ISBN13 978-975-342-730-2
13,5x21,5 cm, 408 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Şarkiyatçılık, 1999
Kış Ruhu, 2000
Geç Dönem Üslubu, 2008
Medyada İslam, 2008
Yersiz Yurtsuz, 2014
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Emrah Pelvanoğlu, “Edward Said’den ‘tekinsiz eleştiri’ “, Kitap Zamanı, 4 Ocak 2010

Şarkiyatçılık’ı (1978) okumadan evvel, onun bilgisini farklı çalışma alanlarına taşıyan birçok yazı sayesinde kitaba dair olumlu bir önyargı edinmiştim.

Ancak bu olumlu önyargının oluşmasında etkili olan, ilgili yazıları okumamdan da evvel, oryantalizmin (öyle ya da böyle) nesnesi olmuş bir kültürün içinde büyümüş olmam, dahası bu kültüre dair geliştirdiğim farkındalıktır. Hatta bu farkındalığın, içinde büyüdüğüm kültürü anlatısallaştıran özcü / milliyetçi ideolojinin “otoritesi” kadar (ve hatta ondan çok), bu otoritenin beraber var olduğu, “kaçınılmaz olarak ona eşlik eden”, onun için Batılı ya da onun için Doğulu olan çeşitli “tasallut” imkânlarıyla biçimlendiğini söyleyebilirim. Bütün bunlar, kurguladığım bu özne için, benim için oryantalizmin, “bir eleştiri niyeti olarak Şarkiyatçılık’ı okumamdan evvel başladığını belirtir.

Yukarıdaki paragraf, Başlangıçlar: Niyet ve Yöntem (1975) için yazılan bu tanıtım yazısının giriş paragrafı. Paragrafta kurgulanan “ben” ve onun anlatısı, Başlangıçlar’ın kışkırttığı ve onu anlatmak için kullanılmış bir yöntem. Başlangıçlar için niyetlenilmiş bir yazının Şarkiyatçılık’a dair bir anlatı ile başlaması ise, Edward Said'in (1935-2003), (Türkçede ve belki de bütün dünyada) “dünyevî” bir bilgi alanı ve eleştiri imkânı olarak, oryantalizmle başlamış olmasıyla açıklanabilir. Bir diğer sebep Şarkiyatçılık'ın, Başlangıçlar'ı takip eden Said çalışması olması, dolayısıyla Şarkiyatçılık'a dair bilgimizin, Başlangıçlar'ı açıklamak için ihtiyaç duyacağımız tarihselliğe ait bir başlangıç nüvesi taşıyabileceği düşüncesidir. Ancak Başlangıçlar'ın edebiyat eleştirisi, Şarkiyatçılık'ın ise politik eleştiri bağlamında değerlendirildiğini düşünürsek, umduğumuzun aksine bu “başlangıç nüvesi”nin, bir çelişki taşıdığı, iki çalışma arasında bir süreksizlik olduğu da iddia edilebilir.

Hazır kategorilerin dışında

J. Hillis Miller, Diacritics'in 1976 yılında yayımlanan Başlangıçlar özel sayısına yazdığı “Beginning With A Text” (Bir Metinle Başlamak) başlıklı yazısında (ki Başlangıçlar'ın dördüncü bölümünün adıdır), hem Said'in hem de Başlangıçlar'ın, kendisi ve genel olarak (Batılı) okur için herhangi bir bağlama yerleştirilmesi zor ve hazır kategoriler için uyumsuz olduğunu söyler. Said soyadlı bir Filistinlinin Edward adını taşıyor olması, Ortadoğu kökenlerine rağmen Batılı edebiyatların modernist yapıtları üzerine yazması (son kertede Columbia'da ders veriyor oluşu “endişe giderici” olsa da) Batılı bir zihin için kavranması zor şeylerdir. Bir bakıma yapıtın yazarı da kendisi gibi sınıflandırılmaya karşı direnmektedir. Miller, Başlangıçlar'ı takip edecek çalışmanın Şarkiyatçılık olacağını kestirmenin de kendisi için aynı derecede güç olduğunu belirtir. Bu yüzden “süreksizlik”, (hem yazar, hem de yapıt için) Başlangıçlar'ın ana izleklerinden biri olarak değerlendirilebilir. 1994 yılında Şarkiyatçılık'a eklediği sonsözde Said'in, bu yapıtının başlangıcından son haline gelinceye kadar devam eden bir jestle kaleme aldığı tek yapıtı olduğunu belirtmesi, diğer yapıtlarına atfettiği süreksizlik nosyonu açısından ayrıca önemlidir.

Başlangıçlar, düzensiz ya da heterojen olmamakla birlikte, bilinen bütünlük modelleriyle (organik birlik, diyalektik ilerleme, şecere dökümü gibi) de çelişen bir üretim ya da toplama (assemblage) nosyonunun peşinde yüz küsur metnin içinden geçer. Miller'a göre Said, bilinen bütünlük modellerinin yerine; boşluklar, eksiklikler ve tamamlanmamışlıklarla parçalanmış bu ayrıksı toplama nosyonunu koyar. “Çokkatmanlı bir dağılmanın uyumu” olan bu nosyon, Said'in “başlangıç niyeti” ya da “metot” olarak adlandırdığı şey tarafından çok titiz bir şekilde bir arada tutulur. İşte bu alternatif düzen biçimi, Başlangıçlar'ın da konusudur.

Kitabı bir arada tutan parçalanmışlık ve zorluk, bu alternatif düzenle birebir uyum içindedir. Bölümlerin birbirlerini takip etmeyen süreksizlikleri, her bölümün kendi içinde görece tutarlı olsa da gayet atlamalı ilerleyen yapısı ve alışılmış birincil metin – ikincil metin karşıtlığını bozan alıntılama yöntemi bu uyumu aşikâr eder. Said; Marx, Lukács, Freud, Nietzsche, Conrad, Valéry, Barthes, Derrida, Swift, Coleridge, Vico ve daha onlarca ismi ve yüz küsur yapıtı, Miller'ın deyişiyle kendisi için bir başlangıç yapmak ve bu başlangıcı bir kitap üretmek, mekânda bir yer edinmek ve dünyevileşmek için kullanır, yargılar, temellük eder, yeniden biçimlendirir.

Dolambaçlı bir girişim

Başlangıçlar'ın Türkçe çevirisinin de baz alındığı 1985 yılındaki Morningside baskısına yazdığı önsözde Said, Miller'in yukarıda bahsettiğim yazısından ayrı olarak yine 1976 yılında yayımlanan bir başka yazısına değinir. Miller bu yazısında Başlangıçlar'ı “tekinsiz eleştiri” adını verdiği bir türe ait görmektedir. Yani bu kitap, esasen tarihsel ya da filolojik araştırmacılığın geleneklerine, sağduyuya dayalı uzlaşımlarına ve hatta takvalarına dayalı olmayan, “kişiyi genellikle zekâya direnmeyi neredeyse başardığı … mantıkdışı, absürd alanlara” götüren, “sözcüklerin mantığından kaçmaya yönelik dolambaçlı bir girişim”dir. Ancak Said, kısmen onaylasa da bu sınıflandırmanın Başlangıçlar'da yapmaya çalıştığı şeyi nitelemek için yeterli olmayacağını belirtir. Said “Tarih dışı absürdlüklerle ilgilenmek şöyle dursun, şeyleri başlangıçtan itibaren, ‘tarih içinde' tarif etmeye girişen tarihsel geri bakışın gerektirdiği muazzam çabayı tasvir etmeye çalıştım.” der.

Son olarak Said'in, ilk baskıdan on yıl sonra yazdığı bu önsözde, Başlangıçlar için belirlediği iki ana eleştirel nokta üzerinde duralım. İlki “köken”e karşıt olarak “başlangıç” kavramıdır. “Köken ilahi, mistik ve ayrıcalıklı; başlangıç ise seküler, insan ürünü ve sürekli incelemeye tabi bir şeydir.” Said bu kavramın, tahakküm eleştirisi, bastırılmış tarihin yeniden incelenmesi, geleneklerin analizi gibi çeşitli eleştiri biçimlerinde teşvik edici bir rol oynadığını belirtir. İkincisi ise anlatı ile metinsellik arasında kurulan bağdır. Said, bu bağ sayesinde yazarlık, baba mülkiyeti ve iktidarı birbirine bağlayan bir otorite kuramı geliştirildiğini, bu kuramın “söylemin manipülasyonu ve denetiminden hakikatin ve ‘Öteki'nin temsiline kadar bir dizi entelektüel pratiğin toplumsal tarihini içine alacak şekilde genişletilebilecek” bir kuram olduğunu belirtir.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova