ISBN13 978-975-342-738-8
13,5x21,5 cm, 264 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Tractatus Logico-Philosophicus, 1985
Felsefi Soruşturmalar, 2007
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Asuman Kafaoğlu Büke, 'Felsefenin üç atı: bilgi, şüphe, kesinlik", Radikal Kitap Eki, 1 Ocak 2010

Felsefeciler arasında nesilden nesle aktarılan bazı efsaneler vardır. Bunlardan biri 20. yüzyılın önemli düşünürlerinden G. E. Moore’un bir felsefe seminerinde, çağdaşı filozofları sağduyuya davet etmek için elini havaya kaldırarak, “Bu bir eldir” dediği konuşmasıdır. Moore’un bu çıkışı, sağduyudan iyice uzaklaşan, varlıkbilim ve epistemolojiden sadece teknik terminolojiyle söz eden filozoflar için gerçekten de uyarıcı bir etki yaratmıştır. Konuşması boyunca arada sırada elini gösterip “bu hâlâ bir eldir” sözlerini yineleyerek, komik ama bir o kadar da etkin bir hava yaratan Moore, ‘A Defence of Common Sense’ (Bir Sağduyu Savunması) adlı makalesinde, daha sonraları ‘Sağduyu Felsefesi’ adıyla anılacak olan bilgi kuramını ortaya koyar. Moore’un felsefesi genel okur tarafından pek bilinmez ama felsefe öğrencileri için çok önemlidir. Hem çok sayıda düşünürü etkilemiş hem de çağdaşları gözünde çok saygın bir yere sahip olmuştur.

Ludwig Wittgenstein da Moore’un kuramlarına ilgisiz kalmaz. İki düşünür aynı dönemde Cambridge’de hocalık yaparken yakın dostluk kurma şansı da bulmuşlardır. Wittgenstein’ın geçen hafta yayımlanan Kesinlik Üstüne, “(b)urada bir el olduğunu biliyorsan, geri kalan her şeyi sana bağışlayacağız” sözleriyle başlar. Yazarın gönderme yaptığı Moore’un ünlü sözleridir. Romanlarda bile ender bulunacak bu muazzam giriş tümcesiyle vakit kaybetmeden konuyu ve durduğu yeri belli eder Wittgenstein. Eserin ana konusu bilgi, şüphe ve kesinliktir. Bu konu elbette sadece Wittgenstein tarafından değil, yüzlerce yıldır tüm felsefe akımları tarafından ele alınmıştır. Konu aslında basit görünür: dış dünyayı bildiğimizi ne kadar netlikle söyleyebiliriz? Ve söylediğimizde, şüpheciliğin ağlarına düşmekten kurtulabilir miyiz?

Kesinlik Üstüne Wittgenstein’ın hayatının son yıllarında yazdığı notlardan oluşur. Ölümü ardından dost ve öğrencilerinin derlediği kitap, genelde Felsefi Soruşturmalar’daki yan temalardan birine açıklık getiren notlar olarak ele alınır. Dağınık bir yapıda olmaları, yazarın bunları yayımlanmak üzere elden geçirmediğinin kanıtıdır, zaten eserlerinin ancak ölümünden sonra basılması dileğini dostlarına çok kereler dile getirmiştir. Dağınık yapıda dedik ama filozofun sadece merkez konu (bilgi ve kesinlik) etrafında yazdığı notlardan oluştuğu için, bu hissedilmez. Ayrıca bazı temalardaki süreklilik ve yineleme, düzensiz yapıyı yine de anlaşılır kılar.

Wittgenstein’ın ontoloji ve epistemoloji konularında en değerli (yaşamının sonunda ulaştığı olgunlukla, en gelişmiş) fikirlerini tartışan bir eseri kısa bir tanıtım yazısında anlatmak mümkün olmaz fakat bu eseri okuduktan yirmi yıl sonra yeniden elime alınca, Wittgenstein’ın felsefe tarihini, çağdaşlarını (dostlarını) ve hepsinden çok da kendisini nasıl sürekli eleştiri altında tuttuğunu görmek inanılmaz geliyor. Kendi felsefesine de en acımasız silahlarla saldırışı çok özgündür. Felsefesini kökten değiştirmekten de hiç çekinmemiştir oysa felsefe tarihi boyunca bunu yapmış düşünür sayısı fazla değildir.

Felsefenin en değerli sorusu G. E. Moore’un kuramına göre insan algılamaları dışında ve insanın algılamalarından bağımsız olarak varlığını sürdüren bir dünya vardır. Wittgenstein’a göre bunu söylemek, felsefe adına bir şey söylemek değildir, buna rağmen Moore’a hayranlığını dile getirir. Ona göre Moore, kaçmak istediği ve gereksiz bulduğu şüpheciliğin kucağına atar kendini çünkü bu tip önermeler dünya hakkında bilgi verir ama “bunu nereden biliyorsun?” sorusuna yanıt vermezler. Felsefe içinse asıl olan bu sorudur. Buna göre, “Bu bir eldir” önermesi dil içinde bir çerçeve oluşturmak ve dünyaya bir anlam yaratmaktan başka bir şey değildir. Ve Wittgenstein’a göre, bu tür önermeler zaten şüphe altında olmamalıdır. Çünkü Moore’a yanıt olarak “burada bir el olup olmadığını bilmiyorum” denmesinin anlamı yoktur; yanıt sadece “daha yakından bak!” olabilir.

Wittgenstein filozoflar arasında, açıklamalarını en iyi örneklendirenlerin başında gelir. Kesinlik de bu açıdan benzersiz örneklerle dolu. Örneğin yukarıdaki açıklamadaki dil işlevini, bir kapı mandalına benzetir. Moore’un önermeleri gibi önermeler, aynen kapı mandalının gördüğü türden işleve sahiptir, kapının açılıp kapanmasına, başka deyişle işlemesine yararlar. Moore’un sağduyu önermeleri de bunlar gibi, dilin anlam kazanmasını sağlar. Fakat bunları epistemolojik anlamda ele aldığımızda, anlamlarını sorguladığımızda, felsefeye fayda sağlamayacak kadar basittirler. Bu noktayı anlamak, Wittgenstein’ın dil felsefesini anlamak için zorunludur.

Wittgenstein Kesinlik’te, dış dünyanın şüphe edilebilir olduğunu savunmak gibi bir niyet taşımıyor. Ayrıca şüpheciliği çürütmek ya da Moore’un sağduyu felsefesini desteklemek gibi bir niyeti de yok. Tek gösterdiği (hem de çok zeki örneklerle) şüphenin gerekeni yapmadığı. Bazı önermelerin doğal hallerinde mantıklı olduğunu söylemekle yetiniyor, bunlar dil içinde belli bir yere sahip araçlar Wittgenstein için. Bunlara fazla anlam yüklemek, dilin işleyiş biçimiyle dünyanın işleyiş biçimini değiştirmeye çalışmak kadar anlamsız. Dilsel bir kullanımla düşünceler düzene sokulabilir fakat dilsel bir düzenleme ile çorap dolabı daha toplu bir hal almaz; ya da düşünerek ve mantıksal açıklamalar yaparak dünya daha düzgün bir yer olmaz. Aslında Wittgenstein’ın dil felsefesi böylesine basit bir noktadan hareket ederek, dünyayı yeniden anlamlı kılmaya çalışır. İkinci Wittgenstein dönemi olarak bilinen düşüncelerinin merkezinde, gerçekliği bir dilsel oyun olarak görmemek yatar.

Zevkle okunacak bir yapıt

Kesinlik Üstüne genelde kendi başına yayımlanan bir eserdir. Metis Yayınları hoş bir sürprizle kitaba Kültür ve Değer adlı, yazarın başka notlarını da eklemiş. Ayrıca böyle yaparak kitabı daha geniş bir okur kitlesi için ilginç kılmışlar. Kesinlik Üstüne sadece felsefe öğrencilerinin ilgisini çekecek bir yapıt ama Kültür ve Değer aksine genel anlamda felsefeye ilgi duyan, sanat ve kültür üzerine yeni düşüncelere açık herkes tarafından zevkle okunacak bir yapıt. Wittgenstein’ın derin müzik bilgisini görmek de okurun hoşuna gidecektir. Bildiğim kadarıyla her iki eser ilk kez dilimize çevriliyor. Kesinlik’i belki en çok Felsefi Soruşturmalar’ı daha iyi anlamak isteyen bir okur ama Kültür ve Değer’i herkes okumak isteyecektir.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova