ISBN13 978-975-342-852-1
13x19,5 cm, 344 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Giriş bölümünden, s. 20-23.

Filmozofi, filmi bir tür düşünme olarak ele alır, film-varlığa ve film biçimine dair bir kuram geliştirir. Filmozofinin film-varlıkla ilgili temel kavramı, deneyimlediğimiz imaj ve seslerin kuramsal yaratıcısı olan "film-zihin"dir. Filmozofinin önerdiği film biçimi kuramı da "film-düşünme"dir ve bir biçimin eyleminin film-zihnin dramatik düşünmesi olarak görülmesini mümkün kılar. Dolayısıyla filmozofi, bir anlamda, hem anlatının berisinde kalanlarla ilgili "gösterim" kuramlarının hem de sahneleme estetiği kuramlarının bir uzantısı ve tamamlayıcısı olarak da görülebilir. Filmozofi, film biçimini düşünülmüş bir şey olarak, filmin dramatik kararı olarak görmemizin, filmin anlatabilme ve etkileyebilme yollarını anlamamıza yardımcı olacağını ileri sürer. Çağdaş filmin filmozofi fikrini tetikleyen iki boyutu vardır: Birincisi hem güvenilir-olmayan anlatıcının hem de öznel-olmayan "bakış açısına" dayalı çekimin giderek yaygınlaşmasıdır, ikincisi de, her şeyi sanal olarak göstermenin dijital olarak mümkün hale gelmiş olmasıdır. Film incelemeleri, bu yeni biçimleri yaratıcı ve kesin bir şekilde ele alabilmek için, film-dünya yaratımıyla ilgili bir anlayışa ve film üslubuyla ilgili betimleyici bir dile muhtaç, ama ikisinin de uyarlanabilir ve şiirsel olması gerekiyor.

Film-zihin, filmin ampirik bir betimlenişi değildir, bilakis filmin eylemlerinin ve olaylarının kökenlerinin kavramsal olarak anlaşılmasıdır. Öyleyse, seyirci bir filmi deneyimlerken film-zihni kavramsal aygıtının bir parçası olarak kullanıp kullanmama kararını verebilir — kullanırsa filmi bu kavram aracılığıyla görecektir. Filmozofi filmi organik bir zekâ olarak kavramsallaştırır; yani, filmdeki karakterlere ve mevzulara dair düşünen bir "film-varlık" olarak. Yine de, film-zihin ve film-düşünme kavramları, "anlatıcı" ve "anlatı" kavramlarının ikamesi olarak tasarlanmış değildir. Sadece "anlatıcı" fikrinin sınırları ile "anlatı" kuramlarının kısıtlayıcı ve edebi doğasına dikkat çekmek üzere geliştirilmişlerdir ("anlatıcı", film-dünyanın yaratımını izah edemez, "anlatı" da, geleneksel olarak sadece karakter-anlatıcılara atfedilemeyen şeyi ele aldığı için kısıtlıdır). Film-zihin, "dışsal" bir güç olmadığı gibi, ne mistik bir varlıktır ne de görünmez ötekidir, bizzat filmin "içinde"dir; kendi söylemini, akışını yönlendiren, belirleyen filmin kendisidir. Başka bir deyişle, film-zihin "filmin kendisidir".

Film-zihnin iki boyutu vardır: kavranabilen insanlar ve nesnelerden müteşekkil temel film-dünyanın yaratımı ile bu film-dünyanın tasarlanması ve yeniden şekillendirilmesi. Bu yeniden yaratıma dayalı tasarlama ve yeniden şekillendirme sürecini, burada "film-düşünme" olarak adlandıracağız. Deleuze'ün Cinema kitabında film-düşünmenin daha rahat anlaşılmasını sağlayacak olan önemli bir açıklama var: "Arka Pencere / Rear Window filminde kahramanın bacağının niçin kırık olduğunu açıklayan, diyalog değil, kameradır (odasındaki yarış arabası fotoğrafları ve kırık fotoğraf makinesi)." Film, ayağı alçıda, tekerlekli sandalyesinde uyuklayan Jeffries'e dönmeden önce apartmanın avlusunu baştan sona gezinir, sonra Jeffries'nin dairesine yönelir ve paramparça olmuş bir yarış arabasının fotoğrafı ile kırılmış bir fotoğraf makinesi gösterir. Demek ki film-düşünme, film-zihnin niyetinin dramatize edilişinde barınan film biçiminin eylemidir. Önemli olan da, filmozofinin insan düşüncesi ile film arasında doğrudan bir analoji kurmuyor olmasıdır; fimozofiye göre film bizim düşünme ve algılama biçimlerimizden açıkça farklıdır: Daha önce dikkat çektiğimiz üzere, film kendi biçim eylemleri bakımından hem öznel hem de nesnel görünür. Dolayısıyla, daha ziyade işlevsel bir analoji söz konusudur: Filmin barındırdığı karakterlere ve uzamlara yönelik sabit, değişmeyen ve asla son bulmayan "maksat"ı ve tutumu burada (yeni türde) bir "düşünme" olarak kavramsallaştırılmaktadır: İnsan algısına dair fenomenolojik metaforlar, filmin anlam olanaklarını sınırlayacaktır (kamera "başka bir karakter" haline gelecek ve kameranın insana yabancı her türlü eylemi de bir ihlal veya kendi üstüne düşünebilirlik göstergesi olacaktır). Film-düşünme, insan düşüncesinin tek bir türüne benzemez, daha ziyade insan düşünmesinin işlevsel omurgasını andırır — film-düşünme bir fikir, his ve duygu kombinasyonu gibi görünür.

Filmozofi, organik bir film felsefesi olarak tasarlanmıştır. Film-zihin, seyircinin filmi kendi başına meydana gelen bir olaylar dizisi olarak deneyimlemesini mümkün kılar ve seyirciyi bu deneyimin dışında başka bir yere, yazarların, yönetmenlerin veya görünmez anlatıcıların eylemlerine sevk etmez. Film-zihin, aynı zamanda tüm filmin kasıtlı olduğunu, belli bir maksatla tasarlanmış olduğunu gösterir; tüm biçimsel hamleleri önemli kılar, büyük bir olasılıkla da anlamlı hale getirir, film deneyimini zenginleştirir ve seyircinin filmin biçimsel kıvrılmalarını ve sapmalarını birbirleriyle ilişkilendirmesine yardımcı olur. Film-düşünme ayrıca iki bakımdan, biçimi içeriğe bağlaması ve film-betimleme diline kolayca geçiyor olması bakımından organiktir (bu ikincisi, seyircinin deneyimini kesinlikle etkilemektedir). Kavram ile film, film ile dil, dil ile deneyim (deneyim ile felsefe) arasında organik bir ilişki vardır. Film-düşünme, üslubu eylemin parçası haline getirerek içeriği biçime bağlar: Film deneyimi bir anlamda "organik" hale gelir çünkü üslup öyküye, film biçimlerini teknik olmaktan ziyade dramatik hale getiren doğal, düşünülmüş, insanca maksatlarla bağlanmıştır. Filmozofide biçim, içeriğin bir eki veya uzantısı değildir, daha ziyade içeriktir (sadece doğası farklıdır, o kadar).

 


Kişisel Veri Politikası
Aydınlatma Metni
Üye Aydınlatma Metni
Çerez Politikası


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2021. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova









İnternet sitemizi kullanırken deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
X