi. Yani memur imajı bana pek uygun değil. Ticaretle uğraşan bir aileden gelince memurluk değişik, ters geliyor. Bu bir görüş tabii. Parasal yetersizlik ayrı bir konu ama serbest girişimcilik veya fırsat bulma gibi şeyler memuriyette biraz zor. Benim bildiğim kadarıyla bizlerin memur olamaması da var. Ama imkân olsaydı da memur olmazdım.

• Müslümanlarla ilişkiniz nasıl? Arkadaşınız var mı? Derecesi nedir?

Hiçbir anormal durum yok. Benim çocukluğum boyunca birçok Müslüman arkadaşım oldu. Gençliğimde de birçok Müslüman arkadaşım oldu. Yakın, çok çok yakın arkadaşım olmadı açıkçası. Ama samimi olduğum arkadaşlarım vardı. Çünkü çocukken hep bir Ermeni komşumla oynardık. Altlı üstlü otururduk. Beraber büyüdük. O aslında evlatlık olarak yalnız bir kadının yanında yaşıyordu. Ama 15-16 yaşına kadar beraber büyüdük. Ondan daha samimi arkadaşım olmadı. En yakın arkadaşım oydu. O çocuk sonra analığı vefat edince evden ayrıldı ve kaybettim izini. 14-15 sene önce bir kere gördüm, evlendiğini ve çocuğunun olduğunu söyledi. Yurtdışına gitmiş bile olabilir.

• Farklı etnik kökenden veya dinden kız arkadaşınız oldu mu?

Sevgilim olmadı. Öyle şey derecesinde kız arkadaşım olmadı. Müslüman kız arkadaşım olması için bir ortam olmadı. Ortam olsaydı da olacağına inanmıyorum. Muhtemelen olmazdı ve evliliği de düşünmezdim.

• Evli misiniz?

Evliyim.

• Eşinizin etnik kökeni sizinle aynı mı?

Eşim de Musevi. Neden Musevi? Bence birtakım problemler çıkıyor. Akrabalardan böyle evlilik yapmış olanlar var. Çok mutlular. Onlar arasında problem olacağını da ben zannetmiyorum. Ama çocukta problem olacağını düşünüyorum. Çocuk bir ikilem yaşayacak. Bir tarafı tercih edecek mecburen... Ve tercih etmediği tarafla bir şekilde bir uyuşmazlık olacak. Çokkültürlü karı-koca, modern. Bu tür şeyleri çok fazla önemsemiyorlar. Kuzenim, erkek olan, benden 7 ay büyük, çocuğu yok... Bir keresinde çocuğu sorduğumda, "Sonrası ne olacak?" diyerek bu sorundan bahsetti. Şu anda o nedenle mi çocuk yapmıyorlar bilemiyorum, ama din farklılığı bir sonraki nesli çok etkileyecek.

• Resmi dairelerde kimliğinizi ibraz ettiğinizde nasıl karşılanıyorsunuz?

En fazla yanlış yazma gibi bir durum söz konusu oluyor. Emniyet'te, çok fazla böyle bir şey olmadı. Bazen soruyorlar, meraktan, "Sen neredensin?" gibi.

• Herhangi bir resmi dairede salt etnik kökeniniz nedeniyle reddedildiniz mi?

Hayır.

• Musevi olduğunuz için müşteri kaybınız oldu mu?

Hayır, ben bunun iyi örneklerini de gördüm, bazı yerlerde faydası da oldu. "Biz ticareti sizden öğrendik," diyerek "Siz temiz çalışırsınız," diyerek bize yöneldiklerini gördüm. Yahudilerle çalışmayı özellikle tercih eden insanlar gördüm. Bunun yalnız bana değil, başkalarına da olduğunu gördüm.

• Türkiye dışında akrabanız var mı? Yakınlık derecesi nedir?

Dayım var.

• Ne zaman ve hangi ülkeye gitmiş?

Dayım 45 yıl önce gitmiş. 1955 veya 56'da İsrail'deki bir savaş nedeniyle gitmişler. Buradan oraya, oradaki savaşa katılmak için gitmişler. 1967'deki savaş sırasında da bir göç dalgası olmuş. İlk göç dalgası, 1948'de İsrail kurulunca gitmiş. Dayım o zaman bekârmış ve gitmiş.

• Onun yanına yerleşmeyi düşündünüz mü?

Çok fazla düşünmedim.

• Neden?

Bana, yaşam açısından artı değil de eksi getireceğini düşündüm. Yurtdışı derken İsrail'den bahsediyorum. Avrupa'yı hiç düşünmedim. Amerika'ya birkaç kere gittim. Yerleşme açısından gitmeyi derin olarak düşünmedim. Giden ve orada kalan arkadaşlarım var. Çok idealist olarak giden ve Amerika'dan geri dönen de var. Ki çok ağır şartlarda orada yaşamını sürdürmüştü ve geri döndü. Geleli 3-4 sene oldu ama şu anda burada çok parlak bir iş yaşamı var.

• Din farklılığından ötürü somut aşağılanma, tepki, dışlanma veya baskı gördünüz mü?

Askerde hiç görmedim. Askerlik zaten bir şans eseri hayatımın fırsatı, kısa dönem yaptım. Bazen, okulda filan çok küçük olaylar olmadı değil. Ama önemli değildi. Önemsemedim de... Fazla umursamadım da... Bana yapılmış çok fazla bir şey yok. Bu yok demek değildir. Başkalarına yapılmış, bunu duydum.

• Gazete ve televizyonlarda Musevilik aleyhine yayınlarla karşılaştınız mı? Karşılaştıysanız bu yayınlarla ilgili olarak ne düşündünüz? Düzeltme, itiraz etme anlamında bir girişiminiz oldu mu?

Çok değil. Bir kere televizyonda böyle bir şey oldu. "İyi ki sabun yaptılar" tarzında bir laf edildi. Sözde espri niteliğindeydi. Bir faks zinciri kurulmuş, bana da geldi. Bir numara verilmişti. Bu sözü kınıyorsak o numaraya faks geçebileceğimiz söyleniyordu. Ben ve çalıştığım şirkette birçok kişi faks gönderdik.

• Girişiminiz nasıl karşılandı?

Çıkıp özür diledi. Maalesef birtakım şeyler düşünülmeden söyleniyor.

• Örneğin gâvur lafı gibi mi?

Evet, Türkiye'nin yüzde 99.9'u gâvur lafının anlamını bilmiyor. Çünkü gâvur lafı Allah'a inanmayan demek. Bilmiyorlar. Gâvuru gayrimüslimle aynı manada kullanıyorlar. Bu bilgisizlikten oluyor.

• Hangi partiye oy verdiniz?

Merkez sağ. Geçmişte diğer partilerin mensuplarıyla ilgili, medyadan duyduğum, edindiğim bilgi ve intibalar bana uygun gelmedi. Gerçi sağ partilerde olmadı mı? Ama az oldu. Belki aile geleneği de denilebilir. Benim babam çok farklı gazeteler okur, bir dönem sol gazete, bir dönem sağ gazete okudu. Şimdi popüler gazete okuyor.

• Dindar mısınız?

Biraz, çok değil. Çok sofu değilim. Elimden geldiğince temel birtakım şeylere bakmaya çalışırım.

• "Ya sev ya terk et" diye bir slogan var, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sadece popüler bir yaklaşım olarak geldi bana. Tutarlı değil. Sevmenin gerektiğine inanıyorum. Ama sevmiyor diye herkes terk etmek zorunda değil. O kadar aşırı uç olmamalı. Ama herkesin de sevmesi gerekir. Karşıt çalışmamalı.

• "Ne mutlu Türküm diyene" ne düşündürtüyor size?

Evvelkine bağlı. "Ya sev ya terk et" sözüne bağlı. Belki benim özüm, atalarım Türk kökenli değil, ama ben, Türkiye nüfusunun yüzde 80-90'ından fazla, Türkiye'de yaşama hakkına sahip olduğuma inanıyorum. Çünkü ben 509 sene öncesine kadar soyumun burada yaşadığını biliyorum. Bunu söyleyebilecek Türkiye'de yüzde 80 kimse yok. Yüzde 20, yüzde 10 olabilir ama "500 senedir ben kendi soyumun burada yaşadığını biliyorum," diyebilecek bence yüzde 80 yok. İnsanlar çok kolay, din farklılığından dolayı "Sen Türkiyeli değilsin," diyebiliyor. Yani Çerkes, Boşnak... Birçok yerden gelen insanlar var...

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2019. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova