ISBN13 978-975-342-563-6
16x21 cm, 184 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Cenk Ağcabay, “Çalınmış hayatların simgesi”, Özgür Gündem, 15 Mayıs 2006

Hükümet, yakın zamanda enerji üretimi amacıyla, nükleer santraller kurulması yönünde açıklamalar yaptı. Bu konuda somut adımlar atma hazırlığı yaptığını açıkladı. Nükleer santral yapımı, dünyaya kâr ve güç odaklı bir bakışa sahip olanlar açısından son derece normal bir tercih. Peki, bu durum, doğa ve insan odaklı bir bakışa sahip olanlar açısından hangi anlamı taşıyor? Nükleer felaketlerin sonuçlarının en açık biçimleriyle karşı karşıya kalınan zamanların ardından, bu anlam daha da netleşti. Nükleer santraller, 'Çalınmış hayatların simgesidir.' Nükleer santraller, insana ve çevreye dönük saldırının en somut araçlarıdır.

Metis Yayınları tarafından yayımlanan, Sertifika No: 000358 - Nükleerin Doğa ve İnsan İçin Bedeli adını taşıyan çalışma, Greenpeace'in Çernobil felaketinin 20. yılında nükleerin doğaya ve insana yüklediği ağır bedeli kamuoyuna duyurmak amacıyla dünya çapında düzenlenen fotoğraf sergisinin kitaplaşmış hali. Kitapta, Mayak, Semipalatinsk, Çernobil ve Tomsk bölgelerinde yaşanan nükleer felaketler sonucu kuşaklar boyu çekilen ve çekilecek olan acılar sergileniyor. Nükleer mağdurları bu kitapta, kendi öykülerini dünyayla paylaşmaya çalışıyor. İnsanın ürettiği bu yıkıcılığın sonuçlarını dünyanın her tarafına göstermeye çalışıyorlar. Tüm bunlar, her gün farklı bir araçla gün yüzüne çıkarken, dünyanın dört bir tarafında nükleerin yıkıcı sonuçları tartışılıp, mahkum edilirken, ülkemizde nükleerin yeniden gündeme getirilmesi ise, ülkemiz egemenlerinin kâr ve güç dışında hiçbir değerle ilkesel bir bağa sahip olmadıklarını ortaya koyuyor. En derin insani acıların, doğal çevrenin felaket boyutlarına varan tahribatının, egemenler açısından taşıdığı tek anlam elde edilecek ekonomik büyüklük olmaktadır.

Kitabın girişinde anlatıldığı gibi, bu eğilim dünya egemenlerini de kapsamaktadır. Gerd Leipold'un ifadesiyle, 'Hem ürkütücü hem de kabul edilemez olan şey şu ki, bugün hâlâ Batı Avrupalı bazı şirketler radyoaktif atıkların bir kısmını geçmişte nükleer felaketlerden etkilenmiş bölgelere ihraç etmeyi sürdürüyorlar. Şimdilerde Mayak, Semipalatinsk ve hatta Çernobil'e büyük miktarlarda, yüksek seviyede radyoaktif atık ihraç etme planları yapılıyor. Bu planlar Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) tarafından da destekleniyor. Nükleer endüstrisi bu insanların ıstıraplarını işte böyle cevaplıyor; onların evlerini ve yurtlarını 'kurban alanı' ilan ederek. Batılı şirketler bu halklara, maruz kaldıkları ciddi tıbbi, ekonomik, ekolojik ve sosyal sorunları çözmeleri için destek vermek yerine, buralara atılıp unutulacak daha da fazla zehirli atık ihraç etmek üzere ticaret anlaşmaları müzakere ediyor.'

Avrupalı sermayedarların gerçek yüzünü açığa çıkaran bu satırlar, ikiyüzlülük ve pragmatizmin Batı kültürünün bir parçası olduğunu da kanıtlıyor. Gözler önünde olan bu insani trajediden bile kâr elde etme yolları arayan bir kültürün, kendini dünyaya bir demokratik uygarlık modeli olarak sunması ise traji-komik bir durum olmaktadır. Kitapta yer alan fotoğraf ve tanıklıklar, nükleerin çevre ve insan üzerindeki yok edici etkilerini çıplak biçimde ortaya çıkarıyor. Bu yönüyle, olası felaketlerin yaratacağı yıkıcı sonuçları da görünür kılıyor. Bu tür, çevre ve insan maliyeti yüksek riskler taşıyan yatırımların emperyalist merkezlerden çevre ülkelere doğru kaydırılması da bir stratejik karar sonucu gerçekleşiyor. Kitapta yüz yüze geldiğimiz her insan öyküsü, içimizi acıyla burkarken, ekolojik sorunlarla hesaplaşma sorumluluğunu da önümüze koyuyor.

Kitapta gözler önüne serilen gerçeklikler, dünyanın yaşamakta olduğu ekolojik krizin sadece bir alandaki yansımalarını oluşturuyor. Ekolojik krizin kapsamı ve boyutları çok daha derinlere yayılmış durumda. Bu kitap, ekolojik yıkıma karşı geliştirilecek mücadeler için çok yararlı bir kaynak olma özelliğine sahip. Ekolojik bilinç ve duyarlılığın toplumsallaşması bu tip çabaların yaygınlaşmasıyla mümkün olabilir. Yaşanabilir bir çevre ve onun organik bir parçası olarak insan anlayışının yaygınlaşabilmesi, kararlı ve bilimsel temellere dayalı bir mücadele anlayışının üretilebilmesine bağlı. Son yıllarda bu konuda yapılan üretimin artışına da tanık oluyoruz.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2021. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova