ISBN13 978-605-316-277-3
13x19,5 cm, 80 s.
Yazar Hakkında
Okuma Parçası
Eleştiriler Görüşler
Liste fiyatı: 92.00 TL
İndirimli fiyatı: 73.60 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
AYIN ARMAĞANIAYIN ARMAĞANI
Murathan Mungan
Aile Albümü
Murathan Mungan’ın Seçtikleriyle
1. Basım
Liste Fiyatı: 176.00 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Gassan Kanafani
Güneşteki Adamlar
Özgün adı: Ricâlun fi’ş-Şems
Çeviri: Mehmet Hakkı Suçin
Kapak Tasarımı: Emine Bora, Semih Sökmen
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Ocak 2023
3. Basım: Aralık 2023

Yolları Basra’daki bir kaçakçının yazıhanesinde kesişen üç Filistinlinin hikâyesi Güneşteki Adamlar. Göğsünü dayadığında sanki yerin kalbini duyacak kadar toprağa bağlı ihtiyar bir köylü, haksızlığa karşı mücadelesi zindanın yolunu gösterdiğinde kaçmaktan başka çaresi kalmayan genç eylemci ve okulu bırakıp gerçek dünyada “pişmek” zorunda kalan toy bir öğrenci. Kuveyt’e varıp, Körfez’in bu zengin ülkesinde çalışıp para kazanmaya başladıklarında yalnızca kendilerinin değil arkalarında bıraktıkları Filistin’in, ailelerinin, sevdiklerinin de talihini değiştirmeyi umuyorlar. Yola koyulduklarında, geride kalan acı hatıraların yanı sıra çölün dayanılmaz sıcağıyla da baş etmek zorundalar. Yolculuk sona erdiğinde Filistin’den, onun acılı tarihinden hiç uzaklaşamadıklarını görüyoruz.

Güneşteki Adamlar, 1963’te yayımlandıktan sonra da yazılmaya devam eden bir metin. Onu aynı zamanda çölde kavrulan, okyanusta boğulan, kamyon kasasında yahut bir uçağın bagajında buz tutan göçmenlerin hikâyesi olarak da okuyuşumuz bundan.

OKUMA PARÇASI

Açılış bölümünden, Ebu Kays, s. 7

Ebu Kays çiy düşmüş toprakta göğsünü dinlendirirken altındaki toprağın nabzı atmaya başladı. Yorgun kalbinin atışları, kum taneciklerinde dolaşıp titreşerek hücrelerine nüfuz ediyordu. Göğsünü toprağa her koyduğunda yerin kalbini, sanki cehennemin en derinliklerinden hareket ediyor ve sarp bir yolu yara yara ışığa doğru ilerliyormuşçasına hissediyordu. On yıl önce terk ettiği toprakta aynı tarlayı paylaştığı komşusuna bu durumu anlattığında adam alaycı bir ses tonuyla, “Kendi yüreğinin sesi o,” demişti, “göğsünü toprağa yapıştırdığında bu sesi zaten duyarsın.”

Saçmalığın dik âlâsı! Ya kokuya ne demeli? İçine çekince alnında dalgalanan, sonra da damarlarına döküldüğü yerde pinekleyen koku? Yattığı yerden toprağın kokusunu içine çektiği her seferinde, soğuk suyla yıkanmış ve banyodan yeni çıkmış karısının saçlarını koklamış gibi oluyordu. Soğuk duştan çıkıp hafif ıslak saçlarını yüzüne seren kadının kokusuydu bu. Kalp atışl...

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Emek Erez, "Haritasız bir yola çıkış, göç", kisadalga.net, 5 Mart 2023

“Haritasını çıkardığınız yere zaten gitmişsinizdir. Ama gitmekte olduğumuz yerin henüz haritası yoktur” diyordu Audre Lorde, sanırım farklı sebeplerle göç etmek zorunda kalmanın getirdiği belirsizliği de ifade ediyor bu cümleler. İnsanlar bir umutla düşüyor göç yollarına ki çoğu zaman bu göçlerin, artık yaşanma umudu kalmayan yerden “kaçış” olduğunu biliyoruz. Genel olarak göç, sürgünlük, uzaklık, hasret coğrafyamızın ve dünyanın her zaman güncel “sorunlarından” biri olarak çıkıyor karşımıza. Göç edilmiş, bir şekilde yolun sonunda hayatta kalınmış olsa bile gidilen yerde türlü ayrımcılığın, yabancı düşmanlığının hedefi oluyor göçmenler. Bu duruma dair örnekleri çok uzakta aramadan, hemen şu an yaşadığımız ortamda da gözlemleyebiliyoruz.

Lorde’un “gitmekte olduğumuz yerin haritası yoktur” cümlesinin de işaret ettiği gibi, belirsiz bir bilinmeyene doğru yola çıkış göç, kısacık bir kelime...

Devamını görmek için bkz.

Anıl Mert Özsoy, "Gassan Kanafani: Kılıçla boyun arasında...", Gazete Duvar, 9 Mart 2023

1936 yılında Birleşik Krallık’ın mandası konumundaki Filistin’in Akka şehrinde doğar. Orta sınıf, Hıristiyan bir ailenin oğludur. Fransız Katolik Misyoner Okulu’nda eğitim görür. 13 yaşında ‘sürgün’ yılları başlayana kadar Akka’da yaşar. Babası bir hukukçudur ve ülkesinin üzerine çökmekte olan karanlığın farkındadır: Yaşamak bir haysiyet meselesine dönüşmüştür onlar için. Aile olarak yükselen tehlikenin ardından Lübnan ve Suriye’ye giderler.

Politik hayatının ilk yıllarında Cemal Abdulnasır’ın etkisindeki Arap milliyetçilerle hareket eder, ardından Marksist-Leninist çizgideki Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nde (FHKC) aktif rol alır; sözcülüğünü üstlenir. Gazetecidir, romancıdır, oyun yazarıdır, FHKC’nin parti programını kaleme alan bir ideologtur aynı zamanda. 36 yaşında katledilerek ölümsüzleşen bir devrimci, bir mücadele insanıdır. Herkesin anısı önünde saygıyla eği...

Devamını görmek için bkz.

Abdullah Aren Çelik, "Kayıp bir ülke ve üç adamın trajik ölümü", Gazete Duvar, 12 Mart 2023

Bundan birkaç yıl önce Kırık Saat dergisi için Gassan Kanafani hakkında bir yazı kaleme aldım, yazının girişini dün gibi hatırlıyorum. Sanırım bunun nedeni yazıyı kaleme aldığım için değil, Kanafani’nin kızının gözleri önünde trajik bir şekilde öldüğünü yazmamdı. Şöyle yazmıştım o yazıda: “8 Temmuz 1972 tarihinde, Beyrut’ta bir evin önünde arabaya konan tuzaklı bir bombanın patlaması sonucu iki kişi hayatını kaybeder. Ölenlerden biri 36 yaşında Filistin’in en önemli yazarlarından FKHC’nin sözcüsü Gassan Kanafani’dir, diğeriyse henüz 12 yaşındaki yeğeni Lamees’dir. Patlama olduğunda Kanafani’nin karısı Anni, dokuz yaşındaki oğulları Fayez ile evdedir. Küçük kızları Leyla ise evin merdivenlerinde oturmuş babasının verdiği çikolatayı yemektedir. Yaşanan hadise trajedi olarak değerlendirilir. Oysa bir çocuğun çikolata yerken gökten üzerine babasının etinin yağması bir trajedi...

Devamını görmek için bkz.

Sırma Köksal, "Biz hâlâ güneşin altındayken...", K24, 4 Mayıs 2023

Gassan Kanafani’nin 1963 yılında yayımlanan Güneşteki Adamlar adlı romanı zorlayıcı bir kitap. Eminim yazarı bu kitabın yazıldığından tam tamına altmış yıl sonra hâlâ bu denli yakıcı bir güncelliği anlatıyor olmasını istemezdi. Yazıldığı yılda, yurtsuz bırakılmış olan Filistin halkının acısını anlatan bu roman artık birçok halkın güncel gerçeği. Çeşitli nedenlerle ülkesinde yaşam şansı kalmayanlar kopmuş bir kolyenin boncukları gibi tüm dünyaya saçılıyor; göç alan ülkelerin hükümetleri yerinden oynaması mümkün değilmiş gibi görünen mobilyaların altına kadar dağılmış bu milyonlarca parçayı nasıl toplayacağını bilemeyen isterik ev kadınları gibi homurdanıp duruyorlar.

“Mültecilerin eski yaşamlarının silindiğini biliriz” der Adorno ve sürdürür:

“Yaşam, ihlali tamamlansın diye birleşmiş istatistikçilerin zafer otomobiline bağlanıp sürüklenmektedir ve artık geçmiş bile korunamam...

Devamını görmek için bkz.

Ali Bulunmaz, "'Hüzünlü portakallar ülkesi'nden insan hikâyeleri", sanatkritik.com, 14 Haziran 2023

8 Temmuz 1972’de arabasına konan bombayla yalnızca bir devrimci ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin sözcüsü değil, Filistin kültürü, siyaseti ve mücadelesine dair metinleriyle ülkenin sesi soluğu olan bir yazar öldürülmüştü. Gassan Kanafani, Filistin’in bağımsızlık mücadelesinde olduğu kadar, Arap coğrafyasından dünyaya seslenen bir isimdi. Bir yazar ve devrimci olmasının yanında, Arap edebiyatı üzerine araştırmalar yapan bir gazeteciydi.

Arap coğrafyasındaki askeri yönetimleri ve tek adam rejimlerini eleştiren Kanafani, Filistin modeli bir mücadele, devrim ve örgütlenmeyle bölgenin bağımsızlığa kavuşabileceğini ısrarla savunmuştu.

Başta Filistin olmak üzere, ayrımcılığa maruz kalan ve kuşatma altında tutulan halkların özgürlüğü için hem eylemler düzenleyen Kanafani; yazar, gazeteci ve politikacı kimliğiyle 1960’lardan itibaren adını duyurmuştu....

Devamını görmek için bkz.

Güven Adıgüzel, “Güneşteki Adamların Hikâyesi”, Sabitfikir, Kasım 2023

Kalbin yorulduğu bir an var mutlaka. Yurdunu kocaman bir cephe bilip, bilincindeki siperlerden dünyayı seyretmenin sözlüklerde bir karşılığı olmalı. Kelimelerin imdadımıza yetişemediği anların köpük köpük taşan öfkesini tanıyoruz. Filistin’in en büyük kayıplarından sayılan Gassan Kanafani gazeteci, politikacı, edebiyatçı gibi güçlü unvanları omzunda taşıyan bilinci açık zehir gibi bir entelektüeldi. Basra’daki bir kaçakçı yazıhanesinde yolları kesişen üç Filistinlinin hikâyesini anlattığı Güneşteki Adamlar, dağılmış bir tespihin üç tane’sine odaklanırken, işgal altındaki yurtlarından sökülüp alınmış Ebu Kays, Esad ve Mervan’ın zorlu yolculuğunda Filistin ülkesini simgeleştirir. Ölüme doğru bir seferdir bu.

Sağ kalsaydın, benim gibi yoksulluğa gömülseydin,

sen de benim şimdi yaptığımı yapar mıydın ki?

Bütün yıllarını omzuna yükleyerek kaçmaya,

bir kabuk ekmek u...

Devamını görmek için bkz.
 
 

Kişisel Veri Politikası
Aydınlatma Metni
Üye Aydınlatma Metni
Çerez Politikası


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2024. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova









İnternet sitemizi kullanırken deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
X