ISBN13 978-975-342-932-0
13x19,5 cm, 344 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Giriş’ten, s. 68-71.

Birinci Bölüm "belgeselin altın çağı"nın keşfiyle başlıyor; hileli 2000 seçimlerinden, Irak Savaşı ve Reagan yönetimi ile her iki Bush yönetimi gibi muhafazakâr rejimlerin yıllar süren ihmalleri nedeniyle yoğunluğu artan çevre krizine kadar yakın dönemin önemli siyasi olay ve mücadelelerini konu alan çok sayıda belgesel var bu dönemde çekilmiş. Bush-Cheney rejimi ile onu büyük oranda destekleyen şirketleri masaya yatıran bir dizi belgeseli inceledikten sonra, çevre krizini konu alan belgeselleri, animasyon ve anlatıdan yararlanarak küresel ısınma ve iklim değişikliğinin tehlikelerini tasvir eden bazı kurgusal eğlence filmlerini inceliyorum. Yeni binyılda çekilen Hollywood filmlerinin arasında, topluma ve ekolojik felakete dair korku ve tehlikelere bağladığım bir dizi felaket alegorisi kullanan filmler var. Toplumsal kıyamet filmleri –tekinsiz bir biçimde– şiddeti artan çevre krizini öngörmekle kalmamış, 1930'ların Büyük Buhranı'ndan beri en büyük ekonomik kriz olduğu söylenen 2008 güzünün mali krizini de öngörmüş.

2. Bölüm, Bush-Cheney rejiminin sert sağ ve militarist gündemini gerçekleştirmesine olanak tanıyan 11 Eylül'ün bir felaket filmine eşdeğer bir terör gösterisi olarak analiziyle başlıyor. Öncelikli olarak United 93 (Uçuş 93, 2006) ve World Trade Center gibi 11 Eylül'de yaşanan olayları tasvir eden filmleri inceliyorum. Sonra önemli bir "televizyon olayı"na, "Disney Televizyonunun Cumhuriyetçi Propagandası" olarak yorumladığım The Path to 9/11'a (11 Eylül'e Giden Yol, 2006) geçiyorum. Mission: Impossible III (Görevimiz Tehlike III, 2006), War of the Worlds gibi bazı Hollywood filmleri ile terörizmi konu alan daha marjinal bazı filmlerin 11 Eylül sonrası korku ve paranoyaları nasıl dile getirdiğinin incelemesiyle bölümü bitiriyorum.

3. Bölüm Michael Moore'un çalışmalarını konu alıyor. Bu bölümde onun belgesel film tarihinde gelmiş geçmiş en başarılı ve en tartışmalı filmlerinin kendine özgü tarzını, siyasetini ve sinema stratejilerini inceliyorum. Michael Moore'un "provokasyonlar"ını irdelerken onun Emile de Antonio ve solcu bir partizan belgesel film geleneğiyle ilişkisini inceliyor, sonra Roger and Me'yi (Roger ve Ben, 1989) kapitalizm ve sınıf konularıyla alakalı ve kişisel tanıklık üzerine bir belgesel olarak okuyorum. Bowling for Columbine'ı (Benim Cici Silahım, 2002) silahlar, ABD tarihi, ordu ve ABD'deki toplumsal şiddeti konu alan ve işin kolayına kaçan cevaplar sunmayan karmaşık bir vizyona sahip açıklayıcı bir belgesel olarak yorumluyorum. Fahrenheit 9/11'ı (2004) Bush-Cheney yönetimi, 11 Eylül ve Irak'ı konu alan ve iktidardaki bir başkanını 2004 seçimlerinde koltuğundan etmeyi hedefleyen, partizan bir siyasi müdahale olarak okuyorum. Son olarak Sicko'yu (Hasta, 2007) Moore'un Amerikan değerleri krizi, Amerika'nın dünya görüşü ve kurumlarıyla ilgili en radikal eleştirisi olarak sunuyorum.

4. Bölüm'de, dönemin çalkantı ve kargaşasını yakalayan, gerçekçi eleştiriden alegori ve hicve kadar çok çeşitli Bush-Cheney karşıtı Hollywood filmleri ele alınıyor. Birçok siyasi gerilim filminin Bush-Cheney politikaları ile yönetimin önemli figürlerini eleştiri seferberliğine çıktığını gösteriyor, diğer muhafazakâr ve militarist filmlerin Cumhuriyetçi yönetimi meşrulaştıran unsurlar biçiminde okunabileceğini anlatıyorum. Jonathan Demme'nin 2004'te yeniden çektiği The Manchurian Candidate'ten The Bourne Conspiracy üçlemesine kadar, Hollywood yapımı olan belli başlı siyasi gerilim filmleri Bush-Cheney rejimine karşı açık alegorik eleştiriler getirir. Bin bir türlü gerilim filmi Ortadoğu ve terörizm tehdidiyle ilgili bin bir türlü siyasi vizyon sunar; bazıları Bush-Cheney yönetiminin müdahalelerini, daha genel anlamda emperyalizmi eleştirir, bazıları da militarist ve emperyalist politikaları meşrulaştırır. Orijinal Star Wars serisinin evveliyatını anlatan ikinci üçlemenin Bush-Cheney karşıtı bir alegori olarak okumasını yapıyorum. Son olarak, Cumhuriyetçi yönetimin eleştirisi olarak okunabilecek birkaç yergiyi ve anti-ütopyacı alegoriyi inceliyorum.

5. Bölüm Irak Savaşı filmlerini konu alıyor. Önce Irak istilasını, işgalini ve çıkan ayaklanmaları, bunun Irak halkı ile Amerikan askerleri üzerindeki etkilerini konu alan birçok belgeseli inceliyorum. Sonra Irak fiyaskosunu yorumlamaya girişen bazı belgeselleri irdeliyor, Irak'ın ve akıbetinin kurgusal Hollywood filmlerine yansımasını ele alıyorum; sözgelimi 2007-2008'de gösterime giren ve Irak'taki felaketin Iraklılar, Amerikalılar ve bölge halkı üzerindeki etkilerini inceleyen filmler üzerinde duruyorum.

Sonuç bölümünde "2000'li Yıllarda Hollywood Sineması Savaşları" konusu değerlendiriliyor, günümüzde film ile siyaset arasındaki ilişkiler irdeleniyor. Bölümün sonlarına doğru, belli filmlerin –Bush-Cheney rejiminin muhafazakâr hegemonyasından başlayıp Obama' nın başkanlığıyla başlayan yeni devre kadar uzanan– dönemin politika ve mücadelelerinin en önemli boyutlarına nasıl örnek oluşturduğu tartışılıyor. Son olarak, Hollywood filmlerinin Bush-Cheney yönetiminin kısıtları ve başarısızlıkları olarak ortaya koyduğu şeyler konusundaki düşüncelerimi paylaşıyorum.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova