ISBN13 978-975-342-751-7
13X19,5 cm, 336 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Nostaljinin Geleceği, 2009
Ninoçka, 2012
Başka Bir Özgürlük, 2016
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

İbrahim Altay, "Şairin ölümü", Sabah Kitap Eki, 29 Eylül 2010

"Senin için düşünen, senin için konuşan / İşlenmiş bir dille sen / Bir cümle yazdın diye / Kendini şair mi sandın?"

Svetlana Boym'un Tırnak İçinde Ölüm kitabını okurken sık sık Schiller'in yukardaki “Heveskar” şiirini hatırladım; biyografi ve suretleri antolojilerden silinmiş yazı erbabını acıyla anarak... Dilin yapısal özellikleri ve mecazların içerisine hapsedildiği kültürel kodlar modern zamanlarda şiiri ve şairi varoluşsal bir bunalıma sürükledi. Bu yüzdendir ki başını Foucault'nun ve Barthes'in çektiği eleştirmenler "şairin ölümü" tezini ortaya attılar. Edebiyat adamı ile eylem adamını birbirinden ayırmayı, eserleri biyografilerden ve suretlerden bağımsız olarak kendi dil ve anlatım özellikleri çerçevesinde incelemeyi önerdiler. Erken zamanlarda Rus biçimciliğinin ve Fransız yapısalcılığının teklifi de bundan çok farklı değildi. Bu determinist anlayış zaman içerisinde bir mite dönüştü.

Boym kitabında işte bu anlayışın eleştirisini yapıyor; biyografiyle yapıtın birbirinden bu derece bağımsızlaştırılmasına karşı çıkıyor; zamanın bu teorilerin sahiplerini nasıl biyografi sahibi bir karaktere dönüştürdüğünü ironikleştiriyor. Değil mi ki, De Man’ın İkinci Dünya Savaşı’ndan önce anti-semitist yazılar kaleme aldığının ortaya çıkması, Roland Barthes’in defterinde bulunan genç erkekler hakkında tutulmuş edebi değeri düşük şehevi notlar ve Foucault’nun AIDS nedeniyle ölmesi eleştirmenlerin yazılarına yeni bir bakış açısı getirmiştir; aynısı yazarlar için de söz konusudur. Bastırılmış yahut gizlenmiş arzularla, yapıt arasındaki ilişki zannedildiği kadar sorunsuz değildir.

Şairin ya da yazarın biyografisini ayrıcalıklı ve önemli kılan şey nedir? Neden bazı yazar ve şairleri ölümleriyle yaşatırken, diğer bazılarını yaşarken öldürmeyi tercih ederiz? Neden yirmili yaşlarda şiir yazmayı bırakıp maceradan maceraya atılan ve nihayet 37 yaşında bir Marsilya hapishanesinde ölümü göğüsleyen Rimbaud’yu yüceltirken, en az onun kadar coşkun ve lirik şiirlerin yazarı Mallarme’nin sıradan ve tekdüze hayatını görmezden gelmeyi yeğleriz? Neden sanatçı “önemli bir kimse” yahut “hiç kimse”; “mitik” yahut “yitik” olmalıdır?

Dünya’da seksenli yıllardan başlayarak, ülkemizde ise son on yılda kültürel bir figür olarak şairin ve edebi bir tür olarak şiirin demodeleşmeye başladığını üzülerek görüyoruz. Şairler politik kahramanlar olarak da eski önemlerini kaybetmiş görünüyorlar. Artık kimsenin kartvizitinde şair yazmıyor. Kimse bir tanıdığını diğerine takdim ederken adının önüne şair sıfatını eklemiyor. Gazetelerin kültür sanat sayfalarında şiirler yayınlanmıyor. Edebiyat dergilerinde şiire ayrılan yer giderek daralıyor. Yeni kuşaklar, eskilerin Nâzım’a yada Necip Fazıl’a yaptıkları gibi, yeni şairlerin şiirlerini elden ele dolaştırıp ezberden okumuyorlar. Filanca büyük yazarın, falanca büyük şairin iyi ahlaklılığı, hazır cevaplığı yada egzantirik yaşamı ile alakalı hatıralar giderek silikleşiyor.

Yaşam, metin ve kültür arasındaki ilişki, romantik, realist ve modern akım ve zamanlar boyunca farklı boyutlarıyla tartışılagelmiştir. Svetlana Boym, Tırnak İçinde Ölüm’de bu tartışmaları yeni ve akıcı bir üslupla ele aldıktan sonra icad ettiği “menteşe kavramlar”ı kullanarak kendi tezini ortaya koyuyor. Bu kavramlardan bazıları şöyle: “şiddet poetikası”, “metafor zorlaması”, “estetik müstehcenlik”, “duygu şekilciliği...”

Romantik şair adeta mitolojideki yarı tanrı karakterleri andıran bir kahramandı. Eserlerinin kişiliğinden bağımsız olarak anlaşılabileceği hiç düşünülmedi. Romantik dönem şairi olsa olsa yaşamıyla yazısı arasında kalmış bir muzdaripti. Modern zamanlarda şair, anakronik bir figüre, asosyal bir boheme dönüştü. O artık bir profesyonel, bir küçük işletme sahibiydi. Yazının gerekliliklerini kavrayan, eserlerini bu gerekliliklerin ışığında kuran bir zanaatkâr... Şüphesiz bu sınıflandırmanın kusurlu yönleri var. Boym’un kitabı da bu yüzden okunmaya değer. “Romantikler arzu etmedikleri kadar klasikçi, realistler arzu etmedikleri kadar yanılsamacı, Modernler arzu etmedikleri kadar geleneksel idiler.”

Tırnak İçinde Ölüm, “eleştirinin eleştirisi” bağlamında Türkçe'de yayınlanmış en yetkin eserlerden biri. Boym “hayat, metin ve ölüm” kelimeleri arasındaki tırnak işaretlerinin yerlerini değiştiriyor. Şairin mecazi ölümü ile gerçek ölümü arasında kurulan kavramsal paradigmayı yerle bir ediyor. Şairin gerçek kişiliği ile edebi kişiliği arasındaki girift ilişkiyi yeni bir perspektifle ele alarak modern eleştirmeler tarafından ortaya atılan “şairin ölümü” mitini çürütüyor. Boym, eleştirmenleri edebi ölüseviciliğe son vermeye çağırıyor. Yalnız eleştirmenler tarafından değil müteşairler ve heveskârlar tarafından da mutlaka okunması gereken bir kitap...

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova