ISBN13 978-975-342-868-2
13x19,5 cm, 264 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Bülent Usta, “Kara arşivi açma zamanı”, Milliyet Kitap Eki, Ocak 2013

12 Eylül Askeri Darbesi, yakın tarihimizin tüm toplum hayatını her açıdan etkileyen en büyük travması olarak etkisini sürdürmeye devam ediyor. Milyonlarca kişinin fişlendiği, en az bir milyon kişinin işkence gördüğü, 500 bin civarında kişinin Sıkı Yönetim Mahkemeleri’nce yargılandığı düşünülürse, yaşanan travmanın boyutları belki anlaşılabilir. Bu rakamlara, 800 kişinin gözaltında kaybedilmesini, 263 kişinin işkencede öldürülmesini de ekleyebiliriz. Ama tüm bu rakamların arka planına, özellikle cezaevlerinde yaşanan sürece bakmadan 12 Eylül’ün bu toplum ve ülke için neye malolduğunu anlamak yine de mümkün olmaz. Çünkü bu insanların neden hapsedildiği kadar, nasıl hapsedildiği ve cezaevlerinde gördükleri muamelenin detaylarında gizlenen amaçların sonuçlarını yaşıyoruz bugün.

Soğukkanlı bir analiz

Foucault üzerine tez yazmış bir felsefeci olan Ali Yılmaz, Foucault’nun hapishanelerin işlevine dair teorilerinden etkilenmiş olacak ki, 12 Eylül cezaevlerini masaya yatıran örnek bir çalışmaya imza attı: Kara Arşiv. 12 Eylül cezaevlerinin 1980 ile 1986 arasındaki durumunu, tutuklulara yönelik sistemli işkence ve uygulamaların amacının ve sonuçlarının bütün açıklığıyla ortaya döküldüğü bu çalışma, soğukkanlılıkla bir dönemin yürek burkucu analizini yapıyor. Kara Arşiv’i örnek bir çalışma yapan şey, Ali Yılmaz’ın döneme dair titizlikle gerçekleştirdiği arşiv taramaları ve tanıklıklar yardımıyla, cezaevlerinde yaşanan sürecin günümüze kadar nasıl uzandığını güçlü bir teorik zemin üzerinden takip ediyor oluşu. 12 Eylül cezaevlerinde uygulanan bütün cezalandırma taktik ve yöntemlerini neredeyse tek tek sıralıyor kitapta. Hatta işkence aletlerini ve yöntemlerini çizimlerle de göstererek, yaşanan süreci tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Ama bu çıplaklık, genellikle yapıldığı gibi dramatize edip vicdanları titretme amacını taşımıyor. Ali Yılmaz, cezaevlerinde gerçekte ne olup bittiğini anlayıp anlatarak, 12 Eylül’ün tek tek bireyler üzerindeki etkisi dışında, toplum hayatındaki izlerini de görünürleştirmiş oluyor.

Bırakılan derin izler

Kara Arşiv, 12 Eylül darbesinin, Türkiye’nin toplumsal dokusu değiştirilirken, bu sürece itiraz edebilecek politik kitleyi kapatma amacıyla yapıldığı tezi üzerine kurulu. Bu büyük kapatmayla, tehlikeli olarak sınıflandırılmış kitle, hareketsiz kılınarak etkisizleştirilmiş, toplumun geri kalanından soyutlanmış ve uygulanan ağır yöntemlerle disiplinize edilerek ruh ve bedenlerinde derin izler bırakılmıştı. Bu derin izler, birer teşhir nesnesine dönüştürülerek toplumun diğer kesimlerini sindirme işine de yaramıştı. Bu süreç içerisinde, darbecilerin disiplinize etme çabasına direnenler de olmuştu elbette ama Ali Yılmaz’ın tespitine göre, belirli cezaevleriyle sınırlı lokal bir düzeyde kalmıştı bu direniş. Batıdaki cezaevlerine göre gözden uzak bir yer olan Diyarbakır Cezaevi, iktidarın etnik hassasiyetleri yüzünden tam anlamıyla kapatılmış bir mekâna dönüştürülmüş, 'duvar dibi infazların' fiili olarak uygulandığı bir yer haline getirilmişti. Diyarbakır Cezaevi’nde uygulanan vahşetin geldiği noktayı, kitabın sonunda yer alan tablolardaki işkence nedeniyle ya da intihar ederek gerçekleşen ölüm oranlarını kıyaslayarak görmek mümkün.

Ali Yılmaz, 12 Eylül'ü didik didik edip, bilimsel yöntemlerle anlamadığımız sürece, şu an yaşadığımız sorunların hiçbirine çözüm bulamayacağımızı gösteriyor bu çalışmayla. Kara Arşiv’i açma zamanı geldi...

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2019. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova