ISBN13 978-975-342-722-7
13x19,5 cm, 120 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Pakize Barışta, “Jacques Vergès ve Savunma Saldırıyor”, Taraf, 28 Haziran 2009

Edebiyat, aslında evrenin tüm duygularına, insanlığın tüm hallerine sahip çıkan, habaset karşısında bütün bunları koruyan ve savunan bir insani üst eylemdir.

Edebiyat adaleti de savunur; sistemin adaletsizleştirdiği, yönetimin eline geçirdiği ve yozlaştırdığı adaletin karşısına da dikilir yeri geldiğinde.

Andre Gide, Cinayet Mahkemesi Anıları’nda: “Ama şimdi deneylerimden biliyorum ki, adaletin yerine getirilmesini dinlemek ya da buna bizzat yardım etmek, bambaşka. İnsan adaleti ne denli belirsiz ve güvenilmez bir şey, işte on iki gün boyunca içim daralarak bunu hissettim” der.

Edebiyat, hukukun önünde gider bence.

Adaletin değil, estetiğin kazanacağını savunan, edebiyatın adaletle ilgisini içselleştiren Avukat Jacques Vergès, “Zafer, jüridekileri en çok etkileyen öyküyü anlatanın olacak” diyor.

Jacques Vergès’nin Savunma Saldırıyor adlı hukuk kitabı, aynı zamanda bir edebi envanter sanki; adaleti ilgilendiren, edebiyat içinde yer alan anlatımlar, edebiyatçının adaletle ilgili görüşleri hassas bir terazide tartılırcasına Jacques Vergès tarafından incelikle örnekleniyor.

Kafkayesk, edebiyat kaynaklı bir terim olarak, dünyanın bu en büyük ceza avukatının kitabında K’nın Evreni bölümünde yer alıyor. Devlet-adalet ilişkisinin netleşmesinde edebiyatın işlevi oldukça manalı Jacques Vergès için.

“Bu evrende, adalet tutarsız değildir. Aksine ne yaptığını çok iyi bilir. ‘K bir anayasa Devleti’nde yaşıyordu. Huzur her yerde hâkimdi. Yasalara uyuluyordu.’ Bekçinin dediği gibi, ‘bağlı olduğumuz otoriteler, tutuklama belgesini vermeden önce, tutuklamanın gerekçeleriyle ilgili çok titiz araştırma yaparlar.’ Sorgulamalar aşırı derecede titizdir, ‘aynı zamanda da, sanığın fazla yorulmasını engellemek için, oldukça kısa tutulurlar’. ‘Daha titiz bir adalet yoktur,’ der avukat. Gene de K niçin mahkûm edildiğini öğrenmeyi başaramaz ve sonunda öldürürler onu, Neuf-Chateau ormanlarındaki bir kurt gibi.”

Franz Kafka ile Jacques Vergès buluştuğunda edebiyat-adalet ilişkisi bu kadar netleşebiliyor işte.

Ceza avukatı Jacques Vergès, insanı ve insanlığın kaderini bir anda değiştirebilecek ceza davasını –ki bu dava türü, edebiyatı diğer dava türlerinden çok daha fazla ilgilendirmiştir. Örneğin Suç ve Ceza’daki Raskolnikov- tüm hukuk tarihinde yer aldığı biçimleri inceleyerek şu sonuca varıyor: “Ceza davasının üslubunu belirleyecek olan temel ayrım, sanığın toplumsal düzen karşısındaki tavrıdır. Sanık, düzeni kabul ederse dava mümkün olur ve açıklamalarını getiren sanık ile değerlerine saygı gösterilen yargıç arasında bir diyalog oluşturur. Sanık eğer düzeni reddederse, adli makine parçalanır; bu bir kopuş davasıdır.” Bu analiz içinde yer alan kopuş durumu, aslında yargılananın, (sanığın) yargılayanı yargılamasından başka bir şey değildir.

Jacques Vergès’nin ikinci anlamlı tespiti de şudur: Dava hangi durumda seyrederse seyretsin –uyum ya da kopuş-, bugün, bu çağda zafer bir manada edebiyatın olacaktır; zira, kazanan taraf –bu suçlayan da suçlanan da olabilir-, dava dosyasında bulunan malzemeyi estetik olarak en iyi öyküleyerek, jürinin özdeşleşebileceği bir hale getirilmesini sağlayan anlatıcının olacaktır.

Savunma Saldırıyor, hem adalet ve hukuk açısından, hem de edebiyat, felsefe ve tarih açılarından okunması hatta incelenmesi gereken bir kitap bence. Bugün seksen dört yaşında olan eski bir komünistin, son derece duyarlı bir demokratın, hukuku nasıl irdelediğini, en kutsal olanın aslında mevcut hukuk düzenlemelerinden ziyade suçlunun ya da suçlu addedilenin kendini savunmasındaki hukuk olduğunun altını çizen Jacques Vergès, meslek hayatı boyunca nerede bir savunma ihlali varsa orada var olmuş. Suçlunun kim olduğuna, sağda mı solda mı durduğuna, devrimci mi ya da diktatör mü olduğuna hiç bakmadan hem de.

O, ‘şeytanın avukatı’, ‘terörün avukatı’ gibi tanımlara da sahip; aynı zamanda hem büyük bir âşık hem de büyük bir vefasız; savunduğu Cezayirli –terörist addedilen- bir devrimci kadına olan aşkından Müslüman olmuş, ancak yıllar sonra bir gün meslek aşkı daha fazla öne çıkınca terk etmek zorunda kalmış onu; haksızlığa karşı içinde çok büyük bir mücadele aşkı yattığından.

Jacques Vergès, çağımızın bir kahramanı bence.

Bugün çağdaş addedilen, demokrasi peşinde koşan bir insanın, kültür sanat ve edebiyatla ne kadar çok ilgilenmesi gerekiyorsa, aynı zamanda hukukla da, hukuk ve adalet kültürüyle de o kadar ilgilenmesi gerekir bence. Zira gerçek bir homo politicusluğa başka türlü nasıl varılabilir ki?

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2019. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova