ISBN13 978-975-342-643-5
13x19,5 cm, 352 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Önsöz, s. 7-9.

Bu ciltte bir araya getirilen denemeler hiçbir şekilde eleştiri tarihine bir katkı olma ya da günümüz Avrupa edebiyat eleştirisi alanındaki eğilimlere dair, çok kaba bile olsa, bir panaroma sunma iddia-sında değildir. Burada daha farklı bir sorun ele alınmaktadır. Her denemede farklı bir edebi anlayış sorunu irdelense de, hiçbirinde soruna sistematik bir şekilde yaklaşılmamaktadır. Bu yazılar çeşitli vesilelerle –konferanslar, dersler, toplantılar– kaleme alındı ve yaptığı çalışmalar ABD ile Avrupa arasında hemen hemen eşit bölünmüş birinin zihninde ister istemez uyanacak ilgi alanlarını yansıtıyor. Konular belirli bir eleştirmene gösterilen kendiliğinden ve kimi zaman kişisel bir ilgi neticesinde seçildi ve kapsamlı bir seçki sunmaya çalışılmadı. Denemelerin çoğu romantizm ve romantizm-sonrası edebiyatla ilgili, eleştiriyle bağlantısı olmayan daha kapsamlı incelemelerin bir yan ürünüdür. Kitabın mükerrer örüntüsü sonradan geriye dönülerek kuruldu ve yerleşik edebi yorum teorilerine olan benzerlikler tümüyle tesadüfi ya da kitabın terminolojisiyle söylersek körlemesinedir. Daha önceki bir döneme ait olan denemelerin terminolojisini güncellemek gibi bir çaba içerisine girmedim ve küçük değişiklikler dışında, ilk yazıldıkları halleriyle bıraktım.

Kitabın sistematik olmayan yönüne vurgu yapmamın nedeni, genel edebiyat pahasına eleştiriye odaklanmamın doğurabileceği yanlış izlenimin önüne geçmektir. Eleştiriye olan ilgim temel edebi metinlere olan ilgimden sonra gelir. Nasıl modern eleştiri tarihine bir katkı sunma iddiasında değilsem, özerk bir disiplin olarak var olacak bir eleştiri biliminden de kendimi aynı derecede uzak hissediyorum. Deneysel genellemelerim bir eleştiri teorisi geliştirmeye değil, genel olarak bir edebiyat dili geliştirmeye yöneliktir. Edebiyat üzerine açıklayıcı yazılar ile şiir ya da kurmaca sanatının "saf" edebi dili arasındaki bilindik ayrımlar kasten bulanıklaştırılmıştır. Aynı zamanda romancı ya da şair olan eleştirmenlerin seçilmiş olması; Baudelaire ya da Yeats gibi şairlerin açıklayıcı eleştirel metinlerinin kullanılmış olması; söylemsel, denemesel yazıları kurmaca yazılarla birleştiren yazarların tercih edilmiş olması – bunların hepsi de aynı yöne işaret etmektedir. Ben tüm bu yazı türlerinin, edebi metin sıfatıyla sahip olduğu ayırt edici nitelikle ilgileniyorum ve nitekim okuyacağınız denemeler de bu ayırt edici niteliğin başlangıç mahiyetinde bir tanımını yapmak amacındadır.

O halde şairler ya da romancılar arasında, o kadar da müphem olmayan edebiyat metinleri kolaylıkla bulunabilecekken eleştirmenler üzerine yazarak olayı daha da karmaşıklaştırmak niye? Bunun nedeni, edebiyat dili hakkında teorileştirmelere geçmeden önce, okumanın içerdiği karmaşıklıkların farkına varma zorunluluğudur. Keza eleştirmenler de bilhassa özbilinçli ve uzman birer okur olduğundan, bu karmaşıklıklar onların eserlerinde daha açık bir şekilde görülebilir. Okuma anında ilgisini çeken özel anlamı metinden ayıran dolayımları unutmaya yazgılı olan doğal, eleştirellikten uzak okur bunları aynı açıklıkla göremez. Okumanın karmaşıklıkları, aynı şekilde, bir şiirde ya da romanda da açıkça görülemez, zira dilde o denli derine kök salmışlardır ki gün ışığına çıkarılmaları için kapsamlı bir yorum gerekir. Eleştirmenler okuma sorunuyla az çok açıktan ilgilendiklerinden, bir eleştirel metni metin olarak –yani, söz konusu okuma sürecinin farkında olarak– okumak diğer edebiyat eserlerini bu tarzda okumaktan daha kolaydır. Ne var ki eleştirel metin incelemeleri asla kendi başına bir amaç olarak görülemez ve yalnızca genel olarak edebiyatın anlaşılması için bir ön hazırlık niteliğiyle değere sahiptir. Eleştirel okumanın barındırdığı sorunlar edebi dilin ayırt edici özelliklerini yansıtmaktadır.

Birkaç çağdaş eleştirmenin incelenmesi sonucunda okuma ile ilgili ortaya çıkan tablo hiç de basit değildir. Hepsinde de edebiyatın doğası hakkındaki genel önermeleriyle (eleştirel yöntemlerini dayandırdıkları önermelerdir bunlar) yaptıkları yorumların fiili sonuçları arasında paradoksal bir uyuşmazlık vardır. Metinlerin yapısı hakkındaki bulguları, model olarak kullandıkları genel anlayışla çelişmektedir. Bu uyuşmazlığın farkında değillerdir, üstelik bu uyuşmazlıktan beslenirler ve en iyi içgörülerini bu içgörülerin çürüttüğü varsayımlara borçludurlar.

Bu tuhaf örüntüyü birkaç özgül örnekle belgelemeye çalıştım. Eleştirmenleri edebi kavrayışlılığı tartışma götürmez olan yazarlar arasından seçerek, bu uyuşmazlık örüntüsünün, bireysel ya da kolektif sapkınlıkların sonucu olmak şöyle dursun, genel olarak edebi dilin kurucu bir karakteristik özelliği olduğunu iddia ediyorum. Metin ile okur arasındaki aldatıcı etkileşim üzerine daha sistematik bir formülasyon "Körlük Retoriği" başlıklı denemede ele alınacak.

Eleştiri üzerine kısmın sonuçlarını şiir sanatına ya da kurmaca metinlere dek genişletmedim, fakat son iki denemede bu eleştirel uygulamadan çıkan içgörünün edebiyat tarihi anlayışımızı nasıl etkilediğini göstermeye çalıştım. Bir edebi metnin sınırlı bir anlama ya da anlamlara indirgenebileceğini sorgusuz sualsiz kabul etmekten vazgeçip okuma edimini doğru ve yanlışın kopmaz bir şekilde iç içe geçtiği sonsuz bir süreç olarak görürsek, edebiyat tarihinde kullanılan hâkim şemalar (bunlar genellikle genetik modellerden tüketilir) artık uygulanabilir olmaktan çıkarlar. Örneğin modernlik sorunu artık bilindik ölüm ve yeniden-doğuş metaforlarıyla ifade edilemez. Bu metaforlar doğal nesnelere ve bilinçli öznelere uygulanabilirse de, ele avuca sığmaz muammalar oldukları ortaya çıkan edebiyat metinleri için aynı şey geçerli değildir. Son iki deneme bizim romantizm sonrası modernliğimizin gündeme getirdiği tefsir ve tarih sorunlarına geçişi sağlamaktadır.

Borçlu olduklarım sıralanamayacak kadar çok. Üzerine yazdığım eleştirmenler söz konusu olduğunda ve özellikle de onların varsayımlarını tartışıyor göründüğümde buna tanık olmak güç değil. Aslına bakılacak olursa belki de kitabın gerçek konusu eleştirilen metin ile bu metnin borçlu eleştirmeni arasındaki nahoş ilişkidir.

P. de M.

Baltimore-Zürih, 1970

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova