ISBN13 978-975-342-689-3
13x19,5 cm, 184 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Onur Behramoğlu, “Etkilenme: Yıldızlardan bulaşan hastalık”, Remzi Kitap Gazetesi, Mart 2009

Amerikalı eleştirmen Harold Bloom, 20. yüzyıl eleştiri literatürüne armağan ettiği “etkilenme endişesi” kavramını bir şiir teorisine dönüştürürken, tek büyük istisna olarak, hayranlık duyduğu Shakespeare’i gösterir: “Shakespeare dünyayı, dünyanın onu etkilediğinden çok daha fazla etkilemiştir.”

Şair, oyun yazarı ve aktör Shakespeare’in özgün elyazmalarından hiçbiri günümüze ulaşmadı. Oyunlarının ilk toplubasımı da, onunla aynı kumpanyada bulunan iki oyuncu tarafından, ölümünden yedi yıl sonra, 1623 yılında gerçekleştirildi. Oyun metinlerinin değişik kopyaları arasında önemli farklılıklar bulunsa da, oyunlardaki pek çok sözcük zamanla kullanımdan kalksa da, bazı uyaklara-vezinlere bugün bakıldığında düzensizlik sezilse de, şiir ile düzyazıyı harmanlayarak yazan Shakespeare, 1750’lerden bu yana, tüm zamanların en büyüğü sayılıyor. “Hiçbir bağlamın, teatral bağlamın bile sınırlayamadığı; düşüncelerle ve imgelerle nefes alıp veren ve kendisine akacak bir mahreç aradığında tiyatroyu hazır bulan” bu benzersiz dehayı dışarıda bırakarak, etkilenme sorununu irdelemek olası değil. Ne de olsa hepimiz, hiçbir metnini okumadan ya da hiçbir oyununu izlememiş olsak bile, onun etkisini duymuş olacağımızı içten içe bilmekteyiz.

İngilizcede “influenza” sözcüğü “grip”, “influence” sözcüğü “etkilenme” anlamına gelirken; kök anlamı “içe akış” ve asıl anlamı “insanlara yıldızlardan gelen kuvvet ya da tecelli” olan “influence” sözcüğünde, gizemli bir gücün insanın iliklerine işleyişi hissedilir. Bütünüyle “özgün” yapıtlar üretmek isteyenler, bunun doğuracağı “etkilenme endişesi”ni aşabilirlerse, “şiirsel yanılgı ya da yanlış okuma” olarak tanımlanabilecek yaratıcı yorumlarıyla, unutulmaz yapıtlara imza atarlar. Komedya hariç tüm türlerde kendisinden önce sahne alan Christopher Marlowe da, Shakespeare üzerinde böylesi bir etki yaratmıştır. Ovidius, Chaucer, Kutsal Kitap, Holinshed Tarihi gibi pek çok isim ve yapıtla beslenen Shakespeare’i, yaratıcı saplantıya varacak denli şaşırtıcı ve uzun süreli etkileyen, Marlowe’dur. Elizabeth dönemi tiyatrosunu devrim niteliğinde değişimlere uğratarak ahlak zabıtalarını ürküten şair, 1593 yılında, henüz yirmi dokuz yaşındayken bir meyhane kavgasında öldürülene dek, enerjisiyle, seyirci üzerindeki patetik ikna gücüyle, yarattığı Timurlenk ve Barabas gibi karakterlerle, zaman zaman Marlowe’dan çok Marlowe’culuk yapacak denli etkilemiştir Shakespeare’i… Hamlet’e sıra geldiğinde ise, güçlü selef alt edilmiş; Shakespeare’in uçsuz bucaksız insan manzaraları, Marlowe’un tek boyutlu karakterlerini gölgede bırakmıştır.

“Şiirin Yanlış Okunması”, “Tamamlama ve Antitez”, “Tekrar ve Süreksizlik”, “Karşı-Yüce”, “Arınma ve Tekbencilik”, “Ölülerin Dönüşü” başlıklı bölümlerde ayrıntılarına değindiği “etkilenme teorisi”nin esinini Nietzsche ve Freud’dan alan Harold Bloom, en beğendiği çağdaş şairlerde, şiirin ölümüne karşı kavga veren bir güçle birlikte, sonradan gelmiş olmanın verdiği bitkinliği görür. İngilizcenin en büyük şairi Shakespeare’i kitabındaki tartışmanın dışında tutmasının sebebi, “onun, etkilenme endişesi şiirsel bilinçte merkezi bir yere sahip olmadan önceki devler çağına ait olması; şiir öznelleştikçe, seleflerin gölgesinin baskın hâle gelmesi ve Shakespeare’in esas selefinin, onun kadar büyük bir şair sayılmayan Marlowe olmasıdır.”

Homeros, Dante, Shakespeare gibi devlerden sonra neden şiir yazılır, ardımızda kalan her şeyi toparlamak için mi? Neden ve nasıl şair olunur? “Başka şairlerin –hayranlık uyandırıcı, acı verici, keyif verici– varlığı anlamında Şiirsel Etkilenme; o kusursuz tekbencinin, yani güçlü şair olma ihtimali yüksek şairin ta derinliklerinde hissettiği Şiirsel Etkilenme. Zira şair kendi en derin özlemlerini diğer benliklerin farkına vararak öğrenmeye mahkûmdur. Şiir onun içindedir, ama o kendi dışındaki şiirler –büyük şiirler– tarafından bulunmuş olmanın utancını ve ihtişamını hisseder.” Etkilenmeyi aşma uğruna tam karşıtını yapmanın da bir taklit biçimi olduğu ve taklidin tanımının ikisini de içermesi gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.

Harold Bloom’un dediği gibi, şiir, şairin, diğer şairlerden sonra dünyaya gelmekten duyduğu melankoli; bir şiirin anlamı, bir başka şiir; eleştiri de şiirden şiire giden saklı yolları bilme sanatı ise, “Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez / Gönülden gönüle yol gizli gizli” diyen halk bilgesi, şiiri ve insanı sahiden duyuyor demektir. “Etkilenme endişesi”nin yerine, “Evvelim sen oldun ahirim sensin” yüceliğini soluyarak… Tıpkı, Shakespeare’in “Anka ile Kumru” ağıtındaki gibi: “Aşk içinde birleşip öyle seviştiler ki / Kavuştular, tek varlık oldular, tek bir cevher: / Apayrı olsalar da ayrı ayrı değiller. / Sayı kavramı öldü: hiçtir bir ya da iki.”

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova