ISBN13 978-975-342-952-8
13x19,5 cm, 392 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Şarkiyatçılık, 1999
Kış Ruhu, 2000
Geç Dönem Üslubu, 2008
Medyada İslam, 2008
Başlangıçlar, 2009
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Zekeriya Başkal, "Yitik bir dünyanın çetelesi: Said’in anıları", Zaman Kitap Eki, 8 Ekim 2014

Edward Said, edebiyat kuramları ve eleştirisi, siyaset, karşılaştırmalı edebiyat ve müzik alanlarında en önemli ve çok tartışılan entelektüellerden biridir. Bu konularda onun eserlerinden bahsetmemek, ona gönderme yapmamak hemen hemen imkânsızdır. 1978’de yayımlanan Şarkiyatçılık, Ortadoğu çalışmalarında, postkolonyal eleştiride hâlâ kült kitaplardandır. Olayların Ağında İslam, Kültür ve Emperyalizm, Entelektüel gibi eserleri bu alanlara ilgi duyanların mutlaka okuması ve üzerinde düşünmesi gereken eserlerdir.

Yersiz Yurtsuz, Said’in doğumundan profesyonel hayata başlamasına kadarki anılarını içeriyor. Ön planda Said’in ve ailesinin hikâyesi var. Ancak Edward Said o kadar karmaşık bir ilişkiler ağı içinde büyümüş ki bu kişisel hikâyede Amerikan kimliğinden İsrail’in kuruluşuna, Nasır milliyetçiliğinden Princeton Üniversitesi’ndeki erkek egemen havaya kadar pek çok tarihsel ve toplumsal katmana rastlamak mümkün.

Kitabın hikâyesinden bahsetmişken Aylin Ülçer’in son derece başarılı bir çeviri ortaya çıkardığını da söyleyelim. Said gibi birkaç dili konuşan ve İngilizceyi nüanslarıyla yazabilen bir yazarı Türkçeye çevirmek kolay bir iş değildir. Kitabı okurken çeviri tadı almıyorsunuz ve eğer İngilizceden de okumuşsanız Said’in sesini duyabiliyorsunuz. Çevirinin başarı ve güzelliğindeki tek istisna, çevirenin bana göre gereksiz bir şekilde ısrarcı olduğu “çoğun” kelimesi.

Unutulmuş Bir Dünyaya Dair

Said, kitabın büyük bir kısmını hastalık ya da tedavi dönemlerinde yazdığını söylüyor. Anıları “yersiz yurtsuz, büyük ölçüde yitik ya da unutulmuş bir dünyanın çetelesini çıkarmak” ve “ölümcül olan hastalığını öğrendikten sonra yaşadığı hayatın öznel bir muhasebesini ardı[n]da bırakmak” için yazdığını ifade ediyor. Farklılıkların hayatının bir parçası olduğunu ve bundan dolayı hiçbir tek kimliğe indirgenemediğini, giderek bu yersiz yurtsuzluğa alıştığını ve yersiz yurtsuz olmayı yeğlediğini vurguluyor.

Yazar, kışları Kudüs’te yazları Kahi-re’de yaşayan bir ailede doğmuş. Annesi Lübnanlı, babası Amerikan vatandaşı. Aile Hristiyan ve Arap. Said, Kahire’de bir İngiliz okuluna gidiyor. Adı bir İngiliz kralının adı ve soyadı Arapça. Said’in tek bir yere, milliyete, kültüre ait olamama ya da birbiriyle kesişen kimliklere ait olma hali, diller için de geçerli. Küçük yaşlardan itibaren Arapça, İngilizce ve Fransızca konuşuyor. Özellikle Arapça ve İngilizce arasında sürekli gelgitler yaşıyor, birini konuşurken diğerini hatırlıyor. Bunda annesinin onunla her iki dilde konuşmasının ve ona daima İngilizce yazmasının etkisi var.

Said taşıdığı özelliklerin kimliklerle olan bağını nasıl fark ettiğini kişisel anekdotlarla anlatıyor. İngiliz okuluna giderken okuldaki öğrencilerin çoğunun İngiliz olmamasına rağmen İngilizcenin zorunlu olmasından, İngiltere’nin çayırlarından, dağlarından, krallarından oluşan müfredatın absürtlüğünden, muhteşem kelimesinin daima İngiliz tarihine gönderme yaptığından bahsediyor.

Anılarında gördüğümüz iki ana izlek ,Said’in annesiyle ve babasıyla olan ilişkisi. Said ta küçüklüğünden annesinin ve babasının ölümlerine kadar ikisiyle olan ilişkisini büyük bir dikkat ve ayrıntı zenginliğiyle sunuyor. Annesinin şefkatli ama buyurgan duruşu, babasının Amerika’da sadece 10 yıl yaşamış olmasına rağmen ömür boyu devam eden ve hiçbir şekilde sorgulanmasına izin vermediği, milli günlerde işyerine Amerikan bayrağı asmasından Şükran Günü hindi yemesine kadar ayrıntılarla süslü Amerika’ya bağlılığı, Said’in canlı ve güçlü gözlemleriyle anlatılıyor.

Said’in hatıralarında, sadece Ortado-ğu’da değil Amerika’da geçirdiği yıllar da var. Princeton ve Harvard Üniversiteleriyle ilgili gözlemleri ilginç. Örneğin, 1950’li yılların Princeton’ı son derece muhafazakâr, entelektüel hiçbir ortam sunmayan, kadınların sadece cumartesi akşam altıya kadar girebildiği bir elit okulu olarak anlatılıyor. Benzer eleştiriler Harvard için de var. Entelektüel gelişimini ise ufuk açan birkaç hocanın dışında şöyle özetliyor Said: “Saatlerce, günlerce, haftalarca doymak bilmezcesine kitap okuduğumu hatırlıyorum.” (s. 381) Benzer cümleleri tüm entelektüel formasyonu için de kuruyor: “Müzik, yazın ve felsefe tarihine ilişkin okumalarım hem öğrenci hem de öğretmen olarak yapıp ettiğim her şeyin temelini oluşturdu.” (s. 365)

Said, dilinin ve zihninin tüm imkânlarını kullanarak ve adeta hiçbir engel tanımadan hayatının bu dönemine ait anılarını kaleme almış. Anılarında bir edebiyat eleştirmeni, bir akademisyen, bir müzikolog olmanın getirdiği tüm avantajlar mevcut. Bunun yanında son derece insani, sıcak bir tarzı var. Said bu anıları yazdığında altmışlı yılları aşmış. Annesini şöyle betimliyor: “Onun kollarının arasında olmak cennetten çıkma bir mutluluktu.” Ya da Amerikan pasaportunun Ortadoğu’daki nüfuzunu şöyle anlatıyor: “…birer muska misali taşıdığımız Amerikan pasaportlarımız bizleri Filistin üzerinden oynanan siyasi oyunlardan sakınıyordu.” (s. 165)

Uyumak istemeyen yazar

Eserin hemen her yerinde nesnel ve mesafeli bir entelektüelin sesiyle, günleri sayılı olduğunu bilen bir fâninin sesi birbirine karışıyor. Eserde bu nesnel duruş ve insani yönle ilgili pek çok öğe var. Ancak benim en ilginç bulduğum, yazarın uykuya direnişi ve hayatı kutsayışı: “Uyku insanın farkındalığını sekteye uğratan her şey gibi ölümden farksız benim gözümde… Uykusuzluk, ne pahasına olursa olsun arzulamaya devam edeceğim kutlu bir hal.” (s. 388)

Kitabın sonu adeta aceleye getirilmiş gibi. Onca anekdottan, onca hatıradan sonra yazarın bunları bir yere bağlamasını, birkaç sayfayla da olsa bir muhasebe yapmasını bekliyor insan. Bu durum kim bilir belki de sonunun yakın olduğunu bilen bir insanın tıpkı uykuya direndiği gibi bir son yazmaya da direnmesi olarak açıklanabilir.

Said, büyük bir açıkyüreklilik ve güçlü bir dille hayatının ilk 23 yılını zaman zaman siyasete, Ortadoğu ve ABD tarihine değinerek anlatmış. Çok yönlü, çok katmanlı, çok zengin bir zihnin muazzam bir kültürlerarası tecrübe, dil, müzik ve felsefe bilgisiyle yoğrularak hayata ve kendine bakışından öğrenebileceğimiz çok şey var. Kesinlikle okunmalı!

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova