ISBN13 978-975-342-621-3
13x19,5 cm, 264 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Amed Gökçen, “Korsan Kentleşme”, Agos, 5 Ekim 2007

Türkiye’de herhangi bir seçim öncesinde ve sonrasında sıklıkla gündeme gelen, ‘küçük çaplı’ ekonomik/siyasal talepler etrafında şekillenen gecekondulaşma sorunu 2000’li yıllardan itibaren yerini ‘Mega Kent’, ‘Uydu Kent’, ‘Kentsel Dönüşüm Projeleri’... gibi devletlerin doğrudan müdahil olduğu bir tartışmaya bıraktı. İmar alanlarının büyüklüğü ve ekonomik getirileri bir tarafa, yapılaşmanın başladığı bölgelerin etnik ve kültürel yapısı göz önüne alındığında sorunun sadece ‘kötü’, düzensiz, altyapısı olmayan, modern şehir düzenine yakışmayan yapılarda olmadığı anlaşılıyor. Gecekondulaşmanın sadece ekonomik değil siyasal bir alt yapısının olduğu da görülüyor. Basın bültenlerinde, televizyon programlarında ve tanıtımlarda artık gecekondu mahallelerini daha farklı bir tanım altında takip ediyoruz; fuhuş, hırsızlık, kavga, kirli ve bol çocuklu sokaklar... Geliştirilen bu yeni politikayla birlikte gecekondular/gecekonducular değil, gecekondulaşma fikri doğrudan hedef gösteriliyor.

Mike Davis Gecekondu Gezegeni kitabında gecekondulaşmanın siyasal ve ekonomik getirileri/götürülerini devletler, siyasal partiler, dernekler, legal/illegal örgütler üzerinden değerlendiriyor. Beijing’in eski sanayi banliyöleri Şijingşan, Fengtai, Çangziandian; Mumbai, Kahire, İstanbul, Sao Paulo, Seul dışında Günay Asya’dan Latin Amerika’ya, Afrika’dan Çin’e geniş bir alandaki gecekondulaşma politikaları mercek altına alınıyor. Mike Davis bu geniş alan içersinde gecekondulaşmayı devletlerin özel politikaları çerçevesinde incelemesi dışında, Marksist teorinin gecokondulaşma karşısındaki açılımları ile Pentagon’un gecokonduların yeni direniş mekanları olduğuna ilişkin araştırmalarıyla kıyaslıyor.

“Kemalist devlet ne toplu konut inşa etmeye hazırdı ne de devlet arazisini özel sektöre devretmeye; bunun yerine ‘popülist himayecilik ilişkilerinin yarattığı atalet hâkim politika haline geldi” Anadolulu göçmenler Ankara ve İstanbul’daki yetkililerle pazarlık yapıp. Şehrin dış bölgelerine gecekondu yapmak durumunda kalmıştı.”

Siyasal/ekonomik durum, göç ve sürgünlerle değişen Osmanlı/Türkiye nüfusu ve seçilen yerleşim alanlarına ilişkin yapısal sorunları birbirinden ayrı tutamıyoruz. 1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla beraber Kırım’dan Tatarlar, 1860 Kafkaslar’daki Rus egemenliği sonrasında Abhaz, Çerkez ve Çeçen gruplar... 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşıyla ve 1821 Mora Ayaklanması ardından Türk akımlarıyla yaklaşık 3.5 milyon kişi yer değiştiriyor. Ve Balkan Harbi’nde göç eden 600 bin kişi...

20. Yüzyılın başlarında (1912-25) ise halen tartışılan gelen ve Türkiye tarihinin kırılma noktaları sayılabilecek, artık geri dönüşü olmayan göçler başlıyor; Emeni, Süryani, Ezidi, Keldani, Nasturi göçleri. Çoğunlukla önce komşu ülkelere oradan da başka ülkelere göç ediyorlar. 1923 yılında imzanan mübadele antlaşmasıyla beraber neredeyse Türkiye’nin Ege kıyılarının nüfusu büyük oranda değişiyor. Lozan Mübadelesi sırasında Rum ve Türklerden yaklaşık 1.5 milyon insan yer değiştiriyor. Bu göçler sırasında/sonrasında gelenler yeni konutlar yapıyor, boşalan yerler ise başka illerden getirilenlerle dolduruluyor.

1940-60 sonrasında köyden kentlere akınlarla başlıyan tartışmalar çoğunlukla ekonomik kâr/zarar üzerinden yürütülse de 1980 sonrasındaki tartışmaların ana kaynağı göçlerle birlikte başlayan gecokondulaşmanın siyasal getirileri/götürüleridir. Çünkü gecekonduların bulunduğu mekanların ekonomik ederi kadar gecekondulaşma fikrinin bir siyasal zemine oturtulması da tehlike olarak görülüyor. Mike Davis, Gecekondu Gezegeni’nde Dünya Bankası ve IMF’nin kıskacındaki devletlerin gecekondulaşmayı engellemek için geliştirdiği önlemlerin yoksulların değil orta sınıfın işine yarıdığını farklı ülkelerden ve politik teorilerden örneklerle sunmaya çalışıyor.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2021. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova