ISBN13 978-605-316-033-5
13x19,5 cm, 120 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Ömer Altan, "İmgeden önce duyu vardı", K24, 25 Şubat 2016

Kitabın arka kapağındaki ilk cümle şöyle: “İsviçreli mimar Peter Zumthor, 1990’larla birlikte gelen enformasyon ve iletişim yönelimli ikinci postmodern dalgaya en keskin direnci gösteren kültür muhaliflerinin başında geliyor.” Mimarlık hakkında derin mâlûmata sahip olmayan, amatör ilgiyle hareket eden bir okuyucu için bu cümle açımlanmaya değer saptamalar içermekte.

Anladığımız kadarıyla İsviçreli bir mimar var, ismi Peter Zumthor. Kitap, alt başlığında belirtildiği üzere bu ismin mimarlık faaliyeti üzerine metinlerden oluşmakta. Bu kişi 1990’lı yıllarla birlikte gelen enformasyon ve iletişim yönelimli ikinci postmodern dalgaya direnç gösteriyor. Bu dalgaya direnç gösterdiği için de, kendisi bir kültür muhalifi. Öyleyse bu dalga, kitabın içinde zararlı bir cereyan olarak telakki edilmekte. Fakat bu postmodern karakterdeki mimarlık yaklaşımı neden ve nasıl zararlı etkiler ortaya çıkarmaktadır. Peter Zumthor mimarlığı bu yaklaşıma nasıl karşı durmaktadır. Böylesi bir dalgaya karşı duruşu üzerinden tanımlanan Peter Zumthor mimarlığının asli karakteri nedir.

Cevapları kitap boyunca açığa çıkacak önemli sorular taşıyan bu cümle, dar hacimli eserin Peter Zumthor mimarlığını hâlihazırda yaygınlık gösteren enformatik eğilimli postmodern mimarlık pratiğinin açmazlarıyla ilişki içerisinde anlatacağını müjdeliyor.

Okudukça Frederick Jameson’un mimaride postmodernizmi, hareketin ve imgenin sorunsallaştırılmasında aradığını öğreniyoruz. Bu ilk postmodernist dalgayı, modernizm eleştirisi başlığına yerleştirenlerden ayrılarak, hareket ve imge odaklı bir yaklaşım olarak ele alıyor Marksçı düşünür. Bu söylem, postmodernist yaklaşım geçicilik ve görüntüye dayalı çözümler üretir vurgusu taşımakta.

Kitap mimaride ikinci postmodern dalgayı ise hareket ve imge üretimine ek olarak, “muhtemelen ancak hesaplamayla (computational) başa çıkılıp şekil verilebilen eğilip bükülebilir yüzeyler” oluşturulmasına dayanan tasarım anlayışı ve farklılaşan üretim faaliyetiyle tanımlıyor. Öyleyse ilk postmodernist dalga üzerine gelen ikinci dalga, insanın yapabileceği hesaplamanın ve geometrik kurgunun ötesinde bir bilişim safhası gerektiriyor.

Burada amatör mimari ilgiye sahip okurun aklına Zaha Hadid ve Frank Gehry gibi, bina tasarımlarını bilgisayar algoritmaları aracılığıyla gerçekleştiren günümüz star mimarları gelmekte. Bu star mimarların popülerlik ve sosyal nüfuz bakımından kazandıklarının yanında akademik ve mimari çevreler tarafından eleştiri salvolarına maruz kaldıkları da biliniyor. Öyleyse genel kamuoyunun ismini az çok bildiği bu star mimarların elektronik akıl yardımıyla oluşturdukları tasarımlar ikinci postmodern mimari dalganın parçasıdır ve Peter Zumthor bu anlayışın karşısındadır.

Kitap Peter Zumthor’u ve içinde faaliyet gösterdiği günümüz mimari ortamını böyle bir zâviyeden ele almakta. Kapitalizm ile Frederick Jameson’a göre onun bir hizmetkârı olan postmodernizmi menfi oluşumlar olarak konumlandıran eser, Peter Zumthor’un mimari yaklaşımının bu olumsuzluklara devâ nitelikler taşıdığını ifadelendirmektedir.

Peter Zumthor bir kültür muhalifidir. Postmodern mimarinin kültür bozucu etkisine karşı, kültürü muhafaza ettiği için mi bir kültür muhalifidir yoksa postmodernizm artık kültür olmuştur da, Peter Zumthor bu postmodernlik kültürüne mi muhaliftir. Her iki durumda da sorun postmodernizmdir ve postmodernizme muhalif olmak iyidir. Peki bu karşı çıkışı nasıl gerçekleştirmektedir Peter Zumthor. “Her seferinde malzemeyle ve durumla tamamen kendine has bir ilişki kuran,” “duyuları uyarmak üzerine kurgulanmış” tasarımları aracılığıyla. Onun mimarisi, postmodernizm gibi imgeye değil, duyulara, doğal çevreyi deneyime dönüştürmemizi sağlayan bu yaşam iletilerine dayanmaktadır. Tüm bunlar “kendisine 2008’de mimarlığın Nobeli sayılan Pritzker ödülünü getiren işleri ele alınarak” irdelenmektedir kitapta.

Peter Zumthor’un İsviçre’deki otuz kişilik mimarlık ofisinden yayılan dalgaların fikir izlerini süren bu eserde, hızlı ama derin bir mimarlık yolculuğuna çıkarak, cesur yeni dünyanın tasarım ve inşa faaliyetleri hakkında güncellenmek mümkün. Mimarlığa tarihi, sosyolojisi, ekonomi politiği, felsefesi, tekniği ve estetiğiyle dört koldan hâkim olmak zor ve meşakkatli iş, fakat buna böylesi bir kitapla, günümüzün gerçeği ile yakınlık kurarak başlamak amatör ilgiyi beslemek adına kolaylık sağlayabilir. Okuyucu Peter Zumthor figürü etrafında örülmüş analizler aracılığıyla bugün mimarinin içinde bulunduğu çelişkileri kavrarken, bir usta mimarın dünyaya kattığı güzellikleri anlamlandırma şansına sahip olacaktır. Kitabın etkileyici fotoğrafları da cabası.

Öyleyse, mimarlık tarihine tersten, günümüzden başlamak için bir arka kapı gibi kullanılabilir bu kitap. Mimarlığa ilgisi olan tüm okurların yüz on sayfada dünyasını zenginleştirebilir.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova