ISBN13 978-975-342-680-0
13x19,5 cm, 136 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Vahşi Hafiyeler, 2007
Katil Orospular, 2010
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Pakize Barışta, “Uzak Yıldız”, K dergisi, 24 Ekim 2008

Edebiyatın açık duruşu, onun kadim olgunluğundandır. Bu açıklık, zaman zaman edebiyata zarar veriyor görünse de, aynı zamanda bir korunmadır aslında; değerli olanın korunup, değerliymiş gibi sızanın da değersizliğinin kendi içinde en şaşmaz ve hassas edebî filtrelerden geçirilerek en kısa zamanda ayrıştırılmasıdır bu.

Edebiyatın açıklığından yararlanarak içine dalıp da onun engin ufuklarına doğru süzülen değerliymiş gibiler için değişen tek şey, edebiyatın aslında herkese sunduğu edebî semadır; bu uçma sırasında sema hep değişir ama, değerliymiş gibinin ruhu hiç değişmez. Ve bir an gelir ki, edebiyatın erdemliliği bu ruhu çırılçıplak yakalar.

İnsanlığın yakın tarihi içinde yer almış olan değişik faşist ve nazi edebiyatlarının başına geldiği gibi.

Özellikle devrimleri önleyen karşı-devrim hareketlerinin darbe öncesi hazırlık dönemlerinde, edebiyatın bu açık duruşundan çok iyi yararlanılır. Çünkü gerçek bir faşist darbe, öldürebilmek için kendi kültür ve sanatına, özellikle de edebiyatına ihtiyaç duyar. Bu onun için bir meşruiyet sorunudur zira. Bunu da, yani kendine göre bu yeni edebiyatı da, her seferinde evrensel edebiyatın ve değerlerinin yumuşak karnına sığınarak ve başlangıç döneminde kendini iyice gizleyerek yapar; edebiyatın hem tarihi, hem de tarihin akışını belirleyen gücü bir gün bu kullanma halini deşifre edene kadar da sürüp gider.

Roberto Bolaño, bu tür insan düşmanlığını ve toplum düşmanlığını deşifre eden bir Şilili yazar.

Faşizmin her zaman bir avangartlığa ihtiyacı vardır. Edebiyat alanında, şiirde ve düzyazıda kendini yenilikçi, avangart olarak sunar: Yeni Şili ve Yeni şiir.

Pinochet’nin, generalin kendi şairlerine ihtiyacı vardır.

Roberto Bolaño, Uzak Yıldız adlı romanında bir özel tarihi akıtıyor; dünyanın ilk seçilmiş sosyalist iktidarını tarih önüne çıkaran bir halkın karşısına dikilen militerlerin, Şilililerin naifliğini kültür alanında, edebiyat alanında nasıl istismar ettiklerini açığa çıkarıyor. Yalnız, sanılmasın ki, zorbalığa dayanan ama yine de tahammül edilebilir bir istismardır bu.

Bu özel tarihin akışı içinde zalimler, şairane cinayetler işler.

Darbe, Şili edebiyatının geleceği olan şairleri de öldürmeye başlar. Roberto Bolaño da bu genç şairlerden biridir ama hayatını kurtarmayı başarır.

Uzak Yıldız’da sunulan faşizm, gerçek kimliğini ve karakterini gizleyerek, Şilili genç edebiyatçıların kurdukları edebiyat atölyesine sızan alaylı bir şairin, darbe öncesi ve darbe sonrası yaptıklarını, yarattığı acıları ve trajedileri anlatıyor okura.

12 Eylül’ü yaşamış bir okur için, özünde oldukça aşina aslında bu anlatılanlar.

Pinochet darbesinin hemen sonrasında, bu alaylı şairin (ki, diğer şairlerden yaşça da büyüktür) gerçek misyonu ve karakteri zaman içinde, peyderpey ortaya çıkar.

O, bir şair katildir.

Faşizmin bu iş için biçimlendirmiş olduğu, şiddetle halkını katleden darbe rejiminin ruhuna tamamen uyan, tüyler ürpertici, dehşet dolu yeni bir ‘şiir’ yaratıcısıdır o.

“Munoz Cano, bazı fotoğraflarda Garmendia kardeşleri ve öteki kayıpları teşhis ettiğini söylüyor. Çoğunluğu kadınmış. Fotoğrafların arka planı birbirinden pek farklı değildi, muhtemelen hep aynı mekanda çekilmişlerdi. Kadınlar vitrin mankenlerine benziyorlardı, bazısının organları kopmuş, parçalanmıştı, gene de Munoz Cano, vakaların yüzde otuzunun, fotoğrafları çekildiği anda yaşıyor olduklarını tahmin ediyor. Fotoğrafların, genel olarak (Munoz Cano’ya göre) kalitesi düşüktü, oysa seyredenlerde yol açtığı etki çok güçlüydü… Odanın dört köşesine (raptiyeyle) tutturulmuş olanlar bir tecelliye benziyordu. Bir delilik tecellisi.” Şili Hava Kuvvetleri’nde pilot subay, şair, katil, fotoğrafçı faşist Carlos Wieder’in hiçbir çekince duymadan bazı faşist subay arkadaşlarına ve onların eşleriyle sevgililerine, birkaç faşist medya mensubuna ve babasına açtığı bir fotoğraf sergisiydi bu. Subay pilot Wieder, bu fotoğraf sergisinde sadece kurbanlarının feci yüzlerini, kesip koparttığı organları, parmak fotoğraflarını değil, faşist iktidarın generallerinin ve diğer subaylarının onore ettikleri şairliğinin ürünlerini de sergiliyordu:

“Ölüm dostluktur… Ölüm Şili’dir… Ölüm sorumluluktur… Ölüm aşktır… Ölüm gelişmedir… Ölüm inanç birliğidir… Ölüm temizliktir… Ölüm benim yüreğimdir… Ölüm dirilmedir…”

Pinochet’nin şairi, bütün bu faşizan mesajları, kendilerine göre şiir olan mesajları, uçağıyla Şili semalarına yazıyor.

Roberto Bolaño’nun Uzak Yıldız’ı aynı zamanda otobiyografik unsurlara sahip bir roman özelliği taşıyor. Sosyalist iktidarı deviren faşist darbenin meşruiyetinden söz ettiği gibi, işbirlikçiliğin nasıl bir güç ve duygu olduğunu da belirtiyor okuruna. Roman aynı zamanda şiirin çeşitli durumlarını; siyasetin şiirle bağlantılarını, şiirin hayat içindeki önemli yerini, şiirin ve sanatın topluma olan etkilerini, şiirin biçimsel özelliklerini de tartışıyor.

Roberto Bolaño’nun edebiyatı hem çok yalın hem de çok ince ve duyarlı bir ironiye sahip. Metafor gücü de oldukça anlamlı: “Wieder, Yunus balinanın içinden nasıl geçtiyse öyle geçti bulutun içinden.”

Yazar, Latin Amerika devrimci mücadelesi içinde önem bir yeri olan şiirin de, masum insanlar gibi nasıl darbelendiğini, kendine özgü bir anlatımla hem hissettiriyor, hem de okurun bilinç katında bir altüst oluş yaratıyor. Bu altüst oluş içinde –duyarlı okurun beklentilerini karşılayacak– bir faşist katilin sonu da var tabii. Yazar, hiçbir şeyi havada bırakmamış aslında.

Uzak Yıldız, gerçekle kurgunun muhteşem ve mütevazı bir buluşması bence.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2019. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova