Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-820-0
13x19.5 cm, 104 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Kuş Diline Öykünen, 2004
Ağlayan Dağ Susan Nehir, 2007
Kış Uykusu, 2009
Ara Tonlar, 2015
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Koltuk’tan, s. 11-13.

Sabah uyandığında, zihninde beliren ilk şey Koltuk'tu. Uykuyla uyanıklık arasındaki alacakaranlıkta, hep aynı sorunun izini sürerken, karşısına O çıkıyor... Kaçıyor; kim olduğunu, niye uyandığını, niye yaşadığını anımsamaya çalışarak, uçsuz bucaksız boşlukta gizlenebileceği bir çukur arıyor...

Gözlerini açmıyor; odadaki gölgelerin kaybolmasını bekliyor. Gün yavaş yavaş ağarana, caddenin artan uğultusu ölülerin fısıltılarını silene dek bekliyor...

Koltuk salonda, salon diye adlandırmanın, hatta küçük salon diye adlandırmanın –ablası böyle diyordu– düpedüz saçmalık olduğu büyükçe odada duruyordu; başka hiçbir şey yokmuş, camdan görünen o perişan manzara bile yokmuş gibi; tek başına...

Sanki yalnızca bu ev değil kendi varlığı da henüz embriyon halindeyken, bir bulutun içinden belli belirsiz ortaya çıkarken, o zaman bile, bütün bu karanlık anlara eşlik etmek için oradaydı.

Rüzgârdan karışan saçlarını düzeltmeye çalışıyordu adam; pardösüsünün etekleri bacaklarına dolanıyordu.

Acele etmesi gerekmiyordu. Daha uzun süre yatakta kalabilirdi. Yine de kalkıyordu. Eninde sonunda kalkmak gerekiyordu. Yatağın yanındaki sandalyeye koyduğu sabahlığını alışkanlıkla sırtına geçiriyor, birkaç adım atıp kapalı balkonun kirden buğulanmış pencerelerinden dışarıya bakıyordu.

Kararmış pervazların çevrelediği iç karartıcı tablo değişmiyordu. Tablonun merkezinde karşıdaki apartmanlar ve ardında onu gözetleyen şehir vardı.

Deri kasketini eliyle tutarak ona doğru yürüyordu.

Binanın çatısında iki kişi görünüyordu. Ne zamandır orada olduklarını bilmiyordu, çatı tamirinin iki-üç gün önce başladığını düşünüyor, ama emin olamıyordu. Belki de adamlar çok daha uzun bir zamandır karşıda, çatıdaydı... Tek tek kiremitleri kaldırıyor, çatıda hiç korkmadan oradan orada sekiyorlardı. Birisi daha çocuk sayılırdı, adamın oğlu olabilirdi. Düşmeleri an meselesiydi. Küçük bir dikkatsizlik, belki bir anlık dalgınlık... Ayaklarının kayması ya da birinin itivermesi yeterliydi...

Denizin kenarından uzanan yol boyunca, konuşmadan yürüyorlardı. Lokantaların çay bahçelerinin önünden geçiyorlardı. Gün yağmurla bitiyordu...

Odasının kapısını usulca açıp dışarı çıkıyordu. Kapının gıcırdamasını engellemek için menteşeleri haftada bir yağlardı. Yine de, sabahları, odasından çıktığını fark ediyordu. Ona doğru iştahla –bunu yalnızca kendisi fark edebiliyordu– dönüyordu. Kimi zaman, solup birbirine karışmış desenlerin bulandırdığı kumaşın içine gizlenmiş yüzü de seçebiliyordu; tam sırtını yasladığı yere gizlenmiş, kötücül, sırıtkan bir yüz... Gözlerini dikiyor, gece boyunca salonda yalnızken onu düşündüğünü anlamasını bekliyordu...

Yosun bağlamış kocaman kayaları, durmadan dalıp çıkan deniz kuşlarını görüyorlardı.

Koltuk, "eskiden deniz gören" camın önünde duruyordu. Ablası gelen gidene –gelen giden de pek olmazdı– önlerine o kocaman apartmanlar dikilmeden, pencereden denizin göründüğünü söylerdi. Kendi apartmanlarının da arkadaki evlerin önünü kapadığını unutuyordu. Her şey, herkes diğerlerinin nefes almasına engel olmuyormuş gibi, içine tıkıldıkları bu deliğin perişanlığını mazur gösterebilecek bir şeyler arıyor, kafasının içinde amaçsızca dönüp duran zavallı kelimeler yığınından utanç ve telaş içinde bu sözcükleri bulup çıkarıyordu:

"Eskiden deniz görünürdü, camdan!"
(...)

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.