ISBN13 978-975-342-515-5
13x19,5 cm, 360 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Orhan Güneşdoğmuş, “Dünya düzeninin çöküşü”, Radikal Kitap, 13 Mayıs 2005

Dünya düzeni nereye gidiyor? Bu soruya net bir cevabı olan var mı acaba? Dünya düzenine şekil verenler de dahil olmak üzere. Zira ne ABD ne AB ne Çin ne Rusya ne de Ortadoğu'nun seyri, dünyanın geleceğinin net bir profilini vermiyor. Tüm bu unsurların ve bir şekilde bulundukları bölgelerin seyrine şöyle bir baktığımızda da içimizde ürpertiden öte bir şey oluşmuyor açıkçası.

Bu konuda bizlere en çok ipucu sunan güç, halihazırda ve maalesef dünya düzenin seyrine dair en net adımları atan ve de bir hayli tartışmalı, zira bir o kadar tehlikeli bir merkez olan melez ülke ABD. Ortadoğu'da attığı ve atmayı planladığı adımlarla kendi dünya düzeni projesini şekillendirmeye ve ifade etmeye çalışan ABD, 'terörizme' karşı dünyanın güvenliğini sağlama bahanesiyle imparatorluk kurma macerasına girmiş gibi gözüküyor. Richard A. Falk, Amerikan emperyal jeopolitikasını ele aldığı kitabı Dünya Düzeni Nereye?'de bu süreci "Hem dikkatleri savaş-barış sorununa çekerek hem de ülke içinde ve dışında imparatorluk projesine karşı çıkan direniş ve barış hareketlerinin doğmasına yol açarak, küresel adalet mücadelelerinin yararına işlemektedir," diyerek değerlendiriyor, biraz da umut aşılayarak.

Falk, kitabında dünyanın bu gidişatının küresel faşizme doğru bir yol alış olduğunu ifade etmekle birlikte bunun temelde karşıtını da yarattığına ve umudun halen var olduğuna işaret ediyor. Bugüne kadar uluslararası hukuk ve barış girişimleri alanında bir çok aktif görev üstlenen Falk, kitabında dünya düzeninin nereye doğru yol aldığını, devletin ve devlet sisteminin geleceği, bölgecilik, küreselleşme, sivil toplumun gelişimi, dinin rolü, Bush'un postmodern jeopolitikasının somut adımları çerçevesinde güncel gelişmelerle birlikte irdeliyor.

Sermayenin küreselleşmesi, alternatif küreselleşmeciler, ya da 'terörizmin' küreselleşmesi... Richard Falk küreselleşme terminolojisini irdelerken, şirket küreselleşmesi, emperyal küreselleşme, vahiysel küreselleşme ve bölgesel küreselleşme gibi olgular, tanımlamalar üzerinde duruyor. Bu yönelimlerin faklılıklarını birbirleriyle olan karşılıklı etkileşimlerini kendi gerçeklikleri, uluslararası hukuk ve yapılar merkezinde irdeliyor. Son derece de gerçekçi bir yaklaşım sergiliyor aslında Falk. Hatta o kadar geçekçi ki alternatif küreselleşmeciler açısından baktığımızda kimsenin kolay kolay dillendir(e)mediği, bir realiteye dikkat çekiyor.

'Neden din?' sorusuna, dinin insani ilişkilerin kamusal alanında, dünya genelinde bir diriliş içerisinde olduğu cevabını veren Falk, dinin kendisinin ne olduğu ve bugün nasıl tanımlandığı noktası üzerinde çok da durmuyor. Yani var olan tanımlayışı sahipleniyor. Evet coğrafya Ortadoğu olduğunda Falk'un bu önermesi bir hayli doğru. Fakat burada önemli olan nokta 'adil bir dünya düzenini hedefleyen dini temellere dayalı bir ulus ötesi hareketin yükselme' ihtimalinden çok 'din'e bakış açısının bugüne kadar hâkim olan burjuva rasyonalizminin (akılcılığının) etkisinden kurtulup dinin gerçekte ne olduğu ve bugün ne anlama geldiğinin anlaşılmasıdır. Açıkçası Falk da bu konuda böyle bir önerme getirmesine rağmen, 'din'i kavrayışı nedeniyle kendi önerisinde dahi şüpheci bir yaklaşıma sahip.

Dinci aşırıcılığın tüm biçimiyle asgari düzen ve istikrarı tehdit edeceği düşünüldüğünden, bu umudun gölgede kaldığını belirtiyor Falk. Negatif anlamda, İran, Afganistan, Cezayir, Suudi Arabistan, Sudan gibi ülkelerde yürütülen gerici politikalar ve 'modernitenin orta yerinde kuluçkaya yatan' diye nitelediği Cennetin Kapısı ve Aum Shinrikyo gibi mezheplerin tutumlarının da kendi açısından meseleyi düşündürücü kıldığını söylüyor. 'Din' kavramına ve var olan dinsel hareketlere yaklaşımda ekstremist (marjinal, uç) veya seküler (dinler açısından akılcı) ayrımlarını temel almak ne kadar doğrudur bilemiyorum fakat, Falk'un sorguladığı ve bir önerme olarak ortaya koyduğu bu nokta bir hayli önemli. Zira dünya düzenini şekillendirmek isteyenler harcına ne kadar ulusçuluk, yurtseverlik atıyorlarsa (onlara karşı mücadele ediyor gözükmelerine rağmen) o kadar da kendilerinin tanımladığı ve biçimlendirdiği 'dinsel' öğeler katıyorlar (tabii yine onunla çatışıyor görünmelerine rağmen).

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova